Türkiye’deki Filistin diasporası ve Filistin’le dayanışma gönüllülerinden bir grup tarafından Filistin direnişinin ve kaynaklandığı kültürel ve politik birikimin Türkiye’de daha iyi anlaşılması ve Filistin mücadelesiyle bağların zenginleşmesi amacıyla kurulan Beyt Filastin/Filistin Evi çalışmalarını sürdürüyor.
31 Ocak’ta Filistinli ve Türkiyeli gönüllü ve destekçilerin katıldığı etkinlikle açılan dernekte devam eden Arapça dil kursu ve Filistin nakış sanatı (tatriz) atölyesinin yanı sıra Filistin konulu paneller, film gösterimleri ve kitap söyleşileri düzenleniyor.
İlk etkinlik döneminin sonuna doğru dernek gönüllülerinden Hasan Tahravi ve Ümit Doğru Beyt Filastin’in amaçları ve çalışmaları konusunda Bianet’ten Zeynep Altıok’un sorularını yanıtladı.
İlk aşamada Beyt Filastin/Filistin Evi’nin İstanbul’da yaşayan Filistinlilerin geleceği bir yer olmasını amaçladıklarını belirten Hasan Tahravi, “Çünkü bizce çeşitli nedenlerle Türkiye’ye gelmiş olan Filistinlilerin karşılaştıkları sorunları çözmek için doğru yaklaşım, düşüncelerin karşılıklı aktarılması, paylaşılması” dedi.
7 milyon Filistinlinin,14 milyon nüfuslu Filistin halkının yarısının diasporada, Filistin dışında yaşadığını hatırlatan Tahravi, diasporadaki Filistinli kitlesinin Filistin mücadelesine bağlılığını ve etkinliğini korumaya çalışmanın önemini vurguladı. Tahravi, Filistin Evi/Beyt Filastin’in “bütün dünyaya yayılmış büyük bir Filistin dernekleri ve kurumları ağının parçası” olduğunu belirterek “Birbirimizi tamamlıyoruz ve ortak amaçlar için -her şeyden önce Filistin halkının haklarını savunmak, kurtuluş için, nehirden denize kadar bağımsız, demokratik bir devletin kurulması için verdikleri meşru mücadeleyi desteklemek; Filistin anlatısını yaygınlaştırmak ve Filistin davasını genç kuşaklara öğretmek; İsrail işgalinin ve yanıltıcı anlatılarının çarpıtmalarını kamuoyuna açıklamak için- çalışıyoruz,” dedi.
Ümit Doğru ise 70’li yıllarda Türkiyeli devrimcilerin Filistin’e “enternasyonal kurtuluş mücadelesinin ana merkezlerinden biri olarak dönüp baktığı, öğrendiği ve bizatihi Filistinli örgütlerle kaynaştığı” bir dönem yaşandığını hatırlattı. “Dünyadaki politik dönüşümle birlikte Türkiye kamuoyunun daha muhafazakâr cenahının Filistin’le ilişkilenmeye başladığını” belirten Doğru, “dini hassasiyetler” çerçevesinde ele alınan bu ilişkilenmenin “Filistin davası”nın içerdiği kapsamlı askeri ve politik çatışmayı açığa çıkaran nitelikte olmadığı için anlamlı bir dayanışma pratiği üretilmesine katkısı olmadığını, “Filistin’de yaşanan şeyin dini ya da etnik temelli bir çatışma olduğu şeklinde hatalı algılara” yol açtığını söyledi ve “Biz de Filistin halkının tüm zenginliği içinde tarihini, kültürünü, taleplerini ve özlemlerini daha fazla işleyerek, onların sözünü daha fazla duyarak, Türkiye’de Filistin mücadelesinin hakiki bir portresini ortaya çıkarmak istiyoruz” dedi.
Söyleşinin bütünü için: https://bianet.org/haber/filistin-artik-cografyayla-sinirli-degil-320512#google_vignette.
