Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    İskoçya’da sistematik erkek şiddet sonucu ölüme sürüklenen kadının davasında 8 yıl ceza

    12 Nisan 2026

    Adalet Peşinde Aileleri Platformu Ankara’dan seslendi: “Mukadderat değil olası kast”

    12 Nisan 2026

    Doruk Madencilik işçileri Ankara’ya yürüyüş başlatıyor

    12 Nisan 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

      10 Nisan 2026

      KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

      7 Nisan 2026

      Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

      2 Nisan 2026

      Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

      28 Mart 2026

      COP neyi başaramadı ve kapitalizmde yeşil dönüşüm mümkün mü?

      27 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Emperyalizmin krizi

      12 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Yeni bir yol yapmak

      1 Nisan 2026

      İşsiz gençler, çalışan emekliler!

      30 Mart 2026

      İran savaşında gerçekliği kavramak, gerçekliği fiyatlamak

      30 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026

      Gazze’de soykırım hâlâ sona ermedi

      26 Mart 2026

      Iskalanmış Hayatlar: Tarihsel ayrımcılık, deprem ve Domariyi yitirmek

      23 Mart 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Hezimet evvela hakikati söyletir

    Hezimet evvela hakikati söyletir

    Siyasi Haber17 Ekim 2019
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    SEÇTİKLERİMİZ – Fehim Taştekin’in Duvar’daki yazısı: ”İddiayı büyüterek soralım: Ruslar Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir diyalog mekanizmasına öncülük edebilir mi? Müşterek Hareket Merkezi kurulurken Türkiye ve ABD arasındaki masada Kürtler görünmez üçüncü koltuktaydı.”

    BM kürsüsünde elde bir ‘taksim haritası’; Menbic’ten Dicle sınırına kadar 32 km derinliğinde Suriye’nin kuzeyini çevireceğim diye hedef koyuyor. Bu birinci etap. İkincisi, Deyr el Zor ve Rakka’ya kadar Fırat hattına kadar inip toplamda 2 milyon mülteciyi yerleştirecek şekilde “İskan edeceğim” diyor. Başka bir ülkenin toprağı üzerine böylesine “işgal ilanı” yazılmamıştır. İlgili tarafların aklına “Sıradaki ilan ilhaka dair mi” sorusu düşüyor. Ve devlet kurumlarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, halkıyla bütün bir ülke planın arkasında saf tutuyor. “Bu terörle savaştır; aksini söyleyen vatan hainidir” tehdidiyle herkesi hizalıyor.


    Kontrolsüz cesaretin gözleri kör ettiği başka bir şey daha: Eski El Kaideciler, bilumum cihatçılar, Selefiler, İhvancılar, ganimet avcıları, yağmacılar, mezhepçiler, MİT güdümlüler ve 3-5 dolar maaşa mahkum edilmiş çaresizlerden müteşekkil milisleri “Suriye Milli Ordusu” diye sıvayıp, “Bu toprakların gerçek sahipleri” diyerek sahaya sürüyor. Suriye Gelecek Partisi Başkanı Hewrin Xelef’in öldürülmesi gibi işlenen suçlar Türkiye Cumhuriyeti’nin hesabına yazılıyor. Türk medyası çarpıtsa da karartsa da olup biteni dünya alem izliyor.


    Zehirleyici özgüven patlamasına rağmen karargâhtaki hesap sahada tutmuyor. Beklendiği üzere Rusya hiç vakit kaybetmeden müdahaleyi fırsata çeviriyor; Kürtlerle Suriye yönetimini masaya oturtuyor; Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sınırları birlikte kontrol etmesini öngören mutabakatı sağlıyor. Bu hamleyle Erdoğan’ın elindeki harita bir imkânsızı görüyor.


    Kürtlerin Esad yönetimine el vermesi ve Suriye ordusunun Fırat’ın doğusuna intikali, Washington’ın bölgedeki siyasetini inşa eden Amerikan kurulu düzenini yerinden zıplatıyor. Tabii Trump’ın kurumsallaştıramadığı şahsi çizgisi açısından sorun yok. Nitekim yaraya tuz basan tweetler atıyor:


    “Bırakın, Suriye ve Esad, Kürtleri korusun ve kendi topraklarını korumak için Türkiye ile savaşsın… Kürtleri korumak için Suriye’ye yardım etmek isteyen varsa bana uyar; bu, Rusya, Çin ya da Napolyon Bonaparte olabilir!”


