Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
Merve’nin kaybı yapısal eşitsizliklerin acı bir sonucudur
LGBTİ+ dernekleri tarafından yapılan ortak açıklamada, Merve Yılmazeli’nin ölümünün münferit bir trafik kazası olarak geçiştirilemeyeceği vurgulandı. Trans bireylerin eğitimden istihdama, barınmadan sağlığa kadar hayatın her alanında sistematik bir ayrımcılığa maruz bırakıldığını belirten dernekler, bu durumun transları en güvencesiz ve en tehlikeli iş kollarına ittiğini ifade etti:
“Translar, maruz bırakıldıkları ayrımcılık nedeniyle çoğu zaman en güvencesiz, en ağır ve en riskli çalışma koşullarına itilmektedir. Bu nedenle Merve’nin yaşamını kaybetmesi münferit bir olay değil; yapısal eşitsizliklerin ve ayrımcılığın görünür hale gelen sonuçlarından biridir. Türkiye’de translar yalnızca kimlikleri nedeniyle güvenli çalışma koşullarına erişememekte ve sosyal koruma mekanizmalarının dışında bırakılmaktadır. Bu tablo, devletin ayrımcılığı önleme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin doğrudan sonucudur.”
“Öldükten sonra bile ayrımcılık ve dışlanma devam ediyor”
Açıklamada, Merve Yılmazeli’nin vefatının ardından adli tıp ve defin süreçlerinde yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve yalnızlaştırma pratikleri de sert bir dille eleştirildi. Trans bireylerin sadece hayattayken değil, yaşamlarını yitirdiklerinde de devlet ve toplum eliyle cezalandırılmak istendiği belirtildi:
“Onun vefatının ardından ailesinin cenazeyi ilk etapta reddetmesi, adli tıp prosedürlerinin zorlaştırılması, düzenli aramalara rağmen bilgi alınamaması ve ardından ortaya çıkan yalnızlaştırma pratikleri, transların yalnızca yaşarken olduğu gibi yaşamlarını yitirdiklerinde de ayrımcılık ve dışlanmayla karşı karşıya bırakıldığını göstermektedir. Bir insanın ölümünden sonra dahi kimliği nedeniyle yalnızlaştırılması, toplumsal transfobinin ne kadar derinleştiğinin acı bir göstergesidir.”
Kimsesizler mezarlığına karşı trans dayanışması
Açıklamada, tüm engellemelere ve dışlama çabalarına rağmen Merve Yılmazeli’nin arkadaşları ve hak savunucuları tarafından yürütülen ısrarlı mücadele sayesinde cenazesinin kimsesizler mezarlığına gömülmesinin önüne geçildiği aktarıldı. Dernekler, “Merve yalnız değildi. Trans dayanışması, tüm baskılara rağmen birbirini yaşatan, yasını birlikte tutan ve adalet mücadelesini büyüten güçlü bir hafızaya sahiptir” diyerek dayanışmanın önemine dikkat çekti.
“Transların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir”
Ortak bildirinin sonunda, transların güvenli ve onurlu bir yaşam sürmesi için gereken temel hakların devlet güvencesine alınması gerektiği bir kez daha hatırlatıldı:
“Merve Yılmazeli’nin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Bir kez daha ifade ediyoruz: Transların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Güvenli çalışma koşullarına erişim, ayrımcılıktan uzak istihdam, barınma hakkı, sağlık hakkı ve şiddetten uzak bir yaşam her transın vazgeçilmez insan hakkıdır. Bu haklar güvence altına alınana; transların eşit, özgür ve güven içinde yaşayabildiği bir toplumsal düzen kurulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”
İmzacı kurumlar
Yayımlanan ortak taziye ve mücadele metninde imzası bulunan 15 hak örgütü şu şekilde sıralandı:
- 17 Mayıs Derneği
- 20 Kasım Derneği
- Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği
- Kaos GL Derneği
- Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği
- Mersin LGBTİ+ 7 Renk Derneği
- Muamma LGBTİ+ Derneği
- Özgür Renkler Derneği
- HEVİ LGBTİ+ Derneği
- Genç LGBTİ+ Derneği
- Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
- ÜniKuir Derneği
- Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)
- Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER)
- LİSTAG (LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği)
