Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Salih Müslim hayatını kaybetti

    11 Mart 2026

    Tek kullanımlık plastiklere yasak hazırlığı

    11 Mart 2026

    Fransa Dışişleri Bakanı Barrot: “ABD-İsrail’in İran’a saldırılarını onaylamıyoruz”

    11 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 4 – “Süreç” AKP-MHP İktidar Bloku’nun zorunluluğudur

      11 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 3 – Öcalan’ın “teşvik edici ifadeleri” muhataplarını ikna edebilir mi?

      9 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

      7 Mart 2026

      Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

      7 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

      5 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

      8 Mart 2026

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

    Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

    HÜLYA AKPINAR Çatlak Zemin için yazdı: Epstein dosyası tek bir “skandal” değil; üst üste binmiş, birbirini besleyen ve yıllardır işleyen bir düzenin açık hali. Bu yüzden ancak patriyarkal kapitalizmin içinden bakıldığında anlam kazanıyor.
    Siyasi Haber15 Şubat 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Epstein davası bize tek bir adamın suçunu anlatmıyor. Aslında çok daha büyük bir şeyi, bir dünya düzenini gösteriyor. Bir avuç insanın akıl almaz servetlere ve neredeyse sınırsız imkânlara sahip olduğu; dünyanın geri kalanının ise yoksulluk, güvencesizlik ve muhtaçlık içinde yaşamaya zorlandığı bir düzeni. Bu düzende para sadece konfor anlamına gelmiyor, doğrudan güce dönüşüyor. Güç de adalet dahil her şeyin satın alınabileceği yönünde küstah bir inanç yaratıyor. İnsanların, çocukların, kadınların, doğanın, hayvanların metaya dönüştüğü; alınıp satılabilir, kullanılabilir, tüketilebilir görüldüğü bir düzen bu ve Epstein bu düzenin istisnası değil bir ürünü.

    Kadınların ve çocukların bedenlerini tahakküm altına alan patriyarka ve kapitalizmin ortaklığından, arzunun sınır tanımadığı, her şeyin haz nesnesi olabildiği, şiddetin sıradanlaştığı ve suçun örgütlü biçimde üretildiği bir sistem ortaya çıktı. Sınırsız para yalnızca lüks sağlamıyor, aynı zamanda cezasızlık duygusu da yaratıyor. “Bana bir şey olmaz”, “istediğim her şeyi yapabilirim” hissi buradan besleniyor. Bu düzende, özellikle parası ve gücü olan erkekler için rıza bir sınır değil, aşılması gereken bir engel. Beden dokunulmazlığı bir hak olmaktan çıkıp pazarlık konusu haline geliyor; yaşam hakkı bile “sonuçlarına katlanılabilir” bir maliyet gibi hesaplanıyor. Patriyarkal kapitalizmin ürettiği yoksulluk, güvencesizlik ve göçmenlik gibi kırılganlıklar, güç sahipleri için erişilebilirlik anlamına geliyor.

    Epstein dosyası; finans dünyasından siyasetçilere, kraliyet çevrelerinden akademiye, eğlence sektöründen spor dünyasına uzanan geniş bir ağı ortaya seriyor. Bu ağ; paranın dolaşımıyla, siyasal korumayla ve “saygınlık” kalkanıyla örülmüş durumda. Işıltılı davetler, vakıflar, bağışlar, özel uçaklar, adalar… Gücü olanın suç üretebildiği ve buna rağmen saygınlığından hiçbir şey kaybetmeden görünmez kalabildiği bir düzen var karşımızda. Adalet mekanizması bu güç karşısında eğilip bükülebiliyor. Hukuk, ahlak, günah gibi kavramlar bu düzende zenginler ve güç sahipleri için değil; yoksul halk yığınlarını kontrol altında tutmak için kullanılıyor.

    Donald Trump; Jeffrey Epstein, Prens  Andrew Mountbatten-Windsor

    Epstein dosyasına dair milyonlarca yazışma, fotoğraf ve belgenin bağlamından kopuk biçimde, herhangi bir tasnif yapılmadan, ciddi bir işçiliğe tabi tutulmadan ortalığa saçılması, hakikatin açığa çıkması anlamına gelmiyor. Aksine, her şey konuşuluyormuş gibi yapılıyor ama hiçbir şey netleşmiyor. Kim suçlu, kim korundu, kim susturuldu soruları cevapsız kalıyor. Dosya, hakikat arayışı olmaktan çıkıp bir “skandallar dizisi”ne dönüşüyor. Hakikatin bu şekilde parçalanması, sorumluların ve bu suçları mümkün kılan sistemsel ilişkilerin sisin içinde kaybolmasına hizmet ediyor.

