Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporu ortaya çıktı: Tırnak örneğinde erkek DNA’sı bulundu

    25 Haziran 2026

    Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi gözaltı operasyonlarında tutuklu sayısı 69’a yükseldi

    25 Haziran 2026

    Sendika ve meslek odalarından NATO Zirvesi’ne tepki: “Baskılar derhal son bulmalı”

    25 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

      23 Haziran 2026

      Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

      18 Haziran 2026

      Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

      18 Haziran 2026

      CHP’nin ötesi

      16 Haziran 2026

      15-16 Haziran direnişinin güncelliğini yitirmeyen anlamı

      15 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

      22 Haziran 2026

      Emeklilerin birliği ve dayanışması!

      22 Haziran 2026

      Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

      20 Haziran 2026

      CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

      18 Haziran 2026

      En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

      18 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Elias Demetriou: “Kavazoğlu ve Mişaulis karanlığın içinde ışık oldular”

      17 Haziran 2026

      ESU eski Başkanı Fehmi Tony Vergili: “Türkiye Sayfo ile yüzleşmeli, bu adım ülkenin geleceğine yapılacak bir yatırımdır”

      15 Haziran 2026

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Türkiye’de ekonomik planlama neden başarısız oldu?

    Türkiye’de ekonomik planlama neden başarısız oldu?

    ÜMİT AKÇAY Evrensel için yazdı: Türkiye’nin planlama deneyimi, kalkınmanın teknik değil siyasal bir süreç olduğunu açıkça gösterir. Başarısızlığın nedeni ‘zayıf devlet kapasitesi’ değil, devletin sermayeyi yönlendirme girişiminde karşılaştığı direncin yarattığı sınırdı. Bu direncin sonucu, planlamanın ‘yol gösterici’ bir belgeye indirgenmesi ve devletin, sermayenin güvenini koruyan bir koordinatöre dönüşmesiydi.
    Ümit Akçay20 Ekim 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Planlama yazı dizisinde bugüne kadar COMECON ülkeleri ve Çin örneğiyle sosyalist planlama deneyimlerini, Hindistan ve Güney Kore örnekleri üzerinden de, kapitalist planlamanın iki farklı biçimini [yol gösterici (indicative) ve disipline edici (disciplinary) planlama] tartıştım. Kısaca hatırlatacak olursam; Hindistan’da planlama, sermayeyi yönlendiremeyen bir bürokratik çerçeveye sıkışmıştı; Güney Kore’de ise devlet, (başka diğer faktörlerin yanında) finansman kanalları üzerindeki denetimini kullanarak sermayeyi sanayileşme hedeflerine yönlendirebilmişti.

    Yazı dizisinin bu dokuzuncu yazısında Türkiye örneğine dönüyorum. Türkiye’de planlama deneyimi üzerine uzun yıllardır düşünüyorum, yazıyorum. Bu kısa değerlendirme, bu düşünme sürecinin bir devamı olarak görülebilir. Bu yazıda ele alacağım argümanı şöyle özetleyebilirim: 1960’ların başında Türkiye, benzeri ülkeler gibi bir ‘kalkınmacı devlet’ projesine girişmiş, ancak bu deneyim kısa sürede sermaye kesiminin direnciyle sınırlanmıştır.

    Bu anlamda ‘Türkiye ekonomik planlama uygulamasından neden amaçladığı sonuçları alamadı’ sorusu, yalnızca tarihsel bir olayı değil, aynı zamanda devlet-sermaye ilişkilerinin doğasını anlamak ve günümüzdeki büyüme/birikim modeli sorunlarının aşılması için hangi modellerin uygulanabileceğini göstermesi açısından da önemlidir. Daha fazla uzatmadan detaylara giriyorum.

    Planlamanın ortaya çıkışı: Devletin yeniden inşası

    1950’lerin sonuna gelindiğinde Türkiye ekonomisi dış borç yükü ve kronik döviz açıklarıyla bir darboğaza girmişti. 1958’de IMF ve OEEC gözetiminde uygulanan istikrar programı, yeni kredi anlaşmalarının ön koşulu olarak, kamu yatırımlarının planlı bir çerçevede yürütülmesini şart koştu. 1960 darbesi sonrası kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) işte bu koşulların ürünüdür.

