Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Eğitim Sen çalışanlarının TİS görüşmeleri tıkandı: Sosyal-İş’ten “insanca ücret” vurgusu

    13 Mart 2026

    Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

    13 Mart 2026

    DEM Partili Ayhan Koç: “Belediyelere yönelik operasyonlar hukuki değil, siyasi”

    13 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

      13 Mart 2026

      Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

      12 Mart 2026

      Kader değil sömürü, umut değil illüzyon: Gündelik hayatın zincirlerini kırmak

      12 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 4 – “Süreç” AKP-MHP İktidar Bloku’nun zorunluluğudur

      11 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 3 – Öcalan’ın “teşvik edici ifadeleri” muhataplarını ikna edebilir mi?

      9 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Ezber hayatı karşılar mı?

      12 Mart 2026

      Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

      8 Mart 2026

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Kibrinizden iktidarlar eskittim

    Kibrinizden iktidarlar eskittim

    Siyasi Haber27 Ekim 2020
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Murat UTKUCU yazdı – Vali Hazretleri halkın arasına karışıyor ve bir dönercinin tezgâhına yanaşıyor. “Hayırlı işler” diyor. Oralı olmuyor Dönerci. Vali Hazretleri fena bozuluyor ve genelgede olmayan maddeleri sıralayıp kapatıyor “ekmek teknesini” esnafın. “Mühürleyin”…

    Kibrinizden iktidarlar eskittim

    Sayın Vali vakası ve dönercinin Ahı

    Elinize bir kamera alıp çıkın dışarı ve sokaktaki yurttaşa polis hakkında fikrini sorun. Hemen hepsi polise güven tazeleyecektir. “Peki!” deyin “Karakola bir işiniz düşse!” İstisnasız hepsi  “Allah düşürmesin” diyecektir bu kez. Farkındaysanız deyimin kendisi de “düşmek”. Çünkü, bu topraklarda karakola gidilmez düşülür. Hukukun, kuantum belirsizliğinde olduğu bir ülkede devlet, korkutur çünkü. Yurttaşın karakol ile kurduğu bu korku filmi ilişkisi, tüm o sevgi gösterisine rağmen yurttaş-devlet paradigması hakkında fikir verecektir.

    1968 Türkiye’sinde,  devrimci entelijansiya, Kerim ve Ceberrut Devlet kavramları üzerinden de meseleyi anlamaya çalışmıştı. Hem şiddet tekelini egemen sınıf lehine kullanan hem yoksula elini uzatan devlet. Mahir Çayan’ın ünlü “kesintisiz devrim” tezinde dahi bir göz boyama taktiği ve devrim geciktiricisi olarak bahsedilen Kerim devlet!

     

    Goebbels görse “Biraz da kitabına uydurun!” derdi muhtemelen

    Yıllar önce izlediğim bir film hatırlıyorum. Yoksul köylülerin ağa ile mücadelesinde karizmatik kaymakam, Willys cipiyle köye gelir. Deri çizmeleri, spor ceketi, atletik vücudu ve mülkiye rozeti ile devlet dinamizmini temsil eden bu genç bürokrat, köyün suyuna el koyan zalim ağayı halkın içinde fırçalar, haklının hakkını teslim eder. Adaleti tesis eder. Ve alkışlar arasında cipine atlayıp gider. Kaymakam, Kerim Devlet’tir.  Oysa o gün de bugün de devletin mütehakkim sınıflar ile ballı börekli ilişkisi malum. Film tatlı bir yalan söylüyor seyirciye, biliyoruz. Lakin yalanı yutmaya teşne bir halk var ve tarafsız ve sınıflar üstü devlet görünümü daha inandırıcı o dönem. Bugünse devlet ve iktidara yakın sermaye grupları ülkenin tozunu atmakta. Sıkıysa şimdi derelerin suyunu çeken açgözlü HES müteşebbisi ya da ormanları talan eden maden şirketlerine dair çektiğiniz filmde halktan yana bir kaymakam profili çizin. Mülki amirler ile patronlar kucak kucağa. Bugün devlet o kadar pervasız bir duruş sergiliyor ki Goebbels görse “Biraz da kitabına uydurun!” derdi ihtimal. Ama pervasızlığın bir sebebi milli irade kavramı ile meşrulaştırılmak istenen “kıl payı” çoğunluk despotizmi değil mi?

     

    Meğer köprü geçene kadar imiş tüm bu iddia

    Şimdi kimse hatırlamaz Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmeden önce şöyle diyordu: “Millet devlete değil devlet millete hizmet eder.” Ve devletin gadrine uğramış dışlanmış kim varsa hepsiyle devleti barıştırmak, sorunları demokrasiyle çözmek için geldiğini beyan ediyordu. Şimdi HDP’lilerin hapse atılmasına vesile olan “Kürt Açılımını” Alevi ve Çingenelere ilişkin çalıştayları hatırlayın.  AKP, Eski Rejim ile hesaplaşırken olabildiğince demokrat ve bir İslamcı partiden beklenmedik ölçüde liberal bir görüntü veriyor ve öyle olduğunu çünkü değiştiğini iddia ediyor, oy ve dikkat çekiyordu. Meğer köprü geçene kadar imiş tüm bu iddia.

