Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    BİM işçisi anlatıyor: “Beni zorla işten çıkardılar, Kod 46’dan çıkışımı verdiler”

    24 Eylül 2026

    THY’den Boeing’e 150 uçaklık dev sipariş: “Erdoğan yalanlamış, Özel iddia etmişti”

    24 Eylül 2026

    Çocukların silaha erişimi TBMM gündeminde: “Son 3 yılda suç sayısı yüzde 47 arttı”

    24 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

      24 Eylül 2026

      İnkılap Müzesi’ne verilen 6.500 eşya nerede?

      23 Eylül 2026

      “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

      23 Eylül 2026

      Kürt sorununun çözümü ve yeni ideolojik zemin bağlamında Alevilik

      22 Eylül 2026

      Türkiye sanayisinde algoritmik emek rejimi ve sömürünün yeni yüzü

      20 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026

      Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

      15 Eylül 2026

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İklim Masası: Zenginlerin karbon ayak izi, tahminlerden çok daha yüksek

    İklim Masası: Zenginlerin karbon ayak izi, tahminlerden çok daha yüksek

    T24'ün İKLİM MASASI Danimarkalı öğretim üyesi KRİSTİAN S. NİELSEN ve arkadaşlarının araştırmasını gündeme taşıdı: Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşayan birinin karbon ayak izi, ortalama bir Nijeryalı’nın karbon ayak izinden yaklaşık 13 kat daha büyük. Öte yandan dünyanın farklı ülkelerinden 125 milyarder, dünya nüfusunun daha düşük gelirli %90’lık kısmında yer alan herhangi birinden bir milyon kat daha fazla emisyona sebep oluyor.
    Siyasi Haber4 Ekim 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Farklı ülke vatandaşlarının ortalama karbon ayak izleri arasında uçurum olduğu biliniyor. Benzer bir durum, ülkelerin kendi içinde de var. Çalışmalar, daha zengin bireylerin karbon ayak izinin, ülke ortalamasından kat be kat yüksek olduğuna işaret ediyor. Ancak Nature Climate Change dergisinde yeni yayınlanan bir çalışmaya göre bu eşitsizliğin boyutu,  toplum tarafından yeterince iyi anlaşılmıyor. Dört ülkede yapılan araştırmada katılımcılar, zenginlerin karbon ayak izini gerçekte olduğundan çok daha düşük tahmin ettiler. Çalışmanın yazarlarından Kopenhag İşletme Okulu Öğretim Üyesi Kristian S. Nielsen, bu eşitsizliğe dair farkındalığı artırmanın, en zengin kesimin tüketim davranışlarını düzenleyecek iklim politikalarına desteği artırabileceğini belirtiyor.

    Karbon ayak iziniz, hem dünyanın hangi ülkesinde yaşadığınıza hem de gelir seviyenize bağlı olarak büyük farklılık gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşayan birinin karbon ayak izi, ortalama bir Nijeryalı’nın karbon ayak izinden yaklaşık 13 kat daha büyük.

    Öte yandan dünyanın farklı ülkelerinden 125 milyarder, dünya nüfusunun daha düşük gelirli %90’lık kısmında yer alan herhangi birinden bir milyon kat daha fazla emisyona sebep oluyor.

    Bu eşitsizlik, ülkeler özelinde de oldukça belirgin. Örneğin ABD’de en fazla gelire sahip yüzde 1’lik kesimden birinin karbon ayak izi, en az gelire sahip yüzde 50’lik kesimden birine kıyasla 1,388 kat daha büyük.

    Ancak yeni bir çalışma, ülke içindeki karbon ayak izi eşitsizliğinin yeterince anlaşılmadığına ve büyük ölçüde azımsandığına işaret ediyor.

    Nature Climate Change’de yayınlanan ve ABD, Danimarka, Hindistan ve Nijerya’dan 4,000 kişinin katılımıyla yapılan yeni bir çalışma, bu ülkelerin tamamında zenginlerin (en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk ve yüzde 1’lik kesimin) karbon ayak izinin gerçekte olduğundan çok daha düşük tahmin edildiğini ortaya koydu. Gerçeklik ve tahminler arasındaki en büyük uçurum, ABD’de ve Danimarka’da gözlendi.

    Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu, desteklenen iklim politikalarının da gelir düzeyine göre farklılık göstermesi oldu. En yüksek yüzde 10’luk gelir grubundan katılımcılar; kullanımın fazla olduğu dönemlerde elektrik fiyatını artırmak veya kırmızı ete vergi ilave etmek gibi politika önerilerini daha yüksek oranda desteklediler.

    Çalışmanın yazarlarından Kopenhag İşletme Okulu (Copenhagen Business School) İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Kristian S. Nielsen’a göre daha varlıklı kesimler, davranışlarını değiştirmelerini gerektirmeyen çözümleri daha çok benimsiyorlar.

    ‘Nihayetinde bu yatırımları yapabilecek paraları var ve paranız olduğu sürece bunlar çok zor değil. Oysa yaşam tarzında değişiklik gerektiren şeyler, örneğin daha az uçmak, pek de isteyecekleri bir şey değil,’ diye ekliyor.

