İstanbul Bilim Beyoğlu’nda çok sayıda kadın örgütü, siyasi parti ve hak savunucusunun katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediğini vurguladı. Kolluk kuvvetleri ve savcıların görevlerini eksik yapması nedeniyle adalet arama yükünün acılı ailelerin omuzlarına kaldığını belirten Kav şöyle konuştu:
“Normal bir hukuk devletinde faillerin peşine düşmek savcıların ve kolluğun görevidir. Ama bugün bu görevi aileler üstlenmek zorunda kalıyor. Aileler hem sevdiklerini toprağa veriyor hem de devletin yapması gereken soruşturmayı yürütmeye çalışıyor. Özellikle partner veya yakın çevrenin bulunduğu dosyalarda katliam ihtimali araştırılmadan, deliller ilk saatlerde toplanmadan dosyalar hızla kapatılıyor. 6284 Sayılı Kanun uygulanmadığı ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı için kadınlar ölüyor. Mesele sadece katile ceza vermek değil, kadınlar öldürülmeden önce onları koruyabilmektir.”
En güvenli alanlar mezara dönüştü: %61’i evinde katledildi
KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim ise verilerin yıllardır değişmediğine dikkat çekerek artık “Kadınlar neden öldürülüyor?” sorusunun yanına “Neden önlenmiyor?” sorusunun eklenmesi gerektiğini belirtti. Ataselim, ilk 6 aya ait şu çarpıcı verileri paylaştı:
- En Yakınlarındaki Erkekler Öldürdü: Katledilen 150 kadının yüzde 43’ü evli olduğu erkek, yüzde 7’si ise boşandığı erkek tarafından hayattan koparıldı. 17 kadın birlikte olduğu, 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü.
- Katliamın ve Şüpheli Ölümün Adresi Evler: Kadınların yüzde 61’i (92 kadın) kendi evlerinde katledildi. Şüpheli ölümlerin de yine yüzde 64’ü evlerde gerçekleşti.
- Bireysel Silahlanma Tehdidi: Kadın cinayetlerinin yüzde 52’sinde ateşli silahlar kullanıldı.
- Koruma Kararları Kağıtta Kaldı: Katledilen kadınlardan 8’inin resmi olarak koruma kararı bulunmasına rağmen kamu kurumlarının ihmali nedeniyle devlet tarafından korunamadıkları ortaya çıktı.
Acılı annelerden isyan: “Kızımın katili uyuşturucu baronu, dosya gizleniyor”
Toplantıda söz alan ve adalet mücadelesi veren kayıp ile cinayet kurbanı kadınların yakınları, yargı sistemine sert eleştiriler yöneltti:
Büyükçekmece’de denize atılan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sevim:
“Kızım uyuşturucu baronları tarafından katledildi. Adalet sisteminin kendisiyle uğraşıyoruz, bir şeyleri kapatma peşindeler. Koca dosyada sadece 4 dakikalık kamera görüntüsü var. Otopsi dosyasına erişemiyorum, kamera kayıtları yok. Dosyada adı olanlar mahkemeye bile gelmiyor, haklarında dava açamıyorum. Kim, kimi koruyor?”
Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım:
“9 yıldır mücadele veriyorum. Kızımın ölümüne intihar süsü verilip dosya kapatıldı. KCDP ile dosyayı yeniden açtırdık. Kızımın tırnaklarında erkek DNA’sı çıktı, katilin ‘bir gün önce birlikte olmuştuk’ ifadesini Adli Tıp Kurumu (ATK) cinsel ilişki yaşanmadığını kanıtlayarak çürüttü. Buna rağmen dosya iki kez takipsizlikle kapatıldı. Adalet Bakanı kime hizmet ediyor?”
Siirt’te kaybedilen Mekiye Akyel’in kardeşi Halime Pilğir:
“Kardeşimin cenazesi 1,5 yıldır bulunamadı, failler dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor. Sürekli çocuklarımla ve eşimle tehdit ediliyorum. ‘Kadınsın, başaramazsın’ diyorlar. Kadınlar olarak başaracağız. Mekiye’nin hayattayken bir kimliği olmadı ama en azından gidip ağlayabileceğimiz bir mezarı olsun istiyorum.”
