Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Meksika gemileri Havana’ya vardı; Küba’ya yardım çabaları artıyor

    14 Şubat 2026

    Erdoğan’ın ziyareti öncesi Boğaziçi’nde olağanüstü önlem: Kampüs abluka altında

    13 Şubat 2026

    Vasilis Yaylalı’ya Yunanistan’dan ret ve iade kararı

    13 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

      12 Şubat 2026

      Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

      11 Şubat 2026

      Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

      6 Şubat 2026

      6 Şubat: Rant, beton, yıkım

      6 Şubat 2026

      İktidarın uyuşturucuyla mücadele söylemi, ahlak rejimi ve cezalandırma siyaseti

      6 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Kölelik Afganistan’a geri döndü

      12 Şubat 2026

      Türkiye “normali” ve Amedspor

      10 Şubat 2026

      Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

      9 Şubat 2026

      Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

      8 Şubat 2026

      Textum Dergi’de “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri” dosyası

      4 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » ABD’nin “aşikâr kaderi”?

    ABD’nin “aşikâr kaderi”?

    ERTUĞRUL KÜRKÇÜ Yeni Yaşam için yazdı: Trump’ın ikinci dönemi, büyük bir mücadele çığırı açıyor. Faşizmin Amerika’nın “aşikar kader”i olup olmayacağı, Trump’ın ABD’nin demokratik gelenekleri ve mirasına karşı başlattığı saldırıya ABD halkları ve kurumlarının ne kadar direneceği kadar, onun küresel ittifaklarına karşı yerel dinamiklerin de gücü ve direnişine bağlı olacak.
    Ertuğrul Kürkçü23 Ocak 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    “Amerika Birleşik Devletleri bir kez daha büyüyen bir millet -zenginliğimizi çoğaltan, topraklarımızı genişleten, kentlerimizi inşa eden, beklentilerimizi yükselten ve bayrağımızı yeni ve güzel ufuklara taşıyan bir millet- olduğumuzu aklediyor.

    “Ve gökteki yıldızlarda görünen ‘aşikâr kaderimizin’ peşine düşerek, Amerikalı astronotları ABD bayrağını dikmeye Mars gezegenine göndereceğiz.

    “İhtiras, büyük milletlerin can suyudur ve milletimiz şimdi öteki milletlerden çok daha ihtiraslı. [Dünyada] bizim gibi bir millet yok.

    “[…] Bir sonraki büyük maceranın çağrısı ruhlarımızın derinliğinden bize sesleniyor.”

    Yukarıdaki alıntı, Donald Trump’ın ABD Başkanlığını devir-teslim ve yemin törenindeki hitabından.  Başkan Trump, seçim kampanyası döneminde hitap alanındakilerin ırkçı, kadın, göçmen ve LGBTI+ düşmanı, illiberal önyargılarını dağınık, saçma sapan yerel yalanlarla beslemeye adanmış atmasyonlar yerine dünyanın önüne “Project 2025” ruhunda tumturaklı bir küresel -hatta yıldızlararası uzaya uzanan- emperyalist manifestoyla çıktı. Trump kampanyası, seçim döneminde de “emperyalist emelleri”ni saklıyor sayılmazdı, ancak atışmanın içe dönüklüğü ve üslubun özü örtmesi dolayısıyla Trump’ın söylemi ABD iç politikasına özgü yönleriyle öne çıkmıştı.

    Amerikan emperyalizmi dünyanın geri kalanına savaş ilan ediyor

    Artık karşımızda ülkenin en geri toplumsal kesimlerinin oyları peşinde koşan bir yerel politikacının gayriciddi belagati değil, yasama, yürütme ve yargı üzerinde elde edilmiş tam hakimiyet ve Başkanlık ayrıcalıkları sayesinde yerkürenin en zengin, askeri ve teknolojik açıdan en güçlü devletinin kendisi haline gelmiş olan Başkan’ın ağzından Amerikan emperyalizminin dünyanın geri kalanına savaş ilanı var.

    Trump’ın söylemi ikinci dünya savaşı sonrası statükosunun ABD emperyalizmi tarafından resmen sona erdirildiğini ifade etmekten kaçınmıyor. Trump’ın dillendirdiği “ihtiraslar”, ABD’nin emelleri kapsamında bundan böyle BM Şartı’nın üzerinde yükseldiği dünya düzeninin devletlerarası ilişkileri belirleyen “sınırların değişmezliği”, “içişlerine karışmama”, “toprak bütünlüğü” gibi sabitlerinin yok sayılacağını bütün dünyaya ilan ediyor.

    Bütün yazılı tarih, “topraklarını genişleten […]  ve bayrağını yeni ve güzel ufuklara taşıyan bir millet”in bunu başka ülkelerin topraklarına göz dikmeden, sınırları değiştirmeye yeltenmeden, içişlerine karışmadan, yani fetih savaşlarına girişmeden yapamayacağının hikayelerinden ibaret olduğuna göre, ABD Başkanı, başkanlık söylevinde tumturaklı ifadelerle bütün ülkelere, geleceklerinin kendilerinin insafına bağlı olacağını haykırmaktan başka bir şey yapmıyor.

