Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Koma Amed’in kurucularından Birkan Çelik yaşamını yitirdi

    30 Ekim 2026

    Ya Bibi ya Tibi; İsrail’de Araplar olmadan iktidar değişmeyecek

    30 Ekim 2026

    Umut Oran’ın fabrikasında işçi kıyımı

    30 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

      29 Ekim 2026

      Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

      29 Ekim 2026

      Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

      28 Ekim 2026

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

      30 Ekim 2026

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Tuncay Yılmaz: Avrupa’da enternasyonalist bir ortak direniş hattı kurmak istiyoruz

      29 Ekim 2026

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    MUSA ÖZUĞURLU İlke TV için yazdı: Tülay Hatimoğulları’na yönelik eleştirilerin, tartışmalı bir tarihsel referans üzerinden yürütülmesi hem haksız hem de barış sürecinin ihtiyaç duyduğu Kürt-Alevi diyaloğu açısından yanlış bir siyasete işaret ediyor. Hatimoğulları’nın Türkiye’deki Alevi kimliği ve Suriye’deki Alevi toplumuyla kurduğu bağ, bir zafiyet değil, bu kritik süreçte önemli bir köprü olma potansiyeli taşıyor.
    Musa Özuğurlu15 Eylül 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Öcalan’a atfedilen “Yavuz-İdris-i Bitlisi ittifakı” referansı büyük tartışmalara yol açtı. Bu tartışmayı sadece “kim ne dedi” polemiği olarak görmek, meselenin asıl önemini kaçırmak olur. Çünkü konuşulan şey, yaşadığımız tarihsel sürecin, dönemecin hangi dille, hangi hafızayla inşa edileceği.

    Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki 16. yüzyıldaki işbirliği, kuru bir tarih sayfası değil. Bu işbirliği  Anadolu’daki Alevi nüfusa yönelik ağır bir şiddet dönemiyle de anılır – ki Alevilerin coğrafyanın tümünde çeşitli tezahürler ile zulme uğramasının başladığı ve yüzyıllardır müesseseleştiği bir işbirliğidir.

    Bugün bu ittifaka olumlu bir atıf yapıldığında, bunu duyan bir Alevi vatandaş için mesele akademik bir tartışma değildir; atalarının hafızasından kendi hafızasına aktarılan bir travmanın yeniden canlanmasıdır.

    Bu nedenle, kaynağı ve bağlamı ne olursa olsun, bu tür tarihsel referansları güncel bir siyasi model ya da örnek olarak sunmaktan kaçınmak gerekiyor.

    Eleştirinin hedefi doğru seçilmeli

    Ama bu referans (kaynağı ne / kim olursa olsun) gündeme geldiğinde bunu tartışan, görüş bildiren, tartışmanın muhatabı olanlara yönelik olarak ifrat ile tefrit arasında gidip gelmekten de  kaçınılmalı.

    Elli üç Alevi aydının yayınladığı bildirge, “sürece karşı çıkış” değil, meşru kaygılar taşıyan ve süreçte alınacak yol düşünüldüğünde zamanlaması uygun bir uyarıdır.

    Ne var ki Alevilerin bu haklı hassasiyetinin, yanlış bir hedefe yönlendirilmesi riski de var (bunu yapmak isteyenler var). İddia konusu tartışmalı tutanakların doğruluğu belirsizken ve DEM Parti bizzat bu yaklaşımı benimsemediğini açıkça ifade etmişken, partiyi ya da yetkililerini bu söylemin sahibi ilan etmek stratejik bir hatadır.

    DEM Parti, kuruluşundan bu yana toplumsal çeşitliliğe (Kürt, Alevi, sosyalist, laik kesimlere)  dayanan geniş bir tabana yaslanıyor. Bu partiyi “Sünni-Kürt ittifakı”nın taşıyıcısı gibi göstermek, hem gerçeği çarpıtır hem de sürecin en güçlü toplumsal destekçilerinden birini gereksiz yere yıpratır. Eleştiri, isabetli bir şekilde söyleme yönelmeli; kişilere ya da partiye değil.

    Tülay Hatimoğulları’na saldırmanın dayanılmaz hafifliği

    Bu noktada özellikle DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’’nın hedef gösterilmesi, hem haksız hem de stratejik açıdan büyük bir hata.

    Hatay Samandağ doğumlu bir Arap Alevi olan Hatimoğulları, tartışmalı referansın failiymiş gibi sunulmak yerine, neden meselenin çözümünde en kritik köprülerden biri olarak görülmüyor?

    Bu tartışmanın bir başka boyutu da sınırların ötesinde. Suriye’deki dönüşüm sürecinde, kimi kötü niyetlilerce Nusayri ismi ile anılan (Arap) Alevi toplumu ağır bir baskı, belirsizlik ve güvensizlik yaşıyor. Türkiye’deki Alevi toplumunun tarihsel hassasiyetleri ile Suriye’deki Alevilerin bugün yaşadığı somut baskı arasında, görmezden gelinemeyecek bir paralellik var.

