Ocak 2024’te meydana gelen olayın ardından çocuğun ailesinin 19 Mart 2025’te şikâyette bulunmasıyla hukuki süreç başladı. Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) ve hastane raporlarında çocuğun zihinsel kapasitesinin yaşıyla uyumlu olduğu, ifadelerinin güvenilir kabul edilebileceği ve cinsel saldırı bulgularının mevcut olduğu yer aldı.
Gözaltına alındıktan sonra 20 Mart 2025’te tutuklanan H.B. hakkında Cizre 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Eylül 2025 tarihli kararıyla “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından 20 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme ilk kararında çocuğun beyanlarının tutarlı ve hastane raporlarıyla uyumlu olduğunu vurgulamıştı.
İstinaf bozdu, Adli Tıp ve yaş tartışması gündeme geldi
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, çocuğun olay tarihindeki yaşının kesin tespiti yapılmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozdu.
- Kayseri Şehir Hastanesi Raporu: Haziran 2026’da hazırlanan raporda çocuğun takvim yaşı 16, kemik yaşı 18 olarak belirlendi. Rapor olaydan yaklaşık iki yıl sonra hazırlandığı için olay tarihindeki takvim yaşı 14, kemik yaşı ise 16 olarak değerlendirildi.
- Topuk Kanı Belgesi: Ailenin mahkemeye sunduğu Cizre Devlet Hastanesi topuk kanı belgesinde çocuğun doğum tarihi 26 Aralık 2009 olarak yer alırken, hastane arşivinde resmi doğum belgesine ulaşılamadı.
Mahkeme fiziki görünümü gerekçe gösterdi: “Hata” hükümleri uygulandı
Bozma kararının ardından davayı yeniden gören Cizre 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Temmuz 2026 tarihli karar duruşmasında takdir yetkisini çocuğun gözlemlenmesi yönünde kullandı.
Gerekçeli kararda çocuğun boyu (1,60-1,65 m) ve kilosu (yaklaşık 60 kg) dikkate alınarak, yüz ve vücut yapısı itibarıyla akranlarından 1-2 yaş büyük göründüğü kanaatine varıldı. Mahkeme, sanığın olay anında çocuğu 15 yaşından büyük sanmış olabileceğini belirterek Türk Ceza Kanunu’nun “hata” hükümlerini uyguladı.
Suçun vasfını “reşit olmayanla cinsel ilişki” olarak değerlendiren mahkeme, bu suçun şikâyete bağlı olduğunu ve 6 aylık şikâyet süresinin geçtiğini belirterek davanın düşmesine karar verdi. Eylemin “rızaya dayalı gerçekleştiği” kanaatiyle “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve delil yetersizliği gerekçesiyle “hakaret” suçlarından beraat kararı verildi.
Yaklaşık 1 yıl 3 ay 19 gündür tutuklu bulunan H.B., mahkemenin bu kararıyla birlikte tahliye edildi.