    Şiddetin pornografik biçimde anlatılması ve magazin diliyle sunulması onu tüketilebilir bir şeye, izleyeni ise iştahlı bir seyirciye dönüştürüyor. İnsan izlerken rahatlıyor; çünkü olan biten, başkalarının başına gelen, “korkunç ama uzakta” bir hikâye haline geliyor. Egemenler için büyük bir konfor alanı yaratıyor bu. Dehşet bu şekilde sunulduğunda ve tartışıldığında politik olmaktan uzaklaşıyor. Fail bulanıklaşıyor, şiddete maruz kalanlar yeniden yaralanıyor. Ayrıntılar, hayatlar didiklenip konuşuluyor ama bu sistemi üreten ilişkiler konuşulmuyor. Komplo teorileri de bu bulanıklığın bir parçası. Her şeyi “gizli akıllara” ya da “büyük güçlere” bağlamak, somut ilişkileri ve somut sorumluları görünmez kılıyor. İnsanlar ya her şeye inanır hale geliyor ya da hiçbir şeye. Öfke yönsüzleşiyor, sorumluluk duygusu aşınıyor. “Bu kadar büyük bir şeyle ben ne yapabilirim?” hissi yerleşiyor, bu şiddet sarmalı ve suç örgütleri unutulup gidecek dosyalara, insanlar da edilgen seyircilere dönüşüyor. Bu yaşananların gerçek anlamda konuşulabilmesi, suçluların yargılanabilmesi ve bu suç organizasyonlarının yeniden oluşmasını engelleyecek mücadelenin kurulabilmesi için bu tuzaklara düşmemek gerekiyor.

    Bu dosya tek bir “skandal” değil; üst üste binmiş, birbirini besleyen ve yıllardır kurulan bir düzenin açık hali. Bu yüzden ancak patriyarkal kapitalizmin içinden bakıldığında anlam kazanıyor.

    Türkiye’de cezasızlık ve “susturulan itirazcılar”

    Türkiye bu tabloya yabancı değil. Tarikatlar, vakıflar, medya, yargı ve siyasetle örülmüş ilişkiler ağı burada da karşımıza çıkıyor. Bütün köyün bildiği sistematik tecavüzlerden, sosyal medya olmasa tutuklanmayacak kadın katillerine; çocuk tecavüzcülerinden ikiyüzlü ilişkilere uzanan bir zincir var. Zengin ailelerin çocuklarını ailelerinden koparıp kurduğu sisteme dahil eden ve cinsel istismar, şantaj, tehdit gibi suçlar ile gündeme gelene kadar korunup kollanan Adnan Oktar davası; Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisinin üç yaşındaki çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılandığı davada, uzman raporları istismarı doğruladığı halde savcılığın tutuklama talebine rağmen gözaltı bile yapılmaması; Ensar Vakfı’nda çocukların yaşadığı cinsel istismarla ilgili “bir kereden bir şey olmaz” diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, bu istismar olayları araştırılsın önergesinin red kararından sonra birbirlerini kutlamak için sıraya girenler ve TBMM’de verilen utanç verici zafer pozları; Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını altı yaşındayken bir cemaat üyesiyle dini nikahla evlendirmesi, çocuğun yaşadığı nitelikli cinsel istismar, depremde kaybolan çocuklar, Adana’nın Aladağ ilçesinde bir cemaat yurdunda kilitli kapılar ardında yanarak ölen kız çocukları…

    Adnan Oktar (sağda), Nakşibendi tarikatının 2014’te hayatını kaybeden lideri Şeyh Nazım Kıbrısi (ortada) ile birlikte