    Lakin AKP iki hususta vitrini iyi toparladı o dönem: Karakollarda kötü muameleye son ve vatandaşa saygıda kusur etmeyen vali. Demokrat Parti, nasıl ki Ankara’yı köylüye açmakla övündüyse AKP de valiyi vatandaşın hizmetine koşuyor, geçmişin burnundan kıl aldırmayan valileri ve genel olarak devletin memuru bu “yeni” dönemde kendilerine çeki düzen veriyor ya da öyle olduğu iddia ediliyordu. Neyi hedeflediği belirsiz de olsa açılım politikalarının demokratik rüzgârları, vali ve polisi daha dikkatli davranmaya sevk ediyordu. Nihayetinde iktidarın memurundan söz ediyoruz. Böylece ilk kez “Sayın Valim soğukluğu” niyetle de olsa aşılıyordu.

     

    “Sayın Valim” mesafesi sahalara geri dönüyor

    Köprünün altından çok sular aktı. AB rüzgârıyla yelkenleri şişirilmiş Demokratik Türkiye gemisi yolun yarısında demokrasiyi denize atıp yoluna devam ediyor. Bunun en tipik göstergesi “Sayın Valim” mesafesinin sahalara geri dönmüş olması. Böylece Eski Rejim’in halka karşı o mütekebbir dilini kesip atmak için gelmiş bir parti yirmi yıl sonra yerine geçtiği şeye dönüşümünü tamamlamış oluyor. Kürt coğrafyasında kayyum atandıkları belediyelere Estergon Fatihi gibi giren valileri bir kenara bırakıp Denizli’de yaşanan olaya bakalım.

    Vali Hazretleri halkın arasına karışıyor ve bir dönercinin tezgâhına yanaşıyor. “Hayırlı işler” diyor. Oralı olmuyor Dönerci. Vali Hazretleri fena bozuluyor ve genelgede olmayan maddeleri sıralayıp kapatıyor “ekmek teknesini” esnafın. “Mühürleyin”. Hepsi bu. O işletmede çalışan onca insan ve ailesi? Boşver canım! Peki yasaya uygun mu? Yanlış soru! “Kanun’a değil Vali Hazretlerinin haleti ruhiyesine uygun mu?” diye sormak gerekiyor. Aşağıdaki videoda o anları izleyin ve yurttaşın Vali tarafından temsil edilen “şey” karşısında ne kadar zayıf, korumasız ve zavallı olduğunu görün. O şeyin adı devlet. Vali, devleti temsil ediyor. Kibrini oradan alıyor. O yüzden,  gücü kaybettiği anda acz içine düşüyor. Görevden alındığı ya da emekli olduğu ya da tenzil-i rütbeye uğradığı anda. Bürokrat trajedisi. Kendinde değer yaratamayanların, değerlenmek için devletin kudretini üstüne giymesi. Bekçi Murtaza Sendromu.

     

    Bir kibir ki şizofreniden farkı yok

    Vali’nin tepkiler üzerine yayımladığı o hata dolu özür metinleri ise akıllara seza!  Zarf ve mazruf o kadar hatalı ki art arda yayımlanıyor bildiriler. Allah’ın hakkı üçtür diyerek üçüncü özürde nihayet doğrusu budur diyor Vali. Lakin metnin ruhuna sirayet etmiş kibir ve cesamet zerre kıpırdamamış. Orada duruyor. O denli yüksek bir kibir ki şizofreniden farkı yok. Yoksa normal bir insan “Şahsımın yaklaşımı, şahsımı da üzdü” diyebilir mi? Üstelik resmi yazışma dili kurumlar üzerinden olur. Kaldı ki bu bir özür mektubu. Samimiyet nerede?

    Ancak metinde bir bölüm var ki siyasal İslamcı iktidarın parlak dönemlerine bir atıf sanki: ”Bizler milletimiz için varız ve bu milletin hizmetkârıyız. Devlet, millet için vardır.”  Vali, hatırlıyor. AKP’nin düzen partileri içinde muadillerinden ayıran vaadini hatırlatıyor. Şimdi vaatler mezarlığında yatan demokratikleşme projesini. Kerim Devlet iddiasıyla ortaya çıkanların ceberrut devletin esvabını ne kadar rahat giyebildiğini bize hatırlatıyor aslında. Emek ve Adaleti gözeten demokratik hukuk sisteminin özgürce yaşayabilmek için olmazsa olmaz olduğunu da.

     

     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

    13 Mart 2026

    Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

    12 Mart 2026

    Kader değil sömürü, umut değil illüzyon: Gündelik hayatın zincirlerini kırmak

    12 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 5 – İktidar Bloku hak vermeye nasıl mecbur bırakılır?

    Mehmet Murat Yıldırım

    Kekê Salih: Rojava’nın sakin ama kararlı yüzü

    Ertan Eroğlu

    Kader değil sömürü, umut değil illüzyon: Gündelik hayatın zincirlerini kırmak

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 4 – “Süreç” AKP-MHP İktidar Bloku’nun zorunluluğudur

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    M. Ender Öndeş

    Ezber hayatı karşılar mı?

    Ümit Akçay

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eğitim Sen çalışanlarının TİS görüşmeleri tıkandı: Sosyal-İş’ten “insanca ücret” vurgusu

    13 Mart 2026

    Antalya’da TOKİ şantiyesi işçileri hakları için eylemde

    12 Mart 2026

    İtalya’da USB sendikasından protesto ve toplantı çağrısı

    11 Mart 2026
    KADIN

    İran için devrimci Feminist tutum: Otoriterliğe, emperyalizme, Siyonizme ve savaşa hayır!

    12 Mart 2026

    Dilan Karaman raporu tartışma yarattı: Aile “geri çekilsin” dedi, arkadaşları “eksik ve hatalı” buldu

    10 Mart 2026

    8 Mart’ta kadınlar tüm dünyada sokaktaydı

    8 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.