Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşması, Türkiye’de çocuk hakları ve adalet mekanizmasının işleyişine dair yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne serdi. Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında ülkenin “en güvenli ve korunaklı” olması gereken kurumu olan TBMM’nin lokantasında staj yapan çocuklara yönelik cinsel taciz ve istismar suçlamalarıyla yargılanan sanıkların tamamı, adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliye edildi. Savcılığın “kamu görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak zincirleme şekilde çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar” suçundan 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ettiği mütalaaya ve bilirkişi raporlarına rağmen verilen bu tahliye kararı, kamuoyunda infial yarattı.
Mahkeme başkanından duruşma başında itiraf: “Bu celsede karar verilmeyecek”
Duruşmanın hemen başında mahkeme başkanının “bu celsede karar verilmeyeceğini” alenen açıklaması, yargılama sürecinin başından itibaren tarafsızlık ve adalet ilkeleri açısından sakatlandığının açık bir göstergesi oldu. Müşteki avukatları, mahkemenin bu tavrına sert tepki göstererek, davanın bilinçli olarak uzatılmasının ve somut delillere rağmen sanıkların serbest bırakılmasının toplumdaki “cezasızlık” algısını perçinlediğini vurguladı. Mağdur ailelerin, çocuklarının maruz kaldığı travmanın bilirkişi raporlarıyla ispatlandığını haykırmasına karşılık mahkeme heyetinin failleri sokağa salması, adalet arayışına vurulmuş ağır bir darbe olarak kayıtlara geçti.
Adliye koridorlarında isyan: “Çocuk suçlarında cezasızlık politikasına son”
Skandal ara kararın açıklanmasıyla birlikte adliye içerisi ve dışı protesto alanına döndü. Mağdur aileler, müşteki avukatları ve duruşmayı takip eden kadın örgütleri adliye binasını sloganlarla terk etti.
- Avukatlardan Acil İtiraz: Müşteki avukatları, hukuki dayanağı olmayan ve kamu vicdanını yaralayan bu tahliye kararına karşı derhal bir üst mahkemeye itiraz dilekçesi sunacaklarını ilan etti.
- Kadın Örgütlerinden Direniş Çağrısı: Ankara Kadın Platformu ve diğer kadın hakları savunucuları, devletin kurumlarında (TBMM) dahi çocukları koruyamayan bu sistemin, failleri aklama ve koruma refleksine karşı sokakta ve adliyede mücadeleyi büyüteceklerini duyurdu.
Davanın bir sonraki duruşması 2 Temmuz tarihine ertelenirken, toplumun en savunmasız kesimi olan çocuklara yönelik nitelikli suçlarda tutukluluk tedbirinin bu kadar kolay kaldırılması, Türkiye’deki adli mekanizmaların “çocuğun üstün yararı” ilkesinden ne denli uzaklaştığını bir kez daha tescilledi.
