Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Çiftyürek: Kürtçe konuşana yönelik saldırıların önüne anayasal tanınmayla geçilir

    8 Eylül 2026

    Hatay’da klima atölyesinde patlama: 14 yaşındaki çocuk işçi Tunç Çam yaşamını yitirdi

    8 Eylül 2026

    Kayyum yönetimi Dersim Engelliler Derneği boşaltıyor

    8 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

      8 Eylül 2026

      6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

      6 Eylül 2026

      Kalıcılığı sınırlandırılmış bir sergi: Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

      5 Eylül 2026

      1 Eylül Dünya Barış Günü’nün düşündürdükleri: Muhalefet, savaş ve birleşik mücadele

      3 Eylül 2026

      Erken cumhuriyet dönemi Türk müzeciliğinde kurumsal ve bilimsel zaafiyetler: İki rapor üzerinden bir değerlendirme

      2 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      Okullar açılırken

      6 Eylül 2026

      Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

      31 Ağustos 2026

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026

      Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

      24 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Peker işaret etti: Türkiye’de de Los Zetas’lar mı doğuyor?

    Peker işaret etti: Türkiye’de de Los Zetas’lar mı doğuyor?

    BAHADIR ÖZGÜR Gazete Duvar için yazdı: Uzun süre sonra bir röportaj veren Sedat Peker’in pek de üzerinde durulmayan bir cümlesi yeni yükselen tehlikeyi işaretliyor. Adres olarak askeri yapıları veriyor. Bunun Suriye merkezli ‘güvenlik’ politikalarıyla bir ilgisi bulunuyor. Sokakları kuşatan yeni nesil çeteleşme ile sınırlardan akan insan, uyuşturucu, silah vb. ticaretin yarattığı yeni kartelleşme eğilimi arasında bir ilişki var.
    Bahadır Özgür17 Ekim 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Susurluk’ta karşımıza nasıl bir musibet çıktığını gösteren en çarpıcı vaka, Yüksekova Çetesi’ydi. Özel harp eğitimi almış rütbeli askerler, polisler, korucular ve itirafçılardan oluşmuş çetenin mimarisi, dönemin siyasal rejiminin neredeyse eksiksiz bir temsiliydi. Bu üniformalı çete, faaliyetleri ortaya çıkarılmasına rağmen hiç yargılanmadı.

    İşte Sedat Peker’in geçen hafta Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e verdiği röportajda yer alan ve pek kimsenin üzerinde durmadığı bir paragraf, Yüksekova Çetesi’ni hatırlattı. Ama Peker’in anlattıklarına göre onu da aşan çok daha tehlikeli bir yapı yükseliyor.

    Peki nedir bu yeni tehlike?

    Önce bilmeyenler için hikayeyi tamamlayalım…

    ***

    Yüksekova Çetesi 1996’da bir faili meçhul cinayetle gün yüzüne çıktı. CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan’ın akrabası Abdullah Canan, bir operasyonda evlerine zarar verildiği gerekçesiyle savcılığa şikayetçi oldu. Karakola çağrıldı Canan. Suçladığı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul 15 subayı odaya topladı ve Canan’ı göstererek, “Sizleri şikayet edenlerin elebaşı bu, iyi tanıyın” dedi. Tanıklara göre Canan, 17 Ocak’ta bir yol çevirmesinde gözaltına alındı. Resmen reddedildi. 21 Şubat’ta ise yedi kurşun sıkılmış halde cesedi bulundu.

    Aylar sonra bir itirafçı, albaylardan başlayıp sıralı rütbe halinde aşağı doğru onlarca askeri, özel harekat polisini, korucuyu, bazı bürokratlar ile yerel siyasetçileri kapsayan çeteyi deşifre etti. Açılan davaları süründüre süründüre 2010’da zaman aşımına uğrattılar. Yargı kayıtlarına, Meclis raporlarına girmiş ‘üniformalı çete’ hukuken yok sayıldı!

    Yüksekova Çetesi terörle mücadele konseptinin yarattığı özerk bir gücün faili meçhul cinayetlerden uyuşturucu ve silah kaçakçılığına uzanan bir suç ekosistemine nasıl dönüştüğünün tipolojisiydi. Bu suç makinesini ceza yasalarından muaf kılan şey ise toplumu kuşatmış, muhalifleri cendereye almış olan dönemin hakim ‘milli güvenlik’ anlayışıydı.

