Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Ortadoğu’da gerilim tırmanıyor: Son 24 saatte Erbil saldırıları ve İran’da üst düzey kayıplar

    7 Mart 2026

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    KCDP raporu: Şubat ayında 23 kadın öldürüldü, 29 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

    6 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

      5 Mart 2026

      Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

      2 Mart 2026

      Meslek odalarına neler oluyor?

      2 Mart 2026

      Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

      1 Mart 2026

      Yoksulluğun normalleşmesi ve gündelik hayatın sessiz eğitimi

      27 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026

      Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

      27 Şubat 2026

      Kemal Türkler 100 yaşında!

      23 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Bizim sevgili hastalığımız

    Bizim sevgili hastalığımız

    ORHAN GÖKDEMİR soL Haber için yazdı: HZİ Vakfı pek bilinen bir kuruluş değildi. Haberini yapan gazeteciler bile şaşırmıştı vakfın hedef alınmasına. Kurucularından Prof. Dr. Turan İtil de pek tanınmış bir isim değildi. Diğer kurucu Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ herkesin malumuydu. Malum olmayan iki profesörün kardeş olduğuydu. Yönettikleri vakfın 12 Eylül karanlığında cezaevlerinde üstlendiği uğursuz rol de öyle... 
    Orhan Gökdemir18 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    1990 yılına denk gelen bir Haziran gününde dört Dev-Sol militanı Gayrettepe’deki HZİ Vakfı’nın kapısını çaldı. Kapı açıldı. İçeriye giren militanlar vakıf çalışanlarını dışarı çıkardı. Duvarlara sloganlarını yazdıktan sonra el yapımı bir bombayı vakfa bırakıp çıktı. Eylemin ardından yayınlanan “Devrimci Sol-Silahlı Devrim Birlikleri” imzalı bildiride “Amerikan ilaç tekellerinin hizmetinde çalışan ve CIA tarafından finanse edilen HZİ Vakfı, örgütümüz tarafından basıldı ve tahrip edildi” deniyordu.

    HZİ Vakfı pek bilinen bir kuruluş değildi. Haberini yapan gazeteciler bile şaşırmıştı vakfın hedef alınmasına. Kurucularından Prof. Dr. Turan İtil de pek tanınmış bir isim değildi. Diğer kurucu Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ herkesin malumuydu. Malum olmayan iki profesörün kardeş olduğuydu. Yönettikleri vakfın 12 Eylül karanlığında cezaevlerinde üstlendiği uğursuz rol de öyle… 

    “HZİ”, Hatice Zahit İtil’in baş harfleri. Hatice Zahit Hanım, Prof. Dr. Turan İtil ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın anneleri. “Nöropsikiyatri” alanında faaliyet gösteren bir vakıftı bu. Haliyle yükün çoğu küçük kardeş Turan’ın omuzlarındaydı. 

    Küçük kardeş Turan pek hazırlıklı ve donanımlıydı; vakıf adına 12 Eylül’ün en karanlık yıllarında generallerin teşvikiyle Mamak, Metris, Erzurum gibi siyasi tutuklu ve hükümlülerin çoğunlukta olduğu toplama kamplarında solcular üzerinde farmakolojik deneyler yaptı. Hatta seçilen bazı mahkumlar adı geçen vakfa taşındı, burada da “bilimsel” deneylere tabi tutuldu. Vakfa yakın oturan site sakinleri kafalarında tuhaf başlıklar ve kablolar olan insanlar gördüklerini söylüyorlardı. Vakfın kurbanları deneylerin farmakoloji ile sınırlı olmadığını; hipnoz, beyin fizyolojisi, elektromanyetizma gibi “zihin kontrolü” ile alakalı alanları kapsadığını söylüyorlardı. Belli ki o karanlıkta fizik ile fizikötesi arasındaki sınır kolayca aşılmıştı. 

    Milli Güvenlik Konseyi emriyle cezaevlerinde yürütülen bu çalışmalara katılan bir isim daha vardı. 12 Eylül cuntasına yakınlığı ile meşhur Prof. Dr. Ayhan Songar hem bağımsız olarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümünde, hem de HZİ Vakfı bünyesindeki çalışmalara katılıyordu. Hep birlikte “insanlardaki komünist eğilimlerin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu” ispatlamaya çalışıyorlardı. 

    Prof. Turan İtil bombalama eyleminden sonra, biraz da ülkedeki karanlığın dağılmakta olduğunu fark ederek vakfın kapısına kilit vurup ABD’nin yolunu tuttu. O gidince cezaevlerine yönelik çalışmaları Ayhan Songar yürüttü. Amerikan menşeli birtakım ilaçlar solcular üzerinde deneyerek, tutsakları rızası dışında elektro-fizyolojik çalışmalara dahil ederek birtakım deneyler yoluyla beyinde komünistliğe neden olan bir hastalık odağı aradılar. Bulamadıklarını biliyoruz.

