Haber Merkezi, (SH)
Anadolu Ajansı’nın aktardığı habere göre, 27 farklı gözlem uydusu ve 45 bağımsız çalışmanın verileri bir araya getirilerek gezegenin en büyük iki buz kütlesindeki erime bilançosu çıkarıldı. Scientific Data dergisinde yayımlanan araştırma, Grönland ve Antarktika’da son 45 yılda meydana gelen ekolojik yıkımın korkutucu boyutlarını gözler önüne serdi.
1979’dan bu yana eriyen 12,5 trilyon tonluk buz miktarı, tüm ABD topraklarını 1,5 metre kalınlığında bir buz tabakasıyla kaplayacak büyüklüğe tekabül ediyor.
Okyanuslar alttan ısındı, 11,3 katrilyon litre su okyanusa karıştı
Araştırmada ortaya çıkan en kritik bulgulardan biri, buzullardaki erimenin altıda beşinin hava sıcaklığından ziyade, buz tabakalarını alt kısımlardan ve yanlardan kemiren ısınmış okyanus sularından kaynaklanması oldu.
Eriyen buz kütleleri yaklaşık 11,3 katrilyon litre suya dönüşerek okyanuslara aktı. Bu durum küresel deniz seviyesinde yaklaşık 3,1 santimetrelik (1 inç) doğrudan bir yükselmeye yol açtı.
“Deniz seviyesindeki her 1 santimlik artış 2-3 milyon insanı sel riskiyle yüz yüze bırakıyor”
Araştırmanın yazarlarından California Üniversitesi araştırmacısı Eric Rignot, “Buz tabakaları hızla eriyor. Kutup bölgelerini eritiyoruz, deniz seviyesi tüm dünyada yükseliyor ve bu da kıyı bölgelerinin savunmasızlığını daha da artıracak” uyarısında bulundu.
Northumbria Üniversitesi’nden Ines Otosaka ise tehlikenin bilançosunu şu sözlerle özetledi:
“Bu rakam kulağa çok fazla gelmeyebilir; ancak deniz seviyesindeki her bir santimetrelik artış, her yıl 2 ila 3 milyon insanın sel altında kalması anlamına geliyor.”
Ekolojik krizin gecikmeli etkisi: “Isınmayı durdursak bile erime onlarca yıl sürecek”
Araştırmacılardan Andrew Shephard, 1970, 1980 ve 1990’larda görece daha stabil olan buz tabakalarındaki kıyımın 2010’lu yıllarla birlikte kontrolden çıktığını vurguladı. Erimenin küresel ısınma süreçlerinin onlarca yıl gerisinden geldiğine dikkat çeken Shephard, krizin boyutuna dair şu çarpıcı tespiti yaptı:
“Bu durum endişe verici. Zira gezegenin ısınmasını bugün durdurabilsek bile, bu erime ve yıkım süreçlerinin onlarca yıl daha devam etmesini bekleyeceğimiz anlamına geliyor.”
