Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Yeni Kıbrıs Partisi 16. Kurultayını yaptı

    9 Mart 2026

    Emekliler Ankara’da taleplerini açıkladı

    9 Mart 2026

    2026 Newroz kutlamaları için deklarasyon açıklandı

    9 Mart 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Rojava hakikatinin ışığında 3 – Öcalan’ın “teşvik edici ifadeleri” muhataplarını ikna edebilir mi?

      9 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

      7 Mart 2026

      Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

      7 Mart 2026

      Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

      5 Mart 2026

      Kapitalizmde ahlaki çürüme, oligarşik iktidar ve şantaj ekonomisi

      2 Mart 2026
    • Seçtiklerimiz

      Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

      8 Mart 2026

      Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

      6 Mart 2026

      Varlık adı önceler

      5 Mart 2026

      ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

      4 Mart 2026

      İran’la savaşın sınırları

      1 Mart 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      HRANA: İran’daki protestolarda binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce çocuk gözaltına alındı

      25 Şubat 2026

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » ABD neden ‘küreselleşme karşıtı’ saflara geçti?

    ABD neden ‘küreselleşme karşıtı’ saflara geçti?

    ÜMİT AKÇAY Evrensel için yazdı: Mesele yalnızca ekonomik rekabet değil. Asıl hedef, Amerikan hegemonyasının yeniden tesisi. Bu yaklaşıma göre küreselleşme artık ABD’nin üstünlüğünü garanti etmiyorsa, o zaman ya bu sistem baştan yazılacak ya da tamamen terk edilecek. Yaşadığımız küresel yeniden yapılanmanın gerisindeki temel dinamik bu.
    Ümit Akçay13 Nisan 2025
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Her gün bir Amerikan başkan yardımcısı çıkıp küreselleşmenin hiçbir zaman bir ‘kazan-kazan’ oyunu olmadığını, aslında küresel bir hiyerarşiyi koruma projesi olduğunu itiraf etmiyor. O nedenle, geçtiğimiz ay ‘Amerikan Dinamizm’ konferansında konuşan ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın yaptığı açıklamalar önemliydi.

    Vance, uzun süredir eleştirel iktisatçıların ve bağımlılık kuramcılarının dile getirdiği bir gerçeği açıkça kabul etti: Küreselleşme, “Herkesi yukarı taşıyan” bir sistem olarak kurgulanmadı. Aksine, zengin ülkelerin değer zincirinin tepesinde kalmasını sağlarken, yoksul ülkeleri düşük katma değerli üretime mahkum eden, dikkatle tasarlanmış bir düzendi bu.

    Küreselleşmenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mühendislik projesi olduğunu itiraf eden bu türden bir açıklama, sistemin kurucularından gelince daha da anlamlı hale geliyor. Bu yazıda, içinden geçmekte olduğumuz küresel yeniden yapılanma döneminin gerisindeki dinamiklerden biri olan ABD’nin başlattığı yeni ticaret savaşlarının arka planını da oluşturan Vance’ın bu temel saptamalarını ele alacağım.

    Küreselleşmenin gizli kodu: Hiyerarşi ve bağımlılık

    Vance’ın sözleri, çok net bir küresel iş bölümünü tarif ediyor: Zengin ülkeler inovasyon, tasarım ve ileri teknoloji alanlarında ilerleyecek; yoksul ülkeler ise montaj, düşük ücretli üretim ve temel emek gücü ile bu yapıya hizmet edecekti. “Kaliforniya’da tasarlandı, Shenzhen’de üretildi” mottosu bu sistemin özeti gibiydi.

    Bu iş bölümünün statik kalacağı varsayılıyordu. Zengin ülkeler değer üretiminin tepesinde kalacak, yoksul ülkeler ise asla o eşiği geçemeyecekti. Bu, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir statüko anlamına geliyordu. Küresel Güney’in yerini muhafaza etmesi, sistemin işleyişi için esastı.

    Vance’ın açıklaması ne anlama geliyor?

    Vance’in açıklamalarını önemli kılan yalnızca içerdiği ‘dürüstlük’ değil. Aynı zamanda, küreselleşmenin esasen bir eşitsizlik sistemine dayandığını da ifşa ediyor.

    Küreselleşmenin ideolojik vaadi olan ‘serbest piyasanın’ ardında, aslında kontrollü ve tek yönlü bir değer transferi vardı: Zengin ülkelere doğru sürekli bir kaynak ve kâr akışı. Bu, bağımlılık kuramcılarının yıllardır dile getirdiği emperyalist yapının ta kendisiydi.

    ‘Yanlış’ ülkeler yükselirse…

    Vance’a göre küreselleşme başarısız oldu. Ancak bu, yoksul ülkeler kalkınamadığı için değil; aksine, Çin gibi ülkeler tasarlanan yoldan sapıp kendi teknolojik atılımlarını gerçekleştirdikleri için. Çin, düşük maliyetli üretimden ileri teknolojiye, yapay zekadan gemi inşasına kadar birçok alanda hızla yukarıya tırmandı.