    “@ortotoxic” adlı bir sosyal medya kullanıcısı hatırlattı; Komünizmi bir hastalık olarak gören psikiyatrik yaklaşımı Naziler geliştirmişti. Naziler bu “hastalığı” tedavi etmek için itlaf ve kısırlaştırma yöntemlerini denediler. Bu yöntemler yetersiz kalınca lobotomi yoluyla deneklerden uysal hayvanlar yaratmaya giriştiler. Sovyetler Birliği savaştan etki alanını genişleterek çıkınca yöntemleri Amerikalılar devraldı, geliştirmeye çalıştı. 

    HZİ Vakfı’nın kurucusu Turan İtil, o korkunç işlerin tam ortasından Türkiye’ye fırlatılmıştı. Ayhan Songar ise ülkenin yerli ve milli karanlığı “Türk-İslam Sentezi”nin ürünüydü.12 Eylül generallerinin bu ikiliyi teşhis etmesini ve kullanmasını asla rastlantı sayamayız. 

    ***

    Haklarını verelim: Ayhan Songar’ın tersine, Turan İtil sıradan bir farmakolog, alelade bir akademisyen değildi. Dünya çapında araştırmalara, buluşlara, patentlere imza atmış, ABD’de yabancıların ulaşamayacağı haklar elde etmişti.

    Şaşırtıcı bir biyografisi var haliyle. Nazi Almanya’sının şerrinden kaçıp Türkiye’ye sığınan Yahudi kökenli bilim insanlarından Ord. Prof. Dr. Philipp Schwart’ın öğrencisi. Bu ilişki ona 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da çalışma fırsatı verdi. 1960’lı yılların başında Almanya’da Erlangen-Nürnberg Üniversitesi’nde doçent oldu ve Nöropsikiyatri Bölümünde başhekimlik yaptı. O yıllarda St. Louis Missouri Üniversitesine davet edildi. 1974’e kadar araştırmalarını burada sürdürdü. 1975’te davet edildiği New York Tıp Koleji’nde Biyolojik Psikiyatri Başkanı olarak 15 yıl görev yaptı. Amerikan Hava Kuvvetleri ve Missouri Üniversitesi Psikiyatri Enstitüsü bünyesinde LSD üzerine araştırma birimlerine öncülük etti. Amerikan Ordusu ile birlikte çalıştı, NATO ile sıkı iş birliği yaptı. Dahil olduğu ve destek verdiği projeler arasında CIA destekli meşhur “Zihin Kontrol Programları” da var.

    Ardından kendi vakfını kurdu, araştırmalarını orada sürdürdü. Fakat Amerika’da ayaklanan gençler vakfına sıkıntı çıkarıyor, protesto ediyor, imkân bulursa yakıp yıkıyordu. Vakfı Türkiye’ye taşımaya karar verdi, burada daha özgür olacaktı. 1971’de Gayrettepe’de kurulan HZİ Nöropsikiyatri Vakfı, New York’taki HZI Research Center’ın bir şubesiydi.

    12 Eylül’ün çok yakında ülkeyi onun için koca bir laboratuvara dönüştüreceğini tahmin ediyor muydu bilinmez. O laboratuvarda bulduklarını sır gibi sakladı. Bulgularının bir kısmını 1983’te İstanbul’da yapılan bir seminerde “özel davetlilerle” paylaşmıştı sadece. O özel davetliler seminerden öğrendikleri bilgilere dayanarak cezaevlerinde “Mamak Modeli”ni uygulamaya karar verdi. Koğuş sisteminden hücre sistemine geçildi. Zekâ dereceleri düşük olanların yeniden topluma kazandırılması için tedrici af yoluna gidildi. Sağcı ve solcu tutsaklar aynı koğuşa atıldı, disiplin arttırıldı. “Atatürk ilke ve inkılapları” eksenli bir eğitim yürürlüğe konuldu. İradeleri kırmak için bütün cezaevleri işkence hanelere dönüştürüldü. 

    Kahramanımız ünleniyordu. 1983’de CIA’nin Uluslararası Dış Politika Enstitüsü ve HZİ Vakfı ortaklığında “Uluslararası Terörün Çağdaş Yönleri” adlı bir seminer düzenlendi. Katılımcılar arasında Turan İtil’in dostu CIA İstasyon Şefi Paul Henze, Orgeneral Necdet Öztorun, Vali Nevzat Ayaz vardı. 1985’te “Türkiye’de Teröristlerin Rehabilitasyonu Uluslararası Sempozyumu”nu düzenledi. Henze yine onur konuğuydu.

    Songar ekolünden gelen “Psikiyatrist” Prof. Nevzat Tarhan, sonuçları kamuoyundan gizlenen bu araştırmayla ilgili olarak Prof. Songar’ın dost sohbetlerinde “Araştırmanın sonuçlarına göre sağcılar geri zekalı, solcularsa anti-sosyal ve psikopat çıktı” dediğini itiraf etti. Büyük keşiftir. Geri zekalılığın tedavisi yoktur ama anti-sosyallik ve psikopatlık tedavi edilebilir! 

