Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

    7 Haziran 2026

    KESK Sempozyumu: “Neoliberal politikalar ve dijitalleşme kamu emekçilerini güvencesizleştiriyor”

    6 Haziran 2026

    Türkiye’de iş cinayetleri bitmiyor: Mardin, Kütahya ve Manisa’da 3 işçi yaşamını yitirdi

    6 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Mutlak Butlan sonrası CHP’deki “ikili iktidarın” demokrasi mücadelesindeki yeri

      6 Haziran 2026

      Faşizme karşı ileri!

      4 Haziran 2026

      Haziranda Ölmek Zor

      3 Haziran 2026

      Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

      2 Haziran 2026

      Dünyanın bütün halkları, NATO haydutluğuna karşı birleşelim! -1-

      2 Haziran 2026
    • Seçtiklerimiz

      Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

      7 Haziran 2026

      Yasin Börü’ye sahip çıkılırken diğer öldürülenler ve yaşananlar yok sayıldı: Skandallar zinciri ve 12 yıl gizlenen soruşturma

      4 Haziran 2026

      Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

      4 Haziran 2026

      Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

      3 Haziran 2026

      Butlan neyi örtüyor?

      1 Haziran 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

    Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

    ÜMİT AKÇAY Evrensel için yazdı: "2000’li yıllarda işçi sınıfı ve genel olarak toplumsal hareketler süreci tayin edici bir özne olmaktan çıkınca, siyasi mücadele iktidar bloku içine sıkıştı. CHP’ye yönelik güncel müdahalede (...) kitle seferberliğinin, yani toplumun işin içine girmesi riskinin önlenmesi çabası görülüyor."
    Ümit Akçay7 Haziran 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Geçtiğimiz hafta Bülent Kuşcuoğlu’nun Cansu Çamlıbel’e verdiği röportaj, başka konular yanında “devlet aklı” kavramı etrafında süren bir tartışmayı tetikledi. Bu tartışma neden önemli? Birkaç açıdan. Bir yandan mevcut rejim ve hatta devlet biçimi tartışması açısından önemi var. Diğer yandan siyaset alanını sınırlamaya yönelik son dönemde sıklaşan adımların anlamlandırılması ve muhalefetin bir strateji kurması açısından önemli.

    Konunun bu güncel ve stratejik tarafı kadar önemli olan bir başka yanı, “günümüzde iktidarı nasıl tanımlayabiliriz?”, “devlet aklı ile sermaye aklı farklılaşır mı, aynı mıdır?”, “bu ikisi arasındaki dengeyi gözetsek de nihai belirleyici kimdir?” gibi sorular etrafında şekilleniyor. Hatta, bu tartışmanın takip ettiğim kısmı açısından, “Marksist devlet teorisi günümüzdeki gelişmeleri açıklamada yeterli mi ya da bu teori günümüze nasıl uygulanmalı?” gibi daha büyük sorular da arka planda yer alıyor.

    “Devletin değil sermayenin aklı”

    Hakkı Özdal, hafta başında Evrensel’in youtube kanalında yaptığı yorumda, bir devlet aklından ziyade sermayenin aklından söz edilebileceği değerlendirmesini yaptı. Benzer bir şekilde Nuray Sancar da giderek şirketleşen ve kendisi de tekelleşen bir devlet ile yani şirketleşmiş devletin tekelleşmesiyle oluşan “tekelci devlet aklıyla” karşı karşıya olduğumuzu savunuyor. 

    “Devletin değil sarayın aklı”

    CHP milletvekili Yüksel Taşkın ise “partimize darbe yapan devlet aklı değil, saray aklı ve aparatlarıdır” değerlendirmesi ile Özgür Özel CHP’sinin genel pozisyonunu yansıtıyor. Benzer şekilde Abdullah Esin de, “devlet aklı diye bir mefhumun var olduğuna inanmak için iktidar koalisyonunda yer edinmiş belirli bürokratik çevrelerin Erdoğan’ın iradesinden bağımsız bir “agency”si (iradesi) olduğunu düşünmemiz ve bunu kanıtlamamız gerekir” görüşünü savundu. Bu yaklaşımlara göre CHP hakkında verilen mutlak butlan kararı “devlet aklı” kavramıyla değil, bizzat Saray tasarrufuyla açıklanmalı.

    Meşrulaştırma aracı

    Sıklıkla vurgulanan bir başka pozisyon, “devlet aklı” diye bir mefhumun varlığı/yokluğu tartışmasından ziyade, bu kavramın kullanımının meşru ya da görünmez kıldıklarına dikkat çekiyor. Örneğin Doğan Çetinkaya, bu kavramın kullanılmaması gerektiğini çünkü kavramın açıklayıcı olmak yerine, olan biteni maskeleyen bir şekilde kullanıldığını ileri sürdü. Ali Yaycıoğlu da benzer şekilde bu kavramın otoriterleşmeyi derinleştiren adımları meşrulaştırdığını ileri sürdü. İlhan Cihaner ise, devlet aklı kavramının “sağın en büyük aldatmacalarından birisi” olduğuna değindi.

