Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Üsküdar’da Yemen Halkıyla Dayanışma Eylemi: “Filistin Dostu Yemen’e Dokunma!”

    31 Ekim 2026

    İtalya genelinde hükümet karşıtı geniş çaplı protestolar düzenlendi

    31 Ekim 2026

    ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’ Konferansı yapılıyor

    31 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

      29 Ekim 2026

      Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

      29 Ekim 2026

      Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

      28 Ekim 2026

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

      30 Ekim 2026

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tuncay Yılmaz: Avrupa’da enternasyonalist bir ortak direniş hattı kurmak istiyoruz

      29 Ekim 2026

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Charonne ve Roboski

    Charonne ve Roboski

    ÖZGÜR AMED Bianet için yazdı: Devlet şiddeti, devletlerin mayasında aynı kaynaktan çıkıyor, aynı dürtülerden besleniyor ve aynı yolu takip ediyor. Fransa’nın gerçeği Charonne olurken, Türkiye’nin gerçeği de Roboski oluyor.
    Özgür Amed29 Aralık 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    1)
    1962 yılı Fransa’sı, devletin şiddet dışında var olamadığı, gerçek özünü tüm çıplaklığıyla serdiği önemli bir yıldır. Bu yılları anlatan yazılı ve görsel anlatılara bakıldığında, “1960 yılına kadar Cezayir’deki savaşa karşı yapılan gösteriler, çoğunluğu Cezayir’deki Fransız ordusunun işkence yöntemlerini kınayan aydınlardan oluşan sadece birkaç yüz katılımcıyı bir araya getiren” bir eksende olduğu, ama 1962’ye gelindiği ise tamamen toplumsallaştığı yönündedir. Bu yıldaki toplumsal hareketliliğin merkezinde ise Sol partiler, vicdan sahibi insanlar, aydınlar ve sendikalar yer alıyor. Savaş karşıtı gösterileri yayıyorlar.

    Bunlardan biri de şubat ayında Choronne sokağı ile Voltaire bulvarının kesiştiği yerde gerçekleşen eylemdir. 
    8 Şubat 1962’de gerçekleşen bu protesto genel olarak savaşa karşı olsa da bir diğer amacı, faşist olarak görülen sağcı paramiliter örgüt Organisation de l’Armée Secrète’nin (OAS) saldırılarını protesto etmektir. Çünkü OAS, her yerde halka faşistçe saldırılar düzenliyor, cinayetler işliyordu. 

    Charonne Metro Katliamı bu gösteriler sırasında gerçekleşen bir katliamdır. 

    Bu katliam, savaş karşıtı bir gösteride Fransız polisinin müdahalesi sonucunda dokuz kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Olay, Fransa’nın sömürgecilik sonrası tarihindeki en çarpıcı devlet şiddeti örneklerinden biri olarak kabul edildiği için önemlidir.

    Maurice Papon

    Aslında bu olaydan birkaç ay önce, 1961’de kayda değer başka bir devlet şiddeti örneği vardır. 17 Ekim 1961’de, yaklaşık 30 bin Cezayirli, Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) yanlısının katıldığı bir gösteri, Paris polisi şefi Maurice Papon’un emriyle Fransız polisi tarafından saldırıya uğrar. Saldırı sırasında protestocular kurşunlarla, sert darbelerle ya da boğularak öldürülür. Ayrıca tutuklanan protestoculara yönelik işkence ve infaz vakaları da olur. Birkaç gün boyunca Seine Nehri’nin yüzeyinde cesetler yüzer. Fransız hükümeti olayları inkâr eder ve 1998’de 40 ölüm olduğunu kabul edene kadar da basını sansürler.

    Burada Maurice Papon’a kısa bir parantez açmak iyi olabilir. Kendisi Fransa’nın işgali sırasında işlenen insanlığa karşı suçlardan hüküm giymiş bir Fransız devlet memuru ve Nazi işbirlikçisidir. 1961’de Maurice Papon, hükümeti FLN ayaklanmasıyla mücadele eden Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle tarafından bizzat Legion d’honneur nişanıyla ödüllendirildi. Papon ayrıca Charonne Metro Katliamı’nda ve 200 ila 300 Cezayirli göstericinin Paris polisi tarafından kasıtlı olarak öldürüldüğü 1961 Paris katliamında Paris polisini komuta etti. 1998’de insanlığa karşı suçlardan hüküm giydi, 2002’de sağlık sorunları nedeniyle erken tahliye edildi ve 2007’de öldü.

    Charonne Metro Katliamı sonrası Fransa’nın en kitlesel cenaze katılımları gerçekleşirken, devlet cephesinde başka bir telaş vardır. 

    Başbakan Michel Debré, 12 Şubat 1962’de Paris polis teşkilatını ziyaret ederek “güveninin ve hayranlığının bir ifadesini sunmak” istediğini dile getirir ve tebrik eder polisler ile şefleri Papon’u. Ardından, aynı yılın 13 Nisan’ında Papon’a bir mektup yazarak, “Onun liderlik ve organizasyon becerilerine” övgüler yağdırır, ayrıca kendisine “çoğu zaman hassas ve zor bir görevi yerine getirme biçimine” özel övgüde bulunur.

    1981’de François Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması ve solun iktidara gelmesinin ardından, 1962 katliamı kurbanlarını onurlandırmak için Charonne metro istasyonuna bir anma plaketi yerleştirildi.

    2)
    Kendine “Demokratik devlet” diyen devletlerin bünyesinde, gündüz ortası devlet eliyle gerçekleştirilen katliamları nasıl açıklamalı? 

