Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım dönemi: 8 yıl sonra yeniden başkan seçildi

    8 Haziran 2026

    Yeniden belde statüsü kazanan bölgelerde seçim sonuçları

    8 Haziran 2026

    Ermenistan’da Paşinyan zaferini ilan etti: “Halkımız barış ve bölgesel refah için oy verdi”

    8 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sosyal demokrasi ve aşırı sağ arasına sıkışmak: İspanya deneyimi

      7 Haziran 2026

      Mutlak Butlan sonrası CHP’deki “ikili iktidarın” demokrasi mücadelesindeki yeri

      6 Haziran 2026

      Faşizme karşı ileri!

      4 Haziran 2026

      Haziranda Ölmek Zor

      3 Haziran 2026

      Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

      2 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      Kürtlüğün tanısal halleri; muayene odasındaki sessizlik

      7 Haziran 2026

      Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

      7 Haziran 2026

      Yasin Börü’ye sahip çıkılırken diğer öldürülenler ve yaşananlar yok sayıldı: Skandallar zinciri ve 12 yıl gizlenen soruşturma

      4 Haziran 2026

      Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

      4 Haziran 2026

      Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

      3 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Hezimet evvela hakikati söyletir

    Hezimet evvela hakikati söyletir

    Siyasi Haber17 Ekim 2019
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    SEÇTİKLERİMİZ – Fehim Taştekin’in Duvar’daki yazısı: ”İddiayı büyüterek soralım: Ruslar Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir diyalog mekanizmasına öncülük edebilir mi? Müşterek Hareket Merkezi kurulurken Türkiye ve ABD arasındaki masada Kürtler görünmez üçüncü koltuktaydı.”

    BM kürsüsünde elde bir ‘taksim haritası’; Menbic’ten Dicle sınırına kadar 32 km derinliğinde Suriye’nin kuzeyini çevireceğim diye hedef koyuyor. Bu birinci etap. İkincisi, Deyr el Zor ve Rakka’ya kadar Fırat hattına kadar inip toplamda 2 milyon mülteciyi yerleştirecek şekilde “İskan edeceğim” diyor. Başka bir ülkenin toprağı üzerine böylesine “işgal ilanı” yazılmamıştır. İlgili tarafların aklına “Sıradaki ilan ilhaka dair mi” sorusu düşüyor. Ve devlet kurumlarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, halkıyla bütün bir ülke planın arkasında saf tutuyor. “Bu terörle savaştır; aksini söyleyen vatan hainidir” tehdidiyle herkesi hizalıyor.


    Kontrolsüz cesaretin gözleri kör ettiği başka bir şey daha: Eski El Kaideciler, bilumum cihatçılar, Selefiler, İhvancılar, ganimet avcıları, yağmacılar, mezhepçiler, MİT güdümlüler ve 3-5 dolar maaşa mahkum edilmiş çaresizlerden müteşekkil milisleri “Suriye Milli Ordusu” diye sıvayıp, “Bu toprakların gerçek sahipleri” diyerek sahaya sürüyor. Suriye Gelecek Partisi Başkanı Hewrin Xelef’in öldürülmesi gibi işlenen suçlar Türkiye Cumhuriyeti’nin hesabına yazılıyor. Türk medyası çarpıtsa da karartsa da olup biteni dünya alem izliyor.


    Zehirleyici özgüven patlamasına rağmen karargâhtaki hesap sahada tutmuyor. Beklendiği üzere Rusya hiç vakit kaybetmeden müdahaleyi fırsata çeviriyor; Kürtlerle Suriye yönetimini masaya oturtuyor; Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sınırları birlikte kontrol etmesini öngören mutabakatı sağlıyor. Bu hamleyle Erdoğan’ın elindeki harita bir imkânsızı görüyor.


    Kürtlerin Esad yönetimine el vermesi ve Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna intikali, Washington’ın bölgedeki siyasetini inşa eden Amerikan kurulu düzenini yerinden zıplatıyor. Tabii Trump’ın kurumsallaştıramadığı şahsi çizgisi açısından sorun yok. Nitekim yaraya tuz basan tweetler atıyor:


    “Bırakın, Suriye ve Esad, Kürtleri korusun ve kendi topraklarını korumak için Türkiye ile savaşsın… Kürtleri korumak için Suriye’ye yardım etmek isteyen varsa bana uyar; bu, Rusya, Çin ya da Napolyon Bonaparte olabilir!”