    Ahmet Bekmen yukarıda sıraladığım görüşlere paralel şekilde, bu kavramın iktidar açısından bir meşrulaştırma aracı olduğunu düşünenlerden. Ancak Bekmen “olan biteni Erdoğan’ın iktidarını sürdürebilme arayışlarına indirgeyen tutumlara da şüpheyle yaklaşmak gerekir. Bu türden bir tutum, meseleyi fazla kişiselleştirir; yapısal olanı –ya da olmaya başlayanı – görmemizi engelleyen bir zihin tuzağına dönüşür” uyarısında da bulunuyor. Ecehan Balta ise devlet aklı yerine “rejim mühendisliği” kavramını öneriyor. Balta’ya göre “daha doğru formül şudur: Rejim mühendisliği, Cumhurbaşkanlığı merkezli iktidar blokunun; yargı, güvenlik bürokrasisi, idari aygıt, istihbarat, medya ve muhalefet içi çatlaklar üzerinden siyasal rekabet alanını yeniden düzenleme pratiğidir.”

    Arif Koşar’ın değerlendirmesi ise tekil bir “devlet aklı” yerine çoklu devlet “akılları” olduğu şeklinde. Koşar, farklı sermaye fraksiyonlarının, bürokrasinin ve siyasi partilerin oluşturduğu farklı akıllar olduğunu vurguluyor.

    Devlet, sermaye ve siyaset

    Yukarıda kısaca özetlediğim görüşler, tartışmanın önemli bir kısmını kapsıyor. Genel olarak tartışmada iki uç noktayı temsil eden, “devlet aklı” kavramını bir komplo teorisi olarak gören yaklaşımların ve “devlet aklını” her şeyi yapmaya muktedir bir derin devlet olarak gören yaklaşımların hatalı olduğunu düşünüyorum. Ve kanımca, bu hatalar sınırlı bir iktidar tanımından kaynaklanıyor. Zaten iktidarı, sadece siyasi iktidar olarak değil, onu da içine alan bir “iktidar bloku” olarak tanımlamamızın nedeni de bu.

    Kısaca hatırlatmak gerekirse, iktidar bloku siyasi iktidar (ve ana akım partiler), bürokrasi ve farklı fraksiyonlarıyla sermayeden oluşan bir güç yoğunlaşması. Ancak kritik olan bu bileşenlere işaret etmek değil. Bu bileşenler arasındaki ilişkinin niteliğini ve dengenin nasıl kurulduğunu ortaya koymak önemli. Eğer bu tip bir analizi hakkıyla yaparsak, orada “devlet aklı” kavramının yer alabileceğini düşünüyorum.

    İlk olarak, iktidar bloku içinde sermayenin öncelikli pozisyonu olması, sermayenin diğer bileşenlerle kurduğu ilişkiyi emir-komuta ilişkisine dönüştürmez. Siyasi iktidar ve genel olarak siyasi partiler, iktidar blokunun toplumsal meşruiyetini sağlar. Aynı zamanda, sermayenin kendi çıkarları için geliştirdiği karlılık stratejilerinin ülkenin genel çıkarını yansıttığını vaaz eden hegemonya projelerinin kurucu aktörleridirler. Bu açıdan kendi gündemleri ve seçilme stratejileri vardır. Çıkarları, tamamıyla sermayenin çıkarlarına indirgenemez.

    İkincisi, kapitalist üretim biçiminin doğası gereği, sermaye, yalnızca, birbiriyle rekabet içinde birçok sermaye olarak var olur. Bunun önemi şudur: Eğer iktidar bloku sermayenin karlılık stratejileri ile siyasi iktidarın beka stratejilerinin kesişimi üzerinden sürekli yeniden tanımlanıyorsa, sermayenin karlılık stratejileri birbirinden farklı olduğunda iktidar blokunun bütünlüğü nasıl sağlanacak?

    Bu soru bizi üçüncü hususa götürüyor. Sermayenin farklılaşan çıkarları karşısında siyasi iktidarın bir hegemonya projesi kuramadığı dönemlerde bürokrasi daha da önemli hale gelir. Örneğin, bürokrasi ile siyasi iktidar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinde özerk kurumların öne çıktığı dönemlerde bürokrasi, hakim sermaye fraksiyonunun ayrıcalıklı alanı haline gelir. Bürokrasi ile siyasi iktidarın bütünleşmesi ise bunun tam tersi durumu ortaya çıkarır. 

    Saray ve bürokrasi

    Yukarıda özetlediğim teorik modeli 2018 sonrasındaki otoriter konsolidasyon sürecine uygularsak ne görebiliriz? Bu soru özellikle Cumhurbaşkanı ile bürokrasinin ilişkisinin netleştirilmesi açısından önemli. Her ne kadar devlet aklı kavramının kullanılmasıyla ilgili yapılan “meşrulaştırma” uyarılarına katılsam da, bu kavram ile “Kurtlar Vadisi” dizisinde resmedildiği haliyle, gizemli bir şekilde devletin bekasını gözeten hukukla sınırlanmamış bir iradeden bahsetmiyorum. 

