Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Kobani davasını izleyen 7 gazeteciye “ses ve görüntü kaydı” suçundan ceza

    24 Şubat 2026

    Tülay Hatimoğulları: Anadili özgürleşmeden demokrasi tamamlanamaz

    24 Şubat 2026

    İran’da üniversitelerde yönetim karşıtı protestolar sürüyor

    24 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Bir karikatürün içinden baktım ülkeye

      23 Şubat 2026

      Alican Uludağ, Hakan Tosun ve susturulan kalemler: Gerçeğin bedeli

      22 Şubat 2026

      Arjantin’in yeni iş kanunu işçinin ayağına kölelik prangası vurdu

      21 Şubat 2026

      Suriye’de Alevi soykırımı sürüyor

      19 Şubat 2026

      Arjantin işçi reformu tasarısı: sermaye ve devletinin sınıf intikamı

      18 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Kemal Türkler 100 yaşında!

      23 Şubat 2026

      Cemil’in manifestosu

      16 Şubat 2026

      Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

      15 Şubat 2026

      Başkanın tüm tarafları

      15 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » “Devrimci” niyet okumaları – Burcu Yangın

    “Devrimci” niyet okumaları – Burcu Yangın

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken Selahattin Demirtaş’ı desteklemeyen kişi ve kurumlar tavırlarını beyan ettiler. Bu beyanlardan hemen sonra Demirtaş’ı desteklemek ya da desteklememek tartışmasının yanı sıra, bu tartışmaların nasıl yürütüldüğüne dair son derece önemli başka bir mesele belirdi. Politik pozisyonu belirlerken kullanılan argümanlar ve yürütülen tartışmaların biçim ve içeriğine dair iki eğilim göze çarpmakta. Birincisi politik gerekçelere dayandırmadan kendi durduğu yeri devrimci ve sonucunda Demirtaş ve onu destekleyen cenahı “devrimci olmayan” taraflar olarak tarif etmek, ikincisi ise “devrimci” niyet okumaları sonucu Demirtaş’a ve “Yeni Yaşam Çağrısı”na mesafe koymak.

    Öncelikle kendi pozisyonunu devrimci gören ve “karşı(?)” tarafı devrimciliğin dışına itiveren fakat bunu gerekçelendirmeyen eğilimin üzerinde duralım. Kimin devrimci olduğu, kimin olmadığına dair kanıtlar sıralamanın bir anlamı yok elbette ancak Demirtaş’ın adaylığını desteklememek bu biçimde izah edildiğinde “Peki ama nasıl?” sorusu geliveriyor akıllara. Selahattin Demirtaş, Kürt Özgürlük Hareketi’nin bir seçilmişi olarak aynı zamanda da sosyalist kimliği ile politik arenada tanıdığımız bir isim. Fakat daha önemlisi “Yeni Yaşam Çağrısı” ile yüzünü batıya, sosyalistlere dönen çok kapsamlı, çoğulcu ve ilerici bir programın da temsilcisi. Haliyle, seçim çalışmasını böylesi bir politik hattın üzerine kuran Demirtaş’ın kendilerini temsil etmediğini dile getirenlerin siyasi bir tartışmaya girmeleri zorunlu bir hal alıyor. Selahattin Demirtaş’la aralarına mesafe koymuş olan sol öznelerin en azından neden desteklemediklerine dair politik bir izahat vermeleri ziyadesiyle gerekli. Bu gereklilik söz konusu öznelerin pozisyonlarını değiştirmelerine yol açmasa bile; “Yeni Yaşam Çağrısı”, üzerine politik bir tartışma yapılmayı hak eden bir metindir. Üç tane cumhurbaşkanı adayı varken sadece ikisini teşhir etmek üzerine kurgulanmış seçim kampanyaları örgütleyen siyasi odakların politik sorumlulukları; Selahattin Demirtaş ve “Yeni Yaşam Çağrısı” ile ilgili söz söylememek ile ortadan kalkmamaktadır.