    Yeni rejim, planlamayı sadece bir teknik koordinasyon aracı değil, aynı zamanda devletin yeniden yapılanmasının simgesi olarak gördü. Cemal Gürsel’in “Ekonomik işler artık planlı bir çerçevede yürütülecek” sözü, dönemin ruhunu yansıtır. DPT’nin ilk strateji belgelerinde iki hedef öne çıkıyordu: Kamu iktisadi teşekküllerinin (KİT) yeniden yapılandırılması ve vergi reformu ile hem kaynak yaratılması hem de özel yatırımların yönlendirilmesi. Amaç, üretimi çeşitlendiren, sanayiye dayalı bir büyüme stratejisi kurmaktı. Bunun için de devletin sermayeyi belirli önceliklere göre yönlendirebilmesi gerekiyordu.

    Disipline edici planlamanın mantığı

    DPT’nin plancıları, korumacı bir iç pazar içinde rekabet yaratmanın yollarını arıyordu. Bir başka ifadeyle ithal ikameci sanayileşme stratejisinin yaratacağı sorunları baştan engellemek için gümrük duvarları ile dış rekabete karşı korunan iç pazarda, firmaları emek verimliliğini artırmaya yönelten bir mekanizma kurulması düşünülmüştü. KİT’ler, yalnızca kamu hizmeti gören kurumlar değil, özel sektöre rakip olacak sanayi aktörleri olarak tasarlandı.

    Amaç açıktı: KİT’ler piyasa içinde aktif birer oyuncuya dönüşerek özel sermayeyi verimlilik artışına zorlayacaktı. Fiyat politikaları ‘normal kâr’ ilkesine göre belirlenecek, kamu işletmeleriyle özel firmalar eşit koşullarda faaliyet gösterecekti. Devlet Yatırım Bankası ise, plan önceliklerine göre yapılacak yatırımları finanse edecekti.

    Vergi reformu ise bu disipline edici planın mali ayağını oluşturuyordu. Tarımsal gelirlerin vergilendirilmesi toprak reformuna kapı aralarken, konut yatırımlarına getirilecek ek yükler ve sanayiye verilecek teşviklerle sermayenin yatırım tercihleri dönüştürülmek isteniyordu. DPT, kısa vadeli rant alanlarından sanayiye yönelişi teşvik etmeyi hedefliyordu.

    Bu yaklaşım, planlamayı yalnızca rehberlik eden değil, ekonomik davranışları dönüştürmeye çalışan bir araç haline getiriyordu. Ancak bu çabanın ömrü kısa oldu.

    Sermayenin direnci: Planlama nerede tıkandı?

    Planlama süreci daha ilk yıllarında iş dünyasının yoğun tepkisiyle karşılaştı. İstanbul Sanayi Odasının 1962 tarihli raporu, planlamaya destek verir gibi görünse de, açıkça devletin özel sektörle rekabet etmemesi gerektiğini vurguluyordu. Sermaye çevreleri, planlamayı ancak yatırımlar için güvenli ve kârlı bir ortam sağladığı sürece kabul ediyordu.

    Benzer biçimde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), planlamanın piyasa mekanizmasına dayanması gerektiğini savunuyor ve devletin yatırım kararlarını yönlendirmesini ‘özel girişim özgürlüğüne aykırı’ olarak tanımlıyordu. ‘Sosyal adalet’ gibi kavramların plan metninden çıkarılmasını talep eden TOBB, planlamanın ideolojik çerçevesini sermaye lehine yeniden çizdi.

    Kısacası, Türkiye burjuvazisi planlamayı destekliyordu ama yalnızca kendisini finanse eden bir teşvik mekanizması olarak. DPT’nin KİT’leri üretken rekabet unsurlarına dönüştürme hedefi, bu nedenle baştan itibaren dirence takıldı.

    Ekonomik baskı ve plancıların geri çekilişi

    1961-62 yıllarında özel sektör yatırımlarında belirgin bir yavaşlama yaşandı. DPT belgelerinde bu durum özel sektörün kararsızlığı ve ekonomiye duyulan güvenin zayıflaması olarak tanımlanıyordu.

    Planlamacılar açısından bu düşüş, sanayi yatırımlarının ertelenmesi anlamına geliyordu; özel sermaye, belirsizliğin arttığı bir ortamda daha temkinli davranıyor, devletin önceliklerine uyum sağlamaktan kaçınıyordu.

