Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Hürmüz Boğazı, Büyük Deniz’e açılan kapı

    11 Nisan 2026

    Artemis II görevi tamamlandı: Orion kapsülü Dünya’ya döndü

    11 Nisan 2026

    Tülay Hatimoğulları: Çözüm süreci için çerçeve yasaya ihtiyaç var

    11 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

      10 Nisan 2026

      KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

      7 Nisan 2026

      Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

      2 Nisan 2026

      Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

      28 Mart 2026

      COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

      27 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Yeni bir yol yapmak

      1 Nisan 2026

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      30 Mart 2026

      İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

      30 Mart 2026

      Tarihimiz ve hakikat-sonrasının açmazları

      23 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » ”Polis OHAL yetkilerini bırakmak istemiyor”

    ”Polis OHAL yetkilerini bırakmak istemiyor”

    Siyasi Haber12 Aralık 2019
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Herhangi bir sebep olmadan polisin insanları durdurup kimlik sorması, arama yapması, bekletmesi yaygın ve sürekli bir uygulamaya dönüştü. Hukukçular ve eski emniyet mensupları bunun yasaya aykırı olduğu görüşünde.

    Şehirlerde metro çıkışı, otobüs durakları, vapur iskelesi önlerinde, kalabalık meydanlarda bekleyen ve gelip geçenleri durdurup kimlik isteyen polisler. Neden istendiğini bilmeden, sormaya da çekinerek kimliğini uzatan ve GBT (genel bilgi taraması) yapılırken polisin sorularına cevap veren insanlar. Yahut il ve ilçe girişlerinde konuşlanan polisin durdurduğu otobüs, minibüs, özel araçlarda seyahat eden herkesin kimliğinin toplanması, GBT yapılana kadar beklenmesi, bazen yolcuların indirilip aracın aranması…


    Herhangi bir olağanüstü durum olmaksızın ülkenin her yerinde, günün her saatinde rastlanan bu görüntüler uzun süredir yerleşik hale geldi. Avukat Mahir Arduç, "GBT bir özgürlük sorunudur" başlıklı makalesinde, polisin bu uygulamasını "ilan edilmemiş bir sıkıyönetim" diye niteliyor. Son zamanlarda mahalle bekçilerinin de giderek yaygınlaşan bir şekilde kimlik kontrolü yapmaya başlaması ise tartışmayı alevlendirdi.


    DW Türkçe’nin görüşlerine başvurduğu hukukçular ve emekli emniyet müdürleri, uygulamanın hukuka ve yasaya aykırı olduğu konusunda hemfikir.


    Tamer Doğan


    Polisin uygulamasına dayanak olan madde: PVSK 4/a


    2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyetleri Kanunu’na, 2007’de eklenen 4/a maddesi ile polisin "durdurma ve kimlik sorma" yetkisinde yeni bir düzenlemeye gidildi. Polisin bu yetkiyi hangi durumlarda ve ne şekilde kullanacağı tek tek sıralanan maddeye göre durdurma için "makul sebep" şartı var. Hukukçular ucu açık olduğu için bu maddeye karşı çıkıyor. Ancak mevcut halinde bile "Süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak şekilde kullanılamaz" ibaresi var. Ayrıca polis durdurduğu kişiye önce kendi kimliğini göstermek ve durdurma sebebini açıklamak zorunda. Yaygınlaşan uygulamada her iki şart da yerine getirilmediği için tepki çekiyor.


    Avukat Tamer Doğan, birkaç gün önce metro çıkışında kendisini durdurup kimlik isteyen sivil polisle aralarında geçen tartışmayı anlatıyor. İbraz ettiği kimliğini polisin çekiştirmesi üzerine elinde sımsıkı tutup vermediği için yetki tartışmasına girdiklerini ve sonunda polisin "neyse" diyerek bıraktığını anlatıp şu değerlendirmeyi yapıyor:


    "Pazardan karpuz seçer gibi ‘Sen gel, şöyle geç’ diyerek sürekli olarak GBT, ince arama yapan, PSVK madde 4/a’yı işine geldiği gibi yorumlayan kolluk güçleri OHAL’deki yetkilerini bırakmak istemiyor."


    Peki, bu haksız uygulamaya maruz kalanlar ne yapabilir? İlk adım bir yurttaş olarak haklarını bilmek. Bu da yetmiyor tabii.


    Altı yıl önce emekli olan birinci sınıf emniyet müdürü ve polis başmüfettişi Yusuf Fidan, "Polislerin sistematik kimlik kontrolü ve herhangi bir şekilde kişilerin üstlerini araması yasaya açıkça aykırıdır" diyerek mevcut durumu şöyle özetliyor:


    Yusuf Fidan


    "İki türlü arama var; adli ve idari. Adli olan suç meydana geldikten sonraki arama. İdari arama, suçu önleyici tedbirdir ve arama kararını hâkimden almak gerekir. Fakat kanuna acil durumlarda ‘mülki amirin emriyle de arama yapabilir' maddesi koydular. Yani vali, kaymakam. Mülki amirin olmadığı yerlerde kolluk amiri, o yoksa memura bu yetki verildi. İyice işi çığırından çıkardılar."