    Fakat baş döndürücü gelişmeler, Washington’daki siyasete alev topu gibi dalıyor. Kongre’deki azil sürecinde tek ayak üstünde duran Trump’ın öteki ayağına da Suriye kurşunu hızla ilerliyor.


    Evvela “Türkiye harekete geçecek. ABD operasyonu desteklemeyecek. Amerikan güçleri bu bölgelerde artık bulunmayacak. IŞİD savaşçılarından Türkiye sorumlu olacak” diyerek operasyona yol veren Trump, şimşekleri üzerinden Türkiye’ye yönlendirecek paratoner taktiğine başvuruyor. İki bakanlık ve üç bakanı yaptırım listesine ekledikten sonra hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem SDG Komutanı Mazlum Abdi ile görüşüyor. Erdoğan’dan ateşkes ve Kobani’ye saldırmama garantisi istiyor. Yardımcısı Mike Pence’i, kendilerinin ifadesiyle, “İşgale son verilmesi, ateşkes ilan edilmesi ve Kürtlerle müzakereye girilmesini temin için Türkiye’ye gönderiyor.”


    Erdoğan’ın buna ilk yanıtında kararlılık hakim: “Menbic’ten Irak sınırına kadar olan bölgeyi güvenli hale getireceğiz. Sığınmacıların dönmelerini temin edeceğiz.”


    Ama durum daha da ciddiye biniyor. Kongre üyeleri, Trump’ın geçiştirme yaptırımlarıyla yetinmeyip ilave yaptırımlar için ısrar ediyor. Senatörler Lindsey Graham ve Chris Van Hollen’in tasarısı tedbir konulan üç kişinin yanına Erdoğan, yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ı da ekliyor. Türk ordusuna silah, mühimmat, malzeme ve teknolojik destek sağlayanlara yaptırım öngörüyor. S-400 nedeniyle Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar da devreye giriyor.


    Bu arada Erdoğan’ın savuşturduğunu düşündüğü Halk Bank iddianamesi zembille iniyor. Erdoğan’ın Amerikan cephesindeki fırtınaları Trump’a bel bağlayarak atlatamayacağı netlik kazanıyor.


    Şimdi Trump’ın 20 mil sözünü hatırlatarak, “Bunların hepsi bilgisayar kayıtlarımızda var” diyor. Trump’ın “Çizilen çerçevenin aşılması halinde…” diyerek tehditlerine dayanak yaptığı o mutabakat her neyse Erdoğan’ı indiği kuyunun dibinde bırakacağa benziyor.


    Yetmedi; AB’den silah satışını durduranların listesi Finlandiya, Fransa, Hollanda, Norveç, Almanya, İngiltere ve Çekya ile uzuyor.


    NATO zemini kaybediliyor.


    Arap Birliği, koltuğunu gasp edip muhaliflere verdiği Suriye’ye arka çıkıp Türkiye’ye “işgalci” diyor.


    “Barış Pınarı, IŞİD’e hayat suyu” diyenlerden Erdoğan’ı Lahey’e göndermekten bahsedenlere kadar geniş bir karşı cephe şekilleniyor.


    Türk diplomasisinin bu kadar çakıldığı bir durum dünya savaşlarında bile görülmemişti.


    Sahaya dönersek; Erdoğan, Amerikan askerlerinin çekilirken yerlerini Türkiye’ye bırakacağı hesabını yapıyordu. Boşalan üslere Rusya ve Suriye ordusu yerleşiyor. Aynı şekilde Erdoğan, Kürt-Şam diyaloğunun sonuç vermesi üzerine Putin’le olan özel diyaloğunu kullanarak Suriye ordusunun Menbic ve Kobani gibi yerlere girmemesini temin etmeye çalıştı. Amerikalılar çekilirken Menbic’te kent merkezine Rus askeri polisi, çevresine Suriye ordusu konuşlandı. Secur nehri kıyısına yığılmış İslam Ordusu gibi vekil güçlerin salvoları da sonuç vermedi.


