Haber Merkezi, (SH)
Komedyen Göktaş, hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla açılan davada bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Göktaş, Cumhurbaşkanına hakaretten 11 ay 20 gün, dini değerleri aşağılama suçundan 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. “Suçu ve suçluyu övme” suçlamasından ise beraat etti.
Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Göktaş hakkında mahkeme, kararın ardından tahliye hükmü verdi.
Duruşma bir saat 20 dakika gecikmeyle başladı
Saat 10.00’da başlaması planlanan duruşma, yaklaşık bir saat 20 dakikalık gecikmeyle 11.20’de başladı. Duruşma öncesinde İstanbul Adliyesi önündeki meydan ve adliye girişleri kapatıldı. Adliyeye yalnızca avukatların, duruşması bulunanların ve dilekçe verecek kişilerin girişine izin verildi.
Mahkemenin bulunduğu kat bariyerlerle çevrilirken bariyerlerin arkasında çevik kuvvet polisleri konuşlandırıldı. Duruşma salonunun bulunduğu bölüme yalnızca avukatlar, milletvekilleri ve gazeteciler alındı.
Salona girmek isteyenlerle görevliler arasında tartışma yaşanmasının ardından mahkeme, karşıdaki salonu açarak duruşmanın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden izlenmesine olanak sağladı.
İddianamede Göktaş’ın üç suçtan toplam 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyordu.
“88 gündür kuyu tipi cezaevindeyim”
Kimlik tespiti ve hakimin iddianameyi özetlemesinin ardından savunmasına başlayan Göktaş, 3 Temmuz’dan bu yana tutuklu olduğunu belirterek cezaevi koşullarını anlattı.
Göktaş, “Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, kamuoyundaki ismiyle bir kuyu tipi cezaevinde 88 gündür tutukluyum. Günlerim güneş almadan, hiçbir tutuklu veya hükümlü ile görüşmeden geçti. Ailemle haftada 10 dakika görüşebildim” dedi.
Gösterisinde sarf ettiği dört cümle nedeniyle tutuklandığını söyleyen Göktaş, “Komedyen olarak cümlelerimin etkisini görmek onur verici ama Türkiye’nin ifade özgürlüğü açısından endişe verici. Sandığımdan daha etkili bir iş yaptığımı da görmüş oldum böylelikle” ifadelerini kullandı.
“Aynı esprileri 197 kez yaptım”
Göktaş, davaya konu edilen esprileri Türkiye’nin çeşitli kentlerinde defalarca sahnelediğini belirterek, “Suçlamalara konu esprileri 197 kez Türkiye’nin her yerinde yaptım. Gösterileri 100 binden fazla kişi izledi. Kimse şikayet konusu görmedi, şikayet etmedi. Tek şikayet gösterilere bilet bulunamamasıydı” dedi.
İlk gösterisini Ekim 2023’te yaptığını ve Temmuz 2026’da tutuklanıncaya kadar gösterilerine devam ettiğini aktaran Göktaş, sorunların “Ölüdeniz” adlı gösterisinin YouTube’da yayımlanmasının ardından başladığını söyledi.
Gösterinin yayımlanmasının ardından sosyal medyada hedef gösterildiğini belirten Göktaş, şakalarının bağlamından koparılarak paylaşıldığını ve CİMER’e şikayet edildiğini anlattı.
Dosyada 185 CİMER şikayeti bulunduğunu belirten Göktaş, şikayetlerin önemli bölümünün gösterinin tamamından değil, sosyal medya hesaplarının paylaştığı kesilmiş videolardan kaynaklandığını savundu.
“Gösteriyi YouTube’da yayınlayana kadar hiçbir problem olmadı. Yayınlandıktan sonra trolllerin hedefi oldum. Şakalarımın başını sonunu kesip eş zamanlı olarak paylaşmaya başladılar. CİMER’den şikayet ettiler” diyen Göktaş, gösterinin YouTube’da ilk üç günde yaklaşık 4 milyon kez izlendiğini, bu sürede yalnızca bir CİMER şikayeti yapıldığını söyledi.
“Polis bana ‘Neden Türkiye’ye döndün?’ dedi”
Göktaş, soruşturmayı öğrendikten sonra yurt dışından Türkiye’ye döndüğünü belirterek kaçma şüphesiyle tutuklanmasına itiraz etti.