    Eşitsizliğin önemli bir ekonomik tartışma olduğuna dikkat çeken Nielsen, katı bir karbon bütçesine sahip olduğumuz iklim değişikliği çerçevesinde, eşitsizliğin ciddi bir adalet sorunu yarattığını vurguluyor.

    “Şu anda bazı insanlar, hafta sonu Dubai’de alışverişe gitmek, büyük bir eve sahip olmak veya başka türlü amaçlar için, bu sınırlı bütçeden çok büyük bir pay alıyorlar. Bunun adil olup olmadığını konuşmak, tartışmak önemli.”

    Nielsen’a göre karbon ayak izi eşitsizliğine dair farkındalığı artırmak, daha fazla insanın iklim politikalarını desteklemesini sağlayabilir ve özellikle en zengin kesimin tüketimini düzenleyecek uygulamaların önünü açabilir.

    Nature Climate Change’de yayınlanan çalışmanın yazarları arasında bulunan Kopenhag İşletme Okulu (Copenhagen Business School) İşletme, Toplum ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Kristian S. Nielsen’ın konuya dair görüşleri şu şekilde:

    Hem ülkeler hem sınıflar arası farklar büyük

    “Karbon ayak izi, birer birey olarak tüm faaliyetlerimiz sonucunda sebep olduğumuz sera gazı emisyonları olarak tarif edilebilir. Bu, günlük hayatta kullandığımız tüm ürünleri ve hizmetleri kapsar; enerji, ulaşım, gıda tüketimi veya uçakla seyahat gibi.

    Ve gördüğümüz kadarıyla bu konuda ülkeler arasında oldukça büyük farklar var. Yani Nijerya’daki ortalama bir insan, ortalama bir Danimarkalı’dan çok daha küçük bir karbon ayak izine sahip.

    Ancak farklar burada bitmiyor; her ülkenin kendi içinde de yüksek gelirli insanların daha yüksek karbon ayak izine sahip olma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Gelir skalasında nerede olduğunuza bağlı olarak bu ayak izi bazen çok yüksek olabiliyor.

    Son 10 yılda bu eşitsizliği inceleyen pek çok bilimsel makale yayınlandı. Ancak konunun araştırılmamış olan bir yönü vardı: İnsanlar bu eşitsizliğin ne ölçüde farkında? Biz de çalışmamızda buna bakmak istedik ve birbirinden çok farklı dört ülke seçtik: Nijerya, Hindistan, ABD ve Danimarka.

    Daha düşük gelirli bir ülke olarak Nijerya’yı dahil ettik. Hindistan, düşük ve yüksek gelirli grubun arasında bir yerde kalıyor, fakat aynı zamanda çok yüksek bir eşitsizlik seviyesine sahip. ABD ve Danimarka ise iki yüksek gelirli ülke. Bu ikisi bazı yönlerden çok benzese de farklı eşitsizlik seviyelerine sahip. Örneğin Danimarka genellikle çok eşitlikçi bir ülke kabul edilir ama orada bile karbon ayak izlerinde oldukça fazla eşitsizlik olduğunu görüyoruz.”

    Zenginlerin karbon ayak izi sanıldığından çok daha büyük

    “İnsanlar, düşük gelir gruplarının karbon ayak izini olduğundan az ya da fazla tahmin edebiliyorlar. Fakat söz konusu en yüksek yüzde10’luk dilim ve özellikle de en üst yüzde 1’lik dilimdeki insanlar olduğunda, bu kişilerin karbon ayak izleri gerçekte olduğundan çok daha düşük tahmin ediliyor.

    Tespit ettiğimiz en önemli şey, özellikle ABD’de ve Danimarka’da, karbon ayak izi eşitsizliğinin gerçekte olduğundan çok daha küçük zannedilmesi oldu. Bence bunun bir nedeni, özellikle ABD’de, mutlak farkların gerçekten çok büyük olması. Bu yüzden insanların gerçek farkı öngörememesi anlaşılır. Ancak Hindistan’da ve Nijerya’da da durum farklı değil.”

    Zenginler, satın alabilecekleri iyileştirmeleri tercih ediyor

    “Tahminlerimizden biri, karbon ayak izi eşitsizliği ne kadar küçümseniyorsa, iklim politikalarına desteğin de o denli düşük olacağı yönündeydi. ABD ve Hindistan’da bunu destekler sonuçlara ulaşamadık. Danimarka ve Nijerya’da ise böyle bir durum var gerçekten.

    Genelde ise desteklenen iklim politikalarının gelire bağlı olarak farklılık gösterdiğini görüyoruz. Daha varlıklı kişiler, kendileri açısından çok fazla davranış değişikliği gerektirmeyen teknolojik çözümleri daha çok seviyorlar. Diyelim ki enerji verimliliği iyileştirmeleri veya ev yalıtımı ya da elektrikli bir araç almak. Nihayetinde bu yatırımları yapabilecek paraları var ve paranız olduğu sürece bunlar çok zor değil. Oysa yaşam tarzında değişiklik gerektiren şeyler, örneğin daha az uçmak, pek de arzu ettikleri bir şey değil.’

