Haber Merkezi, (SH)
Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer, uğradığı yargı kıskacı ve belediyeye atanan kayyım sürecinin ardından kaleme aldığı yazısında, Türkiye’nin içinden geçtiği baskı iklimini ve yargının siyasallaşmasını sert bir dille eleştirdi. Adaletin sadece mahkeme salonlarını değil, toplumun tüm dengesini bir arada tutan bir ruh olduğunu vurguladı.
“Cezaevinde olmayanların kendini özgür sanması yanılgı”
Özer, yazısında Türkiye’nin giderek genişleyen bir baskı iklimiyle kuşatıldığını ifade ederek, özgürlük kavramının sadece dört duvar arasında olmamakla sınırlanamayacağını belirtti:
“Giderek genişleyen baskı iklimi, Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdü. Cezaevinde olmayanların kendini özgür sanması büyük bir yanılgı. Çünkü düşünmeyen, ilgilenmeyen, sessiz kalanlar bile bu düzenin öğütücü çarklarının hedefinde.”
“Baskı makinesi durdurulamaz şekilde çalışıyor”
Yargı kararlarının talimatla verildiği bir düzende kimsenin güvende hissetmeyeceğini savunan Özer, bu sistemin toplumsal vicdanı derinden yaraladığını dile getirdi:
- Keyfiyet ve Korku: “Hukukun üstünlüğü yoksa keyfiyet vardır. Keyfiyetin olduğu yerde ise korku, sessizlik ve çaresizlik büyür.”
- Kaçacak Alan Kalmadı: “Kimi ‘kıyı kasabasında huzur bulma’ sancısıyla gündemden uzaklaşıyor ama baskının büyüklüğü artık kaçacak alan bırakmıyor.”
Hükümete “İç Cephe” Sorusu
İktidarın “iç cepheyi güçlendirme” söylemlerine atıfta bulunan Özer, demokratik iradenin hiçe sayılmasının bu hedefle çeliştiğini şu sözlerle sordu:
- Halk İradesi ve Kayyım: “AYM ve AİHM kararları uygulanmıyor, halk iradesi hiçe sayılıyor, devasa kentler kayyımlarla yönetiliyor. Peki bütün bunlar ülkemizi daha iyi bir yere mi taşıyor? Etrafımız ateş çemberiyken iç cepheyi mi güçlendiriyor?”
“Vakit geç olmadan bir şeyler yapmalıyız”
Toplumsal barışın ancak hukuka güvenle tesis edilebileceğini belirten Ahmet Özer, yazısını kolektif bir sorumluluk çağrısıyla noktaladı:
“Bugün sessiz kalırsanız yarın işin ucu şu ya da bu şekilde mutlaka size de dokunur. Vakit geç olmadan ülkemizin huzuru ve güveni, çocuklarımızın yarınları için bir şeyler yapmalıyız. Hukuka dönülmesi ve hukuk güvenliğinin tesisi için.”