Yurt dışında da gösteriler yaptığını ve orada kalma imkanı bulunduğunu söyleyen Göktaş, buna rağmen soruşturmayı öğrenince Türkiye’ye geldiğini ifade etti.
Göktaş, “Polis bana ‘Aptal mısın, neden Türkiye’ye döndün?’ dedi. Polisin bile Türkiye’den gitmemi istemesine üzüldüm” diye konuştu.
Hakkındaki temel delilin internette yayımlanan gösterinin videosu olduğunu belirten Göktaş, delil karartma şüphesinin de bulunmadığını savundu.
Tutukluluk sürecinde farklı suçlamalarla yeniden tutuklandığını anlatan Göktaş, kısa süre içinde üç ayrı suçtan tutuklama kararıyla karşılaştığını söyledi.
“Diktatör ifadesi hakaret değildir”
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki “utangaç diktatör” sözünün politik mizah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Eğer politik mizah yasak değilse şakalarımın ifade özgürlüğü içinde kalması gerek. ‘Utangaç diktatör’ün geçerli bir şaka olduğunu düşünüyorum” diyen Göktaş, “diktatör” ifadesinin siyasi bir niteleme olduğunu savundu.
Politik mizahın tarih boyunca iktidarları eleştirdiğini belirten Göktaş, Nasreddin Hoca’dan Ferhan Şensoy’a, mizah dergilerinden kabare geleneğine kadar çeşitli örnekler verdi.
Göktaş, “Bir şakadan rahatsız olursanız vereceğiniz cezalar bellidir: Gülmemek, gösteriye gitmemek, komedyeni seyircisiz bırakmak, şakaları aynı sertlikte eleştirmek. Ama sahneye çıkan kişiye verilecek cezalar içinde sansürün, yasağın ve tutuklamanın yeri olmamalı” dedi.
“Dini değerleri aşağılama niyetim yok”
Göktaş, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasına dayanak yapılan dini içerikli esprilerini de açıkladı.
“Oruç tutan canlı bombalar” ifadesinin bağlamından koparıldığını belirten Göktaş, şakanın sokakta korktuğu şeyleri sıraladığı bölümde geçtiğini söyledi.
Göktaş, “Burada basit bir kelime oyunu var. Yalnızca açlıktan gelen sinir ile ‘patlama’ kelimesini birleştiren basit bir şaka. Dini değerlere yönelik aşağılama niyeti ve iması mevcut değildir” ifadelerini kullandı.
Kutsal kitaplara ilişkin şakasında kullandığı “yazar” kelimesinin alışılmadık bulunabileceğini ancak aşağılayıcı bir anlam taşımadığını savundu.
Haşema giyen kadınlara ilişkin esprisinin de iddianamede yanlış yorumlandığını belirten Göktaş, şakanın kadınları hedef almak yerine onlara yönelik önyargıyı eleştirdiğini söyledi.
Stand-up gösterisinin yalnızca yazılı metin üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Göktaş, ses tonu, duraksamalar ve seyirci tepkisinin de esprinin anlamını oluşturduğunu ifade etti.
“88 gündür hücredeyim, tabii ki konuşacağım”
Göktaş’ın savunması uzun süre devam etti. Hakimin, “Bir buçuk saattir konuşuyorsun, toparla artık” demesi üzerine Göktaş, “88 gündür hücredeyim, tabii ki konuşacağım” yanıtını verdi.
Suçlamaları kabul etmediğini belirten Göktaş, beraatini ve tahliyesini talep etti. Savunmasını tamamlamasının ardından salondakiler Göktaş’ı uzun süre alkışladı.
Savcı üç suçtan ceza istedi
Avukatların beyanlarının ardından duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Savcı, Göktaş’ın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını istedi. Savcı ayrıca hükümle birlikte Göktaş’ın tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme, mütalaanın ardından duruşmaya bir saat ara verdi.
Mahkemeden hapis cezası ve tahliye kararı
Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, Göktaş’a Cumhurbaşkanına hakaretten 11 ay 20 gün, dini değerleri aşağılama suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası verdi.
Mahkeme, “suçu ve suçluyu övme” suçlamasından Göktaş’ın beraatine hükmetti.
Kararla birlikte Göktaş’ın tahliyesine karar verildi.