    Yani suç mu rejimi yozlaştırmıştı yoksa rejim mi suçu doğurmuştu, belirsizdi. Susurluk tam olarak o belirsizliğin adıydı zaten. Tüm toplumu enfekte eden zehir, militarist propagandayla karartılmış memleketin coğrafi bir parçasına enjekte edilmiş, her yere oradan yayılmıştı. Nihayetinde 90’ların ekonomi politiği, Yüksekova Çetesi’nin kılığında somutlanmıştı.

    Suçun militarizasyonu

    Bugün de neyin suç, kimin suçlu olduğunu ayıran normların yok olduğu bir belirsizlik hali var. Ve yine rejimin yozlaşmasının ekonomi politiği her yanı kuşatan türlü suç ağlarında somutlanıyor. Sedat Peker şu sıra epey tartışılan yeni nesil çeteleşmeye dikkat çekiyor. Nispeten yoksul mahallelerde bir ağacın dalları misali ağ ağ yayılıyor bunlar. Tabanını fakir gençler oluşturuyor. Çoğumuz gibi Peker de bunun toplumsal adaletsizliğin sonucu olduğunu belirtiyor. Yeni tehlikeyi de burada açığa çıkan ‘enerjiyi’ kendine bağlayabilecek yeni bir suç kartelleşmesinde görüyor.

    Susurluk’tan beri suç-siyaset ilişkisinin ‘sırlarına’ hakim birisi olarak söyledikleri şöyle:

    “Ne mi olacak? Devletten ayrılma, ordudan atılma veya mecburi hizmetini tamamlayıp ordudan ayrılan, genç, çılgın, şiddet eğilimi olan tipte bazı subay arkadaşlar var… Hani bizim 28 Şubat süreci filan, onun gibi değil, onu söylemiyorum. Birkaç özel harekatçı yapıdan bahsetmiyorum. Tamamen kriminal ama, polisin, askerin çalışma sistemini bildiği için de yakalanmaları pek mümkün olmayan ve yapısal olarak asker kökenli veya özel harekat, polis kökenli oldukları için daha sert, radikal grupları oluşturdukları an sıkıntı büyür… Yani şu an Türkiye benim görüşüme göre üç- beş seneye kadar böyle bir yapıya evrilecek.”

    Bundan önce uzun uzun Suriye ve Afganistan merkezli göç dalgasıyla gelen bir uyuşturucu trafiğini anlatıyor, Peker. Esasında bahsettiği şey, Suriye’yi odağına alan ve 2011’den itibaren içeride ve dışarıda inşa edilen ‘güvenlik’ anlayışının suç alanını da evrimleştirmesi. Sınırları koruma adına başlayan askeri yayılma ve çatışmanın vekalet yoluyla yürütülmesi, önce bir cihatçı otobanı açmış; ardından otoban kaçakçılık trafiğine kavuşmuş; otobanların sayısı arttıkça da bölge kocaman bir açık suç piyasasına dönüşmüş.

    Şimdi ucunun nerelere uzandığını henüz kestiremediğimiz bir kartelleşme süreci işliyor. Peker emin bir ses tonuyla, “5-6 yıla bu tamamlanacak” diyor. Şaşırtıcı mı?

    Gazeteci Barış Terkoğlu’nun yakın zamanda ortaya çıkardığı bir tümgeneralin makam aracıyla insan kaçakçılığı yapmasını hatırlayalım. Sadece insan ve sadece makam aracı ile mi sınırlıdır bu ticaret? Mesele tümgenerale ve makam aracına gelmişse, ortadaki yasa dışılığın meşruluğunu varın siz düşünün!

    Anlaşılan 90’ların paramiliter politikalarının içinden nasıl militarize suç organizasyonları çıkmışsa, bugünkü güvenlik anlayışından da militarize karteller doğuyor. Fakat Peker’in anlattıkları içinde bir cümle arada sırıtıyor. Bağlamı açıklanmamış bir cümle: “28 Şubat süreci filan, onun gibi değil, onu söylemiyorum. Birkaç özel harekatçı yapıdan bahsetmiyorum.”

    Susurluk’ta ortaya çıkanlar ağırlıklı özel harekat merkezliydi ve çeteleşme devletin belli bir alandaki pratiğinin sonucuydu. 28 Şubat’ta MGK bir kararla suç alanını belli sınırlara çekti. Mesela; açık çağrı yapıldı ve Peker, Çakıcı gibiler kendileri gelip cezaevine girdi. Susurluk yargılanmadı, cezasız kaldı ama devlet aygıtı kendi içinde çözüm üretip ortalığa saçılanları derledi, topladı, toplumun gözüne batan kısımlarını traşlayıp bir nevi ‘norm’ getirdi!

