Rize’nin Pazar ilçesinde kurulmak istenen kafes balıkçılığı projesine karşı kadınların öncülüğündeki mücadele sürüyor. Limanın ve avlanma alanlarının şirketlere bırakılmayacağını belirten balıkçı Hacer Yurtseven, “Kadınlar bu mücadelenin en önünde çünkü burası bizim ekmek teknemiz” dedi.
Rize’nin Pazar ilçesinde yürütülen kafes balıkçılığı projesine karşı balıkçı kadınların başlattığı direniş yaklaşık iki yıldır aralıksız sürüyor. Hukuki süreç devam ederken Kuzuoğlu Şirketi’nin bölgeye demir ve ekipman yığması üzerine polisin saldırısıyla karşılaşan yurttaşlar, limanlarını ve geçim kaynaklarını terk etmeyeceklerini vurguluyor.
Balıkçı Hacer Yurtseven, maruz bırakıldıkları polis baskısını, projenin çevre üzerinde yaratacağını belirttiği tahribatı ve yürüttükleri mücadeleyi değerlendirdi.
Limanı ve avlanma alanlarını korumak için yaklaşık iki yıldır gece gündüz nöbet tuttuklarını ifade eden Hacer Yurtseven, alanın şirket tarafından kullanılmasına izin vermeyeceklerini kaydetti. Kadınların balıkçılık üretiminin merkezinde yer aldığını vurgulayan Hacer Yurtseven, “Burada 80-90 tane kayıkhanemiz var. Kadınlar ve erkekler beraber balığa çıkıyoruz. Ben de gemiciyim, kaptanım. Kadınlar bu mücadelenin en önünde çünkü burası bizim ekmek teknemiz. Yağmurda, çamurda, gecenin yarısında bu zorlu mesleği yapıyoruz ve çocuklarımızı bu kazançla okutuyoruz. Burayı hiçbir zaman boş bırakmadık, bırakmayacağız” sözleriyle kadınların üretimdeki ve direnişteki rolüne dikkat çekti.
‘Kolluk kuvvetleri şirketin demirlerini koruyor’
Projenin usulsüz ÇED raporlarıyla ve yan köy üzerinden alınan onaylarla meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Hacer Yurtseven, verilen sözlere rağmen limana polislerin yığıldığını belirtti. Rize Valiliği’nin müdahale emri verdiğini aktaran Hacer Yurtseven, “Vali ve yetkililer bize ‘bir tane kafes koyup kaldıracaklar’ diye söz vermişti. Ancak sözlerinde durmadılar. İki gün önce limanımıza çevik kuvvet, polis ve jandarma yığıldı. Bizi kendi limanımıza sokmak istemediler ama biz bir şekilde içeri girdik. Koskoca ülkenin polisi, jandarması halkı değil, Kuzuoğlu Şirketi’nin demirlerini koruyor. Bizi kucaklayarak alandan çıkardılar. Altı arkadaşımız gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Bu gözdağına rağmen geri adım atmayacağız” dedi.
‘Burası lağım çukuru olacak, ekosistem yok edilecek’
Kurulmak istenen 63 balık kafesinin, yol açacağı ekolojik ve toplumsal tahribata dikkat çeken Hacer Yurtseven, şu uyarılarda bulundu: “Ağ attığımız, avlandığımız yere bu kafesleri koymak istiyorlar. Somon balıklarını GDO’lu yemlerle besleyecekler. Kafeslerin altında balık yuvaları ve üreme alanları var. Somonların dışkıları ve kimyasalları nedeniyle sahilimiz, denizimiz lağım çukuruna dönecek, müsilaj oluşacak. Ayrıca Rize-Artvin Havalimanı’na çok yakınız; yemlere gelen martılar yüzünden uçuş güvenliği de tehlikeye girecek. Sadece geçim kaynağımız değil, doğamız ve halkın sağlığı da tehdit altında.”
‘Dedelerimizden aldığımız mirası torunlarımıza bırakacağız’
Yetkililere ve kamuoyuna seslenerek projenin durdurulmasını talep eden Hacer Yurtseven, şu mesajı verdi: “ÇED raporunun iptali için hukuki mücadelemizi sürdürüyoruz. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Kurulsa dahi biz bu nöbeti bırakmayacağız. Gözümüzü kararttık; burası bizim namusumuz, şerefimiz. Dedelerimizden miras kaldı, biz de çocuklarımıza, torunlarımıza miras bırakacağız.”
Kaynak: Jinnews / Devrim Fındık