    Fakat baş döndürücü gelişmeler, Washington’daki siyasete alev topu gibi dalıyor. Kongre’deki azil sürecinde tek ayak üstünde duran Trump’ın öteki ayağına da Suriye kurşunu hızla ilerliyor.


    Evvela “Türkiye harekete geçecek. ABD operasyonu desteklemeyecek. Amerikan güçleri bu bölgelerde artık bulunmayacak. IŞİD savaşçılarından Türkiye sorumlu olacak” diyerek operasyona yol veren Trump, şimşekleri üzerinden Türkiye’ye yönlendirecek paratoner taktiğine başvuruyor. İki bakanlık ve üç bakanı yaptırım listesine ekledikten sonra hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem SDG Komutanı Mazlum Abdi ile görüşüyor. Erdoğan’dan ateşkes ve Kobani’ye saldırmama garantisi istiyor. Yardımcısı Mike Pence’i, kendilerinin ifadesiyle, “İşgale son verilmesi, ateşkes ilan edilmesi ve Kürtlerle müzakereye girilmesini temin için Türkiye’ye gönderiyor.”


    Erdoğan’ın buna ilk yanıtında kararlılık hakim: “Menbic’ten Irak sınırına kadar olan bölgeyi güvenli hale getireceğiz. Sığınmacıların dönmelerini temin edeceğiz.”


    Ama durum daha da ciddiye biniyor. Kongre üyeleri, Trump’ın geçiştirme yaptırımlarıyla yetinmeyip ilave yaptırımlar için ısrar ediyor. Senatörler Lindsey Graham ve Chris Van Hollen’in tasarısı tedbir konulan üç kişinin yanına Erdoğan, yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı da ekliyor. Türk ordusuna silah, mühimmat, malzeme ve teknolojik destek sağlayanlara yaptırım öngörüyor. S-400 nedeniyle Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar da devreye giriyor.


    Bu arada Erdoğan’ın savuşturduğunu düşündüğü Halk Bank iddianamesi zembille iniyor. Erdoğan’ın Amerikan cephesindeki fırtınaları Trump’a bel bağlayarak atlatamayacağı netlik kazanıyor.


    Şimdi Trump’ın 20 mil sözünü hatırlatarak, “Bunların hepsi bilgisayar kayıtlarımızda var” diyor. Trump’ın “Çizilen çerçevenin aşılması halinde…” diyerek tehditlerine dayanak yaptığı o mutabakat her neyse Erdoğan’ı indiği kuyunun dibinde bırakacağa benziyor.


    Yetmedi; AB’den silah satışını durduranların listesi Finlandiya, Fransa, Hollanda, Norveç, Almanya, İngiltere ve Çekya ile uzuyor.


    NATO zemini kaybediliyor.


    Arap Birliği, koltuğunu gasp edip muhaliflere verdiği Suriye’ye arka çıkıp Türkiye’ye “işgalci” diyor.


    “Barış Pınarı, IŞİD’e hayat suyu” diyenlerden Erdoğan’ı Lahey’e göndermekten bahsedenlere kadar geniş bir karşı cephe şekilleniyor.


    Türk diplomasisinin bu kadar çakıldığı bir durum dünya savaşlarında bile görülmemişti.


    Sahaya dönersek; Erdoğan, Amerikan askerlerinin çekilirken yerlerini Türkiye’ye bırakacağı hesabını yapıyordu. Boşalan üslere Rusya ve Suriye ordusu yerleşiyor. Aynı şekilde Erdoğan, Kürt-Şam diyaloğunun sonuç vermesi üzerine Putin’le olan özel diyaloğunu kullanarak Suriye ordusunun Menbic ve Kobani gibi yerlere girmemesini temin etmeye çalıştı. Amerikalılar çekilirken Menbic’te kent merkezine Rus askeri polisi, çevresine Suriye ordusu konuşlandı. Secur nehri kıyısına yığılmış İslam Ordusu gibi vekil güçlerin salvoları da sonuç vermedi.


