Editör: Mehmet Murat Yıldırım, Kaynak: ANF
Abdullah Öcalan’ın ilan ettiği “Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu” ve tırmanan siyasi gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunan Nurettin Demirtaş, süreci doğru anlamak ve spekülasyonların önüne geçmek için tarihsel derinliğin şart olduğunu belirtti.
Günlük olaylara pozitivist ve anlık bakışların toplumu yanıltacağını ifade eden Demirtaş, liberal/Batılı sosyoloji anlayışının toplumsal krizleri çözmek yerine facialara yol açtığına dikkat çekti.
“Anlık fotoğraflar değil, tarihsel-sosyolojik gerçeklik esas alınmalı”
Tartışmaların bir kısmının süreci boşa çıkarmaya dönük olduğuna işaret eden Demirtaş, iyi niyetli arayışlar için şu yöntemi önerdi:
“Şimdi çok iyi niyetli olarak süreci anlamaya çalışan herkes için önerebileceğimiz, günün, anın olup bitenlerini fotoğrafik bir şekilde çekip yorumlamak yerine tarihsel bir perspektifle bakmalarıdır. Bu bakış açısı hakikate daha yakındır. Bugün yaşanan her şeyin bir geçmişi vardır. Hele ki söz konusu olan bir halk, bir toplum olunca tarihsel perspektifle bakılmazsa sosyolojik tahliller asla doğru yapılamaz. Kürt-Türk ilişkileri, sınıfsal mücadeleler veya toplumsal çürütme politikaları ancak geçmişle bağı kurularak çözülebilir.”
“Pozitivist ve pragmatik akıl felaket getirdi”
Batı merkezli pozitivist sosyolojinin toplumu fizik veya kimya kanunları gibi ele aldığını ve bunun sonucunda iki dünya savaşı gibi felaketlerin yaşandığını belirten Demirtaş, pragmatik yaklaşımları eleştirdi:
- Pragmatizme karşı hakikat: “Eski Romalılar gibi ‘kim kazanıyor?’ sorusu üzerinden değil, ‘hakikat nedir?’ sorusu üzerinden bakmak gerekir. Kimin kazandığına odaklanmak oldukça pragmatiktir.”
- Toplum mühendisliğine geçit yok: Tarih ve toplum bağı koparıldığında üstten irade dayatmalarının ve toplum mühendisliklerinin devreye girdiğini belirten Demirtaş, toplumun kendi kaderine ancak kendi öz iradesiyle hükmedebileceğini kaydetti.
“Savaş kışkırtıcılığı mimetik (taklitçi) bir akıldır”
“Devlet istiyoruz”, “Savaşmak gerekiyor” söylemleriyle sürece saldıran ve eleştiri sınırlarını aşan kesimlerin ezberci bir propaganda yürüttüğünü vurgulayan Demirtaş, şöyle devam etti:
“Bakıyoruz ki kendi akıllarıyla düşünmüyorlar. Birilerini taklit ediyorlar. Mimetik dediğimiz taklit var. Adeta moda olmuş; biri söylüyor, öbürü tekrarlıyor. Biraz düşünebilse, biraz tarihsel toplumsal düşünebilse bunların aslında kendi önüne konulan ezberler olduğunu görür. Bu tür propagandalardan bir şey çıkmaz, hakikate de ulaştırmaz.”
Doğru, adil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaşam isteyen herkesin tarihsel toplumla bağını kurması gerektiğini belirten Demirtaş, tarihsel-sosyolojik bakış açısının insana, doğaya ve topluma karşı sorumlu bir yaşamın temeli olduğunu vurguladı.
