Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    “Ailem Güvende” adı altında translar hedefte: Özgürlük İstiyoruz Kampanyası cezaevlerindeki hak ihlallerini açıkladı

    26 Ekim 2026

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    26 Ekim 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

      25 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

      21 Ekim 2026

      Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

      20 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

      19 Ekim 2026

      Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 1. yazı

      18 Ekim 2026
    • Seçtiklerimiz

      En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

      26 Ekim 2026

      Uçum kim gibi?

      21 Ekim 2026

      Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

      14 Ekim 2026

      Ucuz hammadde avı

      12 Ekim 2026

      Şimdi Che okuma zamanı

      9 Ekim 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Merkez Türkiye (Mega Kent) Projesi Kime Ait ? – Mustafa Durmuş

    Merkez Türkiye (Mega Kent) Projesi Kime Ait ? – Mustafa Durmuş

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu, seçimlere sayılı günler kala bir mega proje açıkladı ve ardından da Başbakan bu projenin kendilerine ait olduğunu ileri sürerek projelerinin adeta aşırıldığını ima etti. Tartışma konusu olan projenin dayandığı ana fikrin gerçekte kime ait olduğu tartışması bu yazının konusu, ancak öncelikle proje hakkında kısa bazı bilgiler verelim.

    Basına yansıdığı kadarıyla “Merkez Türkiye” adıyla tanıtılan proje ile Anadolu’da (henüz tam olarak bilinmeyen bir yerde) 20 yılda (2035’e kadar) 200 milyar dolar finans maliyetli bir mega kent ya da bölge kurulması hedefleniyor. Projenin finansman ihtiyacı olarak; 40 milyar dolarlık kısmının kamu, kalan 160 milyar dolarlık kısmının ise yerli ve yabancı sermaye ile dolayısıyla da bir tür özelleştirme olan kamu-özel ortaklığı modeli ile karşılanması öngörülüyor.

    Proje ile yıllık % 6 ekonomik büyüme, yıllık 147 milyar dolar katma değer ve “bilgi, teknoloji ve insan kaynağı bütünleşmesinden yepyeni 2 milyon 200 bin kişilik iş gücüne” yeni istihdam sağlanacağı ileri sürülüyor. Projenin yönetimi ise son dönemlerin sıklıkla dile getirilen neo liberal yönetişim, yani sermaye ve sivil toplum örgütlerinden (işçi sendikaları zikredilmiyor) oluşan bir yönetim modeli ile gerçekleştirilecek. Ayrıca bu kentin özel bir yasa ile kurulması ve özel yetkili bir vali aracılığıyla devletle ilişkilerinin sağlanması bekleniyor.

    Bölge; deniz, kara, hava ve demir yolu şeklinde yeni alt yapı yatırımları ile küresel kapitalizme entegre edilecek. Yani Türkiye “bir küresel ticari entegrasyon merkezi” haline gelecek ve mega kent asıl olarak dünyada üretilen mallar için lojistik hizmeti verecek.

    Somutlarsak; Kılıçdaroğlu’nun açıkladığına göre, “örneğin Çin’de üretilen bir ürün Mersin Limanına gelecek, depolanacak ve sonrasında mega kentte de işlenecek (belki), ambalajlanacak ve kurulacak olan devasa ulaştırma alt yapı ağı ile Orta Asya’ya, Afrika’ya ya da Kafkaslara gönderilecek”.

    Açıklamada belirtilmese de, böyle bir projenin hayata geçirilebilmesi için buradaki yatırımcının her türlü vergisel ve finansal teşvikten öncelikli olarak yararlandırılması, bürokrasinin ve devlet düzenlemelerinin asgariye indirilmesi bekleniyor.

    21.Yüzyılda ülke ekonomisini geliştirecek, Türkiye’yi insani gelişmişlikte dünyanın ilk yirmi ülkesi arasına sokacak bir “ekonomik yükseliş projesi” olarak sunulan bu proje sonucunda, kişi başına gelirin 30,000 doların üstüne çıkması ve ortaya çıkacak olan ekonomik fayda ve değerlerden tüm halkın eşit olarak payını alması hedefleniyor.

    Yukarıda da belirtildiği gibi, bu yazının konusu bu projeyi bizim nasıl değerlendirdiğimiz değil, bunu bu yazıyı takiben ayrıca yapacağız. Burada özellikle Başbakan Davutoğlu’nun üç gündür miting alanlarında diline doladığı bu projenin, Başbakan’ın 15 yıl önce kitabının arka kapağında sözünü ettiği, bu nedenle de kendisine ait bir proje mi, yoksa CHP’nin özgün bir projesi mi olduğu sorusunu ele alacağız.