    Hatimoğulları uzun bir süredir Suriye’deki (Arap) Alevi toplumunun maruz kaldığı saldırılarla ilgili  ses yükselten siyasetçilerden biri.

    Mazlum Abdi’nin Şam’daki konumu yeni bir alan açıyor

    Üstelik bugün Suriye’de kritik bir pencere açık: SDG’’nin feshedilmesinin ardından, Suriye Kürt hareketinin lideri Mazlum Abdi, Şam yönetiminde Ahmed eş-Şara’’nın “Kürt işlerinden sorumlu cumhurbaşkanlığı danışmanı” olarak göreve başladı. Bu, Kürt hareketinin Şam’daki yönetime sadece Kürtler ile ilgili değil, başka başlıklar ile de ilgili sözünü duyurabileceği bir mekanizmanın var olduğu anlamına geliyor.

    Hatimoğulları’nın bir siyasetçi ve bir partinin eş genel başkanı olmasının yanısıra yaşadığımız bu kritik süreçte kritik rol almış isim olarak hem Türkiye’deki Kürt hareketi hem de mensubu olduğu Arap Alevi camiasıyla kurduğu bağ, tam da bu eşikte bir Kürt-Alevi diyaloğunu başlatabilecek bir fırsat  sunuyor.

    Kürt hareketi, Abdi’nin danışmanlık koltuğunu da kullanarak Şam’’da Alevilerin güvenliği ve temsili konusunda ağırlık koyabilir, koymalıdır da.

    DEM Parti’nin bu yönde çaba göstermek için zemin arayışı içinde olduğu da tahmin edilebilir.

    Bu nedenle bu tartışmada Hatimoğulları’nı (Abdülkadir Selvi gibi)  hedefe koyan kötü niyet sahiplerinin özellikle yapmak istediği şekilde bir zafiyet noktası gibi sunmaya çalışanlara karşı yapılması gereken şey onu savunmakla sınırlı kalmamalı.

    Onun bu çok yönlü konumundan (hem Türkiye’de hem Suriye’’de)  Kürt-Alevi diyaloğunu güçlendirmek için fiilen yararlanılabilir.

    Barışın dili tarihsel hafızaya dayanmalı

    Burada tekrar etmekte fayda var: bu tartışma, barış sürecinin olup olmaması gerektiği üzerine bir tartışma değil sürecin hangi anlatı ve anlayış ile inşa edileceğine dair bir eleştiri / uyarı üzerine başlayan tartışmadır ve olması gereken de budur. Bu nedenle bildiri sürece “hayır” bildirisi olarak değil “doğru zeminde ilerlenmesi gerekir” uyarısı olarak okunmalı.

    Bu bildiri ve daha sonra bu bildiriye destek amaçlı imzalanan bildirilerde dile getirilen kaygıları devletinden Kürt hareketine kadar sürecin siyasi aktörlerinin ciddiye alıp kapsayıcı bir dile geçme sorumluluğu var.

    Kapsayıcı bir barış dili ise; yani Kürt’ü de, Türk’ü de, Alevileri de dışarıda bırakmayan bir dil ancak farklı toplulukların tarihsel hafızasına saygı göstererek kurulabilir.

    Kısaca Türkiye’’de yürütülen barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi, yalnızca ülke içindekileri değil, bölgedeki Alevi nüfusun geleceğini de ilgilendiriyor.

    Bu nedenle, hem Türkiye’’deki Alevi örgütleri ile hem de Suriye’deki Alevi toplumu ile doğrudan, saygıya dayalı bir diyalog hattının kurulması, sürecin bölgesel meşruiyeti açısından da önem taşıyor.

    Tülay Hatimoğulları gibi isimlerin önemi burada daha da belirginleşiyor.

    Bugün ihtiyaç duyulan şey, ne bu tartışmayı büyütmek ne de görmezden gelerek geçiştirmek. İhtiyaç duyulan, geçmişin yaralarını unutmadan  geleceğe dair umudu büyüten bir olgunluk. Barış, ancak bu olgunlukla kalıcı olabilir.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    30 Ekim 2026

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    26 Ekim 2026

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan’dan somut adım ve ulusal birlik çağrısı

    25 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (IV) Sosyalist ortamın ve “Doktorcuların” tavrı

    Mahsuni Gül

    Erken Cumhuriyet’in millî sanayileşme hamlesinin arka planı: Alman sermayesi, patent anlaşmazlıkları ve mali krizler

    Toros Korkmaz

    Sokaklar doluyor, peki siyasetin yönü nereye?

    Nevzat Onaran

    Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Siyasi Haber

    Lula’nın dijital zaferinin anatomisi: Algoritmalara karşı halkın örgütlü gücü

    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Umut Oran’ın fabrikasında işçi kıyımı

    30 Ekim 2026

    Dünyanın 50 limanında işçiler savaşa ve silah sevkiyatlarına karşı 30 Ekim’de grevde

    29 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi sürüyor

    27 Ekim 2026
    KADIN

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.