    Kanada’yı ilhak, Grönland’ı satın alma, gerekirse istila, Meksika Körfezi’ni mülk ilan etme iddialarının kaba böbürlenmeler olduğunu düşünmek safdillik değilse, karanlıkta ıslık çalmakla eşdeğer olabilir. ABD emperyalizmi, Trump şahsında “topraklarını genişletme” hedefinin  “küresel kabul edilebilirliğini” sınıyor.

    “Aşikar kader” anlatısı: Emperyalizmin meşruiyet doktrini

    Trump’ın konuşmasında yüzeysel olarak bakıldığında kuru edebiyat olarak sayılması mümkün, milleti yıldızları fethe çağıran “aşikâr kader” -İngilizcesiyle söylenirse “manifest destiny”- ifadesinin Mars’a astronot gönderme hülyasının bir ifadesi olduğunu düşünmek de daha az safdillik sayılmaz.

    “Aşikar kader” – “Manifest Destiny”- hikayesi Amerika Birleşik Devletleri’nin Atlas Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusu’na kadar Kuzey Amerika kıtasına yayılmasının, kaderine içkin olduğunu savunan bir 19. yüzyıl ideolojisiydi. Milliyetçilik, dinsel inanç ve kültürel ve ırksal üstünlük duygusunun mezcedildiği bu kavram, 1800’lerde ABD’nin topraklarını genişletmesinin kaçınılmazlığının güçlü bir ideolojik gerekçesi kılınmıştı. Bu ideoloji Amerikalıların kıtaya demokrasi, Hristiyanlık ve medeniyet yaymak üzere ilahi bir hak ve görevle yükümlendiğinin ifadesiydi.

    Bu doktrin beyazların Yerli Amerikalıların topraklarının ele geçirilmesi ve soykırıma uğratılmalarının ahlaki meşruiyetine inandırılmaları, Meksika topraklarının ele geçirilmesi için Meksika’yla savaşın, köleciliğin haklılığının savunulmasının ve kölecilik uğruna İç Savaşa atılmanın en önemli ideolojik kaldıracıydı.

    “Aşikar kader’in evreni bütün dünya

    Bir kere yeniden ayaklandırıldığında “aşikâr kader”in Elon Musk’ın Mars’a kaçış planlarında kaybolmayacağını akletmek için Donald Trump’ın yemin töreninden hemen sonra imzaladığı Barack Obama ve Joe Biden’ın Başkanlık dönemlerinde, kadınların, LGBTIQ+’ların, yoksulların, göçmenlerin, siyahların, işçilerin ve bir bütün olarak doğanın elde edebildiği nispi kazanımları kayıt altına alan yasa ve yönetmelikler külliyatında bir vuruşta kocaman gedikler açan Başkanlık kararnamelerinin konularının Mars’ta değil, bugünün ABD’si ve dünyasında geçtiğini görmek yeter de artar.

    Öte yandan bu kararnamelerle gelen gericilik rüzgarının etkilerinin Amerika Birleşik Devletleri sınırında durmayacağını düşünmek için de pek çok neden var. Trump’ın kararnameleri pek çok ülkede yaygın olarak tartışılan kadın, göçmen, LGBTIQ+, doğa ve emek düşmanı genel zihniyetin bir yansısı. Trump’ın kararnameleri bütün ülkelerin gericileri için bu fikirlerin gerçekleştirilebilirliği bakımından “paradigma” değerinde olacak.

    Trump’ın, tüm memurları işten atıp yerine kendi adamlarını getirmeye, İklim Sözleşmesinden çekilerek hidrokarbonlara dayalı enerji üretimine geri dönmeye, birçok masa başı işte verimi arttırdığı sabit olan evden çalışmaya son vermeye, göçmenleri ülkeden atmak için üzerlerine ordu göndermeye, toplumsal cinsiyet ve ve ırksal/etnik kimlik çeşitliliğini koruyan yasa ve yönetmelikleri iptal ederek, beyaz ve erkek bir dünya inşası için farlılıklara savaş açmaya verdiği “sağduyu devrimi” adının yakın zamanda AKP-MHP ideologlarınca koro halinde tekrarlandığını görmek hiç de şaşırtıcı olmayacak.

    Dünyanın tüm gericilerine hayat öpücüğü

    Paris İklim Anlaşmasından ve Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilerek iklim krizi ve iklim krizinin de tetiklediği küresel pandemilere karşı en önemli uluslararası dayanışma kurumlarını çökertme girişimi Trump’ın koruyup kollamaya çalıştığı geleneksel endüstrilerin kaçınılmaz ölümünü önlemeyecek ama iklim krizi inkarcılığı ve aşı karşıtlığından beslenen “cehalet taraftarlığı”nın kapılarını sonsuza kadar açarak her türlü akıl dışılığı akılla savaşta devlet gücüyle donatarak büyük bir küresel gericilik dalgasını tetikleyecek…

    Neresinden bakarsak bakalım, ABD’deki iktidar değişikliğiyle birlikte dünyanın en güçlü devletinin ve ordusunun tam desteğini elde etmeye bir adım daha yaklaşan gericiliğin ileriye doğru attığı her adım, dünyanın bütün gerici iktidarlarının tahakkümü için de bir hayat öpücüğü olacak.

