Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Kürt siyasetinin önemli ismi Mehdi Zana son yolculuğuna uğurlandı: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde tören düzenlendi

    30 Ağustos 2026

    Girne açıklarında feribot faciası: 267 kişiyi taşıyan gemi alabora oldu, en az 6 canlı kaybı var

    30 Ağustos 2026

    Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

    30 Ağustos 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

      30 Ağustos 2026

      Aleviler neden hedefte?

      29 Ağustos 2026

      Kuşatma Kayıtları: Kim, neye göre ahlaklı ya da değil!

      27 Ağustos 2026

      Çerçeve yasanın çerçevesi

      26 Ağustos 2026

      Amedspor özelinde kültürel hegemonya ve toplumsal barış: Kürt meselesinde popüler kültürün rolü

      24 Ağustos 2026
    • Seçtiklerimiz

      Müzakere ve mücadele

      28 Ağustos 2026

      Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

      24 Ağustos 2026

      Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

      24 Ağustos 2026

      Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

      22 Ağustos 2026

      Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

      19 Ağustos 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » İran halkının protestolarının kökleri ve perdesi arkası

    İran halkının protestolarının kökleri ve perdesi arkası

    Siyasi Haber3 Ocak 2018
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Tahran Üniversitesi’nden profesör Sadık Zibakelam, İran’daki eylemlerin ‘perde arkası’nı yazdı: “Bu sekiz yıl zarfında eğer ülkenin yetkilileri, gerçekte neyin olup bittiği, halkın ne istediği, hoşnutsuzlukların nedenlerinin ne olduğu hakkında yılda sadece bir dakika düşünseydiler, bugün bu halk protestolarını yaşamazdık.”

    SADIK ZİBAKELAM


    Halkın itirazlarının nedeni tamamen açıktır. Bir dizi ekonomik baskılar, siyasi ve toplumsal başarısızlıklar halkın itirazlarının nedenidir. Eğer daha açık bir ifadeyle söyleyecek olursak; bu itirazların şekli 88 (2009) cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılan protestolar gibidir ve şu farkla ki bu protestolar biraz daha genel ve siyasetten biraz daha uzak bir hal almıştır. 2009 yılındaki protestoların nedeni genel itibariyle siyasiydi ama son protestolara siyasi unsurların yanında birtakım ekonomik unsurlar da eklenmiştir.


    Maalesef 2009 yılında, İran İslam Cumhuriyeti nizamı ve 2009’daki seçimleri kazanmış olarak kendisini gören hareketler, bir köşeye çekilip yapılan eleştiri, itiraz ve hoşnutsuzluklardan ders almak ve halk ne istiyor görmekten uzaklar. Gençler ve öğrencilerden azımsanmayacak bir bölümün, eğitimli, yazar ve reformcu siyasi tabakaların, eti, derisi ve kanı devrimle bir olan ve karnelerinde devrime hizmet etmekten başka bir şeyi bulunmayanların neden itiraz ettiklerini ve sıkıntılarının ne olduğunu kendilerine sormak yerine, maalesef gözlerini itirazlara kapatmış ve sadece itirazları, protestoları bastırma gayretindeler. Böyle bir fezada da bildiğiniz gibi reformculardan birçok kişi de tutuklandı ve sonra da yargılanıp dört, beş veya altı yıl hapse mahkum edildiler.


    Bütün bu olaylardan sonra da 9 Dey’de (İran takviminin 10’uncu ayı ve miladi takvimde 30 Aralık’a denk gelmektedir. Bugün, halk protestolarının 12 Haziran’da başlayıp bu tarihte bittiği gündür) devlet tarafından bir yürüyüş düzenlendi ve sonra dediler ki ‘millet ve devlet 88 fitnesini bitirdi’.