    Bu gelişme, sistemin kurucuları açısından bir tür “kontrol kaybı” anlamına geliyor. Yani ABD hegemonyasını tahkim etmek üzere kurulmuş bir ekonomik mimari (küreselleşme), bugün onun rakiplerini besliyor. Vance’ın asıl korkusu da burada yatıyor: Artık oyun kurucu değil, oyunun kurallarını yeniden yazmak zorunda kalan bir Amerika var.

    Yeni bir strateji: Küreselleşmeyi geri sarma çabası

    Vance, küresel devler ve üretim zincirlerinin çözülmesini üç temel sorun üzerinden okuyor: ABD’de sanayi altyapısının çökmesi, emekçi sınıfların işlerinden ve yaşam biçimlerinden mahrum kalması ve inovasyon gücünün zayıflaması. Bu nedenle Washington, gümrük tarifeleriyle kaybettiği alanı yeniden kazanmaya çalışıyor.

    Ama burada mesele yalnızca ekonomik rekabet değil. Asıl hedef, Amerikan hegemonyasının yeniden tesisi. Bu yaklaşıma göre küreselleşme artık ABD’nin üstünlüğünü garanti etmiyorsa, o zaman ya bu sistem baştan yazılacak ya da tamamen terk edilecek. Yaşadığımız küresel yeniden yapılanmanın gerisindeki temel dinamik bu.

    Küreselleşmenin çöküşü, emperyalizmin yeniden yapılanması

    Vance’ın açıklamaları bir dönüm noktasını işaret ediyor. Küreselleşmenin ‘doğal’, ‘tarafsız’ ya da ‘evrensel’ bir sistem olmadığı, aksine çok net bir güç dağılımını hedeflediği artık inkar edilemez hâle geldi.

    Bir başka ifadeyle, uzun yıllar boyunca ‘kazan-kazan’ anlatısıyla pazarlanan küreselleşme döneminde, zengin ülkeler teknoloji ve sermaye sunacaktı; yoksul ülkeler ise ucuz iş gücüyle entegre olacaktı. Herkes kazanacaktı ama bazıları daha fazla. Ancak o ‘bazıları’ değişmeye başlayınca, küresel sistemin mimarları huzursuzlandı.

    ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın son açıklamaları bu huzursuzluğun açık bir dışa vurumu. Açıklamaları, küreselleşmenin aslında yoksul ülkeleri sistemin alt basamaklarına sıkıştırmak, zenginleri ise tepedeki konumlarında tutmak üzere tasarlandığını itiraf ediyor.

    Asıl mesele şu: Tasarımda Çin ve diğer Küresel Güney ülkeleri düşük katma değerli üretimde kalacaktı. Shenzhen’de montaj yapacak, Silikon Vadisi kazanmaya devam edecekti. Fakat Çin başka bir yol izledi. Devlet destekli yatırımlarla kendi teknolojisini geliştirdi, üretim zincirinin üst basamaklarına tırmandı. Ve bu gelişme, küresel emperyal dengenin dengesini bozdu. Önümüzde emperyalizmin yeniden yapılanması süreci var. Küresel ticaret savaşları başta olmak üzere, artan jeopolitik ve siyasi gerilimler, bu temel üzerinden gelişiyor.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    8 Mart 2026

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    6 Mart 2026

    Varlık adı önceler

    5 Mart 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 3 – Öcalan’ın “teşvik edici ifadeleri” muhataplarını ikna edebilir mi?

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 2 – Öcalan “çıta”yı niçin düşürdü?

    Ömer Bölüm

    Sahada kahraman, masada yalnız: Kürtlerin jeopolitik gerçeği

    Erdal Kara

    Rojava hakikatinin ışığında 1 – Öcalan ve PKK “süreç”e nereden bakıyor?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ümit Akçay

    Savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

    Siyasi Haber

    Tekno-faşizm, ırkçılık ve “IQ genetiği”

    Ertuğrul Kürkçü

    Varlık adı önceler

    Ertuğrul Kürkçü

    ABD-İsrail’in İran saldırısı uluslararası sistemin krizini ortaya çıkardı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Emekliler Ankara’da taleplerini açıkladı

    9 Mart 2026

    Direnişteki işçilerden 8 Mart etkinliği

    6 Mart 2026

    Bekaert’ta TİS görüşmeleri sürüyor: İşçiler 1,5 yıllık kaybın telafisini istiyor

    6 Mart 2026
    KADIN

    8 Mart’ta kadınlar tüm dünyada sokaktaydı

    8 Mart 2026

    8 Mart’ta Feminist Gece Yürüyüşleri: “Her dilde feminist isyandayız”

    8 Mart 2026

    İstanbul 8 Mart’ında binlerce kadın “Yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı isyanda”ydı

    8 Mart 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.