Elif Gamze Bozo Haberi
Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu’nun (CSW70) 70. oturumu, bu yıl kadın hakları açısından yeni ilerlemelerden çok mevcut kazanımların savunulduğu bir mücadele alanına dönüştü. ABD delegasyonunun müzakerelerde uzlaşıyı bloke eden tutumu, uluslararası kadın hareketi tarafından sert biçimde eleştirildi. Kadın örgütleri bu yaklaşımın, kadınların onlarca yıllık hak kazanımlarını hedef alan politik bir müdahale olduğunu belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Statüsü Komisyonu’nun 70. oturumu boyunca yürütülen müzakereler, kadın hakları alanında küresel uzlaşıyı koruma mücadelesine sahne oldu. ABD delegasyonunun müzakere sürecinde sergilediği tutum, yalnızca diplomatik bir anlaşmazlık değil; kadınların onlarca yıllık hak kazanımlarına yönelik açık bir politik müdahale olarak değerlendirildi.
ABD’nin uzlaşıyı bloke eden tutumu
Oturumlar boyunca ABD delegasyonunun uzlaşı metinlerini bloke etmeye dönük sistematik bir çaba içinde olduğu ifade edildi. Kadın hakları alanında küresel mutabakatın temelini oluşturan Pekin Eylem Platformu’nun içeriğini zayıflatmaya yönelik hamleler, birçok ülke ve bağımsız kadın örgütü tarafından tepkiyle karşılandı.
Avrupa ve Kuzey Amerika Kadın Örgütleri Grubu (EUNA Caucus), BM delegelerine gönderdiği açık mektupta ABD’nin tutumunu “hakların gerilemesini teşvik eden bir kırılma” olarak tanımladı. Mektupta, ABD’nin kadın hakları konusunda ilerletici bir aktör olmaktan çıktığı, aksine süreci bilinçli şekilde tıkayan bir pozisyona geçtiği vurgulandı.
“Toplumsal cinsiyet” ve üreme haklarına müdahale
ABD’nin önerdiği değişikliklerin teknik değil ideolojik olduğu açıkça ifade edildi. Özellikle “toplumsal cinsiyet” ve “üreme sağlığı” kavramlarının metinlerden çıkarılmak istenmesi, kadınların bedeni ve yaşamı üzerindeki haklarının doğrudan hedef alındığı şeklinde yorumlandı.
Kadın örgütleri, “biyolojik cinsiyet” vurgusunun öne çıkarılmasının yalnızca bir kavram tartışması olmadığını belirtiyor. Bu yaklaşımın trans kadınlar başta olmak üzere en kırılgan grupları hak mekanizmalarının dışına iten bir siyasal strateji olduğu ifade ediliyor.
Dijital şiddet ve platform sorumluluğu
Öte yandan, üreme haklarının metinlerden çıkarılmasının kadınların bedensel özerkliğine yönelik doğrudan bir saldırı olduğu vurgulandı. Dijital güvenlik alanında kadınlara yönelik şiddetin yeterince ele alınmaması da eleştirilen başlıklardan biri oldu.
Kadın örgütleri, teknoloji şirketlerinin “ifade özgürlüğü” söylemi arkasına saklanarak kadınlara yönelik çevrimiçi şiddeti görünmez kıldığını belirtti. Bu durumun, dijital alanda kadınların güvenliği açısından ciddi bir boşluk yarattığı ifade edildi.
ABD uluslararası alanda yalnızlaştı
ABD’nin 36 ülkenin karşısında tek başına “hayır” oyu kullanması ise uluslararası alanda giderek yalnızlaştığını ortaya koydu. Kadın örgütleri bu tutumun diplomatik bir tercih değil, kadın hakları konusunda bilinçli bir geri çekilme ve geriletme politikası olduğunu belirtiyor.
ABD merkezli kadın örgütlerinin oluşturduğu US Women’s Caucus (USWC) grubunun da ABD’nin BM Daimi Temsilciliği’ne benzer içerikte bir uyarı mektubu gönderdiği öğrenildi.
Kadın hareketinden uluslararası dayanışma çağrısı
Kadın hareketi temsilcileri, yaşananların tesadüf olmadığını ve mevcut ABD yönetiminin politik çizgisinin bir devamı olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki süreçte benzer girişimlerin artabileceğine dikkat çekilerek uluslararası dayanışmanın hayati olduğu ifade ediliyor.
Kadın örgütleri Pekin Eylem Platformu’nun bir “tavan” değil asgari bir zemin olduğunu vurguluyor. Kadın hareketi temsilcilerine göre bu zemin geri çekilmeyecek; çünkü kadınlar artık yalnızca yeni haklar talep etmiyor, kazanılmış hakların gasp edilmesine karşı küresel bir direniş hattı kuruyor.