    İki yıldır Menbic’e girmek için tehditler eşliğinde Amerikalılarla müzakere eden Erdoğan, sonunda “Menbic’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil. Niye? Sonunda bunların kendi topraklarıdır” diyecek noktaya geldi. 14 Ekim’de Rusya ve ABD ile görüştüklerini belirtip “Kobani’de sıkıntı olmayacağa benziyor” diyordu. 36 saat sonra “Kobani’ye saldırmak gibi bir hedefimiz yok” diyerek elindeki haritaya bir çizik daha attı.


    Amerikalıların yeşil ışığı ve Rusların muğlak rızasına göre bina edilmiş harekat planı, Türkiye’yi belalı bir labirente çekiyor. Buna bir öngörü olarak evvelki yazımda ‘bataklık senaryosu’ demiştim.


    Elbette önce fetihle kitleleri silahlı kıtaları coşturup sonra “Menbic, Suriye toprağıdır” dedirten bu hesapsızlık yarın başka şeyleri de söyletecektir. Fetihçi macera hezimetle sonuçlandığında da yüksünmeden diyecekleri belli: “Amacımız terör örgütünün kontrolüne son vermekti. Suriye ordusunun gelmesiyle amaç hasıl oldu, toprak bütünlüğü sağlandı.”


    Yine de “Osmanlı’da oyun bitmez” sözünü haklı çıkartacak şekilde bozucu ve yıkıcı aktör olmayı sürdürebildikleri yere kadar sürdüreceklerdir.


    “Girdiğimiz yerler kârdır, yedeklediğimiz Milli Ordu karttır” mantığıyla çoklu pazarlık masalarına oturulacaktır:


    “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Kürtlere statü vermeyeceksiniz” denilecektir.


    “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Suriye Milli Ordusu’nu da kabul edeceksiniz” diye dayatacaklardır.


    Bunu “Suriye’den çıkmamızı istiyorsanız Suriye’nin yeniden inşasında bize de pay vereceksiniz” talebi izleyecektir.


    Kuşkusuz Türkiye’nin askeri müdahalesi, Amerikan güçlerinin çıkışını hızlandırması, Suriye ordusunun tekrar bölgeye intikal etmesi, Kürtlerin elinin zayıflaması ve özerklik projesinin tehlikeye girmesi bakımından Suriye devletinin hanesine yazılan kazanımlardır. Suriye lideri Beşşar el Esad için bu, 2011’den beri Türkiye’nin yapıp ettiklerine karşılık küçük bir diyet sayılır.


    Rusya bundan sonra sahada Kürtlerin zor durumunu ve Türkiye’nin çıkmazını kullanarak vaziyeti yeni bir dengeye taşıyacaktır. O dengede muhtemel senaryo, taraflara mutlak zafer ya da yıkıcı hezimet duygusu yaşatmadan Amerika’yı tamamen oyun dışı bırakacak ve Suriye devletini selamete taşıyacak ihtiyatlı bir çizgi izleyecektir. Muhtemelen Türk askeri varlığını şimdilik Tel Ebyad (Grê Sipî) ve Ras’ul Ayn (Serekaniye) ile sınırlandırıp müzakerelere dönülmesini önceleyeceklerdir.


    Rusya, Suriye ordusunun bölgeye sokulması sürecini hem Türkiye hem ABD ile irtibatta kalarak yürütüyor. Amaç hem istenmeyen karşılaşmalarla Amerikalıların çekilme kararını bozdurmamak hem de Türkiye ile Suriye ordularını karşı karşıya getirmemek. Ruslar bu sigorta işleviyle dört tarafı da kendisine bağlıyor.


    Suriye ordusu Fırat’ın doğusunda konuşlanmaya devam ederken Ruslar, SDG’nin Suriye ordusuna 5’inci kolordu olarak eklemlenmesi, Kuzey-Doğu Suriye Demokratik Federasyonu’nun geleceği, enerji kaynaklarının paylaşımı, sınır kapılarının kontrolü gibi konularda müzakerelere arabuluculuk edecektir.


