Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    TİP’ten Meclis’teki çözüm komisyonuna “sorumluluk” çağrısı

    29 Ocak 2026

    ESU: Rojava-Gozarto’da sivillere yönelik saldırılar artıyor

    29 Ocak 2026

    İzmir’de kadın Cinayetlerine karşı yürüyüş: “Koruma, aklama, yargıla”

    29 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

      27 Ocak 2026

      Rojava’da karşı-devrim hamlesi

      26 Ocak 2026

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026

      Emperyal düzen, taşeron iktidarlar ve Rojava’ya karşı ortak sessizlik

      20 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026

      Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

      26 Ocak 2026

      Neden Rojava’yı savunmalıyız?

      25 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Prof. Mustafa Sarı: Marmara Denizinin dibi atom bombası atılmış gibi!

    Prof. Mustafa Sarı: Marmara Denizinin dibi atom bombası atılmış gibi!

    Evrensel'den ÖZER AKDEMİR Prof. MUSTAFA SARI ile konuştu: "2021'de 22 eylemden oluşan Marmara Denizi eylem planı amasız, fakatsız uygulanmalı. Acilen şu anda atıl duran arıtma tesisleri çalıştırılmalı, sanayi kuruluşları kirliliklerini arıtmaları için denetlenmeli. Diğer taraftan Marmara Denizi'nin çevresindeki tüm belediyelerde ileri biyolojik arıtmaya geçilmesi gerekiyor. Eğer balıkların oyu olsaydı bir gün bu müsilajın bu hale gelmesine izin vermezdik!"
    Siyasi Haber3 Şubat 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Müsilaj nedir?

    Müsilaj esasında doğal bir madde. Yapı itibariyle şekerlerin değişik bir versiyonu. Biz denizleri kirlettikçe, denizlere azotu fosforu gönderdikçe bitkisel organizmalar olan fitoplankton gruplarının bazıları çoğalmaya başlıyorlar. O kadar fazla çoğalma oluyor ki hücre içinde tuttukları bazı sıvıları hücrenin dışına yani deniz suyuna bırakıyorlar. Bunlar da diğer organizmalar için çok uygun ortam oluşturuyor denizlerde. Bakteriler, virüsler ve diğer mikroorganizmalar için kümelenmeye başlıyorlar ve denizin altında binlerce kilometre uzanan birbirine dolanmış, labirentler oluşturmuş tüller gibi yapılar çıkıyor ortaya. Müsilajın tanımı bu.

    Fotoğraf:Evrensel

    Peki neden ortaya çıkıyor? Bu sadece kirlilik yüküyle mi ilgili?

    Değil. Üç tane tetikleyicinin biraraya gelmesi gerekiyor, 2021 de yaşadığımız müsilaj gibi bir olayın meydana gelmesi için.

    1. Deniz yüzeyi sıcaklığının ortalamadan yüksek olması. İklim değişikliğine bağlı olarak Marmara Denizi 2,5 derece daha sıcak.

    2. Deniz şartlarındaki durağanlık. Marmara Denizi orijinal yapısı gereği ikili bir su yapısına sahiptir.  Üstte Karadeniz suyu var, 25-30 metrede. Onun altında Akdeniz’in suyu var. Bu iki farklı su yapısını birbirinden ayıran bir geçiş tabakası var. Marmara Denizi’nde bu yüzden durağanlık var. Dikey karışımlar az. Bu çok uygun bir ortam teşkil ediyor müsilaj için.

    3. Azot fosfor yükü. Nereden geliyor bu fosfor yükü? Marmara Denizi’nin çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların evsel atıkları, Türkiye’nin yarısından fazlasına hizmet sunan  kümelenmiş bir endüstrinin atıkları, Türk Boğazlar sisteminin yoğun denizcilikten gelen atıklar,  tarımsal atıklar var akarsularla taşınan ve diğer bütün atıklar bir araya geldiğinde işte şu anda yaşadığımız gibi üçlü tetikleyici devreye giriyor ve müsilaj felaket boyutunda bütün Marmara Denizi’ne yayılmış oluyor.

      Müsilaj bir iki aydır artık yüzeyde de görülmeye başladı. Bu artacak mı?

      Üzülerek söylüyorum, müsilaj Marmara Denizinde giderek artacak gibi görünüyor. Bilim veri ile çalışır. Daha önceki gözlemlerimizi veri ile birleştirerek bu tahminde bulunduk ve dedik ki; “büyük ihtimalle yüzeye çıkacak”. Şu anda artık Mart sonu, Nisan başını beklemeden yüzeye çıkışlar başladı. Gemlik Körfezi’nde, Mudanya kıyılarında, Prens adalarının çevrelerinde ve onun dışında da tüm Marmara Denizi’nin çevresindeki liman, barınak, çekek yeri, marina gibi dar alanlarda sık sık görülür hale geldi. Suların ısınması ile birlikte biz bunu daha çok göreceğiz ve gidişat gösteriyor ki, 2021 ile kıyasladığımızda en az 2021’deki gibi, belki daha yoğun bir müsilajın yüzeye çıkma durumunu yaşayacağız.