    Aslına bakarsanız Türkiye’nin uluslar arası ticaretteki coğrafi / lojistik konumu dikkate alınarak hazırlanmış gibi gözüken bu projenin ana fikri her ikisine de ait değil. Zira projenin ana fikri 1957 yılına kadar gidiyor ve hali hazırda projenin ikinci, belki de üçüncü fazına geçmiş olan bir kapitalist bir dünya var. Bu konuda başı ABD, Çin, AB gibi ülke ve bölgeler çekiyor.

    Nitekim ABD’li bir sosyal bilimci olan Gottman1, ilk kez 1957 yılında, Boston-Washington Kuzeydoğu- Güneybatı aksında yer alan ve fiilen oluşmuş olan 600 millik bir alan ve 30 milyonluk bir nüfustan oluşan yerleşimi tanımlamak için “megapolis” kavramını kullanmıştı.

    “Mega Bölge” kavramı ise megapolis ya da megakent kavramından hareketle ortaya atıldı. Metropoliten merkezler ve onları çevreleyen alanlardan oluşan bir geniş ağı anlatıyor ve çevre sistemleri, alt yapı sistemleri, ekonomik ilişkiler, yerleşim politikaları, arazi kullanımı ve ortak kültür ve ortak tarih ilişkilerini temel alıyor.

    ABD’de şu ana kadar “Teksas Üçgeni” ya da” Florida Mega Bölgesi” gibi planlanmış on mega bölge var. AB’ de ise “Amsterdam-Rotterdam”, “Brüksel- Antwerp”, “Britanya Mega Bölgesi”, “Büyük Paris Mega Bölgesi” gibi projeler mevcut.

    Kavramın en çok örtüştürüldüğü Çin’de ise, nüfusları on milyonu aşan kentlerde ortaya çıkan sorunların aşılabilmesi için mega bölgeler oluşturuldu. Bu büyük kentlerdeki merkezileşme bu yolla aşılmaya çalışıldı. Yani tek merkezlilikten çok merkezliliğe geçilmeye çalışıldı.

    Çin’in mega bölgeleri, metropoliten şehirlerle birlikte, ekonomik gelişmenin motoru, ulusal çaptaki ve bölgesel çaptaki politikalar için de “hedef alanlar” olarak tasarlandılar. Bu mega bölgeler arasında en çok bilinenleri “Capital Economic Zone” ve “Pearl River Delta”. Çin’deki mega bölgeler ülke milli hasılasının çok önemli bir bölümünü üretiyor, toplam 10 mega bölge Çin’in toplam arazisinin sadece % 20’sini işgal ederken, nüfusunun yarısından fazlasını barındırıyor.

    Bu bölgelerin oluşturulması sırasında en çok savunulan argüman bu bölgelerin kitlesel ekonomik faydalar sağlaması. Böylece ekonomik faaliyetler tüm bölgeye yayılarak alternatif bir mekansal ekonomik faaliyet örgütleniyor.

    Bu bölgelerde yer alan “temel” ya da bizde önerildiği gibi “merkez şehirler” iktisadi büyüme açısından pivot bir rol oynuyorlar. Yine 1950’lerde bir başka sosyal bilimci Perroux’a göre bu merkezler büyüme kutuplarını oluşturuyorlar. Bu kutuplar hem merkez kaç, hem de merkezcil kuvvetler yaratarak örneğin ilkinde ekonomik faaliyetleri çevreye yayarlar, ikinci halde ise çekim merkezi oluşturarak faaliyetleri bünyelerine çekip, sonra yayarlar. Bu teoriye göre iktisadi büyüme, değişme ve gelişim bu merkezlerde başlar. Yine bir başka ABD’li kalkınma iktisatçısı Hirshman’a göre4, bu merkezlerdeki büyüme ve refah artışı “damlama etkisiyle” diğer alanlara yayılacak ve oraların da gelişmesini sağlayacaktır.

    Diğer taraftan mega bölgeler emek ve sermayenin kendi habitatları içinde en düşük maliyetlerle yeniden konumlanmasını sağlayan şehirler seti olarak tasarlandılar. Bu bölgelerde yönetsel ve politik sınırlar önemsizleştirildi, politik engeller asgariye indirildi ve tüm bunların sonucunda kâr oranlarında hedeflenen artış gerçekleşti. Yüksek hızlı trenler, hava limanları, otobanlar, limanlar ve enerji santralleri gibi yeniden üretim ve dağıtım için zorunlu olan, ancak kamu tarafından da hazır sunulduklarında sermayenin verimliliğini ya da kârlılığını önemli ölçüde artıran yatırımlar böyle merkezlerin ve onlardan oluşan mega bölgelerin yaratılmasında çok önemli oldular.

    Bu noktada ekonomik büyümenin daha da geliştirilmesi ve daha eşitlikçi olmasının sağlanması ve tek merkezliliğin yarattığı ulaştırma, çevre kirliliği ve yüksek emlak fiyat ve kiraları gibi sorunların aşılabilmesinde, projenin üçüncü fazında (sırasıyla; merkez kentler, mega bölgeler ve çok merkezli bölgeler) tek merkezlilikten çok merkezliliğe geçilmesi fikri ise ilk kez Hague ve Kirk tarafından önerildi.

