Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Sırrı Süreyya Önder ölümünün birinci yılında mezarı başında anıldı

    3 Mayıs 2026

    Mali’den Kıbrıs’a acayip ortaklıklar: Darbeler, İslamcılar, seküler ayrılıkçılar, Ukraynalılar ve Fransızlar

    3 Mayıs 2026

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği: Gazetecilik suç değildir

    3 Mayıs 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Her bijî Amedspor!

      2 Mayıs 2026

      Devrimciler de ölür, ama…

      2 Mayıs 2026

      1 Mayıs alanında bir gazeteci: Not defterim ve kameram

      30 Nisan 2026

      1 Mayıs’ı yeniden işçi sınıfının mücadele günü haline getirmek

      30 Nisan 2026

      Küresel Denizcilik krizinde Türkiye’nin artan lojistik ağırlığı

      29 Nisan 2026
    • Seçtiklerimiz

      Mali’den Kıbrıs’a acayip ortaklıklar: Darbeler, İslamcılar, seküler ayrılıkçılar, Ukraynalılar ve Fransızlar

      3 Mayıs 2026

      2026’da emeğin durumu

      3 Mayıs 2026

      Ermeniler, Aleviler, “kılıç artıkları” ve devlet

      30 Nisan 2026

      Dünya savaşı gölgesinde 1 Mayıs

      30 Nisan 2026

      Güney Kore’de Samsung Elektronik’te Grev Sesleri

      30 Nisan 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Hatimoğulları: Süreç, siyasi partilerin gündelik siyasetteki çıkarlarına kurban edilemez

      2 Mayıs 2026

      Av. Sevda Karataş: Zulüm varsa direniş de var!

      21 Nisan 2026

      ABD-İran savaşı içeride baskı bahanesi

      7 Nisan 2026

      Newroz, Akitu ve Paskalya: Mezopotamya’nın kadim bayramları yeniden sahipleniliyor

      5 Nisan 2026

      Dr. Levent Koşar: ‘İşçi sağlığı bir sağlık sorunu değil, sınıf mücadelesi sorunudur!’

      1 Nisan 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Eylül raporları: Son baharda yaprak dökümü!

    Eylül raporları: Son baharda yaprak dökümü!

    Siyasi Haber24 Eylül 2016
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Mustafa Durmuş yazdı: Resmi raporlar mevsim özelliklerine uygun olarak yaprak dökümünün başladığını gösteriyor. Emekçi halklar ise bunu fiilen yaşıyorlar…

    Mustafa Durmuş


    Eylül ayı genelde çok sayıda ekonomi raporunun yayımlandığı bir aydır. Nitekim hem dünya çapında, hem de Türkiye özelinde bu Eylül ayında da çok önemli ekonomi raporları yayımlandı.


    Raporlar gerçek anlamda iç karartıcı ve endişe verici. Ortak sonuçları: (i) Küresel ekonomik sorunların artarak devam edeceği, küresel durgunluk sürerken bir “küresel borç krizi” ile karşı karşıya olduğumuz (ii) başta “gelir bölüşümü eşitsizliği” olmak üzere eşitsizlik ve adaletsizliklerin hızla artmakta olduğu ve bunun ekonomik ve toplumsal istikrarsızlığı daha da artıracak boyutlara eriştiği ve (iii) “küresel ısınmanın” tehlikeli boyutlara ulaştığı ve “mülteci krizinin” giderek büyüdüğü.


    1. Fed’in Faiz  Kararı [1]


    Fed bu ay yaptığı (bir kaç gün önce) toplantısında politika faiz oranını değiştirmeme kararı aldı.  Faiz oranlarının yükseltileceği yönünde birçok spekülasyonun yapıldığı bir dönemde Fed’in “faizleri değiştirmeme” kararı ABD ekonomisinin toparlanma göstergelerinin (özellikle enflasyon, reel yatırımlar ve büyüme hızı gibi) hala çok cılız olmasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Nitekim Fed, önümüzdeki 3 yıl içinde büyüme ve enflasyona ilişkin beklentilerini revize ederek, ABD ekonomisinin büyüme hızının % 2’nin hemen altına kalacağını açıkladı.


    Bu durum küresel kapitalizmin en büyük ve temel sürükleyicisi konumunda olan ABD ekonomisinin hala zorda olduğunu gösterdiği gibi, Çin ekonomisindeki yavaşlama ile birlikte dünya çapındaki küresel durgunluğun artarak devam edeceğinin bir işareti. Bunun ekonomik, sosyal ve jeo politik sonuçları olacaktır.


    2. OECD Ara Raporu [2]


    Dünyanın durumunu, “ani kalp durması /cardiac arrest ya da ani baş dönmesi /dizzy spell olarak tanımlayan OECD Raporu oldukça karamsar bir gelecek beklentisi sunuyor.  Buna göre,  küresel ekonomik büyüme hızı 2016 yılında % 3’te kalacak. 


