Aydın’da bir özel okulda AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ın oğlunun okula silahla ve bıçakla gittiği iddiaları kent gündemini karıştırdı. Aynı okulda eğitim gören bazı öğrencilerin CİMER’e başvuruda bulunduğu, okul yönetimine durumu bildirdikleri ve olayla ilgili baskıya uğradıklarını öne sürdükleri öğrenildi. İddiaları köşesine taşıyan Aydınpost internet haber sitesi imtiyaz sahibi gazeteci Yelis Ayaz ise “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Tutuklamanın ardından Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklama yeni tartışmaları beraberinde getirirken, CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül konuyla ilgili değerlendirmelerini gazetemizden Mehmet Murat Yıldırım’a yaptı.
CİMER başvuruları savcılığa ulaştı
İddialara göre AKP’li vekil Seda Sarıbaş’ın oğlu eğitim gördüğü özel okula silah ve bıçak götürdü. Aynı okulda eğitim gören bazı öğrenciler ve velilerinin CİMER’e başvurarak durumu şikayet ettiği belirtildi.
Şikayetlerde,SArıbaş’ın oğlunun okul içerisinde silahı arkadaşlarının kafasına dayayarak fotoğraf çekildiği iddiası da yer aldı. Öğrenciler ayrıca okul yönetiminin şikayetçi öğrencilere baskı ve mobbing uyguladığını ileri sürdü.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 22 Nisan’da savcılığa “ihbar yoktur” yönünde bilgi verdiği, ancak öğrencilerin CİMER başvurularının 23 Nisan’da sisteme düştüğü belirtildi. Başvuruların daha sonra savcılığa teslim edildiği öğrenildi.
İddiaları köşesine taşıyan gazeteci Yelis Ayaz ise sabah saatlerinde gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Başsavcılık: “Gerçeğe aykırı haber”
Tutuklamanın ardından Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı yazılı açıklama yaptı. Açıklamada haberlerin “gerçeği yansıtmadığı” ileri sürülerek TCK 217/A kapsamında soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Başsavcılık açıklamasında, kamuoyuna yansıyan fotoğrafların milletvekilinin oğluna değil başka bir öğrenciye ait olduğu ve olayın oyuncak tabanca nedeniyle yürütülen disiplin soruşturmasına dayandığı öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca CİMER başvurularının “şüphelileri suçtan kurtarmaya yönelik müracaatlar” olduğu iddia edildi.
“Savcılık karar vermiş gibi konuşuyor”
Gazetemize konuşan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ise başsavcılığın kullandığı dile sert tepki gösterdi. Soruşturma aşamasındaki bir dosyada kesin hüküm içeren açıklamalar yapıldığını belirten Bülbül, bunun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.
“Mahkumiyet kararı verilmemiş, hakkında soruşturma açılmış, daha mahkemeye çıkmamış bir konuda kesin hüküm çerçevesini taşıyan açıklamalar yapılıyor. Böyle bir şey olamaz. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı karar vermiş gibi konuşuyor.”
Başsavcılığın açıklamalarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ifade eden Bülbül, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının açıkça çiğnendiğini söyledi.
“Bu açıklama basına sopa göstermedir. Bu açıklama hukuk devletinde olmayacak bir açıklamadır. Lekelenmeme hakkına ve masumiyet karinesine açıkça aykırıdır.”
“217/A gazetecilere karşı sopa gibi kullanılıyor”
Kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK 217/A maddesinin gazetecilere yönelik baskı aracına dönüştüğünü belirten Bülbül, yasa Meclis’e geldiğinde yaptıkları uyarıları hatırlattı.
“Bu maddenin basına sansür olacağını o gün söyledik. Bugün yaşananlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu madde suç işleyenlere değil, halkın haber alma hakkını sağlamak için çalışan gazetecilere uygulanıyor.”
Yasa üzerinden bir korku iklimi yaratıldığını savunan Bülbül, gazetecilere açık mesaj verildiğini söyledi.
“Yazarsan konuşursan seni içeri atarım deniyor. Bu açıkça korku iklimidir. Basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan bir uygulamadır.”
Tutuklama kararının CMK 100’de yer alan şartlarla bağdaşmadığını belirten Bülbül, gazetecinin daha önce ifade verip serbest bırakıldığını hatırlattı.
“Kaçma şüphesi yok, delil karartma şüphesi yok. Buna rağmen tutuklama uygulanıyor. Bu açıkça özgürlük ve ifade özgürlüğüne aykırı bir müdahaledir.”
“Aydın’da iklim değişti”
Bülbül, Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçmesinin ardından Aydın’daki siyasal atmosferin değiştiğini savundu. Muhalif açıklamalar yapan siyasetçiler ve gazeteciler üzerindeki baskının arttığını ifade eden Bülbül, yargı süreçlerinin baskı aracına dönüştüğünü söyledi.
“Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçişinden sonra Aydın’da iklim değişti. AKP hakkında ya da belediye yönetimi hakkında açıklama yapıldığı zaman insanların karşısına hemen savcılık çıkıyor.”
Kendisinin yaptığı siyasi açıklamalar nedeniyle hakkında suç duyuruları yapıldığını ve fezlekeler düzenlendiğini söyleyen Bülbül, gazetecilerin çok daha ağır baskı altında olduğunu ifade etti.
“Ben milletvekiliyim. Siyasi faaliyet yürütüyorum. Yaptığım açıklamalar nedeniyle hakkımda fezlekeler düzenleniyor. Milletvekiline yönelik böyle bir tablo varsa gazetecilerin nasıl baskı altında olduğunu düşünmek gerekir.”
Tartışmalar sürüyor
Yelis Ayaz’ın tutuklanması, Türkiye’de gazetecilik faaliyetlerinin yargı baskısıyla karşı karşıya bırakıldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Ortada öğrenciler tarafından yapılmış CİMER başvuruları ve kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar bulunurken, haberi yayımlayan gazetecinin tutuklanması basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden büyüttü. Aydın’da yaşananlar yalnızca bir soruşturma dosyasını değil, Türkiye’de gazetecilerin haber yapma sınırlarının nasıl daraltıldığını da yeniden görünür hale getirdi.
