Bu makalede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü Atatürk Kitaplığı’nda bulunan bir belgeye değinilmeye çalışılacaktır.
Belge, 1935 yılının Haziran ayından itibaren İnkılap Müzesi’ne verilen eşyaların envanter listesini içeren 5 defterden oluşmaktadır.

Belgenin içeriğine değinmeden önce kısaca da olsa İnkılap Müzesi’ne değinmekte yarar var.
Betül Batır, “Atatürk Döneminde İnkılap Müzesi Kurulması Girişimleri” başlıklı çalışmasında Atatürk döneminde İnkılap Müzesi kurulması girişimlerine değinerek şu bilgileri aktarır:
“Cumhuriyet’in onuncu yıldönümü hazırlıklarının başladığı günlerde politik ve aydın çevreler tarafından ortaya bir fikir atılmıştı. Çağdaş müzeciliğin imkânlarından yararlanılarak, Türkiye’de gerçekleşen inkılâpların on yıllık seyrini gösteren bir müze kurulması fikri gündeme gelmişti. Bu fikir benimsenerek bir “İnkılâp Müzesi” kurulması için girişimlere başlanmış ve bir Müzeler Komitesi oluşturulmuştu.
Komiteden istenen, kurulması planlanan müzede cumhuriyetin ilk on yıllık mücadelesinin tasvir edilmesiydi. Ancak tarih ve müzecilik konularında bilgi sahibi olan komite üyelerinin inkılâp düşüncesine bakışlarında farklılıklar vardı. Komite üyelerinin fikir ayrılıkları müzenin kurulmasını engelledi. “İnkılâp Müzesi” buna benzer şekliyle Ankara Halkevi tarafından da oluşturulmak istendi.”
Görüldüğü gibi İnkılap Müzesi oluşturulmak istenmiş fakat yaşama geçirilmemiştir.
Yazar’ın aktardığı bilgilere göre belgede yer alan 5 defterde toplam eşya sayısı 6.500 civarındadır.
İnkılap Müzesi yaşama geçirilmediğine göre İnkılap Müzesi’ne verilen bu eşyaların akıbetleri ne olmuştur?
Yazar’ın ve Akdağ’ın verdikleri bilgilere göre defterde bulunan eşyalar arasında matbu Kırşehir’deki Bektaşi dergahı resmi, Bektaşi nargile lülesi, Bektaşiliğe mahsus Ali başlı asa sapı, Alevi mührü, Bektaşi mührü, Mevlevi sikkesi, Bektaşi nahiv? (Bektaşi neyi olduğu okunamamıştır), Kadiri külahı, ağaçtan fes kalıbı, ağaçtan kavuk kalıbı, def, kanun vb. müzik aletleri vardır.
Görüldüğü gibi Yazar’ın ve Akdağ’ın transkriplerinde yer alan eşyaların adları birbirleri ile örtüşmektedir.
Yazar’ın aktardığı bilgilere göre defterde yer alan mühürlerin hangi mezhepten ve meşrepten olduğundan ziyade akik kakmalı, gümüşten, altın işlemeli vs. sanatsal özellikleri kaydedilmiştir.
Bu defterlerde daha çok diğer tarikatların eşyaları da vardır.
Abdülkadir Geylani ve Mevlevi resimleri çok vardır.
Eşyaların karşısında matbu numaralar vardır.
Bunlar eşyaların envanter numaralarıdır.
Defterlerde Rufai, Kadiri, Hanefi vb. farklı farklı tarikatlara ait çok fazla nazarlık, Kâbe toprağı, Tophane ve Eskişehir lüleleri, ev eşyaları, çay ile kahve takımları, sahanlar, kilitler, pazubentler, altın, gümüş, pirinç ve akik gibi kıymetli taşlardan oyma yüzlerce mühür vardır.
Mühürlerde ve diğer eşyalarda genelde hangi tekkeye ait olduğundan ziyade şekli ve şemali yazılmıştır.
Bu durumda bu eşyaların sergilenmek için toplandığını göstermektedir.
Mührün sahibi neredeyse hiç yazılmamıştır. Mührü kazıyan meşhur mühürcüler var ise onlar belirtilmiştir.
Yukarıda eşyaların İnkılap Müzesi’ne verildiği belirtilmişti, anımsanacağı üzere.
İnkılap Müzesi yaşama geçirilmediğine göre İnkılap Müzesi’ne verilen bu eşyaların akıbetleri ne olmuştur?
Bu eşyaların içinde başka müzelere verilen eşyalar olmuş mudur?
Verildi ise hangi müzelere ne kadar eşya verilmiştir?
Geri kalan eşyaların akıbetleri ne olmuştur?
Depolarda veya anbarlarda çürümeye mi terk edilmiştir bu eşyalar?
Bu ve benzeri soruları çoğaltmak olasıdır.
Belgede gerek el yazısı ile gerek ise daktilo ile Türkçe olarak yazılmış bilgiler de vardır.
Bu bilgilere kısaca değinmekte yarar var.
El yazısı ile ilgili olan bu iki sayfada, görüldüğü gibi el yazısı zor okunmaktadır, çocuk ve kadın giysilerinin yanı sıra 1 adet de yazılı sancak göze çarpmaktadır.
Fakat bu yazılı sancak hakkında herhangi bir bilgi yer almamaktadır.