    Yani bir yanda giderek yavaşlayan sırasıyla;  küresel ticaret, yatırımlar, üretim, verimlilik artışları ve ücret artışları, diğer yandan ekonomik büyüme beklentilerinde yaşanan hayal kırıklığı içinde dünya bir ‘düşük büyüme tuzağı’na takılı kaldı ve bu durum belirsiz bir süre devam edecek. Tüm ekonomik verilerin yönü aşağıya doğru. Bu durumu Deutche Bank’ın tüm verilerin küresel bir resesyona işaret ettiğine vurgu yapan raporu [3] da teyit ediyor. [4]


    3. Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü (UNCTAD) Raporu [5]


    Düşen temel emtia fiyatları ve yüksek faiz oranları nedeniyle azgelişmiş ülkelerin ekonomilerinin kırılganlığının daha da artacağı ve bunun bu ülkelerde borç krizleriyle sonuçlanacağı, bunun da küresel finans sistemi üzerinden yayacağı şok dalgalarıyla tüm dünyayı yeni bir krize sürükleyeceği ileri sürülüyor.  Rapora göre, 1980 ve 2000’li yıllardaki gibi bu azgelişmiş ülke borçlarından indirime gidilmesi de mümkün olamayacak.


    Raporun en ciddi uyarısı artık “2008 finans krizinin üçüncü aşamasına girmekte olduğumuz” yönünde. Bu, resmi ağızdan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu  “yükselen ekonomiler” için kötü haber.


    UNCTAD’ın bu raporu İngilizlerin sağcı gazetelerinden biri olan Daily Telegraph’ta şöyle yorumlandı [6]


    “Dünyanın en zorlu depresyonunun üçüncüsünü doğru gidiyoruz.  Eğer BM’deki iktisatçılar haklıysa, tarihteki en büyük borç jübilesi ile karşı karşıyayız. Bu aynı zamanda küresel kapitalizmin 40 yıldır IMF, DB, OECD ve Davos Toplantıları tarafından dayatılan serbest piyasa saplantısının çöküşünün bir kanıtı olacaktır. Alarm zilleri özellikle de borç stokları 25 trilyonu aşmış olan yükselen ekonomiler için çalmaya başladı. Diğer yandan tüm dünya küresel bir deflasyon spirali ile karşı karşıya kalabilir” [7]


    4. Bu arada bir The Guardian gazetesinde yer alan bir araştırmaya göre, dünyada ekonomik, politik, sosyal ve ekolojik krizler nedeniyle yerlerini yurtlarını terk ederek başka ülkelere göç edenlerin sayısı 65 milyonu buldu. Bunun 21 milyondan fazlası mültecilerden oluşuyor. [8]


    5. Bir diğer rapor (Explaining Ocean Warning: Causes, Effects and Consequences)  ise küresel ekolojik felakete dikkat çekiyor. [9]


    Buna göre,  önlem alınmadığı takdirde, 2100 yılında Okyanus suyunun ısısı 4 derece kadar yükselecek. Böylece okyanusların iklim şoklarını absorbe etmesi artık mümkün olmayacak. Sera gazı salımında artış olacağı anlamında gelen bu açıklama küresel ısınma ve küresel ekolojik felaketlerin de önümüzde olduğu gerçeğini hatırlatıyor.[10]


    Diğer bazı rapor ve araştırmalar ise küresel gelir dağılımı eşitsizliği ve adaletsizliğinin hızla artarak endişe verici boyutlara varmakta olduğunun altını çiziyorlar.


    6. Örneğin Uluslarararası Sosyal Bilimler Meclisi (ISSC) tarafından hazırlanan ve UNESCO tarafından basılan “Dünya Sosyal Bilimler Raporu” (Challenging Inequalities – Pathways to a Just World), “gelir ve servet bölüşümü eşitsizliğinin, artık ulusal ekonomilerin ve toplumsal barışın  sürdürülebilirliğini ciddi olarak tehdit eder bir düzeye ulaştığına” vurgu yaparak, Birleşmiş Milletler’in 2030 yılına kadar hedeflediği ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılmak isteniyorsa, mutlaka bu alana yönelik etkili müdahalelerin yapılmasını öneriyor.


    Rapor ayrıca ekonomik eşitsizlikler ile sosyal, politik ve ekolojik eşitsizlikler arasındaki ilişkilere dikkat çekerek,  bu bağlantılara müdahale ederek tüm toplumsal kesimleri içerecek bir yapılanmaya gidilmesinin gerekliliğinin altını çiziyor.


    7. Dünya Bankası ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de yaptıkları ortak basın açıklamasında [11], dünya çapında artan gelir eşitsizlikleri ve bunun neden olduğu yoksullukla mücadele için, herkese yönelik sosyal koruma programları uygulamasına geçilmesinin gerekliliğini vurguladılar. Ortak çalışma ile bu sosyal koruma önlemlerinin belirlenmesi hedefleniyor.


    8. TÜİK, ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nı yayımladı. [12]Buna göre, Türkiye’de 2014’ten 2015 yılına en yoksul % 20’lik nüfusun gelirden aldığı pay % 0,1 azalarak % 6,1’e gerilerken, en zengin % 20’lik grubun payı % 0,6 artarak % 46,5 oldu. En zengin grup ile en yoksul arasındaki gelir farkı böylece % 7,4’ten % 7,6’ya yükseldi.  Gini katsayısı ise artarak 0,4’ün hemen altına kadar yükseldi.