    “Etkinlik”, “verimlilik”, “ölçek ekonomileri”, “dışsal ekonomiler” gibi iktisadi kavramlara dayanılarak, ana akım akademi dünyası ve IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarca savunulan bu merkez ya da mega kent fikri ucuz, esnek ve örgütsüz emek olmaksızın gerçekleşemiyor. Nitekim bu bölgelerin hemen hemen hepsinde çevre kirliliği, trafik sorunları, yüksek emlak ve kiraları ve yaşam maliyetlerinin yanı sıra ucuz bir emek sömürüsü ve çevre tahribatı modelin ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

    Bu projelerin emek ekseninden bir değerlendirmesini ayrıca yapacağız, ama buraya kadar söylediğimizi şöyle özetleyebiliriz: Finans ve üretimin küreselleşmesinin başat hale geldiği bu neo liberal evrede, uluslar arası sermayenin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış olan “Merkez Türkiye” projesinin patenti dışarıda gibi gözüküyor. Çünkü yarım yüzyılı aşkın bir zaman önce ortaya atılmış ve dahası üçüncü fazdaki uygulaması hali hazırda Çin’de mevcut.

    Kuşkusuz bu noktada, “fikir kime ait olursa olsun, önemli olan işsizlik, yoksulluk, düşük büyüme gibi temel ekonomik sorunlara bir çözüm olup olmadığıdır” biçiminde haklı bir eleştiri getirilebilir.

    Bu bağlamda böyle projelerin küresel sermayenin aşırı birikimden kaynaklı kâr ve uluslar arası ticaret ile ilgili sorunlarının aşılmasını sağlamaktan öteye geçerek; azgelişmişlik sorunlarını, emek sömürüsünü, yoksulluğu, gelir ve servet bölüşümü adaletsizliğini ortadan kaldırıp kaldırmadığını da, teorisiyle ve pratik uygulamalarıyla, bir sonraki yazımızda ele alacağız.

     

    1 J. Gottmann, Megalopolis or the Urbanization of the Northeastern Seaboard. Economic Geography, 33(3), 1957, 189–200.

    2 Çin’deki mega bölgelerle ilgili bilgiler şu kaynaktan derlenmiştir: Jiawen Yang, Ge Song, and Jian Lin, “Measuring Spatial Structure of China’s Mega-Regions,” Lincoln Institute of Land PolicyWorking Paper 2012, s. 1-19.

    3 F. Perroux, “Economic Space: Theory and Applications”, Quarterly Journal of Economics, 64, 1950, 89–104.

    4 A.O.Hirschman, The Strategy for Economic Development. New Haven, Conn.: Yale University Press, 1958.

    5 C. Hague and K. Kirk, Polycentricity Scoping Study. London: Office of the Deputy Prime Minister, 2003.

     

     

     

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Kürt edebiyatının başyapıtı Mem û Zîn dijitalde

    22 Ekim 2026

    Diyarbakır Şehir Hastanesi şantiyesinde zafer: Yapı Yol-İş üyesi işçilerin direnişi 17’nci gününde kazandı

    18 Ekim 2026

    Avrupa Parlamentosu’nda Kürt Konferansı: “Abdullah Öcalan derhal serbest bırakılsın”

    14 Ekim 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Nevzat Onaran

    Halife Abdülhamid’in 597 bin lirası, Maliye’nin 3 bin lirası vardı

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 3. yazı

    Mahsuni Gül

    Hacı Bektaş Dergâhı Çelebilerine yönelik takibatlar: Yasaklar, soruşturmalar ve polis gözetimi

    Ahmet Kale

    Ölümünün 55. yılında Kıvılcımlı kitapları (III) Sahtekârlığı ifşa: 2. yazı

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Aziz Çelik

    En kötü 8. ülke: Dibin dibindeyiz!

    Ertuğrul Kürkçü

    Uçum kim gibi?

    Volkan Yaraşır

    Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

    Alp Altınörs

    Ucuz hammadde avı

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Smart Solar işçilerinden yürüyüş: “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!”

    25 Ekim 2026

    Basın emekçilerinden ortak ses: “Sansüre hayır, habere özgürlük!”

    24 Ekim 2026

    DİSK’e bağlı sendikalardan Kartal Meydanı’nda miting kararı: 29 Kasım’da yoksulluğa ve kayyımlara karşı kitlesel buluşma

    23 Ekim 2026
    KADIN

    İpek Er’in faili eski uzman çavuş Musa Orhan’a beraat

    26 Ekim 2026

    AYM’nin süresiz nafaka iptaline kadınlardan tepki: “Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

    23 Ekim 2026

    Kadınlar Fatmanur ve Hifa İkra için Taksim’de sokakta

    18 Ekim 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.