Suriye’de devrik Beşar Esad rejimi yetkililerinin hesap vermesini isteyen gösteriler, Alevileri hedef alıyor. Adalet taleplerinin Suriye’nin Alevi topluluğuna karşı toplu cezalandırmaya dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarı yapılırken, mezhep çatışmalarına dair endişeler arttı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, protestoların hesaplaşmaya ve bireysel kışkırtmaya dönüşmesinin, Suriye’nin farklı toplulukları arasında sivil barışı ve birlikte yaşamı giderek daha fazla tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunuyor.
Kendilerini “el-Mezze Devrimcileri” olarak adlandıran grubun, Alevi aileleri doğrudan hedef alan, öldürme ve yerinden etme tehditlerini de kapsayan broşür ve mesajlarının yayılmasının ardından 16 Haziran Salı akşamı, başkent Şam’daki Mezze 86 mahallesinde başlayarak güvenlik güçlerinin müdahalesine yol açan olaylı bir gösteri düzenlendi.
Özellikle Tadmor veya diğer adıyla Palmira’da huzursuzluk oldukça yoğunlaştı ve üç gün üst üste gösteriler düzenlendi. Şam, Hama, Halep, İdlib, Dera ve Suriye’nin merkezine yayılan gösterilerde eski rejimle bağlantılı olmakla suçlanan kişilerin sınır dışı edilmesi talep edildi ve bu kişilerin evlerine ve mülklerine saldırıldı.
Sosyal medyada dolaşan videolarda, evlerin ve araçların ateşe verildiği, motosikletli grupların ise mahallelerde dolaşarak eski rejimin milisleri ve Esad’a bağlı güçler için kullanılan bir terim olan Şebbiha üyesi olmakla suçladıkları kişileri aradıkları görüntülendi.
Şam’ın Alevi çoğunluklu Mezze 86 bölgesinde de Salı gecesi gerilimler tırmandı; komşu Şeyh Saad bölgesinden yayılan gösterilerin ardından güvenlik güçleri kontrol noktaları kurdu.
Yerel kaynaklar, daha fazla huzursuzluk korkusunun artmasıyla bazı sakinlere evlerini ve iş yerlerini kapatmaları yönünde talimat verildiğini bildirdi.
Yazar ve siyasi yorumcu Robin Yassin-Kassab, The New Arab‘a verdiği demeçte, “Bu isyanlar iki nedenden dolayı korkunç. Belki bazı durumlarda gerçek suçlulara yöneliktir, ancak diğer durumlarda sadece Alevilerin yaşadığı yerlere yöneliktirler.” dedi. Yassin-Kassab, birçok Sünni’nin de Esad’ın devlet aygıtında görev yaptığını belirtti ve masum Alevilerin giderek daha fazla başkaları tarafından işlenen suçların bedelini ödediği konusunda uyardı.
Mezhep çatışması korkusu
Esad’ın devrilmesinden bu yana yaşanan bir dizi mezhep çatışmasının ardından, bu huzursuzluk Suriye’deki azınlıklar arasında korkuları yeniden alevlendirdi.
Geçtiğimiz yıl Suriye’nin kıyı bölgesinde eski rejimin kalıntılarının başlattığı bir ayaklanma sonrasında yüzlerce Alevi öldürüldü; daha sonra da Dürzilerin çoğunlukta olduğu Suveyde vilayetinde ölümcül şiddet olayları yaşandı.
Yetkililer bu olayların bazılarıyla ilgili soruşturma ve yargılamalar başlatmış olsa da ilerlemenin yavaş ve şeffaflıktan yoksun olduğu yönünde eleştiriler var.
Adalet gecikti
Esad’ın devrilmesinden bu yana hükümet, 2011 ile 2024 yılları arasında Suriye’yi harap eden çatışma sırasında işlenen savaş suçları, işkence ve diğer suistimallerden sorumlu yetkilileri hesap verebilir hale getireceğine söz verdi.
Güvenlik güçleri eski rejim mensuplarını hedef alan tutuklamalar ve operasyonları sürdürürken, Nisan ayında da eski bir Esad dönemi yetkilisinin ilk büyük davası görüldü.
Yargılananlar arasında, Esad’ın kuzeni ve Dera’daki eski Siyasi Güvenlik Şefi Atıf Necib de bulunuyor. Necib, 2011’deki Suriye ayaklanmasını tetikleyen çocukların gözaltına alınması ve işkence görmesiyle bağlantılı suçlarla itham ediliyor.
Ancak birçok Suriyeli, ilerlemenin hâlâ çok yavaş olduğuna inanıyor.
Adalet çağrıları sürerken Resulayn kırsalında düzinelerce Kürt aile, tarım arazilerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıya
Suriye’de Esad rejimi yetkililerinin hesap vermesine isteyen gösterilerin Alevilere yönelik saldırılara dönüşmesi sivil barışı ve birlikte yaşamı giderek daha fazla tehdit eden bir boyuta ulaşırken Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) aktivistleri, Resulayn (Serêkaniyê ) kırsalındaki Matşame köyü yakınlarında onlarca Kürt ailenin ciddi baskı ve tehditlerle karşı karşıya olduğunu bildirdi.
SOHR kaynaklarına göre, Suriye Savunma Bakanlığı ve yerel aşiret mensubuna bağlı silahlı kişiler hasadın yüzde 30’unu talep ediyor ve taleplerinin reddedilmesi halinde arazinin tamamını ele geçirmekle tehdit ediyor. Bölge sakinleri bu tehditleri kesinlikle reddederek, geçiş hükümeti içindeki ilgili makamların müdahale etmesini, adaleti sağlamasını ve haklarını ve tarım arazilerini korumasını istiyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlem Merkezi (SOHR) kaynakları, ihtilaflı tarım arazisinin yaklaşık 5.600 dönüm büyüklüğünde olduğunu ve 50’den fazla Kürt ailesine ait olduğunu belirtiyor. Bölge, 2019’dan beri, Türkiye destekli ve şu anda Savunma Bakanlığı’na entegre edilmiş grupların yürüttüğü “Barış Pınarı” operasyonunun ardından Suriye ordusunun kontrolü altında bulunuyor.
Birçok bölge sakini, tekrar tekrar tehdit edildiklerini belirterek, bazı silahlı kişilerin arazinin artık kendilerine ait olduğunu açıkça söylediklerini ekledi. Ayrıca, hasat makinelerinin operatörlerinin bölgeye girmesi engellendi ve bu durum yerel çiftçiler arasında tüm hasat sezonunu kaybetme korkusuna yol açtı.
Bu gelişmeler, eski rejim döneminde zaten geniş tarım arazilerini kaybettiklerini belirten yerel halk arasında artan hoşnutsuzluğun ortasında yaşanıyor. Örneğin, el-Ganamiye bölgesindeki çiftçiler daha önce “Arap Kuşağı” projesi kapsamında yaklaşık 12.000 dönüm arazi kaybetmişti. Bugün ise, bölge sakinleri mevcut geçiş hükümeti altında kırsal ed-Derbesiye’de ek olarak 5.600 dönüm daha tarım arazisini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtiyor.