    Trump’ın Erdoğan’a “dostluk” armağanı: Êfrin, Serê Kaniyê ve Girê Spî

    Nitekim Tayyip Erdoğan da mesajın Türkiye’ye ulaştığını Trump’la “Birinci dönemdeki dostlukları”na göndermede bulunarak belli etmekte gecikmedi. “Dostluğumuzun aynen devamı bizim için çok önemli” derken, bu dostluktan Kürt halkının payına binlerce hayatın sönmesi, yüzbinlerce Kürdün yerinden edilmesi ve terk ettikleri mülklerine cihatçıların el koymasına yol açan 2018 Êfrin ve 2019 Serê Kaniyê ve Girê Spî harekatlarına Trump’ın “uçuş yasaklarını kaldırarak” nasıl yol vermiş olduğunu hiç unutmuyoruz.

    Trump, yemin töreni öncesinde ilişkilerine değinerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dostu olduğunu söylemiş ve “Beğendiğim bir kişi. Kendisine saygı duyuyorum ve sanıyorum o da bana saygı duyuyor” dedikten sonra 2018-19 TSK harekatları dolayısıyla kendisinin Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisine nasıl dahil olduğuna ilişkin uyduruk bir öykü anlatmıştı: “Benim peşlerini bırakmasını istemem üzerine [Erdoğan] belli kişilerin peşini bırakmıştı. Kimlerden söz ettiğimi biliyorsunuz, Kürtler!” diyen Trump, “bu durumun ne kadar süreceğini bilem[ediğini] çünkü [Kürtler ve Türkiye’nin] birbirlerinin doğal düşmanı [olup] birbirlerinden nefret [ettiklerini]” söylemişti.

    Eski genelkurmay başkanı General Milley’in “iliklerine kadar faşist” diye  nitelediği Trump’ın, ne Kürtler, ne Türkiye, ne de TSK operasyonları konusunda doğruyu söylediği açık. Erdoğan’a 2018 ve 2019 operasyonları için yol veren Trump’ı durduran, TSK operasyonlarının IŞİD ile savaşa zarar verdiğini düşünen kendi generalleriydi. Trump şimdi onları divanı harbe verip vermemeyi tartışıyor.

    “Canavarla savaştan” canavarlaşmaya ABD

    İkinci Dünya Savaşı’nda ABD, Sovyetler Birliği, Fransa ve İngiltere ittifakıyla yok edilen Hitlerin küllerinin ABD emperyalizmine can suyu olması, Nietzche’nin tabiriyle, “Bir canavarla savaşan[ın] kendi[sinin] canavarlaşma tehlikesiyle karşı karşıya [olması]”nın en kötü tarihsel örneği  olurdu.

    Trump’ın ikinci dönemi, büyük bir mücadele çığırı açıyor. Faşizmin Amerika’nın “aşikar kader”i olup olmayacağı, Trump’ın ABD’nin demokratik gelenekleri ve mirasına karşı başlattığı saldırıya ABD halkları ve kurumlarının ne kadar direneceği kadar, onun küresel ittifaklarına karşı yerel direnişlerin de gücüne ve direnişine bağlı olacak.


    Resim: Boyun eğmeyeceğiz sloganıyla sokaklara çıkanlar

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Kölelik Afganistan’a geri döndü

    12 Şubat 2026

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    10 Şubat 2026

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    9 Şubat 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Siyasi Haber

    Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

    Mahsuni Gül

    Hacıbektaş Dergâhı’nın tasfiyesi ve devlet aklı

    Zeynel A. Göçer

    Güney Kürdistan’dan Rojava’ya Kürt siyasetinin gerçekliği

    Mehmet Murat Yıldırım

    6 Şubat: Rant, beton, yıkım

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Alp Altınörs

    Kölelik Afganistan’a geri döndü

    Akif Kurtuluş

    Türkiye “normali” ve Amedspor

    Siyasi Haber

    Gözden kaçan rapor: Göçmenlere sağlık engeli genel halk sağlığını da etkileyecek

    Kansu Yıldırım

    Perakende sektöründe sermayenin ve emeğin durumu: Ücretler perakende, sömürü toptan!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Smart Solar Grevi 114 günün ardından kazanımla sonuçlandı

    12 Şubat 2026

    Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi 10. gününde: “Aynı okulda iki farklı dünya olmaz”

    11 Şubat 2026

    Divriği OYAK Maden Direnişi 78. Gününde: “Ya hepimiz ya hiçbirimiz”

    10 Şubat 2026
    KADIN

    Özgül Saki: Tekçi ve dinci dayatmalara karşı demokratik yaşamı ve laikliği savunacağız!

    13 Şubat 2026

    Güney Kore’de “Konfor Kadınları”ndan ABD Ordusuna karşı yarım asırlık hesaplaşma

    10 Şubat 2026

    Nebahat Yükçü’nün katiline ağırlaştırılmış müebbet

    5 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.