    İki yıldır Menbic’e girmek için tehditler eşliğinde Amerikalılarla müzakere eden Erdoğan, sonunda “Menbic’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil. Niye? Sonunda bunların kendi topraklarıdır” diyecek noktaya geldi. 14 Ekim’de Rusya ve ABD ile görüştüklerini belirtip “Kobani’de sıkıntı olmayacağa benziyor” diyordu. 36 saat sonra “Kobani’ye saldırmak gibi bir hedefimiz yok” diyerek elindeki haritaya bir çizik daha attı.


    Amerikalıların yeşil ışığı ve Rusların muğlak rızasına göre bina edilmiş harekat planı, Türkiye’yi belalı bir labirente çekiyor. Buna bir öngörü olarak evvelki yazımda ‘bataklık senaryosu’ demiştim.


    Elbette önce fetihle kitleleri silahlı kıtaları coşturup sonra “Menbic, Suriye toprağıdır” dedirten bu hesapsızlık yarın başka şeyleri de söyletecektir. Fetihçi macera hezimetle sonuçlandığında da yüksünmeden diyecekleri belli: “Amacımız terör örgütünün kontrolüne son vermekti. Suriye ordusunun gelmesiyle amaç hasıl oldu, toprak bütünlüğü sağlandı.”


    Yine de “Osmanlı’da oyun bitmez” sözünü haklı çıkartacak şekilde bozucu ve yıkıcı aktör olmayı sürdürebildikleri yere kadar sürdüreceklerdir.


    “Girdiğimiz yerler kârdır, yedeklediğimiz Milli Ordu karttır” mantığıyla çoklu pazarlık masalarına oturulacaktır:


    “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Kürtlere statü vermeyeceksiniz” denilecektir.


    “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Suriye Milli Ordusu’nu da kabul edeceksiniz” diye dayatacaklardır.


    Bunu “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Suriye’nin yeniden inşasında bize de pay vereceksiniz” talebi izleyecektir.


    Kuşkusuz Türkiye’nin askeri müdahalesi, Amerikan güçlerinin çıkışını hızlandırması, Suriye ordusunun tekrar bölgeye intikal etmesi, Kürtlerin elinin zayıflaması ve özerklik projesinin tehlikeye girmesi bakımından Suriye devletinin hanesine yazılan kazanımlardır. Suriye lideri Beşşar el Esad için bu, 2011’den beri Türkiye’nin yapıp ettiklerine karşılık küçük bir diyet sayılır.


    Rusya bundan sonra sahada Kürtlerin zor durumunu ve Türkiye’nin çıkmazını kullanarak vaziyeti yeni bir dengeye taşıyacaktır. O dengede muhtemel senaryo, taraflara mutlak zafer ya da yıkıcı hezimet duygusu yaşatmadan Amerika’yı tamamen oyun dışı bırakacak ve Suriye devletini selamete taşıyacak ihtiyatlı bir çizgi izleyecektir. Muhtemelen Türk askeri varlığını şimdilik Tel Ebyad (Grê Sipî) ve Ras’ul Ayn (Serekaniye) ile sınırlandırıp müzakerelere dönülmesini önceleyeceklerdir.


    Rusya, Suriye ordusunun bölgeye sokulması sürecini hem Türkiye hem ABD ile irtibatta kalarak yürütüyor. Amaç hem istenmeyen karşılaşmalarla Amerikalıların çekilme kararını bozdurmamak hem de Türkiye ile Suriye ordularını karşı karşıya getirmemek. Ruslar bu sigorta işleviyle dört tarafı da kendisine bağlıyor.


    Suriye ordusu Fırat’ın doğusunda konuşlanmaya devam ederken Ruslar, SDG’nin Suriye ordusuna 5’inci kolordu olarak eklemlenmesi, Kuzey-Doğu Suriye Demokratik Federasyonu’nun geleceği, enerji kaynaklarının paylaşımı, sınır kapılarının kontrolü gibi konularda müzakerelere arabuluculuk edecektir.


