Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Seyithan Durdu davasında askeri yalanlayan görüntüler ortaya çıktı: “Yok” denilen termal kayıtlar askerlerin telefonundan çıktı!

    2 Haziran 2026

    Rojwelat Kızmaz soruşturması yeniden açıldı: Telefon raporundaki skandal detaylar ortaya çıktı!

    2 Haziran 2026

    Doruk Madencilik işçileri Beypazarı’nda abluka altında: “Gemileri yaktık, geri dönüş yok!”

    2 Haziran 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

      2 Haziran 2026

      Dünyanın bütün halkları, NATO haydutluğuna karşı birleşelim! -1-

      2 Haziran 2026

      Mutlak butlan krizi ve Kürt siyasetinin ilkesel tutumu

      1 Haziran 2026

      11 ayın Onur’u hoş geldin

      1 Haziran 2026

      Gezi yaşıyor

      30 Mayıs 2026
    • Seçtiklerimiz

      Butlan neyi örtüyor?

      1 Haziran 2026

      Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

      1 Haziran 2026

      Hiyerarşi yönetimi olarak emperyalizm

      31 Mayıs 2026

      ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

      25 Mayıs 2026

      Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak!

      17 Mayıs 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      “Avrupa savaşa hazırlanıyor”

      28 Mayıs 2026

      Şampiyonluk sevinciyle yurttaşlara forma dağıttı, ırkçıların hedefi oldu

      4 Mayıs 2026

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Ücret dediğin de balam, bitimsiz bir talep…

    Ücret dediğin de balam, bitimsiz bir talep…

    METİN ÖZUĞURLU BirGün için yazdı: İşlevsizleşen şey “ücret sendikacılığı”, ücretler için mücadele değil. Ücretleri “kovaladıkça kaçan” ateş topu olmaktan çıkarmak, ücretlere bağımlılık derecesini geriletmekle mümkün, bu ise yaşamsal ihtiyaçların para ile erişilebilen piyasa malları olmasını sonlandırmak demek.
    Metin Özuğurlu20 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Kurumların nasıl oluştuğu ve refahı nasıl etkilediği hakkındaki çalışmalarıyla 2024 İktisat Nobeli’ni iki arkadaşı ile birlikte alan Profesör Daron Acemoğlu, fakirliği, Türkiye’nin temel iktisadi sorunu olarak niteledi; çözümü işçi ücretlerindeki artışla, ücret artışını ise eğitim ve teknolojik yatırımlarla sağlanacak verimlilikle ilişkilendirdi. Acemoğlu’nun verimlilik ve ücret seviyesi arasında kurduğu nedensellik ilişkisi Birgün sayfalarında eleştirel değerlendirmelere konu oldu. Acemoğlu’nun iddiasını olgusal dayanakları ile çürütmekte önalan Profesör Aziz Çelik, ücret seviyelerinin sınıflar mücadelesi ve bölüşüm ilişkileri ile bağına dikkat çekti.

    ‘Ücretler nasıl artar’, sorusunu, ‘nerede artar’ ya da ‘nerede belirlenir’ sorusu ile tamamlamak durumundayız. Zira bir önceki yüzyılın ulusal ekonomilerinde yaşıyor değiliz artık; ekonomilerin maşallahı var, bütün fiyatlar gibi emek-gücü fiyatı olan ücretler de açık ve entegre bir küresel ekonomide belirlenir hale geldi, geliyor.

    Fırsatlar merkeze, tehditler çevreye

    Bilgi ve iletişim teknolojisinin sağladığı olanaklarla denizaşırı dış kaynak kullanımına dayalı istihdam ilişkileri, malumunuz, çığ gibi büyüyor. Bugün olanları yirmi yıl önce İngiliz İdareciler Enstitüsü şu notla bildirmişti: “Yüksek hızlı, düşük maliyetli iletişimin mevcudiyeti ve gelişmekte olan ülkelerde üst düzey becerilerdeki artış, offshore -istihdamın- imalat sanayii dışında cazip bir seçenek haline geldiğini gösteriyor.  Çağrı merkezleri ve IT desteği Britanya’dan taşınırken, şimdi de tasarım ve reklam işleri gibi yaratıcı hizmetler dışarıdan temin ediliyor. Daha fazlası da gelecek. Teorik olarak, bir müşteriyle fiziksel temas gerektirmeyen her şey dünyanın herhangi bir yerine taşeron olarak yaptırılabilir. Birleşik Krallık’taki pek çok işletme için bu durum yeni fırsatlar sunarken, diğerleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor.” İngiliz İdarecilerin “diğerleri” dediği torbada, bizim de aralarında bulunduğumuz Küresel Güney ülkeleri yer alıyor.

    Küresel değer zincirine tesbih taneleri gibi dizilen Güney ülkelerinde imalat sanayii ücretleri de küresel piyasaların belirlenimine tabi. Güney’in çevre ekonomileri katma değeri düşük ürünlerin imalatını alt-sözleşme ya da taşeronluk ilişkisi ile üstlenirken, katma değeri yüksek ürünlerde ya doğrudan ya da yerli ortaklığa dayalı yabancı sermaye yatırımları söz konusu oluyor.

