Greenpeace Türkiye’nin “çevresel bilgiye erişim” hakkı kapsamında yürüttüğü kararlı kararlılık, sömürü düzeninin halk sağlığını ve doğayı hiçe sayan bilgi karartma politikalarına büyük bir darbe indirdi. Termik santrallerin zehir saçan emisyonlarından gıdalardaki pestisit denetimlerine ve kanser istatistiklerine kadar uzanan bir dizi yargı kararı, kamu kurumlarının çevre ve halk sağlığına ilişkin verileri gizleme lüksünün olmadığını hukuken tescilledi. Ancak hukuken kazanılan bu zaferler, devlet bürokrasisinin ve sermayeyi koruma refleksinin ördüğü duvarlara takılmaya devam ediyor.
Afşin-Elbistan’da emisyon verileri: Sermayenin “ticari sır” kılıfı reddedildi
Greenpeace Türkiye’nin başlattığı hukuk mücadelesinin en kritik mevzilerinden biri, Kahramanmaraş’ta halkı ve doğayı zehirleyen Afşin-Elbistan termik santralleri oldu.
- Bakanlığın Sermaye Kalkanı Boşa Düştü: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çelikler ve EÜAŞ’a ait termik santrallerin Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) verilerini “endüstriyel ve ticari sır” olduğu gerekçesiyle halktan gizlemeye çalıştı.
- Yargı “Halkın Sağlığı” Dedi: Ankara 14. İdare Mahkemesi, 30 Aralık 2022’de verdiği tarihi kararla bu sığ bahaneyi reddetti ve verilerin yurttaşlarla paylaşılması gerektiğine hükmetti. Karar, Mayıs 2024’te Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından da kesinleştirilerek önemli bir içtihata dönüştü.
- Bürokrasinin Pişkinliği: İlk karar kesinleşmesine rağmen Bakanlık sömürü düzenini korumaktan vazgeçmedi. Sonraki dönem verilerini talep eden Greenpeace’e yine “red” yanıtı verildi. Açılan ikinci davada Ankara 7. İdare Mahkemesi 19 Kasım 2025’te Bakanlığın bu tavrını bir kez daha hukuka aykırı buldu.
Gıda ve halk sağlığında karartma girişimi
Bilgi edinme hakkı mücadelesi sadece enerji sektörüyle sınırlı kalmayıp halkın sofrasına ve sağlığına uzanan kirliliği de deşifre etti:
- Zehirli Pestisit Verileri: Tarım ve Orman Bakanlığı, 2022-2024 yılları arasında yapılan yaklaşık 247 bin pestisit denetiminin sonuçlarını gizledi. Ankara 5. İdare Mahkemesi açılan davada, ekonomik veya ticari gerekçelerin halk sağlığı ve çevre hakkının önüne geçirilemeyeceğini vurgulayarak verilerin açıklanmasına karar verdi.
- Kanser ve KOAH İstatistikleri Gizlenemez: Sağlık Bakanlığı, Afşin-Elbistan bölgesinde son 5 yıla ait solunum yolu hastalıkları, KOAH ve kanser türlerine ilişkin verileri saklamak için başvurucuları “internet sitesindeki genel bilgilerle” geçiştirmeye çalıştı. Ankara 10. İdare Mahkemesi, 26 Mart 2026’da bu kaçamağı iptal ederek, hayati sağlık verilerinin doğrudan ve anlaşılır biçimde halka sunulmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Hukuken zafer, uygulamada direnç: “Kararlar dolaba kaldırılmamalı”
Greenpeace Türkiye avukatı Gökhan Candoğan, asıl büyük sorunun mahkeme kararlarının uygulanması aşamasında, yani kamu kurumlarının direnişinde başladığına dikkat çekiyor. Kamu kurumlarının şeffaflığı kabul etmek yerine zaman kazanmak adına verileri kurumlar arası dolaştırdığı, kısmi paylaşım yaptığı veya “basın verileri yanlış yorumluyor” gibi akıl dışı gerekçelerle yargı kararlarının arkasından dolandığı görülüyor.
Av. Gökhan Candoğan: “Türkiye, çevresel bilgiye erişimi düzenleyen uluslararası Aarhus Sözleşmesi’ne taraf değil. Buna rağmen Çevre Kanunu’nun 30. maddesi güçlü bir hak tanıyor ve bu kararlar o standartları iç hukuka taşıyor. Ancak mahkeme kararıyla erişilen verinin yeniden bir dolaba kaldırılması değil, kamusal tartışmanın parçası haline gelmesi gerekiyor. Bu içtihatlar gazeteciler, akademisyenler ve yurttaşlar tarafından kullanıldığı ölçüde anlam kazanacaktır.”
