(ANF)
Beritan Güneş, 90’lı yıllarda köylerin askeri güçle boşaltıldığını hatırlatarak, bugün aynı amacın RES, GES ve JES gibi projelerle, “hukuk kılıfı” altında sermaye eliyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Pülümür’de maden ocağı, Varto’da JES ve Şırnak’taki ağaç kesimlerini örnek gösteren Güneş, bu projelerin halkı sürgüne zorlayan birer “toplum-kırım” faaliyeti olduğunu vurguladı.
Mardin’de tarım arazileri ve tarih tehdit altında
Mardin’deki duruma dikkat çeken Güneş; GES ve RES projelerinin tarım arazileri ile meralara yapılmak istendiğini, Eti Bakır ve Cengiz Holding gibi yapıların bölgenin havasını ve suyunu kirlettiğini belirtti. Güneş, bu faaliyetlerin Rabat Kalesi ve Gap Şelalesi gibi tarihi alanları yok olma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ve yeraltı sularını tahrip ettiğini dile getirdi.
“Halk bilgilendirme toplantıları göstermelik yapılıyor”
Karar mekanizmalarında halkın dışlandığını söyleyen Güneş, Derik’teki Dicleres projesinden örnek verdi: “61 bin nüfuslu ilçede halkı bilgilendirme toplantısı sadece 15 kişiyle yapıldı.” Halkın karar süreçlerinin öznesi olması gerektiğini savunan Güneş, ÇED raporlarının bağımsız ve bilimsel bir denetimden geçmesi gerektiğini vurguladı.
Çözüm ekolojik paradigma ve liyakat
Ekolojik yıkımın kapitalizm ve otoriterlikten bağımsız ele alınamayacağını belirten Beritan Güneş, çözümün ancak demokratik ve ekolojik bir paradigmayla mümkün olacağını söyledi. İktidar, yargı ve sermaye üçgeninin doğa talanı önündeki engelleri kaldırdığını ifade eden Güneş, yaşam alanlarına enerji santrali kurulmasından derhal vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
