Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

    19 Şubat 2026

    İsrail’de Filistinli tutuklulara idam cezası öngören yasa tasarısına karşı 1200 imza

    18 Şubat 2026

    Ahmet Gün davasında müebbet kararı: Ceza indirimlerle 15 yıla düşürüldü

    18 Şubat 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Arjantin işçi reformu tasarısı: sermaye ve devletinin sınıf intikamı

      18 Şubat 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi-3 / Türkiye kapitalizminin yeni dinamikleri

      17 Şubat 2026

      Münih’te Kürtler ve Diplomasi Eşiği

      17 Şubat 2026

      Çanlar kimin için çalıyor?

      16 Şubat 2026

      Kurumsallaşan faşizme karşı devrimci mevziyi savunmak: Hepimiz ESP’liyiz!

      12 Şubat 2026
    • Seçtiklerimiz

      Cemil’in manifestosu

      16 Şubat 2026

      Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

      15 Şubat 2026

      Başkanın tüm tarafları

      15 Şubat 2026

      Sınırdan dönen meyve sebzeyi yiyor muyuz?

      15 Şubat 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Hatimoğulları: “Halk erken seçim isterse, biz hazırız; mobilizasyon kapasitesi en yüksek partiyiz”

      19 Şubat 2026

      Maden işkolunda bir kadın sendikacı

      15 Şubat 2026

      Epstein dosyası yeniden açılırken, Burak Oğraş’ın babası konuştu: “Oğlum otelde gördükleri yüzünden öldürüldü”

      10 Şubat 2026

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Adayımız olmasa da sokağımız var – Halkın Sesi Gazetesi

    Adayımız olmasa da sokağımız var – Halkın Sesi Gazetesi

    Siyasi Haber15 Eylül 2015
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Ve sonunda Tayyip Erdoğan büyük hayaline doğru bir adım daha attı ve cumhurbaşkanlığına aday oldu. Uzun bir yoldu onunki. Milli Görüş hareketinde yetişmiş, teşkilatta serpilmiş, gençlik kolları, il başkanlığı derken belediye başkanı olmuştu. Sonrası başbakanlıktı. Cumhurbaşkanlığı hakkını yol arkadaşı Abdullah’a devretmişti ve şimdi artık devralma zamanı geldiğine inanıyordu.

    Bu uzun yolda her şeyi ama her şeyi yaptı Tayyip Erdoğan. Pragmatizm ana ideolojisi oldu. Elinde ne varsa değerlendirdi, kullandı. “Bizim referansımız İslam’dır” dedi, sadece kendinden olanları besledi, büyüttü. Din, bir amaç değil araçtı sadece onun için. Aynı durum demokrasi için de geçerliydi. “İleri demokrasi”den dem vuruyordu ama demokrasiyi “kendi gideceği yere götüren bir tramvay” olarak kullanıyordu. “Katil Tayyip” denmesi boşuna değildi, çünkü kendi iktidarını tehdit olarak algıladığı sürece çocukların bile öldürülmesini emrediyordu. “Hırsız Tayyip” yaftası ise eski yoldaşları sayesinde boynuna asıldı. Her ihaleden komisyon alan, en gözde arsaları zimmetine geçiren, şişkin banka hesaplarına sahip bir başbakan olarak tarihte (diğerleriyle birlikte) nadide yerini aldı.

    Zor Tayyip zor…

    Artık Tayyip Erdoğan için Cumhurbaşkanlığı makamına oturmak aynı zamanda bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü geldiği noktada, kendisinin de söylediği gibi “duramaz”; durmak yok yola devam! Çünkü durduğunda, vazgeçtiğinde çökecek, çökertilecektir. AKP iktidarının şu an geldiği noktada en ufak bir iktidar boşluğu, zafiyeti büyüyerek genişleyecektir. Bu tehlikedendir ki iktidar paylaşılamaz, hele hele hiç devredilemez.

    Ancak Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olsa bile AKP ile kurulan düzen, var olan krizleri çözmek bir yana tam tersine krizleri büyütmeye ve hatta yeni krizler üretmeye devam edecek. Ne hırsızlığından vazgeçecek ne katilliğinden. Ne sahte Kürt çözümü gerçek bir barışa dönüşecek ne çakma Alevi güzellemeleri gerçek bir yurttaş eşitliğine. Erdoğan cumhurbaşkanı oldu diye ne İslamcı çeteler Sünni devleti kurmaktan vazgeçecekler ne Esad iktidardan çekilip Tayyip’in istediği kişiye yerini devredecek. HES’lerden, termik santrallerden, nükleerden tabi ki vazgeçilmeyecek. Ortadoğu’ya gönderilen TIR’ların camında cumhurbaşkanlığı logosu yer alırsa kimse şaşırmayacak. Hayırlı evlat Bilal artık Çankaya köşkünün depolarını kullanabilecek. Ülke topraklarının talanı, yağması daha da hız kazanacak, üstelik Erdoğan biriktirdiği sermaye ve cumhurbaşkanlığı olanaklarıyla yurtdışı piyasalara çok daha rahat açılacak. Erdoğan cumhurbaşkanı olursa madenci ölümleri fıtrat olmaktan çıkmayacak.