    Bu dönemde hükümet, ‘İş dünyasının güvenini yeniden kazanma’ adına ilk plancıların önerdiği iki temel reformu (KİT’lerin yeniden yapılandırılması ve vergi reformunu) geri çekti ve bunun üzerine ilk plancılar istifa etti. Başbakan İsmet İnönü’nün kamu sektörünün özel sektörün tamamlayıcısı olacağını açıklaması, planlamanın yönünü değiştiren bir dönüm noktasıydı.

    Artık devlet, sanayiyi yönlendiren değil, özel sektörün beklentilerine uyum gösteren bir pozisyona geçmişti.

    Sermayeye kaynak aktarma mekanizması olarak planlama

    Disipline edici planlama tasarımı, kısa sürede yerini yol gösterici bir planlama anlayışına bıraktı. DPT kurumsal olarak varlığını sürdürse de, planlama giderek teknik bir belgeye, yatırım listesi hazırlayan bir büroya dönüştü. KİT’ler özel sektöre ucuz girdi sağlayan tamamlayıcı kurumlar hâline geldi. Planlı kalkınma, sanayi yapısını dönüştürmek yerine mevcut çıkar dengelerini koruyan bir çerçeveye evrildi.

    Bu süreç, Türkiye’deki ‘güçlü devlet’ anlatısının sınırlarını da ortaya koydu: Devletin kurumsal kapasitesi vardı ama siyasal öncelikler sermaye kesiminin güvenini korumaya odaklanmıştı. Kalkınmacı devletin ön koşulu olan ‘yatırım yönlendirme’ yetkisi, sermayenin güveninin sarsılmaması adına kısıtlandı.

    Planlamanın sınıfsal anatomisi

    Türkiye’nin planlama deneyimi, kalkınmanın teknik değil siyasal bir süreç olduğunu açıkça gösterir. Başarısızlığın nedeni ‘zayıf devlet kapasitesi’ değil, devletin sermayeyi yönlendirme girişiminde karşılaştığı direncin yarattığı sınırdı. Bu direncin sonucu, planlamanın ‘yol gösterici’ bir belgeye indirgenmesi ve devletin, sermayenin güvenini koruyan bir koordinatöre dönüşmesiydi.

    Bugün yeşil dönüşüm, sanayi politikaları ya da stratejik sektör planlamaları yeniden gündemde. Ancak 1960’ların Türkiye deneyimi hâlâ güncelliğini koruyor: Planlama, sadece teknik bir belge değil, toplumsal güç dengelerini yansıtan bir büyüme koalisyonu olarak tasarlandığı sürece etkili olabilir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    22 Haziran 2026

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    22 Haziran 2026

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    20 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Toros Korkmaz

    Türkiye İşçi Partisi’nin enternasyonalizm sorunu: Devletçilik, milliyetçilik ve tarihle yüzleşememek

    Mehmet Murat Yıldırım

    Sapkınlık dediğiniz bu değil mi?

    Nevzat Onaran

    Mustafa Kemal ve cihat ve de fetva

    Niyazi Aytaç

    CHP’nin ötesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Murat Sevinç

    2016’da kaldırılan dokunulmazlıklar ve CHP’nin rolü

    Aziz Çelik

    Emeklilerin birliği ve dayanışması!

    Ercüment Akdeniz

    Mültecilerin canına okuyan belge: Ajanda 2030

    Cuma Çiçek

    CHP krizi ve rejimin dönüşümü: Dört olasılık

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Öğretmenlerin açlık grevi 10’uncu gününde: “Haklarımız iade edilene kadar direneceğiz”

    24 Haziran 2026

    Platform işçileri için küresel hak adımı

    23 Haziran 2026

    Kütahya’da bina inşaatında iş cinayeti: Ölü sayısı 3’e yükseldi

    21 Haziran 2026
    KADIN

    Batman’da şüpheli şekilde yaşamını yitiren Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporu ortaya çıktı: Tırnak örneğinde erkek DNA’sı bulundu

    25 Haziran 2026

    TJA’nın Özel Batman Şifa Bakım Merkezi önündeki adalet nöbeti devam ediyor

    21 Haziran 2026

    Derya Buçan davasında ilk duruşma: Tutukluluk devam etti, aile ve kadın örgütleri “Adalet” istedi

    17 Haziran 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.