Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Filistin’e Özgürlük Platformu’ndan üç kentte eylem: “Vanaları kapat, ilişkiyi kes!”

    30 Ocak 2026

    Sermaye karanlığının “sıradanlığına” karşı…

    30 Ocak 2026

    Migros eyleminin ardından BİM depolarında da iş bırakma eylemleri yayılıyor

    30 Ocak 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Sermaye karanlığının “sıradanlığına” karşı…

      30 Ocak 2026

      Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

      27 Ocak 2026

      Rojava’da karşı-devrim hamlesi

      26 Ocak 2026

      Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

      22 Ocak 2026

      21. yüzyılda küresel savaş düzeni ve ütopyamız

      20 Ocak 2026
    • Seçtiklerimiz

      Emperyalizm ve enternasyonalizm

      29 Ocak 2026

      Dayanışma yaşatır: Rojava

      28 Ocak 2026

      ABD’den genel grev manzaraları

      26 Ocak 2026

      Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

      26 Ocak 2026

      Neden Rojava’yı savunmalıyız?

      25 Ocak 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Musa Piroğlu: Halep’te yaşananlar, barış beklentilerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermiştir

      14 Ocak 2026

      Rüya ile gerçek arasında asılı kalan hayatlar

      12 Ocak 2026

      Piyangocu Meryem hepimiz için ilham kaynağı

      26 Aralık 2025

      Avrupa Süryaniler Birliği: “Noel Bayramı eşit yurttaşlığın bir gereğidir”

      24 Aralık 2025

      Duygusal Olan Politiktir – KESK’li Kadınların Mücadele Deneyimleri

      24 Aralık 2025
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Fikret Başkaya: Uygarlık krizi derinleşiyor

    Fikret Başkaya: Uygarlık krizi derinleşiyor

    Yeni Yaşam'dan Önder Kırımlıoğlu Fikret başkaya ile konuştu: Kapitalizmden çıkmak sadece gerekli değil, aynı zamanda da acil, zira geç kalınırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir… Fakat, kapitalizmden çıktık tüm sorunlar çözüldü demek de doğru olmaz… Sosyalizm sosyal, demokratik ve ekolojik olmak zorunda… [AKP-MHP] Kürt sorununu değil, kendi sorunlarını çözmek istiyorlar… Fakat artık sorun kendini dayatıyor, ertelenebilir olmaktan çıktı…
    Siyasi Haber21 Kasım 2024
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Fikret Başkaya’nın Paradigma’nın İflası’nda ifade ettiği düşünceler güncelliğini koruyor. Hem kapitalizm insanlığı geri dönüşü olmayan bir yıkıma doğru sürüklüyor hem de Türkiye’de rejim her yönüyle ülkeyi çürümeye sürükledi. Fikret Başkaya bu durumun artık sürdürülemez bir eşiğe dayandığını vurgularken, arka planını, tehlikeleri ve radikal bir kopuşun önemini işaret ediyor.

    Fikret Başkaya, hem dünyada hem de Türkiye’de paradigmanın nasıl iflas ettiğini anlattı:

    • Israrla bir sürdürülemezlik durumu ortaya çıktığını, insanlığın ve uygarlığın ‘kritik’ bir kavşağa’ dayandığını söylüyorsunuz neden?

    İnsanlığın ve uygarlığın durumuna dair algı ve anlayış, şeylerin gerçeğine dokunmuyor! İnsanlar kapitalist bir toplumda yaşıyorlar ama kapitalizmin nasıl netameli bir sistem olduğunu bilmiyorlar… Aynı balıkların denizde yaşayıp da denizi bilmedikleri gibi… Bu aracın bu rotada yol alabileceğinden şüphe etmiyorlar… Kapitalizm sosyal kötülükleri (açlık, işsizlik, yoksulluk, sömürü, aşağılanma…) azdırmadan, doğa tahribatını, ekolojik yıkımı derinleştirmeden yol alamıyor… İşte bu ikisinin diyalektiği de bir sürdürülemezlik durumu, daha doğrusu bir uygarlık krizi ortaya çıkarıyor…

    • Neden?

    İdeolojik kölelik şeylerin gerçeğine nüfuz etmeyi engelliyor.

    • İdeolojik kölelikten nasıl kurtulunacak?

    Radikal eleştiri sayesinde… Radikal olmayan eleştiri şeylerin etrafında dolanmaya, kendini ve başkalarını aldatmaya yarar, oysa radikal eleştiri sorunları kaynağında, kökeninde ele alır… Maalesef rahatsız edici bir eleştirel düşünce zaafı var…

    • Yüz yüze geldiğimiz durum sistemin neden olduğu zorunlu sonuç mu demek istiyorsunuz?