    Zorlu bir ay, sonrası her halükarda tufan

    Üstelik daha önünde sonuçlanmamış bir ay var. Ve bu bir aylık yolda da yapması gereken çok şey var. Bu varlık/yokluk savaşında her şeyini ortaya dökmek, ince taktikler geliştirmek zorunda. Kürtlere vereceği “taviz”lerin sınırlarını zorlamak zorunda, Ekmeleddin’le kimin daha çok dinci olduğu yarışına girmek zorunda (adaylık açılışını Fatiha suresi ile yapması boşuna değil)[1], paraysa para silahsa silah deyip IŞİD’liler rehineler karşılığında ne istiyorsa vermek zorunda, Gülen Cemaati de dahil olmak üzere her türden cemaatten/tarikattan tırtıklanacak oy varsa tırtıklamak için her türlü ayrıcalığı sunmak zorunda, yurtdışındaki seçmenlere ezikliklerini giderecek ajitasyonlara girişmek zorunda, parasının bir kısmını “hayır işlerine” ayırmak zorunda vs. vs. Yalanda vaatte zaten sınır tanımıyor; “Ekonomiyi büyütmek, demokrasiyi ileri standartlara kavuşturmak, AB’ye tam üye olmak için daha çok çalışacağız. Çözüm sürecinin bedeli her ne olursa olsun sürdüreceğimizi ifade ettim.” Ama camiler de dahil olmak üzere rüşvetten, hırsızlıktan dem vurmak bu dönem de yasak olacak. Kısacası Tayyip Erdoğan için henüz sonuçlanmış bir süreç yok, sonuçlandırılması gereken bir süreç var, hele hele ondan sonrası ise (her iki durumda da) tufan.

    CHP Erdoğan’ın belirlediği kulvarda

    Pekiyi karşı taraf? En “çok karşı” olan CHP’nin taktiği, Ekmeleddin’e yaptıkları programdan belli. Ekmeleddin Bey, ilk önce Yozgat’a gitti, orada hemşerilerinden destek istedikten sonra da Hacı Bektaş’a gidip Alevilerin dostu olduğunu anlattı. CHP yönetiminin asıl amacı AKP kitlesini ikna etmek değil, kendi kitlesini gerici bir adayın aslında çok ilerici olduğuna ikna etmek. Erdoğan’ın karşısına 12 yıldır uygulanan politikalara karşı politikalarla çıkmak, halkın haklarını ve çıkarlarını Erdoğan’ın ve sermayenin çıkarlarının karşısına dikmek değil. CHP yönetimi asıl olarak Erdoğan’ın belirlediği kulvarda kalarak “bağımlı siyasetini” devam ettiriyor, kazansa bile, kazanan gericilik olacak.

    Mezhep farklılığının belirgin olduğu bir siyaset yapma tarzı bu ülkede artık yerleşecek. Bunun en somut kanıtı şu anki siyasal aktörlerin sıfatlarına bile yerleşmiş durumda. Solcu, sağcı, milliyetçi, şuralı, buralı derken artık mezhep aidiyeti de (Sünni, Alevi) bu sıfatlara eklendi. Asıl vahim olanı, az olanın, ezilenin bu sıfata ihtiyaç duymasından ziyade çoğunluk olanın Sünni sıfatını kullanma ihtiyacı/tercihidir. Bu konuya CHP yönetiminin yaptığı katkı kesinlikle göz ardı edilemez.

    “Halk seçiyor” iddiasına inanan var mı?

    Henüz seçime bir ay varken, adaylar seçim kampanyasına başlamamışken “kime oy verileceği” tartışması neredeyse sonlandırılmış durumda. Kuşkusuz bundaki en önemli etken aday sayının azlığı. “Cumhurbaşkanını halka seçtiriyoruz” kandırmacası, tamamen antidemokratik bir yöntemle işletiliyor; sen seç ama benim belirlediğim adaylar içinden seç.[2] Ve Tayyip Erdoğan’ın, yaratılmasında çok büyük rol sahibi olduğu toplumsal saflaşma, adayların içerik tartışmasını tamamen ortadan kaldırıyor. Nasıl olsa herkesin yeri belli, herkesin adayı belli!

    Yeri belli olup adayı olmayanlar

    Ancak yeri belli olan ama adayı olmayanlar da var. Başta sosyalistler olmak üzere kendi kimliğine, sahip oldukları ilerici değerlere göre hareket edenler; kadınlar, gençler, emekçiler, LGBTİ bireyler, üniversiteliler, liseliler, Aleviler…[3] Kendilerinden biri olarak, kendi taleplerinin sahibi ve gerçekleştiricisi olarak bu ikisinden birini belirleyemez, bu ikisinden birini kendi cumhurbaşkanları olarak seçemez durumdalar. Ancak kabul etmek gerekir ki bir kuşatma altınlar. Ve bu kuşatmanın tamamen kırılması ne yazık ki mümkün değil, en azından şimdilik.