    Kürtlerle müzakere Türkiye’nin en koyusundan kırmızı çizgisi. Rusya eğer Kürtlerle Suriye devleti arasında ‘uyumlu’ bir ortaklık yakalarsa sıra diğer hamlelere gelecektir:


    – İdlib’deki cihatçı bakiyeyi temizleyecek operasyona SDG’nin de katılması gündemde. Kürtler böylesi bir ortaklığı Afrin’in kurtarılması ve özerkliğin garanti edilmesi şartına bağlıyor.


    – İkincisi Adana Mutabakatı’nı kullanarak Türk askeri varlığının sınır hatlarına doğru geriletilmesi.


    Ruslar, Suriye stratejisini başarıya ulaştırmak için Trump’ın şamarlarıyla serseme dönen Arap dünyasını da kazanmaya çalışıyor. Bütün bu gelişmeler yaşanırken Putin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) turundaydı. Arap Birliği cephesi Şam’la ilişkileri normalleştirme niyetini Amerikan baskısı yüzünden askıya aldı. Yeni gelişmeler oradaki freni de devre dışı bırakabilir.


    Süreç ABD’de Amerikan askeri varlığının korunması konusundaki artan baskıya Trump’ın direnip direnmeyeceğine, Türk-Amerikan cephesindeki gerilimin istikametine, Şam’ın Kürtlerin talepleri konusundaki esnekliğine, bu arada Ankara’nın Kürtlerle diyalogu sabote etmek için Şam’la doğrudan diyaloğa geçip geçmeyeceğine bağlı.


    Türkiye, ABD’nin arabuluculuğunda Türk-Kürt diyaloğuna mevcut pozisyonuyla kapalı. Rusların Şam-Ankara köprüsünün yeniden kurulması teklifine ise göz kırpılıyor. Burada kışkırtıcı faktör Kürtlerin Şam’la teması. İddiayı büyüterek soralım: Ruslar Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir diyalog mekanizmasına öncülük edebilir mi? Müşterek Hareket Merkezi kurulurken Türkiye ve ABD arasındaki masada Kürtler görünmez üçüncü koltuktaydı. Zor ama “Zinhar olmaz” demek de zor. Gecesi gündüzünü tutmayan Suriye sahnesinde büyük laf insanı utandırır. Kimin nerede nasıl çelme yiyeceğini oyun kurucuların bile öngöremediği bir sahne burası.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Ücretlerini alamayan işçiler vinç tepesine çıktı

    6 Nisan 2026

    Aydın, yazar ve gazetecilerden Narin Güran davası için ortak bildiri

    4 Nisan 2026

    Türkiye’de şiddet vakaları yüzde 75 arttı: Urfa ve Adana “sıcak nokta” ilan edildi

    25 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ertan Eroğlu

    Öğretmenlik Meslek Kanunu pedagojik reform mu, hegemonik yeniden yapılanma mı?

    Elif Gamze Bozo

    KSK70’te “toplumsal cinsiyet” krizi

    Muhsin Dalfidan

    Yapay zekâ: Kapitalizmin ihyası mı sonu mu?

    Elif Gamze Bozo

    Fedakârlık değil hak ihlali: Engelli politikalarında devletin geri çekilişi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    Emperyalizmin krizi

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

    Ertuğrul Kürkçü

    Yeni bir yol yapmak

    Aziz Çelik

    İşsiz gençler, çalışan emekliler!

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Doruk Madencilik işçileri Ankara’ya yürüyüş başlatıyor

    12 Nisan 2026

    TGS’den basın özgürlüğü uyarısı: “Gazetecilik suç değildir”

    10 Nisan 2026

    Ankara’da 1 Mayıs çağrısı: “Tandoğan’da birleşelim”

    10 Nisan 2026
    KADIN

    İskoçya’da sistematik erkek şiddet sonucu ölüme sürüklenen kadının davasında 8 yıl ceza

    12 Nisan 2026

    AKP’li vekilden “tek taraflı boşanma” çıkışı: Kadın örgütlerinden tepki

    11 Nisan 2026

    Tedbir var, koruma yok: 2025’te 1 milyonu aşkın karar, şiddet sürüyor

    9 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.