    Davranış değişiklikleri zenginler için daha kolay

    “İklim değişikliğinde payı daha yüksek olan kişilerin, diğerlerine göre daha çok sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

    Bazı insanlar gerekli değişiklikleri yapmakta zorlanabiliyorlar; altyapı mevcut olmayabiliyor veya başka türlü sorunlar çıkabiliyor. Genelde gördüğümüz şey, ne kadar zengin olursanız, birçok davranış değişikliğinin o denli kolay hale geldiği.

    Her zaman şu örneği veririm: Örneğin düşük gelirliyseniz ve beslenme düzeninizi değiştirmek istiyorsanız, öncelikle yeni yemekler pişirebilmek için yemek yapma becerilerinizi geliştirmeniz gerekir. Yeni tarifler, yeni baharatlar, yeni malzemeler ile besleyici yemekler hazırlayabilir hale gelmelisinizdir. Öte yandan gelir seviyeniz yüksekse, doğrudan bir yemek programı satın alabilirsiniz. Bu durumda gerekli tüm malzemeler, tariflerle birlikte evinize gönderilir. Daha da zenginseniz, her şeyi yapması için özel bir şef tutarsınız. Yani bu bir çeşit spektrum.

    Bu daha teknik meseleler için de geçerli. Örneğin evinizdeki enerji verimliliğini artırmak için çeşitli sübvansiyonlar var. Ancak bunlardan kimin faydalandığına baktığımızda burada bile bir eşitsizlik olduğunu görüyoruz. Bir sübvansiyona nasıl başvuracağını öğrenmek, vergi iadesi almak, bunun için gerekli kararları verebilmek çok karmaşık olabilir. Karmaşıklık da bir tür engeldir.”

    Sınırlı karbon bütçesinin adil paylaşılması gerekir

    “Eşitsizlikler söz konusu olduğunda bazıları ‘zenginlerin ne kadar parası olduğundan kime ne’ diyebiliyor, çünkü nihayetinde paraya sınırlı bir kaynak gözüyle bakılmıyor. Ama söz konusu iklim olduğunda durum farklı.

    Küresel ısınmayı engellemeye yönelik hedeflerde görülebileceği gibi, sınırları tam anlamıyla belli olan bir karbon bütçemiz var. Ve şu anda bazı insanlar, hafta sonu Dubai’de alışverişe gitmek, büyük bir eve sahip olmak veya başka türlü amaçlar için, bu sınırlı bütçeden çok büyük bir pay alıyorlar. Bunun adil olup olmadığını konuşmak, tartışmak önemli. Benim bu konuda bir fikrim var ve adil olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu mutlaka tartışılması gereken bir konu.”

    Eşitsizliğe dair farkındalık artışı, iklim politikalarına desteği artırabilir

    “İnsanları bu eşitsizlik hakkında bilgilendirdiğinizde, iklim politikasına desteğin genel olarak artacağı söylenebilir. Örneğin, en zengin yüzde 1’lik, yüzde 10’luk veya yüzde 20’lik kesimlerin davranışlarını düzenleyecek politikalara destek artabilir.

    Tabii ideoloji ve siyasi inançlar da önemli. Veya bir gün kendiniz de ilk %10’luk dilime gireceğinizi düşünüyorsanız, bu tür politikaları istemeyebilirsiniz. Ancak bir bütün olarak düşünüldüğünde görmeyi beklediğim şey, eşitsizliğe dair farkındalığı artırmanın iklim politikalarını destekleme konusunda daha fazla insanı harekete geçirebileceği.”

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Diyadin’deki siyanürlü altın arayışına tepki: “Murat Nehri’nden siyanür değil, yaşam aksın”

    23 Eylül 2026

    Grönland ve Antarktika’da 12,5 trilyon ton buz eridi!

    17 Eylül 2026

    COP31 ev sahibi Türkiye sera gazı salımlarını en hızlı artıran ülke oldu: Yıllık artış yüzde 4,2!

    17 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

    Mahsuni Gül

    İnkılap Müzesi’ne verilen 6.500 eşya nerede?

    Kerem Berk

    “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

    Toros Korkmaz

    Kürt sorununun çözümü ve yeni ideolojik zemin bağlamında Alevilik

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Ümit Akçay

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    Ohannes Kılıçdağı

    Bunun adı cadı avı

    Musa Özuğurlu

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    BİM işçisi anlatıyor: “Beni zorla işten çıkardılar, Kod 46’dan çıkışımı verdiler”

    24 Eylül 2026

    “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

    23 Eylül 2026

    Hataylı balıkçılar ‘Vira Bismillah’ dedikten 5 gün sonra kontak kapattı: “Maliyetlere dayanamıyoruz!”

    20 Eylül 2026
    KADIN

    Erkek şiddeti durmuyor: Sakarya, Konya ve Hatay’da 3 kadın katledildi!

    21 Eylül 2026

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026

    bianet Ağustos 2026 Çetelesi: Erkekler en az 25 kadını katletti, 35 kadının ölümü şüpheli

    8 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.