    Günümüzde ise rejimin bizatihi kendisinin ceza hukukundan muaf kılınmasının yarattığı normalleşmiş bir suç faaliyeti söz konusu. Peker de Suriye merkezli ‘sınır güvenliği’ kolonuna çarpı atıyor. “Kolombiya, Meksika, Brezilya süreci yaşadı. Biz biraz geriden geliyoruz” diyor. Sokaklardaki yaygın çeteleşme ile sınırlardan yayılan ticaretin getirdiği kartelleşme arasında illiyet bağı kuruyor. Bize bir Los Zetas profili çıkarıyor.

    Askeriyeden çıkan kartel: Los Zetas

    Los Zetas dünyada da müstesna bir örnek. Meksika’da onlarca üniversite öğrencisini kaçırıp, kafalarını kesip, köprülere asacak kadar dehşet saçan bir şiddet makinesi. Meksika ordusunda ABD ve İsrail tarafından özel olarak eğitilmiş Grupo Aeromóvil de Fuerzas Especiales (GAFE) adlı bir askeri yapının içinden evrildi. Özellikle sınırlardaki uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelede görev almış bazı askeri birlikler, 1990’ların sonuna doğru kartellerin yüksek maaşlı korumalığını üstlenmeye başladı. Ve hızla karteller için çalışan bir tür ‘paralı askere’ dönüştüler.

    Ardından kendileri kartelleşip uyuşturucu, silah, petrol kaçakçılığı başta olmak üzere akla gelebilecek her türlü suçta hakimiyet kurdular. Meşhur Sinaloa gibi diğer kartellerle giriştikleri savaşlarda ölenlerin sayısı belirsiz. Askeri eğitimi organize suçla birleştiren, disiplinli, polis içindeki çetelerle de irtibatlı, kendi eğitim kamplarına sahip acımasız bir suç karteli. Ağır darbeler yeseler de hala bu üniformalı kartel ülkenin en büyüklerinden.

    ***

    Suç tabana yayılıyor. Yayıldıkça da şekilsizleşiyor, anlamak, mücadele etmek zorlaşıyor. Bunu besleyen sosyal bir habitat var çünkü. Orasını kurutmadan çözüm yok. Lakin habitatın sadece tabanla sınırlı kaldığını düşünmek yanıltıcı. Bir de suçun organize kısmını ilgilendiren bir habitat bulunuyor. Geçmişin defalarca bize gösterdiği üzere burası ülkenin nasıl yönetildiği ile ilgili. Yani bataklık sokakta değil, rejimin kendisi.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Okullar açılırken

    6 Eylül 2026

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    31 Ağustos 2026

    Müzakere ve mücadele

    28 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Nevzat Onaran

    6-7 Eylül faili Başbakan Menderes’in fiilleri

    Toros Korkmaz

    6-7 Eylül’den Çerçeve Yasa’ya tarihsel hafıza ve demokratik dönüşüm

    Korkut Akın

    Kalıcılığı sınırlandırılmış bir sergi: Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi

    Şebnem Oğuz

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nün düşündürdükleri: Muhalefet, savaş ve birleşik mücadele

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ebru Z. Yıldırım

    Okullar açılırken

    Bedri Tekin

    Sendikalar ve hak arama özgürlüğü üzerine

    Ertuğrul Kürkçü

    Müzakere ve mücadele

    Siyasi Haber

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Hatay’da klima atölyesinde patlama: 14 yaşındaki çocuk işçi Tunç Çam yaşamını yitirdi

    8 Eylül 2026

    Direniş kazandı: Gökay Çakır ve Başaran Aksu serbest!

    4 Eylül 2026

    Cezaevinden mesaj gönderen Başaran Aksu: “Rejimin tek dayanağı sömürü, korkuyorlar”

    4 Eylül 2026
    KADIN

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026

    Mor Çatı’dan şiddete maruz bırakılan kadınlar için feminist rehber: “Ruhsal destek hayati önemde”

    7 Eylül 2026

    Kadın hakları mücadelesinin simge ismi Gloria Steinem 92 yaşında yaşamını yitirdi

    3 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.