Bolivya’da artan yakıt fiyatlarına ve Devlet Başkanı Rodrigo Paz’ın sağcı politikalarına karşı iki haftadan fazla süredir devam eden süresiz ulusal grev genişlemeye devam ediyor. Protestolar, Trump, Milei ve Kast’ın dostu olan ve bu hükümetlerle aynı taktikleri kullanan, yıl sonu yakıt fiyat artışı gibi halka zarar veren sert kemer sıkma önlemlerini ve zengin dostlarına yönelik vergi indirimlerini hayata geçiren Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı yapılıyor. Trump yönetiminin yakın bir müttefiki olan Paz, ulusal düzeyde yapılan grev ve gösterilere karşı orantısız güç ve gözaltılarla karşılık veriyor.
1 Mayıs’ta, yerli Aymara işçilerinin kalesi ve tarihsel olarak büyük militan mücadelelerin yaşandığı El Alto’da, Bolivya İşçi Merkezi’nin (COB) çağrısıyla düzenlenen açık toplantıya binlerce kişi katıldı. COB, öğretmenlerin, kamyon şoförlerinin, madencilerin, sağlık çalışanlarının, tarım işçilerinin ve diğer kesimlerin katıldığı bu toplantıda 2 Mayıs’tan itibaren süresiz genel grev çağrısında bulundu.

Dile getirilen talepler arasında asgari ücrete yüzde 20 daha zam yapılması, yüksek devlet memurlarının maaşlarında yüzde 50 kesinti yapılması, gerici 1720 tarihli arazi sınıflandırma yasasının yürürlükten kaldırılması, emekli maaşlarının artırılması, özelleştirme planlarına son verilmesi ve küçük işletmeler için vergilerin düşürülmesi ve Devlet Başkanı Rodrigo Paz’ın istifası etmesi yer alıyor.
COB ve protestolara katılan diğer örgütler, Paz’ın istifası ve taleplerinin tam olarak karşılanması sağlanmadıkça protestoları sonlandırmayacaklarını açıkladılar.
Ulusal grevin milyonlarca dolar günlük ekonomik kayba yol açtığı tahmin edilirken, devlet petrol şirketi YPFB, tankerlerin yol kontrol noktalarında mahsur kalması nedeniyle belediyelere gaz tedarikini askıya almak zorunda kaldı. Şehir içi ulaşım tamamen durdu.
İmalat işçileri, madenciler, öğretmenler, köylüler ve yerli gruplar greve katılarak yol blokajları kurdular ve başkent La Paz da dahil olmak üzere ekonominin ve ülkenin birçok bölümünü kapatmakla tehdit ettiler.
Túpac Katari köylü federasyonu ulusal grevle eş zamanlı olarak, La Paz departmanının 20 ilinin tamamında süresiz bir abluka başlattı ve Desaguadero’daki Peru sınırına, Copacabana’ya, Caranavi’ye ve kritik La Paz-Oruro karayoluna giden yolları kesti.
Gösteriler askeri baskıyla karşı karşıya
Paz, protestoları zayıflatmak amacıyla 1720 sayılı yasayı ortadan kaldırma ve yerli kapitalist liderlere “yeni bir toprak yasası” oluşturmak için “diyalog” çağrısında bulunurken aynı zamanda protestoculara karşı orantısız güç ve yasal kovuşturmayla karşılık verdi.
Cumartesi günü, El Alto çevresindeki ve La Paz-Oruro karayolu üzerindeki barikatlara şafak vakti yaklaşık 3.500 asker ve polis konuşlandırıldı; işçiler ve köylüler taş, dinamit ve yanan barikatlarla direniş gösterirken, göz yaşartıcı gaz kullanıldı. Çatışmalarda 100’den fazla yaralı, 4 ölüm vakası bildirildi. 57 kişi tutuklandı.

Hükümet, La Paz’daki yol kontrollerine katıldığı gerekçesiyle COB lideri Mario Argollo’nun yanı sıra La Paz Mahalle Konseyleri Federasyonu lideri Justino Apaza Callisaya da dahil olmak üzere 6 liderin daha tutuklanması emrini çıkardı.
Söz konusu liderler, suç işlemeye teşvik, suç örgütü kurma, terörizm, ulaşım araçlarının güvenliğine yönelik saldırılar ve kamu hizmetlerinin güvenliğine yönelik saldırılar nedeniyle suçlanıyor ve polis tarafından aranıyorlar.
Argollo hakkında tutuklama emri, Bolivya’nın eski başkanı Evo Morales hakkında, insan kaçakçılığı suçlamalarıyla ilgili duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle tutuklama emri çıkarılmasından bir hafta sonra gerçekleşti. Chapare’de destekçileri tarafından korunan Morales, kendisini gözaltına almak veya öldürmek için ABD destekli bir askeri operasyonun hazırlandığını iddia etti.
Evo Morales’e ABD operasyonu iddiası
Bolivya’nın eski cumhurbaşkanı ve uzun süredir sosyalist yerli lider olan Evo Morales, ABD ordusunun ortak bir askeri operasyonda kendisini “gözaltına almak veya öldürmek” istediğini iddia etti.