    Açmak için somutlaştıralım: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde (CHS) karar alma mekanizmalarının merkezileştirilmesi, süper yetkili bir yürütme gücünü doğuruyor.

    Ancak gücün aşırı merkezileşmesi organizasyonel açıdan, merkezileştirilen işlevlerin yeniden delege edilmesi zorunluluğunu doğuruyor. Pratikte, Cumhurbaşkanlığına bağlanan her bir kurumla ilgili kararları bizzat Cumhurbaşkanı alamayacağına göre, merkezileştirilen güç, yapacağı görevlendirmeler ile yeniden dağıtılmak zorunda. Ancak bu delegasyonun özelliği, güçler ayrılığı rejimi altında değil, fiili güçler birliği rejimi ile yapılması.

    Bu yeni organizasyon yapısında kararların altında Cumhurbaşkanı’nın imzası olmasına rağmen iş bilgisi halen bürokrasidedir. Alternatifler bürokraside pişirilmektedir. CHS’de bakanlıkların da daha teknik düzeye getirilmesinin bir sorucu olarak, bürokratik alanı genişletmiştir. Bu durum, bürokrasinin siyasi direktiften özerk hareket ettiği anlamına gelmeyebilir. Ancak bizzat siyasi direktifin oluşumunda etkili olan bilgi kaynakları bürokrasinin filtresinden geçerek geliştirilir. İşte o filtre, “devlet aklı” olarak görülebilir. Bunun kişilerle, kurullarla ya da kurumlarla somutlaşmasına gerek yok.

    Burada kullandığım “devlet aklı”, Bob Jessop’un “devletin stratejik seçiciliği” kavramına yaklaşıyor. Alınacak kararlar siyasi olarak şekillense de, hangi kararların siyasetin önüne geleceği bürokratik filtreden geçerek gelir. O bürokratik filtre ise, iktidar blokundaki güncel hakim dengeyi yansıtmak zorundadır.

    Muhalefet bloku

    Yazı çok uzadı, kısaca toparlayayım. Görkem Doğan, yukarıda değindiğim bürokratik filtrenin somutta nasıl göründüğünü, yani devlet aklının güncel tezahürünü şu şekilde açıklıyor: “Esas boğulmak istenen hükümet değişikliğine dönük kitle seferberliğidir”. Bu vurgu önemli. Zira 2000’li yıllarda işçi sınıfı ve genel olarak toplumsal hareketler süreci tayin edici bir özne olmaktan çıkınca, siyasi mücadele iktidar bloku içine sıkıştı. CHP’ye yönelik güncel müdahalede, Doğan’ın işaret ettiği kitle seferberliğinin, yani toplumun işin içine girmesi riskinin önlenmesi çabası görülüyor.

    Esasında Kemal Kılıçdaroğlu bunu ilk kez yapmıyor. Tüm Altılı Masa deneyimi, toplumu işin içine katmadan, ekonomik krizin etkisiyle otomatik bir iktidar değişimi yaşanacağına dayanıyordu. Ve yine tam da bu çerçevede Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, 2021 sonbaharında hızla artan enflasyona karşı patlak veren işçi hareketleriyle buluşmak yerine sokağa çıkmama stratejisini tercih etti. Toplumsal içeriğinden soyutlanmış ve yenilmeye yazgılı bir “dolar muhalefeti” kaldı geriye. Yazıyı Doğan’ın ifadesiyle tamamlayayım: “Kendi siyasal eylemimiz dışında tutunacak bir dalımız yoktur”.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Yasin Börü’ye sahip çıkılırken diğer öldürülenler ve yaşananlar yok sayıldı: Skandallar zinciri ve 12 yıl gizlenen soruşturma

    4 Haziran 2026

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    4 Haziran 2026

    Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

    3 Haziran 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Mutlak Butlan sonrası CHP’deki “ikili iktidarın” demokrasi mücadelesindeki yeri

    Kenan Temir

    Faşizme karşı ileri!

    Mehmet Murat Yıldırım

    Haziranda Ölmek Zor

    Remzi Altunpolat

    Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    Devlet aklı iktidar blokunun neresine düşer?

    Gökçer Tahincioğlu

    Yasin Börü’ye sahip çıkılırken diğer öldürülenler ve yaşananlar yok sayıldı: Skandallar zinciri ve 12 yıl gizlenen soruşturma

    Siyasi Haber

    Milli Savunma Vekâleti’nden ilgili birimlere: “Irkları yüzünden askeri mekteplere alınmadıklarını azınlıklara söylemeyin”

    Zafer Yörük

    Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    KESK Sempozyumu: “Neoliberal politikalar ve dijitalleşme kamu emekçilerini güvencesizleştiriyor”

    6 Haziran 2026

    Doruk Madencilik işçileri tüm alacaklarını aldı: Bağımsız Maden-İş şimdi Edirne yolcusu

    5 Haziran 2026

    Samsun’da Yeşilyurt Demir Çelik Fabrikası’nda iş cinayeti: 3 işçi yaşamını yitirdi

    4 Haziran 2026
    KADIN

    KCDP Mayıs 2026 Raporu: 16 kadın katledildi, 33 şüpheli ölüm var

    5 Haziran 2026

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.