    Geçen sekiz yıl zarfında da sadece ve sadece dedikleri şeyleri Seda ve Sima (Türkiye’deki muadili TRT), cuma namazı kürsüleri ve İslam Şurası Meclisi’nden yayınlıyorlar ve de kendilerine bağlı medyada yazıyorlar. Aşina olduğumuz bu edebiyatı bu sekiz yılda kullandılar; yani protesto edenlerin fitneci oldukları, bu kişilerin bir Kadife Devrim’in peşinde olduğu, George Soros’la işbirliği yaptıkları, İngiltere Büyükelçiliği’nin onlara yardım ettiği, komşu ülkelerde bulunan Amerika büyükelçiliklerinin bu kişilere yardım sağladığı, Mir Hüseyin Musevi’ye oy verenlerin pişman oldukları, bu kişilerin halkı kandırdıklarına dair beyanatlarda bulundular ve biz bu sekiz yıl boyunca bu tür propagandaları yaşadık ve hâlâ da yaşıyoruz.


    Bu sekiz yıl zarfında eğer ülkenin yetkilileri, gerçekte neyin olup bittiği, halkın ne istediği, hoşnutsuzlukların nedenlerinin ne olduğu hakkında yılda sadece bir dakika düşünseydiler, bugün bu halk protestolarını yaşamazdık. Eğer bu sekiz yıl içerisinde yılda bir dakika ve fazla da değil, muhalif ve hükümetlerin deyimiyle fitnecilerin (!) kendilerini ifade etmeleri için tahammül etseydiler bugün durum bu şekilde olmazdı.


    Sekiz yıl boyunca gönülleri istediği gibi itiraz edenleri, eleştirenleri ve muhalefet edenleri ‘fitneci’ olarak yaftaladılar. Kendileri kestiler, kendileri diktiler, kendileri parçayı buldular, kendileri elbiseyi kalıba soktular ve sonra dediler ki “88 (2009) yılındaki seçimi protesto edenler yargılanmalıdır”. Böyle bir durumda itiraz edenler yani Mir Hüseyin Musevi, Mehdi Kerrubi, Zehra Rehneverd’e de kanuni, ahlaki ve insani olmayan bir yöntemle ev hapsi uyguladılar. Ev hapsinde olanlar defalarca ama defalarca “Bizi yargılayın, yoksa siz, bizim hıyanet etmek istediğimizi söylemiyor musunuz? Biz Amerika’ya alet olmuşsak, o halde elinizde bulunan bütün belge ve kayıtları halka açık bir mahkemeye verin” şeklinde beyanlarda bulundular ama hepimiz şimdiye kadar böyle bir girişimin olmadığını biliyoruz.


    Bugün bu hoşnutsuzlukların boyutu yaygın bir hal almış ve sebebi de açıktır; Hordad 88’de (Haziran 2009) sistem, sadece okumuş kesimin hoşnutsuzluklarıyla karşı karşıya gelmişti. Örnek verecek olursak itiraz edenler Devrim Meydanı civarı ve yukarısında yaşayanlardı ve çoğunluğu orta tabaka ve orta tabakanın üstündeki kişilerdi ama bugün gerçekte 88 yılındaki protestolara ekonomik hoşnutsuzluklar da eklenmiş ve bugün bu protestolara katılanlar Devrim Meydanı civarında ve aşağı kesimlerinde yaşayanlardır.


    Sorumlu yetkililerin bu durumu düşünmelerini uzak bir ihtimal olarak görüyorum. Meydana geleceğini düşündüğüm şey ise şudur: Her zaman yapılan edebiyat, 40 yıldır İran İslam Cumhuriyeti’nin muktedirlerinden duyduğumuz edebiyat yine tekrarlanacak, yine Amerika ve Arabistan işe karıştırılacak, yeni bir hikaye ‘fitne’ olarak nitelendirilecek, Seda ve Sima, aynı şekilde devam edecek, cemaat büyükleri aynı hikayeleri devam ettirecekler. Bütün bu hoşnutsuzlukları Ruhani hükümetine yıkmaya çalışacaklar ve son olarak da Ruhani hükümetinin izlediği politikaların halkın hoşnutsuzluklarına neden olduğunu anlatmaya çalışacaklar.


    Meşhed’de de böyle bir kasıt ve kinin işin içerisinde olduğu göze çarpmaktadır. Radikallerin kalelerinden biri olan Meşhed’de protestolar başladığında sadece “Kahrolsun Ruhani” sloganı ve Ruhani hükümeti aleyhinde birtakım sloganlar atılacaktı. Hızlı bir şekilde sıradan halkın da protestoculara katılıp “Kahrolsun Ruhani” sloganı yerine “Ne Gazze, ne Lübnan, canım İran’a feda olsun” şeklinde diktatörlük aleyhine slogan atacağını tahmin etmediler.


