Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Kolombiya’da 7.4 büyüklüğünde deprem: Can kayıpları var, tsunami tehlikesi bulunmuyor

    10 Ağustos 2026

    Özgür Özel’den çerçeve yasa açıklaması: “Sözün özgürleşmesine talibiz, yasaya ‘Evet’ diyeceğiz”

    10 Ağustos 2026

    Lübnan Sağlık Bakanlığı: İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 335’e yükseldi

    9 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

      7 Ağustos 2026

      Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

      6 Ağustos 2026

      Kılı kırk yararak çalışma: Yasaklara ve sansüre karşı mücadele!

      5 Ağustos 2026

      1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

      5 Ağustos 2026

      Sürgünün çocuğu, direnişin bilgesi: George Habaş ve bugünün filistin’i

      31 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

      9 Ağustos 2026

      Üçüncü kutbun yeniden inşası

      6 Ağustos 2026

      Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

      3 Ağustos 2026

      Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

      30 Temmuz 2026

      ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

      29 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

    Kürtler için garanti mi, sessiz tasfiye mi?

    ÖMER BÖLÜM yazdı: Bu anlaşma, kağıt üzerinde bir “entegrasyon” metni olabilir. Ancak Kürtler açısından esas mesele, bu entegrasyonun hangi koşullarda, kimin lehine ve hangi güvencelerle gerçekleşeceğidir. Adı konmamış statüler, tarihte Kürtlere hiçbir zaman kalıcı güvenlik ve refah getirmedi.
    Ömer Bölüm30 Ocak 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye hükümeti arasında varılan anlaşma, ilk bakışta “ateşkes”, “entegrasyon” ve “yeniden inşa” gibi olumlu kavramlarla sunuluyor. Yayımlanan metin, askeri ve idari yapıların kademeli biçimde Suriye devletine entegre edilmesini, güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girişini ve Özerk Yönetim kurumlarının devlet kurumlarıyla bütünleştirilmesini öngörüyor.

    Ancak tam da bu noktada temel soru ortaya çıkıyor: Bu anlaşma eşitler arası bir entegrasyon mu, yoksa Kürtlerin yıllar içinde inşa ettiği siyasi ve toplumsal kazanımların adı konmamış bir statüye devri mi?

    Kağıt üzerindeki kazanımlar

    Anlaşmanın olumlu görünen yönlerini yok saymak haksızlık olur. Ateşkesin sağlanması, uzun süredir çatışma yorgunu olan bölge halkı için kısa vadede bir nefes alanı yaratabilir. Sivil memurların kadrolarının korunacağına dair vurgu, ani bir tasfiye korkusunu azaltmaktadır. Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının “düzenleneceğinin” belirtilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönüşlerinin garanti altına alınması da metnin güçlü ifadeleri arasında yer alıyor.

    Ayrıca DSG içinden üç tugayı kapsayan bir askeri tümen oluşturulması ve Kobani güçleri için özel bir tugayın öngörülmesi, sahadaki askeri varlığın tamamen tasfiye edilmediği izlenimini veriyor.

    Muğlaklık ve güç asimetrisi

    Ne var ki, metnin geneline hâkim olan şey netlik değil, muğlaklıktır. “Entegrasyon” kavramı defalarca tekrar edilirken, bu entegrasyonun siyasi sınırları, yetki paylaşımı, yerel yönetimlerin karar alma gücü açıkça tanımlanmıyor. Özerk Yönetim kurumlarının devlet kurumlarına entegre edilmesi, bir uyum süreci mi yoksa fiili bir tasfiye mi olacağı sorusunu yanıtsız bırakıyor.

    Asıl kritik mesele, askeri ve güvenlik alanında ortaya çıkıyor. İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Kamışlo ve Haseke’ye girişi, Kürt toplumunun tarihsel hafızasında merkezi devlet baskısını çağrıştıran güçlü bir simgedir. Bu adım, güvenlik üretiminin yerelden merkeze devredilmesi anlamına gelmektedir.

    Daha da önemlisi, bu anlaşma eşit iki siyasi irade arasında yapılmış bir toplumsal sözleşme görüntüsü vermemektedir. İdlib’den bir anda çıkıp gelip ülkenin başına geçen, geçici ve meşruiyeti tartışmalı figürlerin belirleyici olduğu bir merkezle, Kürtlerin uzun mücadeleler sonucu elde ettiği fiili otonominin aynı masada aynı ağırlıkla temsil edildiğini söylemek güçtür.