Morales başlangıçta iddiaları kanıt sunmadan dile getirmişti. Ancak gazeteci Ollie Vargas, 2.300’den fazla askerin katıldığı ‘Tambaquí Şimşek Operasyonu’ ile ilgili sızdırılan polis belgelerinden elde ettiği güvenilir kanıtlarla suçlamaları doğruladı.
Vargas, Evo Morales’i tutuklamak için ABD silahlı kuvvetleriyle ortak operasyonu doğrulayan belgeleri polis ve ordu iççindeki bazı kişiler tarafından elde ettiğini belirten Vargas, belgelerin Bolivya ulusal polis gücünün komutan yardımcısı, eski ordu generali Juan Román Peña’nın operasyonel emirlerini özetlediğini iddia etti. Aynı belgenin ‘MİSYON’ başlığı altında, Morales’in ABD’ye Maduro tarzı bir iadesiyle geri gönderilmesinin planlandığı belirtiliyor.
O dönemde göreve yeni gelen başkan Rodrigo Paz, Marco Rubio gibi şahin ABD güvenlik devleti figürlerinin desteğiyle Peña’yı Kasım 2025’te bu göreve atamıştı.
İlk belge, Cochabamba eyaletine konuşlandırılan 2.340 polis ve askeri birliğin yanı sıra 164 araç ve 82 motosikleti özetliyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, 1963’te CIA önderliğinde Küba’ya yapılan Domuzlar Körfezi çıkarmasına yaklaşık 1.400-1.500 militan katılmıştı.
Bu birliklerin yarısından fazlası Cochabamba dışındaki illerden seferber edilmiş olup, bu durum Evo Morales’i ele geçirmek için tam ölçekli bir operasyona işaret etmektedir. Ancak belgede en dikkat çekici olan şey, ABD’yi temsil eden Uyuşturucu Kontrol İdaresi (DEA) ifadesidir. Konu ile ilgili uzmanlar, operasyonel görevlendirmede yer alan herhangi bir DEA veya ABD ajanı belirtilmemiş olsa da, uyuşturucuyla mücadele bahanesiyle bölgesel ortaklarla birlikte çalan DEA’nın operasyona dahil olmasının önemli olduğunu belirtiyorlar.
DEA casusluğu, rejim değişikliği ve ikiyüzlülük
DEA, ABD ve uluslararası güvenlik devleti ortaklarıyla, özellikle de ABD Ulusal Güvenlik Ajansı ile, yabancı ülkelerdeki hem ABD vatandaşlarını hem de ABD vatandaşı olmayanları gözetlemek için açık ve gizli bir şekilde işbirliği yapmaktadır.

