Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 20 Haziran Uluslararası Mülteciler Günü vesilesiyle 2021 yılından bu yana destek sağladığı sürgün gazetecilerin haritasını kamuoyuyla paylaştı. Dünyada siyasi ve güvenlik krizlerinin tırmanmasının, bağımsız gazeteciliği yok olma noktasına getirdiğini bildiren örgüt; basın özgürlüğünün küresel çapta gerilediğini ve gazetecilere yönelik baskıların küresel bir mülteci krizine dönüştüğünü vurguladı.
Son 5 yılda 1.400’den fazla gazeteci ülkesini terk etti
RSF’nin yayımladığı verilere göre, küresel sansür ve baskı haritası her geçen gün genişliyor. 2021 ile 2025 yılları arasında tehdit, hapis cezası veya ölüm riski nedeniyle vatanını terk etmek zorunda kalan medya çalışanlarına dair raporda şu istatistikler öne çıktı:
- En az 65 farklı ülkeden toplam 1.468 muhabir ve editör ülkesinden kaçtı.
- Sürgündeki gazetecilerin başında 677 kişiyle Afganlar yer alıyor.
- Afganistan’ı sırasıyla 160 Rus ve 101 Birmanyalı (Myanmar) gazeteci takip ediyor.
- Örgüt, kayıt altına alınan bu sayıların buzdağının sadece görünen kısmı olduğu uyarısında bulundu.
Türkiye ilk durak ve transit rota ancak riskler barındırıyor
Küresel sürgün trafiğinde Türkiye, coğrafi ve siyasi konumu sebebiyle merkezi bir rol üstleniyor. Özellikle Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından kaçan yüzlerce Afgan gazeteci ile Rusya-Ukrayna savaşı sonrası baskılardan kaçan Rus bağımsız medya çalışanları için Türkiye ilk duraklardan biri oldu.
Ancak RSF raporu, Türkiye’nin mülteci gazeteciler için tam güvenli bir liman olmadığını ortaya koydu. Raporda; yaşanan idari zorluklar, sınır dışı edilme korkusu ve vize engelleri gibi nedenlerden dolayı birçok gazetecinin Türkiye’yi kalıcı bir sığınma yerinden ziyade Avrupa’ya geçişte zorunlu bir transit rota olarak kullandığı aktarıldı.
“Çile, sınırı geçince bitmiyor”
Sürgündeki gazetecilerin rotasını “küresel baskının haritası” olarak nitelendiren RSF Genel Direktörü, bu kişilerin gittikleri yeni ülkelerde de güvende olmadıklarını belirterek şu uyarıları ve çağrıları yaptı:
“Bu insanların çilesi sınırı geçince bitmiyor; gittikleri yerlerde haraç, sınır dışı edilme tehdidi ve idari şiddetle karşı karşıya kalıyorlar. Propaganda ve dezenformasyona karşı son kale olan bu gazetecileri korumak için devletlerin acil vize, kalıcı oturum izni ve geri gönderme yasağı garantisi vermesi gerekiyor.”
RSF, özellikle demokratik ülkelere acil çağrıda bulunarak, sürgündeki gazetecilerin mesleklerini yeniden icra edebilmeleri için acil koruma programlarının bir an önce devreye sokulmasını talep etti.