    Kürtlerle müzakere Türkiye’nin en koyusundan kırmızı çizgisi. Rusya eğer Kürtlerle Suriye devleti arasında ‘uyumlu’ bir ortaklık yakalarsa sıra diğer hamlelere gelecektir:


    – İdlib’deki cihatçı bakiyeyi temizleyecek operasyona SDG’nin de katılması gündemde. Kürtler böylesi bir ortaklığı Afrin’in kurtarılması ve özerkliğin garanti edilmesi şartına bağlıyor.


    – İkincisi Adana Mutabakatı’nı kullanarak Türk askeri varlığının sınır hatlarına doğru geriletilmesi.


    Ruslar, Suriye stratejisini başarıya ulaştırmak için Trump’ın şamarlarıyla serseme dönen Arap dünyasını da kazanmaya çalışıyor. Bütün bu gelişmeler yaşanırken Putin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) turundaydı. Arap Birliği cephesi Şam’la ilişkileri normalleştirme niyetini Amerikan baskısı yüzünden askıya aldı. Yeni gelişmeler oradaki freni de devre dışı bırakabilir.


    Süreç ABD’de Amerikan askeri varlığının korunması konusundaki artan baskıya Trump’ın direnip direnmeyeceğine, Türk-Amerikan cephesindeki gerilimin istikametine, Şam’ın Kürtlerin talepleri konusundaki esnekliğine, bu arada Ankara’nın Kürtlerle diyalogu sabote etmek için Şam’la doğrudan diyaloğa geçip geçmeyeceğine bağlı.


    Türkiye, ABD’nin arabuluculuğunda Türk-Kürt diyaloğuna mevcut pozisyonuyla kapalı. Rusların Şam-Ankara köprüsünün yeniden kurulması teklifine ise göz kırpılıyor. Burada kışkırtıcı faktör Kürtlerin Şam’la teması. İddiayı büyüterek soralım: Ruslar Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir diyalog mekanizmasına öncülük edebilir mi? Müşterek Hareket Merkezi kurulurken Türkiye ve ABD arasındaki masada Kürtler görünmez üçüncü koltuktaydı. Zor ama “Zinhar olmaz” demek de zor. Gecesi gündüzünü tutmayan Suriye sahnesinde büyük laf insanı utandırır. Kimin nerede nasıl çelme yiyeceğini oyun kurucuların bile öngöremediği bir sahne burası.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Türkiye’de iş cinayetleri bitmiyor: Mardin, Kütahya ve Manisa’da 3 işçi yaşamını yitirdi

    6 Haziran 2026

    Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı’ndan Küresel Adalet Raporu: Gezegenin geleceği için ütopik değil, zorunlu bir yol haritası

    5 Haziran 2026

    İran üç Kürt tutsağı daha idam etti: Aileleriyle son görüşmeye bile izin verilmedi!

    27 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Tuncay Yılmaz

    Sosyal demokrasi ve aşırı sağ arasına sıkışmak: İspanya deneyimi

    Muhsin Dalfidan

    Mutlak Butlan sonrası CHP’deki “ikili iktidarın” demokrasi mücadelesindeki yeri

    Kenan Temir

    Faşizme karşı ileri!

    Mehmet Murat Yıldırım

    Haziranda Ölmek Zor

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Cegerxwîn Polat

    Kürtlüğün tanısal halleri; muayene odasındaki sessizlik

    Ümit Akçay

    Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

    Gökçer Tahincioğlu

    Yasin Börü’ye sahip çıkılırken diğer öldürülenler ve yaşananlar yok sayıldı: Skandallar zinciri ve 12 yıl gizlenen soruşturma

    Siyasi Haber

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    KESK Sempozyumu: “Neoliberal politikalar ve dijitalleşme kamu emekçilerini güvencesizleştiriyor”

    6 Haziran 2026

    Doruk Madencilik işçileri tüm alacaklarını aldı: Bağımsız Maden-İş şimdi Edirne yolcusu

    5 Haziran 2026

    Samsun’da Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda iş cinayeti: 3 işçi yaşamını yitirdi

    4 Haziran 2026
    KADIN

    KCDP Mayıs 2026 Raporu: 16 kadın katledildi, 33 şüpheli ölüm var

    5 Haziran 2026

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.