    Karabük’te öldürülen göçmen öğrenci Dina’nın ülkesine tabutla dönüşü, İstanbul’da öldürülen Ugandalı Jesca, daha iyi bir yaşam umuduyla geldiği bu topraklarda tecavüz edildikten sonra öldürülen Violet, bakıcı olarak çalıştığı AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan 23 yaşındaki göçmen işçi Nadira, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın evine röportaj için gittikten bir gün sonra şüpheli biçimde ölen Yeldana… Fuhuşa zorlanan öğrenciler, pavyonlarda tehditlerle sisteme dahil edilen kız çocukları, koruma kalkanının verdiği rahatlıkla hareket eden, Aleyna Çakır’ı öldüren Ümitcan Uygun, intihar ettiği söylenen Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, Ayşe Tokyaz davası…

    Bu davaların neredeyse hiçbirinde etkin bir soruşturma yürütülmedi. Aksine, etkin soruşturma talep edenler, kendi imkanlarıyla delil toplamaya çalışanlar, çocuk istismarını ortaya çıkaran avukatlar ve sosyal medyada ses çıkarmaya çalışanlar cezalandırıldı. Gücün sağladığı cezasızlık suçun en büyük ortağı haline geldi. Kadın ve çocuk cinayetlerinin üzerinin örtülmesi, delillerin yok edilmesi, tanıkların susturulması bu suçlara cesaret verdi. Kızı Rabia Naz’ın ölümünün peşini bırakmadığı için “deli” ilan edilen ve tutuklanan Şaban Vatan; Epstein belgelerinde de adı geçen bir otelde staj yaparken şüpheli şekilde hayatını kaybeden Burak Oğraş’ın babasının yıllardır verdiği mücadele; yetiştirme yurtlarındaki fuhuş çetelerine dokunduğu için “deli” yaftası yapıştırılan ve Osman Gökçek’in şikâyetiyle tutuklanan avukat Dilek Ekmekçi; şüpheli kadın ölümlerini haber yaptığı için yargılanan gazeteciler… Bütün bunlar yalnızca cezasızlığın varlığını değil, gerçeğin peşine düşenlerin sistemli biçimde engellendiğini de gösteriyor. Failin değil, faillerin peşine düşenlerin yargılandığı bir düzen var karşımızda. Epstein dosyasındaki “korunan erkekler” ile Türkiye’deki “susturulan itirazcılar” aynı sistemin ürünü. Kadınlara, çocuklara, lubunyalara yönelen şiddet ve gücü oranında suç işleyebilen erkekler…

    Mesele skandal saymak değil. Tek bir olay bile yeterince dehşet verici olmalı. Adaletin işletilmesi, yaraların sarılması ve bir daha yaşanmaması için gerçek önlemler alınması gerekiyor. Epstein davasıyla ilgili bu kadar belge, tanıklık ve hikâye ortadayken neredeyse hiçbir şey yapılmaması, yaşananların kendisi kadar yaralayıcı.

    Epstein’ı mümkün kılan dünya, yalnızca gizli dosyalarla ya da “olağanüstü kötülerle” ayakta durmuyor. Mesele daha fazla belge görmek ya da yeni skandallar duymak değil. Bu suçları mümkün kılan ilişkileri teşhir etmek ve normalleştirilmesine izin vermemek. Patriyarkal kapitalist düzen değişmeden bu hikâyeler bitmeyecek. Bu hikâyelerin bitmesi, ancak bu düzeni normalleştirmeyi reddedenlerin ve umutla mücadele edenlerin çoğalmasıyla mümkün.

    Kaynak: Çatlak Zemin

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    8 Mart 2026

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    6 Mart 2026

    Varlık adı önceler

    5 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 4 – “Süreç” AKP-MHP İktidar Bloku’nun zorunluluğudur

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 3 – Öcalan’ın “teşvik edici ifadeleri” muhataplarını ikna edebilir mi?

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

    Ömer Bölüm

    Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İtalya’da USB sendikasından protesto ve toplantı çağrısı

    11 Mart 2026

    Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi 37. gününde

    11 Mart 2026

    Emekliler Ankara’da taleplerini açıkladı

    9 Mart 2026
    KADIN

    Dilan Karaman raporu tartışma yarattı: Aile “geri çekilsin” dedi, arkadaşları “eksik ve hatalı” buldu

    10 Mart 2026

    8 Mart’ta kadınlar tüm dünyada sokaktaydı

    8 Mart 2026

    8 Mart’ta Feminist Gece Yürüyüşleri: “Her dilde feminist isyandayız”

    8 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.