    Uluslararası konjonktür ve kaçırılan fırsat

    Üstelik bu süreç, uluslararası güçlerin Kürtlere desteği daha açık dillendirdiği bir döneme denk gelmektedir. Tam da böyle bir konjonktürde, Kürt tarafının taleplerini sade, anlaşılır ve halk yararına olacak biçimde en güçlü şekilde formüle etmesi beklenirdi. Oysa metin, daha çok “Suriye topraklarının birleştirilmesi” ve “tam entegrasyon” hedefleri etrafında şekillenmiştir.

    Bu durum, anlaşmanın Kürtler açısından bir kazanımdan ziyade, zaman içinde etkileri ortaya çıkacak asimetrik bir uyum süreci olma riskini barındırdığını göstermektedir.

    Sosyolojik gerçeklik: Otonomi bir lütuf değil, haktır

    Arap milliyetçiliğinin belirleyici olduğu siyasi yapılarda Kürtlerin tarihsel deneyimi ortadadır. Asimilasyon, inkâr ve merkezileşme politikaları, Kürt toplumunda merkezi devlete karşı derin bir güvensizlik yaratmıştır. Bu nedenle Kürt otonomisi, yalnızca politik bir talep değil; toplumsal varlığın, kültürel sürekliliğin ve kolektif güvenliğin sosyolojik bir zorunluluğudur.

    Arap milliyetçiliğinin olduğu bir coğrafyada müreffeh, kurumsallaşmış ve kendi kendini yönetebilen bir Kürt bölgesinin varlığı gayrimeşru değil; tam tersine meşru ve haklıdır. Bu, bölünme değil; çoğulculuğa dayalı gerçek bir birlikteliğin ön koşuludur.

    Kimin lehine hangi güvencelerle

    Bu anlaşma, kağıt üzerinde bir “entegrasyon” metni olabilir. Ancak Kürtler açısından esas mesele, bu entegrasyonun hangi koşullarda, kimin lehine ve hangi güvencelerle gerçekleşeceğidir. Adı konmamış statüler, tarihte Kürtlere hiçbir zaman kalıcı güvenlik ve refah getirmedi.

    Bugün sorulması gereken soru şudur:

    Bu metin, Kürtlerin geleceğini güvence altına alan bir toplumsal sözleşme mi, yoksa belirsizliğin kurumsallaştırıldığı yeni bir dönem mi?

    Cevabı, metnin satır aralarında değil; sahada ve zaman içinde göreceğiz.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Lübnan Sağlık Bakanlığı: İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 335’e yükseldi

    9 Ağustos 2026

    Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

    7 Ağustos 2026

    Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

    6 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Remzi Altunpolat

    Otoriter barışın hukuku mu, demokratik toplumun eşiği mi?

    Tuncay Yılmaz

    Yasa Teklifi ve “bin kilometrelik yol”

    Korkut Akın

    Kılı kırk yararak çalışma: Yasaklara ve sansüre karşı mücadele!

    Mahsuni Gül

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Tuncay Yılmaz

    Cumhuriyet’in bastıramadığı ilk Kürt isyanı

    Ertuğrul Kürkçü

    Üçüncü kutbun yeniden inşası

    Hakan Koçak

    Sınıfın kayıp asabiyesi ve sendikal arayışlar : Yapı, dönem, duygular

    Volkan Yaraşır

    Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Adana’da iş cinayeti: Önlemsiz altyapı çalışmasında göçük altında kalan işçi yaşamını yitirdi

    8 Ağustos 2026

    DİSK-AR ve ÇSGB Verileri: Her 100 işçiden 86’sı sendikasız, kadınlarda oran daha da düşük

    7 Ağustos 2026

    İSG Uzmanı Deniz İpek: “Müfettiş gelmeden önce temizlenen fabrika güvenli değildir”

    6 Ağustos 2026
    KADIN

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026

    1930 tarihli gizli genelge: Kadın öğretmenlere makyaj, takı ve gösterişli kıyafet yasağı

    5 Ağustos 2026

    EŞİK kuruluş yıl dönümünde duyurdu: “İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

    1 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.