    Bu kuşatmanın en önemli aktörü kuşkusuz CHP. Ancak onlarla birlikte liberaller de durumdan vazife çıkarmış durumdalar. Yerel seçimlerde “bas geç” tavırlarıyla günü kurtarmaya çalışanlar şimdi de diktatörlük korkusuyla Ekmeleddin’e arka çıkma yarışındalar. Artık bu düşüncenin de bu düşüncenin sahiplerinin de bu topluma sunabilecekleri hiçbir ilerici değeri ve aklı kalmamıştır. Bireysel keyfiliklerini (özgürlüklerini) tek başlarına yaşasınlar, başkalarına bulaşmasınlar yeter.

    Kürt hareketinin gündemi

    Bu kuşatmayı kırma umudu taşıyan Kürt siyasi hareketinin tercihi, aynı zamanda farklı tercih yaratma konusundaki isteksizliği de göstermektedir ki Batı’nın kapsanması ikinci plandadır, talidir. Sözü edilen kesimlerin (başta sosyalistler olmak üzere kadınlar, gençler, emekçiler, LGBTİ bireyler, üniversiteliler, liseliler, Aleviler…) özgürlük mücadelesi Kürt siyasetinin önderliğiyle karşılanamaz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ilk ikiye kalamayacak olan Selahattin Demirtaş’ın desteklenmesi de bu kesimler için bir siyasi tercih değil olsa olsa bir gönül bağı ilişkisi olarak kurulabilir!

    Sandıkta adayı olmayanların sokağı var

    Sonuç olarak, kabul etmek gerekir ki sosyalistlerin, devrimcilerin cumhurbaşkanlığı seçim sandığında bir adayları yoktur. Ancak cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktıkları Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu vardır. Bu dönem bu iki isme de bu iki ismin karşılığı olan siyasal, sosyal programlara da söyleyecek sözleri, alternatifini gösterecek programları vardır. Koruma orduları ve bindirilmiş kıtaları olmadan çıkamadıkları sokakların hala sahipleri onlar. Sandıkta adayları yoktur ama sokakları vardır.

    [1]Eğer CHP’nin adayı solcu, demokrat bir aday olsaydı, Tayyip de büyük ihtimalle açılışı daha da “ileri demokrasi” vurgusuyla yapardı.

    [2]12 Eylül faşist darbesinden sonra yapılan ilk seçimlerde, cunta yönetimi seçimlerde aday olanları veto etme hakkına yani seçimlere sokmama hakkına sahipti, ve bu “hakkını” kullanarak “yasaklı şahısları” seçimlere sokmadı. Şimdi aynı amaç farklı bir yöntemle işletiliyor, aday bile olabilmek için 20 milletvekilinin desteğini almak gerek. Erdoğan’ın adaylığı için bütün AKP milletvekilleri imza veriyor, CHP’de ise 21’i hariç hepsi, MHP’nin hepsi. Geriye ne kaldı?

    [3]Bu listede Kürtler yok çünkü onların yerleri de belli, adayları da.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Demirtaş: 1 – Erdoğan, İhsanoğlu: 0

    15 Eylül 2015

    Selahattin Demirtaş Kocaeli’de halkla buluştu

    15 Eylül 2015

    Dünya devleti seçim yaptı – Engin Erkiner

    15 Eylül 2015
    Destek Ol
    Yazılar
    Fatoş Osmanağaoğlu

    Arjantin işçi reformu tasarısı: sermaye ve devletinin sınıf intikamı

    Volkan Yaraşır

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi-3 / Türkiye kapitalizminin yeni dinamikleri

    Ömer Bölüm

    Münih’te Kürtler ve Diplomasi Eşiği

    Muhsin Dalfidan

    Çanlar kimin için çalıyor?

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Mehmet Horuş

    Cemil’in manifestosu

    Deniz Yazgan

    Sağlamlık Sözleşmesi’nin bir türlü reddedilemeyişi

    Siyasi Haber

    Epstein dosyası ve patriyarkal kapitalizmin ifşası

    Fehim Taştekin

    Başkanın tüm tarafları

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Zonguldak’ta maden göçüğü: KESK’ten “fıtrat değil, ihmal” tepkisi

    18 Şubat 2026

    Kıbrıs’ta Tel-sen’den grev kararı 

    17 Şubat 2026

    Dilovası’ndaki fabrika yangınının üzerinden 100 gün geçti: Aileler adalet istiyor

    16 Şubat 2026
    KADIN

    Bir günde 4 kadın katledildi

    18 Şubat 2026

    Maden işkolunda bir kadın sendikacı

    15 Şubat 2026

    Ayrılmak istediği erkek tarafından katledilen Alev Koç Maraş’ta toprağa verildi

    15 Şubat 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.