      Lakin biz yüzeye çıkan müsilajdan korkmuyoruz. Biz müslajdan korkuyoruz bilimsel olarak. Çünkü yüzeye çıkan müsilajın binde biri bile değil. Lakin biz aklı gözünde bir topluluk olduğumuz için görmediklerimizi yok sayıyoruz. 2021 yılında nisan ayında müsilaj yüzeye çıktığında hepimiz denize odaklandık. “Ne oldu bizim denizimize? Kim yaptı bunu?​” diye herkes birbirinde suçlar aramaya başladı. Sonra yavaş yavaş eylem planı oluştu, bilim kurulu oluştu ve birtakım uygulamalar küçük de olsa yapılmaya başlandı. Deniz şartlarındaki değişimlerden dolayı 2021 Ağustos başı gibi müsilaj ortadan kalkınca “Yaşasın, yendik müsilajı” dediler. “Yapmayın, müsilaj aşağıda duruyor. Nedenler ortadan kalkmadığı sürece sonuçların değişmesini bekleyemeyiz. Yapmayın, etmeyin dedik” anlatamadık!

      2024 yılının 23 ekiminde Erdek Körfezi’nde tespit ettik ilk defa. Sonra 6 Kasım’a geldiğimizde Marmara adalarının çevresinden Tekirdağ kıyılarına kadar yayıldı. 13 Kasım’da Prens adalarında İstanbul’a ,20 Kasım’da Gemlik körfezine kadar ulaştı. 5 Aralık’a geldiğimizde İzmit körfezine ulaştı ve şu anda yüzeyden 30 metre derinliğe kadar 11.350 km² Marmara Denizi’nin her tarafında örümcek ağı gibi müsilaj var!

      Fotoğraf: Prof. Dr. Mustafa Sarı

      Deniz dibinde yaşayan canlılar müsilajdan nasıl etkileniyorlar?

      Denizin dibine çöktüğünde müsilaj çok tehlikeli olur. Denizin dibini biz çamur ve kumdan ibaret sanıyoruz. Oysa binlerce organizmanın yaşam alanı orası. Tüplü kurtların, yassı kurtların, solucanların, salyangozların, midyelerin, pinaların, istiridyelerin, deniz çayırlarının, mercanların evi orası, yurdu… Özellikle pina, midye, istiridye, mercan gibi canlılar sabit yaşarlar. Bir yere tutunur, hayatlarının sonuna kadar orada yaşarlar. Kaçacak bir yeri yok bunların. Bunların üzerini battaniye gibi örter müsilaj. Bu hayvanlar filtre ederek beslenirler. Üzerleri kaplanınca nefes alamazlar, ölürler.

      2021 yılında yaşadığımız müsilaj esnasında kıyıdan 30 metre derinliğe kadar sünger topluluklarının tamamı öldü. Üzerilerini müsilaj kapladı, nefes alamadılar ve öldüler. Şu anda bu örtü kalınlaşıyor. Bebek pinalar var çok sayıda. Şu anda onların da üzerlerine çöktü, büyük bir kısmı ne yazık ki ölecek. Arkadaşlarımız geçtiğimiz günlerde daldılar. Deniz Çayırları ve pinaların üzerindeki müsilajı görüntülediler. Durum korkunç! Atom bombası düşmüş gibi deniz çayırlarını yatırmış.

      İlkbaharda suların ısınmasıyla böyle şeyler daha da çoğalacak.  Marmara Denizinin diplerinde, şu anda, 60 metrenin altında oksijen seviyesi 2 miligram litrenin altına düştü. Kritik seviyenin altında. 60 metre derinlerde yaşayan birçok köpek balığı, vatoz, kıkırdaklı balıklar kıyıya gelmek zorunda kalıyorlar. Kıyıya geldiklerinde her gün balıkçı ağıyla karşılaşmaya başladılar. Balıkçı ağına takılıyorlar, çoğu ölüyor. Müsilajın ekosisteme verdiği hasarın sınırları, tarifi çok zor.

      2021 yılındaki müsilajdan sonra neler yapıldı ya da yapılamadı?