    İkinci eğilim aslında Kürtler söz konusu olduğunda çok fazla karşımıza çıkan bir tutum. Kürtlerin beyanı ne olursa olsun onlara inanmama eğilimi. Selahattin Demirtaş’a adaylığının açıklanmasından önce de, sonra da cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine AKP ile aralarında bir anlaşma olup olmadığına dair sorular soruldu ve Demirtaş defalarca böyle bir anlaşmanın (mümkün) olmadığını çeşitli argümanlarla dile getirdi. Ancak ne hikmetse bu konuda ikna edici olamadı. Hala Kürtlerin AKP ile anlaştığına dair niyet okumalarını gerekçe göstererek Selahattin Demirtaş’a mesafe koyma eğilimini görmek mümkün. Kürtler ne derse desin, hangi siyasal konumda yer alırlarsa alsınlar niyet okuması üzerinden yapılacak “hatalar”ı kader olarak belirlemek siyasi sorumluluğu azaltmıyor. Kürt Özgürlük Hareketi yüzünü bu kadar sosyalist sola dönmüşken Kürtlerin AKP ile pazarlık yürütüyor olmasına itiraz etmek değil, çözüm sürecinin şeffaf yürümesini talep etmek ve bu süreçte Kürtlerin elini güçlendirecek bir politik hat örmeye çalışmanın devrimci bir sorumluluk olarak önümüzde durduğu açıktır. Demokrasi mücadelelerinde iktidardan birtakım taleplerde bulunmak ve yeterince basınç oluşturduğunda iktidarı masaya oturtmak herkesin kabul edeceği üzere bir başarıdır. Kürtleri “hata” yaparsınız diye yalnız bırakmak yerine “hata” yapılmaması için omuz vermek; meselenin siyasi sorumluluğunu almanın yegane yoludur.

    Kürtlerin samimiyeti türlü türlü kanallardan sürekli sınanırken en sık başvurulan argüman Gezi sürecindeki tavırları oluyor. Bir doğru bir “yanlışı” götürmez ancak direnişin başlangıcında Sırrı Süreyya Önder’in rolünü hatırlamakta fayda var. Kürt hareketinin Gezi direnişinin ilk günlerinde parkta olmamasını ve Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarını bir türlü unutamayan ve buna çok alınmış olanların hatırlaması ya da üzerine düşünmesi gereken bir dizi mevzu var. Öncelikle Demirtaş’ın açıklamasını Kürtlerle gerçekten empati kurarak tekrar hatırlamak gerekiyor. Açıklamasında AKP ve polis şiddeti konusunda eleştirel bir tavır takınan Demirtaş; iktidar ve onun kolluk kuvvetlerine karşı koyduğu mesafeyi ulusalcı, milliyetçi çevrelere de koyuyor. Demirtaş’ın vurguladığı hassasiyetlere samimiyetle kulak verdiğimizde bunun Gezi Direnişi karşıtı bir açıklama olmadığı görülecektir. Ayrıca direniş boyunca Kürtler defalarca kez ırkçı saldırılara ve tacizlere maruz kaldılar. Bu saldırıların özneleri de tam olarak Selahattin Demirtaş’ın ilk açıklamasında işaret ettiği siyasal akımları temsil eden unsurlardı. Gezi direnişini sahiplendiğimizi söyleyip Kürt hareketini aksini yapmakla suçlamak mı yoksa Selahattin Demirtaş’ın işaret ettiği politik eğilime bizlerin de mesafeli olduğumuzu hatırla(t)mak mı daha doğru olan? Aynı zamanda Gezi direnişi sonrasında Fethiye’de BDP binasına yapılan ırkçı saldırıda üzerinde Gezi direnişi tişörtleri giyenlerin olması, Gezi’yi sahiplenmenin insanları faşizm musibetinden arındırmadığının da kanıtı değil mi?

    Gezi kimsenin istediği zaman istediğine takdim edeceği bir nişan değildir. Selahattin Demirtaş ve Kürt hareketi mi Gezi’yi sahiplenmedi yoksa sahiplenmeye layık mı görülmediler bunu anlamak güç, zira Demirtaş direnişi sahiplendiğinde de Gezi’den nemalanmaya çalışmakla suçlandı. Keza, Kürt Özgürlük Hareketi’nin yıllardır dillendirdiği demokratik özerklik projesi ile, Gezi direnişinde açığa çıkan öz-yönetim ve forum pratiklerinin taşıdığı benzerlikleri görmek; Gezi’yi nemalanacak bir hareket olarak ele alma riskini de ortadan kaldıracaktır. Yine, forum diyince heyecanlanmak; ancak Demirtaş’ın çağrısında bir kez daha vücut bulan demokratik özerklik fikriyatını “yeterince devrimci/solcu bulmamak” ancak ve ancak bilinçli bir siyasetsizlik ile açıklanabilir.

    Yine aynı şekilde, Demirtaş’ın Yoğurtçu Parkı forumunda dile getirdiği doğrudan demokrasi talebi Gezi’deki milyonların taleplerinden çok mu farklıdır?