    Milli gelirin % 68’i en zengin % 40’lık gruba giderken, bu gelirin kalan % 32’sini nüfusun kalan % 60’lık kısmı paylaşmak zorunda kaldı.


    Ortalama hane halkı gelirinin 16,515 lira olarak belirlendiği araştırmada, bu en yoksul % 60’lık nüfusun hane başına yılda eline geçen 8,870 lira oldu. Bir başka deyimle bu ailelerin aylık 739 lira ile yaşamak durumunda oldukları (asgari ücretin yarısı kadar bir gelirle)  ortaya çıkıyor. Maddi yoksulluk oranı ise % 30 oldu. Yani araştırmaya göre,  nüfusun yaklaşık üçte biri maddi olarak yoksulluk sınırının altında yaşıyor.


    Bu gelir dağılımının ülkenin gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak, değişik bölgelerine göre de farklılıklar gösterdiğini belirtmeye gerek yok. Yani Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ya da İç Anadolu Bölgesinin bazı kesimlerinde hanelerin bir kısmı yukarıda sözü edilen 700 liranın biraz üzerindeki geliri dahi sağlayamıyorlar.


    Hanelerin % 60’ının böyle bir gelirle yaşamlarını nasıl sürdürebildiklerinin sırrı ise yoksulluk yardımları ve hane borçlarındaki patlamada saklı.  Ülke nüfusunun yaklaşık % 40’ı bu tür yardımlarla ayakta kalabilirken, hanelerin borçlarında tam bir patlama yaşanıyor. Öyle ki bu borçlar 2003 yılında 12,8 milyar liradan, 2016 yılının Haziran ayında 415,7 milyar liraya fırlamış  (yani 32 kattan fazla artmış) [13].


    Resmi raporlar mevsim özelliklerine uygun olarak yaprak dökümünün başladığını gösteriyor. Emekçi halklar ise bunu fiilen yaşıyorlar…


     


    [1] http://www.federalreserve.gov/…/press/monetary/20160921a.htm


    [2] http://www.oecd.org/…/oecd-warns-weak-trade-and-financial-d…


    [3]https://www.yahoo.com/…/deutsche-bank-recession-indicators-…


    [4] https://thenextrecession.wordpress.com).


    [5]http://unctad.org/…/PublicationsLibr…/tdr2016overview_en.pdf


    [6] http://www.telegraph.co.uk/…/un-fears-third-leg-of-the-glo…/


    [7] https://thenextrecession.wordpress.com


    [8] https://www.theguardian.com/…/world-will-not-face-up-to-ref…


    [9] https://systemicdisorder.wordpress.com/…/global-warming-oc…/


    [10] https://thenextrecession.wordpress.com


    [11] http://www.ilo.org/global/about-the-ilo/newsroom/news/WCMS_525544/lang–en/index.htm


    [12] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21584


    [13] http://www.hakanozyildiz.com/2016/09/borclar-sarmalndan-ckamyoruz.html

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Her bijî Amedspor!

    2 Mayıs 2026

    Devrimciler de ölür, ama…

    2 Mayıs 2026

    1 Mayıs alanında bir gazeteci: Not defterim ve kameram

    30 Nisan 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Mehmet Murat Yıldırım

    Her bijî Amedspor!

    Muhsin Dalfidan

    Devrimciler de ölür, ama…

    Mehmet Murat Yıldırım

    1 Mayıs alanında bir gazeteci: Not defterim ve kameram

    Burak İmrek

    1 Mayıs’ı yeniden işçi sınıfının mücadele günü haline getirmek

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Fehim Taştekin

    Mali’den Kıbrıs’a acayip ortaklıklar: Darbeler, İslamcılar, seküler ayrılıkçılar, Ukraynalılar ve Fransızlar

    Ümit Akçay

    2026’da emeğin durumu

    Yetvart Danzikyan

    Ermeniler, Aleviler, “kılıç artıkları” ve devlet

    Ertuğrul Kürkçü

    Dünya savaşı gölgesinde 1 Mayıs

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Eti maden gümüş A.Ş. maden sahasını terk etti: İşçiler altı aydır maaş alamıyor

    3 Mayıs 2026

    1 Mayıs’ta biri MESEM öğrencisi 5 iş cinayeti

    2 Mayıs 2026

    MESEM’li çocuklar ve gençler 1 Mayıs’ta alanlara çıkıyor

    1 Mayıs 2026
    KADIN

    Meksika’da Kadın Cinayetlerine Karşı Ulusal Yasa’nın yolu açıldı

    30 Nisan 2026

    İstiklal Kadınları Hareketi ve Femonasyonalizm

    27 Nisan 2026

    Kuşadası’nda kadınlardan “Cezasızlık Düzeni”ne isyan: “Faillerin arkasındaki devlet gücünü biliyoruz”

    24 Nisan 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.