    Kovaladıkça kaçan…

    Ücret pazarlığının yapıldığı ölçek ile (ulusal) ücretlerin belirlendiği ölçek (uluslararası) arasındaki ayrışma, içinde yaşadığımız yüzyılın en ayırt edici özelliği olsa gerek. Dolayısıyla baştaki sorunun, ‘ücretler nasıl artar’ sorusunun yanıtını, ölçek farklılaşmasını ihmal ederek tartışmak, iktisadi olduğu kadar siyasi de olan bağımlılık ve sömürü ilişkisinin yalın varlığını ihmal etmek anlamına gelecektir. Hem de hangi koşullarda? Yaşamsal gereksinimlerimizin tümüyle piyasa malı haline geldiği, bunlara erişebilmenin ise ancak para ile mümkün olduğu koşullarda. Tek meşru para kaynağımız olan ücretlerin belirlenmesi üzerinde ise ne bireysel ne kolektif ne de ulusal irade sahibiyiz.  Peki kaç kişiyiz? 2023 verisi ile ülkemizde ücretli ve yevmiyeli toplamı 22 milyon 532 bin; buna 2,5 milyon da ücretsiz aile işçisini eklersek, toplamda 25 milyonu aşkın bir üretken nüfustan söz ediyoruz; bu da toplam istihdamın (32 milyon) yaklaşık %80’i anlamına geliyor.

    Emek-gücü fiyatları olarak ücretlerin belirlendiği ölçek ile gerçekleştiği ölçek arasındaki mekânsal ayrıma bir de yaşamsal ihtiyaçların metalaşması eklenince, ücretler “kovaladıkça kaçan ateş böceğine” dönüşüyor, yakalayana aşk olsun!

    Tabloya bakıldığında, eğitimli işgücünün Batı’ya göçünde de bitimsiz ücret talebi ile ücretleri kovalama halinin önemli bir motif olduğu görülüyor.  Türkiye’de lisans, yüksek lisans ve doktora sahibi olan toplam 6,5 milyonun ücretli istihdamdaki payı yaklaşık %30; ana gövdesini üniversite mezunlarının oluşturduğunu söylemeye gerek yok. 2023 verileri ile yüksek öğrenimdeki bu üç kalemin aylık ortalama ücret gelirlerine bakıldığında, Türkiye ile gelişmiş kapitalist coğrafya arasında muazzam bir farkın varlığı dikkat çekiyor. Doktora gibi evrensel bir derece sahipliğinde bile örneğin İsviçre kendi doktoralısına Türkiye’den 10 kat fazla aylık ücret verebiliyor; bu oran ABD’de 8, İngiltere’de ise 4 kat. Bu ülke grubunda lisans derecesine ait göstergeler daha da vahim. Üniversite mezunlarına Yunanistan bile 2 katı aylık ücret veriyor.

    Görüldüğü gibi ücret; her daim artış talep edilen, talep edilen oran ender olarak alınsa bile asla refah etkisi yaratmayıp hayata tutunma işlevi gördüğünden, sürekli yeniden artması beklenen bir toplumsal ilişki ögesidir. Peki bu tablodan, ücret pazarlığı masası olarak toplu sözleşme düzeninin anlamsızlaştığı, sendikacılık hareketinin işlevsizleştiği gibi karamsar bir sonuç çıkar mı? Karamsar olmak için ek kanıta gerek duymayan bir dünyada yaşıyoruz. İşlevsizleşen şey “ücret sendikacılığı”, ücretler için mücadele değil. Ücretleri “kovaladıkça kaçan” ateş topu olmaktan çıkarmak, ücretlere bağımlılık derecesini geriletmekle mümkün, bu ise yaşamsal ihtiyaçların para ile erişilebilen piyasa malları olmasını sonlandırmak demek.

    Hazır asgari ücret tartışması hız kazanmışken, dikkatler artış miktar ve oranlarına değil, ücret rejiminin mevcut mekanizmalarına da yöneltilmeli. Zira hanelerin ücret gelirine bağımlılık düzeyi düşürülmediği müddetçe, artış oranı yüksek bile olsa geçici bir etkiye sahip olacaktır. Siyasi partiler sadece asgari ücret miktarı ya da artış oranı açıklamasınlar, hanelerin yaşamsal gereksinimlerini piyasa malı olmaktan nasıl çıkartacaklarını da açıklasınlar.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Butlan neyi örtüyor?

    1 Haziran 2026

    Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

    1 Haziran 2026

    Hiyerarşi yönetimi olarak emperyalizm

    31 Mayıs 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Remzi Altunpolat

    Devlet Aklı mı, Devlet Mitolojisi mi?

    H.Engin-U.T.Özbek-B.K.Somuncu

    Dünyanın bütün halkları, NATO haydutluğuna karşı birleşelim! -1-

    Yekta Armanc Hatipoğlu

    Mutlak butlan krizi ve Kürt siyasetinin ilkesel tutumu

    Mehmet Murat Yıldırım

    11 ayın Onur’u hoş geldin

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    Butlan neyi örtüyor?

    Kıvanç Eliaçık

    Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

    Ümit Akçay

    Hiyerarşi yönetimi olarak emperyalizm

    Ertuğrul Kürkçü

    ‘CHP’ye operasyon yüz yıllık demokratik birikimin tasfiyesine yöneliktir’

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Doruk Madencilik işçileri Beypazarı’nda abluka altında: “Gemileri yaktık, geri dönüş yok!”

    2 Haziran 2026

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan MEB önünde protesto: “Mülakat dediniz, hakkımızı yediniz!”

    1 Haziran 2026

    Bakanlıkların sözü havada kaldı: Engellenen Doruk Madencilik işçileri Ankara yolunda!

    1 Haziran 2026
    KADIN

    Kızılay Kayseri İl Başkanı Cafer Beydilli’ye çalışan kadınları hedef alan paylaşımı nedeniyle suç duyurusu!

    20 Mayıs 2026

    EŞİK: “Eşitlikten ve laiklikten vazgeçmiyoruz”

    18 Mayıs 2026

    Kadınların sesini sahneye taşıyan “Adımı Hatırla” oyunu yoğun ilgi gördü

    18 Mayıs 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.