ABD güvenlik devletinin, ülkenin nispeten az miktardaki uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetine ve tamamen uydurma “karteller” yaratmasına rağmen, DEA’nın Venezuela’daki son rejim değişikliği girişimlerinde merkezi bir rol oynadığı açıktır. Uydurma uyuşturucu suçlamalarına rağmen, CIA’nın Maduro sonrası Venezuela’da bir dayanak noktası aradığı da aşikardır.
Son dönemde Honduras eski cumhurbaşkanı Juan Orlando Hernández gibi yüksek profilli uyuşturucu kaçakçılarına verilen başkanlık affı, ABD’nin uyuşturucu yasalarını seçici bir şekilde uygulama biçiminde açık bir önyargı olduğunu göstermektedir. Trump’ın Hernández’i affetmesinin nedeni, Mossad ile birlikte 2025 başkanlık seçimlerine müdahale etmek olabilir.
Benzer şekilde, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan Ekvadorlu cumhurbaşkanı Noboa oligark ailesiyle ABD’nin devam eden işbirliği, ABD’nin bu operasyonları ne kadar seçici bir şekilde silahlandırdığını göstermektedir.
Bu çeşitli örnekler, DEA’nın sadece uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarıyla ilgilenmekten çok, özellikle güney bölgelerinde ABD dış politika çıkarlarının silahlandırılmış bir aracı olarak seçici bir şekilde hizmet ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. ABD, Morales’in iktidardan uzaklaştırılmasıyla sonuçlanan 2019-20 darbesini desteklediği iddia edilmişti.
Morales’in sosyalist (MAS) hükümeti, 2008’de DEA’yı Bolivya’dan çıkarmıştı. Rodrigo Paz’ın Kasım 2025’te göreve geldiğinde aldığı ilk kararlardan biri, DEA’nın Bolivya’ya geri dönmesini memnuniyetle karşılayan Paz, ABD’nin çıkarlarıyla uyumlu olduğunu açıkça ortaya koymuştu.
Dördüncü Enternasyonal Devrimci İşçi Birliği’nin (LOR-CI) Bildirisi
20 Mayıs Çarşamba sabahı, yol blokajlarının zayıflamak yerine güçlenmeye başlaması, o gün 45’ten fazla noktaya ulaşması ve yeni toplumsal kesimlerin çatışmaya dahil olacağına dair açıklamalar yapılması üzerine Rodrigo Paz, bir basın toplantısı aracılığıyla ülkeye seslendi.
Aynı konuşmada, çatışmacı ve tehditkar bir tondan uzak duran cumhurbaşkanı, birkaç gün önce “tetikçiler” olarak nitelendirdiği mobilize olmuş sosyal kesimlere karşı uzlaşmacı bir yaklaşım benimsedi. Aralarında COB (Bolivya İşçi Merkezi) genel sekreteri Mario Argollo’nun da bulunduğu düzinelerce sendika lideri için çıkarılan tutuklama emirlerinin düşürülmesi olasılığına işaret etti. Ayrıca, sürdürülemez olduğunu belirttiği sözde “Abluka Karşıtı Yasa”ya da değindi, kabine değişikliğinden bahsetti ve çatışan kesimlerle diyalog çağrısını yineledi. Daha sonra, hükümetin, Çarşamba günü madencilerin protestosunu duyurmalarına rağmen sokaklardan kaybolan COB liderleriyle zaten görüşmelerde olduğunu ima etti.
Açıklamada, hükümetin farklı toplumsal ve sendikal sektörlerin liderlerini kriminalize ettiği belirtilerek, buna karşı mücadele eden kesimlerle dayanışma çağrısı yapıldı. Ancak aynı metinde, COB yönetiminin son dönemde protesto alanlarından geri çekilmesinin ciddi soru işaretleri yarattığı ifade edildi.
“Sokaklardan çekilme yeni bir ihanet şüphesi yaratıyor”
Açıklamada özellikle COB liderliğinin son günlerde sokak eylemlerinde görünmemesi ve Colquiri’den beklenen madenci yürüyüşünün gerçekleşmemesi eleştirildi. Bunun, tabanın bilgisi dışında yürütülen görüşmelere işaret edebileceği savunuldu.
Metinde, “COB’un sokaklardan kaybolması ve Colquiri’den beklenen madenci yürüyüşünün gerçekleşmemesi, olası yeni bir ihanet konusunda endişeleri artırıyor” denildi.
Örgütler ayrıca, sendika bürokrasisinin mücadele söylemini radikalleştirmesine rağmen, 1 Mayıs’ta binlerce kişinin oyuyla kabul edilen süresiz genel grev kararını hayata geçirmediğini belirtti.
“Tabandan örgütlenme güçleniyor”

Açıklamada son dönemde yol kapatma noktalarında oluşan öz örgütlenme deneyimlerinin önemine dikkat çekildi. Puente Vela’daki protestolar, Senkata ve Río Seco’daki barikatlar ile kırsal ve kentsel öğretmenlerin ulusal sendika yönetimlerinin müzakere girişimlerini reddetmesi örnek gösterildi.
Taban örgütleri, mücadeleyi sürdürmek için yerel toplantılar ve açık halk meclislerinin derhal örgütlenmesi gerektiğini belirterek, farklı direniş noktaları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini istedi.
Genel grev çağrısı
Açıklamada, süresiz genel grevin ve iş bırakma eylemlerinin uygulanması çağrısı yinelenirken, gözaltına alınan tüm eylemcilerin serbest bırakılması talep edildi.
Metin, “Korkak sendika liderlerine son”, “Üyelerin arkasından müzakerelere son” ve “Genel greve hazırlık için tüm mücadele eden sektörlerin demokratik koordinasyonu” sloganlarıyla sona erdi.
