Türkiye siyasi tarihinin en kanlı katliamlarından biri olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasında, 16 sanık yönünden ayrılan dosyanın duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Suriye’de yakalandıktan sonra ilk kez mahkeme huzuruna çıkarılan IŞİD’li katil Ömer Deniz Dündar’ın çapraz sorgusu sırasında mahkeme salonunda adeta bir hukuk skandalı yaşandı.
Katliamın üzerinden geçen 11 yıla rağmen adalet mücadelesini bırakmayan aileler ve avukatlar, mahkeme başkanının ve IŞİD’li sanığın pişkin tavırlarıyla karşı karşıya kaldı.
Katilin “Hatamı anladım” pişkinliğine ailelerden sert tokat: “Bizim çocuklarımız ne olacak?”
Katliamda eşi avukat Uygar Coşgun’u kaybeden Mehtap Sakinci, 11 yıldır bu anı beklediklerini belirterek sanık kürsüsündeki IŞİD’liye, katliamın hâlâ karanlıkta bırakılan Suriye uyruklu canlı bombacısının kim olduğuna dair etkin pişmanlık kapsamında konuşup konuşmayacağını sordu.
Soru karşısında köşeye sıkışan IŞİD’li sanık Ömer Deniz Dündar, “Suriyeli olduğunu biliyorum sadece” diyerek adeta dalga geçer gibi bir yanıt verdi. Ardından korunaklı kürsüsünden, katledilen canların yakınlarına bakarak şu pişkin savunmayı yaptı:
“Başınız sağolsun. Şu an sizin karşınızda hatasını anlayan ve girdiği yoldan dönen, pişman olan biri var. Ben ve benim gibi birçok kişi böyle örgütlerce kullanılıyor. Ben HTŞ tarafından tutuklanınca dini bilgimin eksikliğini anladım ve hata yaptığımı fark ettim. Zalim olarak ölmektense mazlum olarak ölmeyi tercih ederim.”
Sermayenin ve emperyalizmin bölgeye saldığı bu katil sürüsünün “pişmanlık” tiyatrosuna salondaki acılı aileler daha fazla dayanamadı. Katliamda evlatlarını, yakınlarını yitiren aileler, “Bizim çocuklarımız ne olacak peki? Onlar toprağın altında. 8 yaşında çocuğumuz büyümedi bizim” diyerek salonda adalet çığlığını yükseltti.
Mahkemenin adaleti: Katile değil, canı yanan ailelere ceza!
Yargı sistemi, her zaman olduğu gibi egemenlerin ve katillerin safında durduğunu bir kez daha gösterdi. Mahkeme Başkanı, katliamın hesabını soran müşteki ailelerinin adalet çığlığına tahammül edemeyerek, acılı ailelerin derhal salondan çıkartılmasını istedi ve duruşmaya 5 dakika ara verdi.
Aranın ardından salonu boşaltma tehditlerini sürdüren Mahkeme Başkanı’na en net tepkiyi, davanın takipçisi olan ilerici avukatlardan İlke Işık verdi. Avukat Işık, mahkemenin bu taraflı ve baskıcı tutumunu yüzlerine karşı şu sözlerle teşhir etti:
“Biz 11 yıldır adalet bekliyoruz. 11 yıldır bu sanığı bekliyoruz soru soralım diye. Emniyette hiç sorulmayan şeyleri soracaktık, teşhis yapacaktık. Bir müvekkilimizin sözünü dinlemeye tahammülünüz yok sizin. Ancak biz, tüm sanıklar yargılanana ve ceza alana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Taleplerimizi sunmuyoruz. Duruşma tarihini verebilirsiniz.”
Adliye önünde öfke ve kararlılık: “Bizi adalet mücadelesinden asla vazgeçiremeyecekler”
Mahkemenin aileleri salondan atma kararı üzerine, canlarını kaybeden aileler salonu alkışlarla terk etti ve duruşma 25 Eylül’e ertelendi.
Duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen kitle, faşizme ve onun koruyucu yargı barikatına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, mahkemelerin her defasında acılı aileleri rencide ettiğini belirterek, “Dostlarımız biliyor, düşmanlarımız daha çok bilsin; bizi adalet mücadelesinden asla vazgeçiremeyecekler” dedi.
Avukat İlke Işık ise 11 yılda davanın dördüncü kez mahkeme heyetinin değiştiğine dikkat çekerek sistemin çürümüşlüğünü şu sözlerle özetledi:
- İşlemeyen Yargı Sistemi: “Adalet sisteminin nasıl işlemediğinin somut bir örneğini biz burada yaşıyoruz. Ülkenin en önemli katliamı, en önemli ceza davalarından birinde değişen heyetler, onun yerine çıkan geçici başkanlar… Bunlar bizim problemimiz değil.”
- Saraylar Sizin, Sokaklar Bizim: “Bu adil yargılamaları yapsınlar diye arkada kurulmuş kocaman kocaman adalet sarayları var. Biz 11 yıl sonra ilk kez duruşma gününü öğrenmeden çıktık. Çünkü hiç kimse 11 yıldır davamızı takip eden müvekkillerimizi, anneleri, babaları, kardeşleri, sevgililerini kaybetmiş insanları duruşma salonundan çıkartamaz. Buna asla müsaade etmeyiz.”
- Tüm Sorumlular Yargılanana Kadar: “Önemli olan tek şey adalet istemeye devam ediyoruz. 11 yıl sonra gelen firari sanıklar ve diğer firari sanıkların gelmesiyle tüm sorumluların yargılanacağı bir adalet için her koşulda mücadele etmeye devam edeceğiz.”