    ***

    1990’daki o Dev-Sol baskını küçük bir yol kazasıydı. Sonra Turan İtil de karanlık vakfı da çabucak unutuldu. Ayhan Songar saygın bir bilim insanına dönüştü. Fakat kurbanlar hayattaydı ve ara sıra hatırlama eğilimi gösteriyorlardı. “Ülkücü” Muhsin Yazıcıoğlu ekibinden Recep Küçükizsiz cezaevinden çıkıp uzun yıllar yurtdışında kaçak yaşadıktan sonra 2011 yılında ülkeye döndü. Bir gün unutmak istediği Mamak’ın beyaz önlüklü Mengelesi umulmadık bir yerde karşısına dikildi. Televizyonda bilirkişiydi Dr. Mengele. Aradan geçen onca yıla rağmen Prof. Dr. Turan İtil’i hemen tanıdı ve soluğu mahkemede aldı. Binlerce kurbanı olan Prof. İtil böylece ilk kez resmi soruşturmanın konusu oldu. Bunun dışında hakkında tek bir soruşturma açılmamıştı. Niye açılsın? Turan İtil bu düzenin ta kendisidir.

    Emperyalizmin kanlı laboratuvarlarında bir ömür geçiren kahramanımız 2014’te 90 yaşında öldü. Karanlık bir hayat sürdü, karanlığa gömüldü. 

    ***

    Aralarında Nobel ödüllüler de var, Amerika’da yetişip ülkeye dönen “bilim insanları”nın çoğunun anti-sosyal olduklarını ve psikopat göründüklerini fark edince şaşırmıştım. Sonuncusu ödülünü alıp ülkeye dönünce ne yapacağını şaşırdı; Genelkurmay’dan çıkıp Anıtkabir’e koştu, oradan MHP’ye uğradı. BBP’de çayını içtikten sonra Beştepe’de aile fotoğrafı çektirdi. Dediğine göre Atatürkçüydü.  İzleyenler, onun bir psikopat mı yoksa bir geri zekalı mı olduğunu anlayamadı. Amerikan laboratuvarı efektidir.

    O karanlıkta ne bulabilirler ki? Beş bin kişi üzerinde “araştırma” yapan Prof. Dr. Turan İtil de vaktiyle bir dergide derin bulgularını şöyle anlatmıştı: “Bunların elinde olmayan bir şey var, içgüdüleri var, bunu anlayabilmek için iki tanesini görmeniz kâfi, üç taneye gerek yok. Öyle bir şey ki bunlar, buluttan nem kapan insanlar, kendileri de bilmiyorlar, kontrol edilemeyen bir kızgınlıkları var. Terörist olmasalardı da katil olurlardı… Biz bunların bilgisayar programcısı yapılmasını önerdik. Bir de en iyi ilaç yaştır. Kimse 40 yaşından sonra terörist olmaz. O halde kırka kadar beklemek gerek. 40 yaşına kadar içeride tutulmaları gerekir. Pahalı bir yöntem ama idamdan daha iyi.”

    Bulguları budur. Fakat bizim bu tarihten damıttığımız bulgu daha sağlamdır. Antikomünizm bir hastalık değildir, egemen sınıfın doğal refleksidir. Bununla birlikte bulaşıcıdır, bünyesi zayıf olanlarda beyne yerleşir, tahrip eder, ahmaklaştırır. Sonuç ortada…

    Daha önce yazmıştık, tekrar edelim: Komünizm kapitalizmin ortasında insan kalma mücadelesidir. Haliyle ortadan kaldırmak için insanın insan yanını silmeniz gerekir. Tarihleri gösteriyor ki bu da imkânsız bir iştir. Onun için bu yola heves edenler deneklerinin değil sadece kendilerinin insanlığını silebiliyor. İlaç, LSD, işkence hepsi hikâye: insanı insanlıktan çıkarmanın tek yolu antikomünizm bulaştırmaktır.

    Komünizme gelince; bu bizim sevgili hastalığımızdır, kimseye yedirmeyiz!

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Varlık adı önceler

    5 Mart 2026

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    4 Mart 2026

    İran’la savaşın sınırları

    1 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

    Ertan Eroğlu

    Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

    Muhsin Dalfidan

    Meslek odalarına neler oluyor?

    Elif Gamze Bozo

    Halkın Hafızası, Toprağın Sesi; Yaşar Kemal

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    Evren Balta

    İran’la savaşın sınırları

    Adil Okay

    Laiklik tamamlanmış bir hikaye mi? Bu ülke hiç gerçekten laik oldu mu?

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    Bekaert’ta TİS görüşmeleri sürüyor: İşçiler 1,5 yıllık kaybın telafisini istiyor

    6 Mart 2026

    İstanbul’daki bazı belediyelerde kamu emekçilerinden “tavan ücret” ve “sıfır zam” dayatmasına tepki

    5 Mart 2026
    KADIN

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    KCDP raporu: Şubat ayında 23 kadın öldürüldü, 29 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

    6 Mart 2026

    DİSK Kadın Komisyonu’ndan bakanlık önünde eşitlik talebi

    6 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.