    Bu sorudan yola çıkan Tarihçi Alain Dewerpe (1952-2015), “Charonne, 8 Şubat 1962: Bir Devlet Katliamının Tarihsel Antropolojisi” adlı eseri ile cevap olur ve devlet şiddetini masaya yatıran esaslı bir çalışmaya imza atar. 
    Bu çalışmada kişisel bir deneyim de vardır, zira Alain Dewerpe, annesini bu eylemde yitirmiştir. Bu öznel durum için “tarihçiliğimin önünde engel teşkil etmemeli” der.

    C.M. de Bellaing, bu çalışma için “Dewerpe kolluk güçlerinin istihdam koşulları ile bu güçlerin mesleki rutinleri ve habituslarının nasıl oluşturulduğu, bilişsel çerçevelerinin nasıl üretildiği ve özellikle de bunların sömürge deneyimi ile temas halinde nasıl gerçekleştiği sorularına bir geri dönüş izler. Yazar, böylesine bir vahşet dalgasına izin veren ve hatta onu teşvik eden polisiye ve politik kararları vurgu yapar. Teşkilatın toplanması bir emsal teşkil eder: hiçbir şeyi tesadüfi ya da saf dışı bırakılmış değildir; tarihçi birçok neden arasında bazılarının merkezi frekans, bazılarının ise yalnızca parazit olduğunu akılda tutar. Onu polisin yalnızca devletin silahlı bir gücü olduğuna veyahut devlet içinde bir devlet olduğuna inandıracak, Charonne olayını yalnızca istisnai olabilecek büyüklükte bir kaza ya da polis teşkilatının altında yatan gerçekliğe dair ipuçlarını ortaya çıkarabilecek bir olay haline getirecek tüm tuzaklardan kaçınır. Ve Dewerpe, normalleştiriilmiş şiddet rutinlerinin ardından şiddet ataklarının patlaması olasılığının koşullarının haklı olarak yeniden ele aldığında, ikincisinin ilkinin mantıksal sonucu olarak sunmak yerine onları karşılıklı bağımlılıkları içinde düşünür. Bu sayede devlet katliamının tarihsel bir antropolojisini çizer” der.

    Dewerpe’nin dikkat çektiği hatlara gelince; 

    İlki, şiddetin bir devlet ideolojisi, ruhu olduğunu ifade eder. Bu açıdan Charonne olayı, devlet şiddetinin sıradanlaştığı ve meşruiyet kazandığı bir uzama yerleşir. 

    İkincisi, hedeflerin politik niteliği gözetilir. 

    Üçüncüsü, Charonne olayında devlet ya da herhangi bir yetkili hesap vermemiştir. Dördücüsü, Dewerpe, olayın ardından kurbanların simgesel bir önem kazandığını ve bu sembolizmin Fransız solunun hafızasında yer ettiğini vurgular. 

    Beşincisi ve bence en önemlisi; Dewerpe, Charonne olayını, Fransa’nın sömürgecilik tarihi bağlamında ele alır ve bu olayın, sömürgeci baskının Fransa topraklarındaki bir uzantısı olduğunu öne sürer. Şiddeti tarihsel bir süreklilik içinde görür.

    3)
    Charonne Metro Katliamı’nı Roboski Katliamı gününde hatırlamak istedim. 

    Mekânın farklı ama içeriğin, devlet şiddeti, oluş motivasyonu ve sonrasındaki adalet arayışının hemen hemen aynı olduğu iki durum.

    Birinde süren sömürge savaşı ve onun uzantısı olarak gelişen durum, diğerinde Kürt meselesinin bir bağlamı ve ona göbekten bağlı sömürge/düşmanlık hukukunun sınırdaki tezahürü.

    Vahşetin retoriği de aynıdır, değişmez. Fransız devleti, yukarıda kısaca belirttiğim metro katliamını yapanları tebrik etti. Onları övdü… Türkiye’de de aynı cümleler, aynı yapılara söylendi.

    Yine Fransa başlangıçta polis şiddetini savundu ve olayı örtbas etmeye çalıştı. Ancak, toplumsal baskılar sonucunda bu olay Fransız tarihinde bir utanç vesilesi olarak kabul edilmeye başlandı. 40 yıl sonra da olsa itiraf etti. 
    Roboski cephesinde de her türlü inkâr, sessizlik işletildi. Basın çok çalıştı ama olmadı. Yaşamını yitirenlerin aileleri, protesto edenler tutuklandı. Operasyonel hata dendi, ama kaçakçılar dendi ve daha bir sürü şey. Gerçekler bir gün tam olarak itiraf edilir mi, bilemeyiz.

    Hasılı devlet şiddeti, doğrudan veya dolaylı olarak sivilleri hedef aldı. İki olay da birer dönüm noktası olarak, devletin çıplak şiddetinin sonuçları olarak toplumsal hafızada derin izler yarattı.

    İki farklı zaman, farklı coğrafya lakin aynı şiddet aynı ritüel ve sonuçlar. Devlet şiddeti, devletlerin mayasında aynı kaynaktan çıkıyor, aynı dürtülerden besleniyor ve aynı yolu takip ediyor. Fransa’nın gerçeği Charonne olurken, Türkiye’nin gerçeği de Roboski oluyor. 

    Bu gerçeklerin sadece adı farklı, özü aynı.

    Roboski’de yaşamını yitirenleri tekrardan saygıyla anıyorum…

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    30 Ekim 2026

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    26 Ekim 2026

    Uçum kim gibi?

    21 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    Mahsuni Gül

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    Toros Korkmaz

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    Nevzat Onaran

    Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Umut Oran’ın fabrikasında işçi kıyımı

    30 Ekim 2026

    Dünyanın 50 limanında işçiler savaşa ve silah sevkiyatlarına karşı 30 Ekim’de grevde

    29 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi sürüyor

    27 Ekim 2026
    KADIN

    ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’ Konferansı yapılıyor

    31 Ekim 2026

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.