    Bunlara ek olarak başaracaklarını ve işbirlikçilerinin yardımıyla önceden planlanmış bu protestoları Ruhani hükümetinin aleyhinde düzenleyebileceklerini hayal ediyorlardı. Ama bu protestoların, ülkenin başka şehirleri için bir olgu mahiyetini alıp Reşt, Kirmanşah, Kum ve İsfehan’ın da sokağa çıkıp protestolara katılacağını tasavvur etmediler. Halkın Meşhed’de protesto planlandığı zaman, İran’ın diğer şehirlerindeki halkın da sokağa çıkacağı bellidir ama bu tür protestolar sadece Ruhani hükümetinin siyasetine değildir; belki protestolar daha çok yayılıp derinleşir.


    Bu şartlarda ülkenin selameti için, yetkililerimizin bu sefer geçmişte olduğu gibi hareket etmeyeceklerini, sıkıntılara sırt çevirmeyeceklerini ümit ediyorum. Yetkililerin sadece etrafındakilerin kendilerine verdikleri haber ve bilgileri tek seçenek ve miyar olarak değerlendirmeyecekleri, hoşnutsuzlukları görebilmeleri ve bu hoşnutsuzlukların sadece Ruhani aleyhinde olduğunu düşünmemelerini gerçekten umuyorum ve bu konularda dua ediyorum.


    Ruhani hükümetinin ekonomik açıdan çok başarılı bir hükümet olmadığı doğrudur ama bugün halkın hoşnutsuzluğuna sebep olan ve İran’ı kaosa sokan şey sadece Ruhani’nin yaptığı, geçen 6-7 ay hatta geçen dört yıl zarfında izlediği politikalar değildir. Problemlerin ve sıkıntıların derinliği Ruhani’nin bu dört yılda izlediği politikalardan daha çoktur.


    Çok büyük rakamlar, askeri bütçe ve ülkenin füze yapımı için harcanıyor. Bunlar hiçbir getirisi ve verimi olmayan nükleer projelere yatırılıyor. 50 bin kişi İran Atom Enerjisi Kurumu’nda çalışıyor ve bunlar belli bir maaş alıyor. Ülkenin kalkınması yolunda nasıl bir yardımı, faydası ve ne gibi getirisi olacağı da belli değildir. Öte yandan ülkenin bütün çevre çalışanlarının sayısı toplamda 6 bin kişi.


    İran, Suriye, Lüban ve Yemen’de harcama yapıyor. Böyle bir durumda acaba İran halkı paralarının Lübnan’daki Hizbullah için harcanmasına razı mı? Aynı şekilde birtakım paralar da diktatör bir rejimi korumak için ve Saddam Hüseyin rejiminden çok farkı olmayan ve Suriye’de hakim olan bir rejime harcanmaktadır. Acaba İran halkı, parasının İran İslam Cumhuriyeti’nin Arapların ve Sünnilerin gözünde kötü görünmesine neden olan böyle bir rejime harcanmasına razı mıdır? Bana göre bu sıkıntılar, problemin sadece Ruhani’de olduğunu göstermiyor.


    Bana göre bu sıkıntılar birtakım küskünlüklere ve hoşnutsuzluklara neden olmuştur. Yani bu hoşnutsuzluk ve küskünlüklerin şeklinin 2009’dan biraz daha farklı olduğunu söylemek isterim. 2009 yılındaki olayların siyasi olduğunu ifade ettim ama şimdiki protestolar ekonomik ve biraz daha siyasi bir hale bürünmüş durumda. Kim düşünebilirdi ki İran İslam Cumhuriyeti hakimiyetinde olan bir İran’da, kırk yıl sonra saltanat lehine sloganlar atılsın ve bir grup da Pehlevi dönsün diye slogan atsın. Gerçekten bilmiyorum acaba yetkililer bu şekilde kendi dünyalarında mı kalmak istiyorlar ve ne zamana kadar kırk yıllık siyasi gerçeklere ve elde ettiklerine karşı gözlerini bu şekilde kapatmak isteyecekler?!


