Aydın’ın Kuşadası ilçesinde kaymakamlık tarafından yasaklanan Onur Yürüyüşü, tüm engellemelere rağmen gerçekleştirildi. İlk kez düzenlenen yürüyüşte LGBTİ+ hak savunucuları, eşitlik, özgürlük ve barış taleplerini dile getirdi. Basın açıklamasının tamamlanmasının ardından polis yürüyüşe müdahale ederken, 6 kişi darp edilerek, ters kelepçeyle gözaltına alındı.
“Bu yürüyüş görünmez kılınanların yürüyüşüdür”
Basın açıklamasında, Kuşadası’nda gerçekleştirilen ilk Onur Yürüyüşü’nün yalnızca bir etkinlik olmadığı vurgulanarak, yıllardır yok sayılanların, susturulmaya çalışılanların ve yaşamları hedef haline getirilenlerin mücadelesinin bir parçası olduğu ifade edildi.

Açıklamada, yükselen sesin yalnızca LGBTİ+’ların değil, eşitlik, özgürlük, adalet ve insanca yaşam isteyen herkesin sesi olduğu belirtildi.
“Yasaklara ve polis şiddetine rağmen”
Türkiye’nin birçok kentinde Onur Yürüyüşlerinin yasaklar, polis müdahaleleri ve gözaltılarla engellenmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, Kuşadası’ndaki yürüyüşün de bu baskılara karşı yaşamı, umudu ve barışı savunanların ortak iradesini temsil ettiği kaydedildi.
Onur Yürüyüşlerinin yalnızca bir kutlama değil, ayrımcılığa, nefret politikalarına ve savaşlara karşı bir direniş alanı olduğu vurgulandı.
“Talebimiz ayrıcalık değil, insan hakları”
Açıklamada, LGBTİ+’ların toplumun her alanında var olduğu, buna rağmen sistematik ayrımcılık, nefret söylemleri ve hak ihlalleriyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
Siyasi iktidarın ve nefret söylemlerini besleyen çevrelerin hedef gösterme politikalarının eleştirildiği açıklamada, “Bizler bu toplumun parçasıyız. Eşit ve özgür yaşamak istiyoruz. Talebimiz ayrıcalık değil, insan haklarıdır” denildi.
Arya ve Bella Demhat unutulmadı
Basın açıklamasında, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi yurdunda yaşamını yitiren Arya anılarak, LGBTİ+ gençleri yalnızlığa ve umutsuzluğa iten toplumsal koşulların değişmesi gerektiği ifade edildi.
İsveç’te geri gönderme merkezinde tutulan Bella Demhat için de özgürlük çağrısı yapılarak, göçmenler, mülteciler ve LGBTİ+’ların sınır rejimlerinin ve ayrımcı politikaların hedefi haline getirildiği vurgulandı.

Nefret cinayetleri, emek ve mahpus LGBTİ+’lar
Açıklamada, nefret cinayetleri sonucu yaşamını yitiren çok sayıda LGBTİ+ anılırken, özellikle transların maruz kaldığı sistematik şiddet ve cezasızlık politikalarına dikkat çekildi.
LGBTİ+ işçilerin çalışma yaşamında ayrımcılık, mobbing ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakıldığı belirtilirken, emek mücadelesi ile LGBTİ+ özgürlük mücadelesinin birbirinden ayrı olmadığı ifade edildi.
Cezaevlerinde bulunan LGBTİ+ mahpusların yaşadığı hak ihlalleri, tecrit ve sağlık hakkına erişimde yaşanan sorunlar da açıklamanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
“Çünkü onur bizimdir, yaşam bizimdir”
Açıklamanın sonunda, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, inanç, dil ya da etnik köken nedeniyle kimsenin ayrımcılığa uğramadığı eşit ve özgür bir toplum talebi dile getirildi.
Kuşadası’nın ilk Onur Yürüyüşü’nden seslendiklerini belirten katılımcılar, yasaklara, yok sayma politikalarına, nefret cinayetlerine ve baskılara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayarak, “Çünkü onur bizimdir. Çünkü yaşam bizimdir. Çünkü gelecek bizimdir” mesajını verdi.
Basın açıklamasının ardından polis müdahalesi
Yürüyüş ve basın açıklamasının tamamlanmasının ardından polis katılımcılara müdahale etti. Müdahale sırasında 6 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan bazı isimler şunlar: Asya Gökalp, Hikmet Hazer, Beren Özavcı
Yasağa rağmen gerçekleştirilen Kuşadası’nın ilk Onur Yürüyüşü, polis ablukası ve gözaltılarla sona ererken, katılımcılar “Nefrete inat yaşasın hayat” ve “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarıyla tepkilerini dile getirdi.