Daktilo yazısı ile ilgili olan bu iki sayfada yer alan bilgiler ise görüldüğü gibi daha okunaklı ve daha ayrıntılıdır.
Burada daha çok Dergah eşyaları göze çarpmaktadır.
Bundan dolayı bu iki sayfayı daha ayrıntılı incelemekte yarar var.
3 adet “Rüfai şişleri” ile kastedilen bu şişlerin Rüfai Dergahına ait olduğudur.
2 adet “Tarikat bayrağı” ile kastedilen de gayet açıktır esasen. Fakat bu tarikat bayraklarının hangi tarikatlara ait olduğu belirtilmemiştir.

Burada “İmha anbarı” ile kastedilen husus üzerinde özellikle durmakta yarar var. Doğrusu ambar olmalıdır.
“İmha ambarı” ile kastedilen hususlardan birisi, eşyaların güve vb. haşerat tarafından yenildiği için yıpranmış, çürümüş veya onarılamayacak derecede hasar görmüş eşyaların ayrıldığı özel depodur.
Diğer husus ise sayım memurları tarafından durumu tespit edilen kullanılamayacak denli eski vb. eşyaların imha ambarına aktarılması ve ardından da heyet kararı ile resmi kayıtlardan düşürülerek imha edilmesidir.
Görüldüğü gibi imha ambarında tennure, su testisi, gülebdan, kavuk vb. eşyalar dikkat çekmektedir.
Fakat burada görüldüğü gibi eşyaların güve vb. haşerat tarafından yenildiği için yıpranmış, çürümüş veya onarılamayacak derecede hasar görmüş olduğu ve eski oldukları bilgileri yer almamaktadır.
Sayfada yer alan “Aya sofya anbarından yazıla” ile “Şehzade anbarı” bilgisi de düşündürücüdür burada.
Ayasofya ambarında yazılı olan dede hırkası dikkat çekicidir.
“Eczyı şerife Yazma”nın bir çeşit yazma eser olduğu aşikardır.
“Yazma Kuranı Kerim” ise adı üzerinde Yazma Kuranı Kerim’dir.
Şehzade ambarında bulunan Kâbe örtüleri de gayet açıktır.
Diğer sayfada da Şehzade ambarında olan şamdanlara ve şamdan tepsilerine yer verilmiştir.
Bu sayfada yer alan “İmha an.” önceki sayfada yer alan imha ambarından başka bir şey değildir.
İmha ambarının devamında tahtadan küçük kutu içinde Mevlevi sikkesi ve kırmızı zemin üzerine çiçek nakışlı ve zincirli … çanak kandil bilgisi okunmaktadır.
Görüldüğü gibi Mevlevi sikkesi ve çanak kandili içinde güve vb. haşerat tarafından yenildiği için yıpranmış, çürümüş veya onarılamayacak derecede hasar görmüş olduğu ve eski oldukları bilgisi yer almamaktadır.
Bu bilginin altında İn. Mü. Müd. imzalı:
“Evkaf anbarından inhilab müzesi (İnkılab Müzesi) için tekye (Tekke) eşyasından ayrılmış bulunan aded (Adet) ve mikdarları (Miktar) yukarda yazılı olan eşyayı tamamen aldım”
bilgisi yer almaktadır.
İn. Mü. Müd.’ün imzası yoktur.
Bu bilgiden anlaşılıyor ki İnkılab Müzesi Müdürü, eşyaları Evkaf anbarından İnkılab Müzesi için Tekke eşyasından ayrılmış bulunan adet ve miktarları yukarda yazılı olan eşyayı tamamen almıştır.
Demek oluyor ki imha, Ayasofya ve Şehzade ambarının dışında bir de Evkaf ambarı var.
Muhakkak ki bahse konu olan bu imha, Ayasofya, Şehzade ve Evkaf ambarları da başlı başına araştırma konusudur.
Umud edilir ki araştırmacılar bu ambarları araştırsınlar ve eşyaların akıbetleri geç de olsa ortaya çıksın.