    Demirtaş’ın şu sözlerini tekrar hatırlayalım: “Demokrasi halkın kendini temsil etmesi için birilerini seçmesi değildir. Temsili demokrasi kapitalist modernitenin dayattığı bir durumdur. Kimse halkları temsil edemez. Biz ilk etapta temsili demokrasinin; halkların doğrudan katılabileceği mekanizmalarla esnetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve tabi ki katılımcı demokrasi de yetmez. Katılımcı demokrasi; doğrudan demokrasiye giden yolda bir adımdır. Doğrudan demokrasiyi kurabilecek; yerel ve özerk bir yönetim biçimini kurmak için mücadele ediyoruz.”

    Niyet okuması, politik öznelerin ve süreçlerin donmuş, bitmiş ve hareketsiz kılınmasıdır. Etiketler üzerinden çalışan bu okuma, birlikte inşa çabalarının, temsiliyet gerilimlerinin çoktan olmuş bitmişliğine işaret eder. HDP Kürt partisidir, Kürtler yalnızca etnik mücadele yürütürler, Aleviler yalnızca cemevleriyle ilgili sorunlar yüzünden politiktir, İslamcılar gericidir vesaire. Oysa, hiçbir politik özne üzerine atfedilen etiketlerden ve niyetlerden ibaret olamaz. Selahattin Demirtaş’ın bugün işaret ettiği potansiyel, “Yeni Yaşam Çağrısı” birlikte dönüşümün çağrısıdır bu nedenle. Niyet okumalarından, yani etiketleme hastalığından, solculuğu tekelinde görmekten kurtulduğumuz oranda yeni alan ve öznelerin birlikte dönüşme potansiyelini de açmış oluruz.

    Özetle Selahattin Demirtaş’ın seçim programı, en azından politik gerekçelerle pozisyon belirleme sorumluluğunu omuzlara yüklemiştir. Bunun ötesinde “Yeni Yaşam Çağrısı” dogmatik olmayan son derece dinamik ve kapsayıcı bir politik mücadele hattını tarif etmektedir. Bu esnekliği birçok farklı mücadele hattını yan yana getirme kudretine sahiptir. Selahattin Demirtaş’ın kamuoyunda yarattığı heyecan sadece onun kişisel özellikleri ile değil arkasına aldığı programla açıklanabilir. Selahattin Demirtaş tarihsel bir anda tarihsel bir potansiyel olarak karşımızda durmaktadır. Bu potansiyelin eyleme çevrilme(me)sinin sorumluluğu (ve günahı) hepimizin boynundadır. Ortaya çıkan bu verimli atmosferin daha uzun erimli bir iklime çevrilmesi için önümüzde duran fırsata bugüne dek olmadığı kadar yakındayız. Bu fırsatı değerlendirmemek büyük bir kayıp olacaktır.

    26 Temmuz 2014

    Bu yazı Sendika.org’dan alındı.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    “Demokratik değişim, barışçı Türkiye”

    15 Eylül 2015

    Seçimlerde düzenin sınırlarını yıkalım – Siyaset Gazetesi

    15 Eylül 2015

    Sürekli Devrim Hareketi’nin Cumhurbaşkanlığı seçim tavrı

    15 Eylül 2015
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Bir karikatürün içinden baktım ülkeye

    Elif Gamze Bozo

    Alican Uludağ, Hakan Tosun ve susturulan kalemler: Gerçeğin bedeli

    Fatoş Osmanağaoğlu

    Arjantin’in yeni iş kanunu işçinin ayağına kölelik prangası vurdu

    Tuncay Yılmaz

    Suriye’de Alevi soykırımı sürüyor

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Kemal Türkler 100 yaşında!

    Mehmet Horuş

    Cemil’in manifestosu

    Deniz Yazgan

    Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

    Siyasi Haber

    Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    SES’ten nöbet ücreti tepkisi: Sağlık Bakanlığı TİS hükmünü daralttı

    24 Şubat 2026

    Hyundai işçi sendikasından insansı robot uyarısı: “İstihdam şoku yaratır”

    23 Şubat 2026

    Buca Belediyesi emekçileri TİS alacakları için eylemde: “Ödeme yapılmazsa tam gün iş bırakacağız”

    23 Şubat 2026
    KADIN

    Bir günde altı kadın katledildi: “Bu sistematik şiddetin sonucu”

    23 Şubat 2026

    24 saatte 6 kadın katledildi

    21 Şubat 2026

    Bir günde 4 kadın katledildi

    18 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.