    Emniyet müdürü olarak görev yaptığı dönemde "Polis çevirince ne yapalım?" diye soranlara, "Arama kararın var mı?" diye sormalarını tavsiye ettiğini anlatan Fidan şimdi öyle demiyor:


    "Şu anda soranlara diyorum ki sakın sorma, bir de gidip karakolda sabahlama! İşin hukuki yönü iyice bitti. İki polis memuru sokakta gezerken istediğini durdurup, arama yapıyor. Oysa kimlik sormanın bile yasal gerekçesi olması lazım. Şu anki yasada bile makul şüphe diyor. Yani o insanın hal ve hareketleri, olaydan kaçan birinin eşkâline benzemesi falan… Ama kimse buna riayet etmiyor. Ver kimliğini, GBT, üstünü arayacağım! Araç aranmasına ilişkin düzenleme, ikametle aynıydı. Polis akademisinde ben bunların derslerini verdim."


    Polisle didişmek fayda getirmez


    Polis hakkında şikâyet olursa arama tarih ve saatine göre geçmişe dönük bir talimat yazıldığını ve olayın kapatıldığını söyleyen Fidan, keyfi uygulamalara karşı önerisini şöyle dile getiriyor:


    "Kimlik sorma ve arama sırasında itiraz etmek, vatandaşlar açısından ayrıca sıkıntılı durumlar doğurabilir. Bu konuda kolluk kuvvetleriyle didişmek fayda getirmez. Benim tavsiyem, vatandaş bu aramanın tutanağa bağlanmasını ve kendisine de bir suret verilmesini isteyebilir. Bu tabii ki sürtüşmeye girmeksizin yapılması gereken bir durum. Daha sonra gerekirse hukuki yollara başvurabilir."


    Ayhan Erdoğan


    Bekçi kimlik soramaz


    Yasaya aykırı şekilde insanları durdurup kimlik soran sadece polis değil. Parklarda, açık alanlarda, insanları rahatsız edecek şekilde kimlik soran bekçiler hakkında giderek artan şikâyetler var. Avukat Ayhan Erdoğan, "Bekçi kimlik soramaz, böyle bir yetkisi yoktur" diyor. İzmir’de yaşanan bir olay mahkemeye yansıdı ve 35. Asliye Ceza Mahkemesi, bekçilerin böyle bir görevi olmadığını teyit etti. Mahkeme kararı basına yansıyınca Emniyet Genel Müdürlüğü, "Yönetmeliğe göre bekçilerin kimlik sorma yetkisi var" diye açıklama yaptı. Ancak avukat Erdoğan, "Her yönetmelik bir kanuna dayanır. Mahalle bekçileriyle ilgili yönetmelik kanuni dayanaktan yoksun. O yönetmeliğin içerdiği tüm hükümler hukuk açısından çöp anlamındadır" diyor.


    Ayhan Erdoğan eski bir polis. Sol görüşlü polislerin kurduğu Pol-Der'in yöneticilerinden olan ve başbakanlığı döneminde Bülent Ecevit’in yakın koruması olarak görev yapan Erdoğan, 12 Eylül’de 44 gün işkence gördü ve cezaevinde yattı. Darbe döneminin en ağır koşullarını yaşadı. Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı sırasında istifa edip hukuk okudu. Yaklaşık otuz yıldır avukatlık yapıyor. Eski bir polis olarak geçmişle bugünü kıyaslamasını isteyince şu değerlendirmeleri yapıyor:


    "12 Eylül öncesinin bir özelliği vardı, her an her yerden kurşun gelebilirdi. Polislik bu anlamında bugünkünden çok daha riskliydi. Fakat enteresan bir şekilde bu dönemin polislerinden çok daha hukuka yakın olma çabası veren, bu çabayı ciddi sürdüren sol kadro vardı. DAL grubu dediğimiz, siyasi şubenin sorgulamalarında işkence çok yoğun oldu. Ama genel olarak toplumsal olaylarda daha çok dağıtma üzerineydi polisin tavrı. Şimdi mesela kadınların yürüyüşünde, dağılan kadınlara plastik mermi atanların ruh halini merak ediyorum. Bence psikolojik tedaviye ihtiyaçları var. İnsanlar dağılıyor, amaç hâsıl olmuş, ateş ediyorlar. Bunu anlamıyorum ben. İlk görevin bu toplantıyı dağıtmaksa ve dağılıyorsa gözaltına alma çaban niye? Burada bir düşmanlık, bir nefret var."


    Emine Algan


    © Deutsche Welle Türkçe

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Ücretlerini alamayan işçiler vinç tepesine çıktı

    6 Nisan 2026

    Aydın, yazar ve gazetecilerden Narin Güran davası için ortak bildiri

    4 Nisan 2026

    Türkiye’de şiddet vakaları yüzde 75 arttı: Urfa ve Adana “sıcak nokta” ilan edildi

    25 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ertan Eroğlu

    Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

    Elif Gamze Bozo

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    Elif Gamze Bozo

    Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

    Ertuğrul Kürkçü

    Yeni bir yol yapmak

    Aziz Çelik

    İşsiz gençler, çalışan emekliler!

    Akdoğan Özkan

    İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    TGS’den basın özgürlüğü uyarısı: “Gazetecilik suç değildir”

    10 Nisan 2026

    Ankara’da 1 Mayıs çağrısı: “Tandoğan’da birleşelim”

    10 Nisan 2026

    İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi 67. gününde: “Grev kırıcılığına son verilsin”

    9 Nisan 2026
    KADIN

    Tedbir var, koruma yok: 2025’te 1 milyonu aşkın karar, şiddet sürüyor

    9 Nisan 2026

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    7 Nisan 2026

    EŞİK’ten doğum izni düzenlemesine tepki: “Çocuk bakımı sadece kadınların sorumluluğu değildir”

    31 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.