    Ben hâlâ bir ümidin olduğuna inanıyorum. Hâlâ kanuni yollarla nizam içerisinde olumlu adımların atılabileceğine inanıyorum. Ama yetkililer sırf hünerlerini göstermek adına, 2009’da olduğu gibi vurmak, çekmek, kapatmak, yargılamak, Amerika’yla, İngiltere’yle ve cinlerin padişahlarıyla olayları ilişkilendirmek isterlerse, bu kaos daha da derinleşecek ve İran zarar görecektir. Bununla birlikte ülkenin devlet adamlarından Ali Laricani, Natık Nuri, Seyyit Muhammed Hatemi ve içlerinde itidal adına küçük bir aydınlık taşıyan devlet adamlarının hatta Ruhani’nin de herhangi bir karışıklığın meydana gelmemesi için gayret göstereceklerini ümit ediyorum. Bir karışıklık meydana gelirse ve hoşnutsuzluklar artarsa, işte o zaman bütün nizam kademeleri bir problem ve kaosla karşı karşıya kalacaktır.


    Bendeniz İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelttiğim bütün eleştirilere rağmen, nizama dokunan her zararın ülkenin aleyhine olacağına inanıyorum. O halde tırnaklarımızla ve dişlerimizle bu nizamı, sistemi korumalıyız. Neden mi? Çünkü eğer bu nizama bir zarar gelirse biz hiçbir şekilde kalkınamayız ve belki bu durum bizi 50 yıl geri de götürebilir. Bununla birlikte nizamın korunması ve içeriden reformların iyileştirilmesi sahip olduğumuz tek seçenektir.


    Yazının orijinali Entekhabhabar sitesinde yayınlanmıştır.


    Çeviren: Muhammed Çelik / Gazete Duvar


    *Tahran Üniversitesi Hukuk ve Siyasi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Nepal-Tibet sınırında felaket: En az 359 ölü, 1500 kişi kayıp

    27 Ağustos 2026

    Bodrum’da plaj çalışanlarından iş bırakma eylemi: “Denize sıfır işletme, emeğe sıfır ücret”

    22 Ağustos 2026

    İstanbul Finans Merkezi şantiyesinde inşaat işçilerinin direnişi kazanımla sonuçlandı

    18 Ağustos 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Tuncay Yılmaz Sveydiyeli

    Tahammülünüze muhtaç değiliz: Arap Alevilere yönelik nefretin politik anatomisi

    Tuncay Yılmaz

    Aleviler neden hedefte?

    Korkut Akın

    Kuşatma Kayıtları: Kim, neye göre ahlaklı ya da değil!

    Umur Tuğrul Özbek

    Çerçeve yasanın çerçevesi

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Müzakere ve mücadele

    Siyasi Haber

    Özgür Müftüoğlu ile Kürt meselesi ve emek mücadelesi üzerine söyleşi

    Şebnem Oğuz

    Sınıfı sonradan eklememek: Türklük Sözleşmesi, anti-kolonyalizm ve politik ekonomi üzerine bir diyalog

    Siyasi Haber

    Davanın saflığı, siyasetin gerçekliği Kürtlerin özneleşmesi, değişimin siyaseti ve “ihanet”in kolaylığı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Panelsan’da işten çıkarılan işçilerden kararlı duruş: Patronun tır engeline karşı fabrika kapısına çadır kuruldu

    29 Ağustos 2026

    Samsun’daki Volgo-Don 5021 gemisinde denizcilerin direnişi zaferle sonuçlandı: 4 aylık alacaklar tahsil edildi

    28 Ağustos 2026

    Ankara’daki madenci direnişi 18. gününde kazanımla sonuçlandı: “Zafer direnen emekçinin oldu”

    27 Ağustos 2026
    KADIN

    TTB’den kürtaj denetimlerine tepki: “Kürtaj yasal bir tıbbi uygulamadır, hekimler cezalandırılamaz”

    27 Ağustos 2026

    Rojin Kabaiş için adalet komisyonları 2 yıllık mücadele raporunu açıkladı

    27 Ağustos 2026

    TKDF Temmuz 2026 Raporu: İlk 7 ayda 231 kadın erkek şiddeti ve şüpheli ölümler sonucu hayatını kaybetti

    6 Ağustos 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.