      Plan yapma konusunda çok başarılıyız. Fakat bu planları ya da kanunları uygulama noktasında aynı başarıya sahip değiliz. Pandemi döneminde 5.000 kişinin aynı anda katıldığı online çalıştaylar yapıldı. Tüm tarafların katılımıyla 22 eylemden oluşan Marmara Denizi Eylem Planı hazırlandı. Bu Eylem Planı’nın 14 maddesi Marmara Denizi’nin atık yükünü azaltmak ile ilgiliydi. Şimdi bu eylem planlarına baktığımızda Bakanlığa göre hedeflerden biri hariç 13’üne yüzde yüz başarı ile ulaşıldı. Ulaşılamayan bir hedef ne biliyor musunuz? Marmara Denizi’nin atık yükünün düşürülmesi!

      2021 yılında bütün Marmara’nın çevresindeki 25 milyon insanın evsel atıklarının yüzde 51’ini ileri biyolojik arıtmadan geçiriyormuşuz. 2021’den 2024’e orana baktığımızda yüzde 51.07 olmuş! Yani eylem planı boyunca başarımız yüzde 0,7, yüzde 1 bile değil! Eylem planının amacı neydi? Marmara Denizi’nin kirlilik yükünü azaltmak. Başaramamışız!

      Fotoğraf: Prof. Dr. Mustafa Sarı

      1989’dan itibaren yoğun olarak kirliliğin derin deniz deşarjı olarak Marmara’ya verilmesine ne diyorsunuz?

      Derin deşarjı da şöyle anlatayım; benim evimde çöpler birikti, bu çöpleri toplayıp evimden epeyce uzakta olan sizin evinizin mutfağına, salonun atıyorum. Böyle bir şey olabilir mi? O kadar anormal bir şey ki bunu hayal bile edemiyoruz değil mi? Denizler, sular insan için alıcı ortam olmuş. Çünkü insan kendini doğanın, bütün bu evrenin sahibi sayıyor. Tanrılığa soyundu insan. Deniz neresi; yüz binlerce, milyonlarca canlının evi. Marmara Denizi’nin ikili akıntı sistemini Allah’ın nimeti saymışız. Atıklarımızı 1970’li yıllardan itibaren denize veriyoruz. Şu anda halen Marmara Denizi’nin çevresindeki atıkların yüzde 43’ü derin deşarja gidiyor. Bu bir felaket! 2025’te hala bunu savunmak daha büyük felaket!

      “Marmara Denizi çoktan öldü!” diyen uzmanlar var. Bu doğru mu?

      Tüm bunlara rağmen Marmara Denizi öldü diye yaklaşmamamız lazım. Çünkü ekosistemlere ömür biçemeyiz. Sistem bir yerde kesintiye uğradığında yeni bir sistem ve denge durumu oluşur. ‘Marmara öldü, Marmara bitti’ ifadeleri durumun vahametini anlatmak için söylenen sözler.

      Neler yapılmalı?

      Ne yapılacağı da gayet net! 2021’de 22 eylemden oluşan Marmara Denizi eylem planı amasız, fakatsız uygulanmalı. Acilen şu anda atıl duran arıtma tesisleri çalıştırılmalı, sanayi kuruluşları kirliliklerini arıtmaları için denetlenmeli. Diğer taraftan Marmara Denizi’nin çevresindeki tüm belediyelerde ileri biyolojik arıtmaya geçilmesi gerekiyor. ‘Para yok’ bahanesini kabul etmiyorum. Eğer balıkların oyu olsaydı bir gün bu müsilajın bu hale gelmesine izin vermezdik! Balıkların oyu yok, denizin oyu yok, doğanın dili yok. Tepkisini işte böyle dile getiriyor.

      Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

      İlgili İçerikler

      YerDeniz Kooperatifi’nde kitap tanıtımı: “Filistin Direniş Ekonomisi”

      29 Ocak 2026

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026
      Destek Ol
      Yazılar
      Volkan Yaraşır

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

      Tuncay Yılmaz

      Rojava’da karşı-devrim hamlesi

      Ömer Bölüm

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      Muhsin Dalfidan

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      Bağlantıda Kalın
      • Facebook
      • Twitter
      Seçtiklerimiz
      Ertuğrul Kürkçü

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      Ercan Jan Aktaş

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      Kıvanç Eliaçık

      ABD’den genel grev manzaraları

      Tülay Hatimoğulları

      Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

      Güncel Kalın

      E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

      Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

      Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

      Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
      EMEK

      Amazon’da büyük emek kıyımı: 16 bin çalışan işten çıkarılacak

      29 Ocak 2026

      YerDeniz Kooperatifi’nde kitap tanıtımı: “Filistin Direniş Ekonomisi”

      29 Ocak 2026

      Migros direnişi sürüyor: DGD-SEN tüm depo işçilerini depo önlerine çağırdı

      29 Ocak 2026
      KADIN

      İzmir’de kadın Cinayetlerine karşı yürüyüş: “Koruma, aklama, yargıla”

      29 Ocak 2026

      Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

      20 Ocak 2026

      Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

      16 Ocak 2026
      © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

      Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.