(ANF)
Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber’de yayınlanan özel programda gündeme dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Kamusal alanda “Çerçeve Yasa” veya “Kök Yasa” olarak adlandırılan düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin üzerinden 40 gün geçmesine rağmen herhangi bir somut adım atılmadığını belirten Kalkan, sürecin oyalama ve zamana yayma politikalarıyla yürütülemeyeceğini vurguladı.
Yasanın hazırlanış biçimini ve içeriğini eleştiren Kalkan, AKP-MHP iktidarının tek taraflı tutumunun uygulamasızlığa yol açtığını ifade etti.
“Yasa Öcalan’ı ve kadroları kapsamadı, tek taraflı hazırlandı”
Çerçeve yasanın en büyük tıkanıklığının süreci yürüten ana aktörleri dışarıda bırakması olduğunu söyleyen Duran Kalkan, yasal çerçevenin dar tutulduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Yasa tek yanlı olarak hazırlandı. Ama şimdi hazırlayanlar uygulayamıyorlar. Neden? Çünkü değiştirilmesi, düzeltilmesi gereken şeyler var. Yasanın uygulamasının önünü tıkayan etkenler var. Mesela hareketi ve kadroları kategorize etti. Süreci Önder Apo yürütüyor; yasa Önder Apo’yu kapsamına almadı. 800 yönetici ve kadroyu kapsamına almadı. Yasanın kapsamadığı kişiler, yasanın uygulanmasını tartışıyorlar. Nasıl uygulayacaklar? Sanki yasa uygulanmak için değil de, uygulanmamak için çıkartılmış gibi.”
Kalkan, silahsızlanmanın tümden devlet kurumlarının “teyit ve tespitine” bağlanmasının da toptancı bir yaklaşım olduğunu ve mevcut koşullarda uygulanabilirliğinin bulunmadığını savundu.
“Meseleyi sadece silahsızlanmaya kilitlemek süreci tıkamaktır”
Silahlı mücadelenin Türkiye’ye karşı durdurulduğunu ve güçlerin çekildiğini hatırlatan Kalkan, AKP-MHP iktidarının konuyu yalnızca “silah bırakma” parantezine sıkıştırmasını eleştirdi. Çözümün Türkiye’nin demokratikleşmesinden geçtiğini belirten Kalkan şöyle konuştu:
“Türkiye Cumhuriyeti mevcut yasal yapısıyla Kürt Özgürlük Hareketi’ni içine alamaz. Çok dar, çok tek yanlı, reddedicidir. Bütün meseleyi getirip sadece silahsızlanmaya kilitlemek aslında gerçekten de tıkatmak oluyor. Hareketimiz kongresini yaptı, silahlı mücadeleyi durdurdu. Artık gerisi, yapının bütününü ayrıştırmadan hepsinin yasadan yararlanarak Türkiye’ye dönüşünün, demokratik siyaset yapabilmelerinin önünün açılmasıdır.”
“İmralı kapıları açılmalı, Öcalan’ın konumu netleştirilmeli”
Sürecin başarısının doğrudan Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarına bağlı olduğuna dikkat çeken Kalkan, İmralı’daki tecrit iddialarına ve iktidar kanadından yapılan açıklamalara yanıt verdi:
“Önder Apo’nun konumu netleştirilmeli. ‘Silah bırakın’ deniliyor; bırakma da, yeniden yapılanma da hepsi Önder Apo’nun özgürlüğüne, bu süreci yönetmesine bağlı. Propaganda ediliyor ‘şöyle yer yaptık, böyle konut yaptık’ diye. Madem öyle, açın kapıları, görüşsün Önder Apo çeşitli çevrelerle. Basın gitsin, aydınlar gitsin, siyasetçiler gitsin. Açık olsun, herkes ne yapıldığını görsün.”
Kalkan ayrıca, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçmişteki söylemlerine atıfta bulunarak, Öcalan’ın dar bir komisyon üyesi değil, doğrudan “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olarak misyon üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Rojava ve Suriye Değerlendirmesi: “Anadilde eğitimin engellenmesi soykırımdır”
Suriye ve Rojava’daki gelişmelere de değinen Kalkan, Sîpan Hiznî’nin katledilmesi ve ardından yaşanan provokasyonları kınadı. Şam yönetiminin Kürtçe eğitimi yasaklama adımlarını “asimilasyon ve soykırım” olarak nitelendiren Kalkan, “12-13 yıldır kurulan anadilde eğitim sistemini yok etmeye çalışıyorlar. Yerel iradeyi reddeden bu yaklaşımın demokrasiyle alakası yoktur. Hiçbir Kürt çocuğu anadilde olmayan eğitime zorlanamaz” dedi.
İran ve Rojhilat: Jîna Emînî anması
Konuşmasının sonunda İran ve Rojhilat’taki “Jin, Jiyan, Azadî” eylemlerinin 4. yıl dönümüne değinen Duran Kalkan, Jîna Emînî ve hayatını kaybedenleri anarak; bu direnişin kadın özgürlüğü temelinde toplumsal bir zihniyet devrimi yarattığını ve etkisini sürdürdüğünü vurguladı.