    Evet aynen öyle… Zira kapitalizm sınırsız büyüme, genişleme, yayılma eğilimine ve dinamiğine sahip bir sistem. Başka türlü söylersek, varlığını büyümeye borçlu, durmayı, kendini sınırlamayı bilmiyor… Büyüme veya yok olma ikilemi söz konusu olduğu için… İstersen bir anekdot hatırlatayım…

    • Elbette, buyurun hocam.

    Akrep kurbağaya “beni sırtına al, şu nehrin karşısına geçir” demiş… Kurbağa, “yağma yok, seni sırtıma alayım sen de beni sok, olmaz” diyor. Fakat akrebin ısrarına dayanamıyor ve akrebi sırtına alıp nehre dalıyor. Tam nehrin ortasına vardıklarında akrep kurbağayı sokuyor… Kurbağa başını yukarı çevirip, “bunu neden yaptın, şimdi ikimiz de öleceğiz” diyor… Akrep, “başka türlü yapamazdım, bu benim tabiatım, karakterim” diyor… Aslında kapitalizm de başka türlü yapamaz…

    Kapitalizm sınırsız büyüme, genişleme yayılma eğilimine ve dinamiğine sahip bir sistem ama bu dünyanın kaynakları sonlu, sınırlı… Bir zaman geliyor, şimdilerde olduğu gibi sınırsız büyüme doğal kaynakların sınırına dayanıyor…

    • O halde dünyayı bu hale getirenler işlerin sarpa sardığını, bu yolun sonu olmadığını bilmiyorlar mı?

    Sömürü, yağma ve talandan beslenenler yaptıklarının sonuçlarıyla ilgilenmezler… Benden sonrası tufan derler. Ayrıcalıklı durumlarının tartışma konusu yapılmasını istemezler… Neden oldukları sosyal kötülüklerle, ekolojik yıkımla yüzleşmek işlerine gelmez… Şımarık yaşamlarını sürdürmekten yanadırlar… Dünya yaşanmaz bir yer haline geldiğinde başka gezenlere göçmeyi bile akıl ederler ama bu dünyada, burada frene basmak akıllarından geçmez, daha doğrusu işlerine gelmez…

    • Eğer ekolojik yıkım ve iklim krizi söz konusu olmasaydı da kapitalizmde çıkmak gerekmiyor mu?

    Kapitalizm tarih sahnesine çıktığı günden beri, üretmek ve yaşamak için gerekli araçlardan mahrum edilmiş, proleterleşmiş, yaşamlarını sürdürebilmek için emeklerinden başka satacak bir şeyleri olmayan kadınlar ve erkekler kapitalizmle mücadeleden hiç vazgeçmediler… Zaten öyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır… Sömürünün, baskının, sosyal eşitsizliğin olduğu her yerde mücadele de vardır… Bu eşyanın tabiatı gereği öyledir… İnsanlar sosyal eşitlik ve özgürlük mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmezler…

    • Kapitalizm aşılıp, sosyalist bir toplum kurulunca ekolojik yıkım, iklim krizi de sorun olmaktan çıkar mı?

    Kapitalizmden çıkmak sadece gerekli değil, aynı zamanda da acil, zira geç kalınırsa geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir… Fakat, kapitalizmden çıktık tüm sorunlar çözüldü demek de doğru olmaz… Sosyalizmin aynı zamanda eko-sosyalist de olması gerekir… Ekolojik kaygı ve duyarlılık olmadan işlerin yoluna girmesi mümkün değildir… Geride kalan dönemde ‘sosyalist’ denilen ülkelerde ekolojik kaygılar ıskalandı… Onlar da ‘büyümeciydi’… Büyümenin neden olduğu ekolojik sorunlar dikkate alınmadı… Dolayısıyla sadece üretim ve yaşam araçlarını kamulaştırmak yeterli olmaz… Ekonomik ve sosyal planlamaya ekolojik planlama da dahil edilmelidir… Zira, sosyalizm sosyal, demokratik ve ekolojik olmak zorunda…

    • İyi de büyüme olmadan sorunlar çözülür, işler yoluna girer mi?

    Elbette büyüme gerekli ama bir sorun var: Kapitalizm dahilinde ‘üretimle ihtiyaçların tatmin edilmesi gereği arasındaki ilişki ters-yüz olmuş durumdadır… Üretimle ihtiyaçların tatmini (karşılanması) arasındaki doğrudan bağ kopmuş durumdadır… İlişki piyasa (Pazar) aracıyla sağlanıyor… Kapitalist için önemli olan bir insan ihtiyacının karşılanması değil, ürettiği şeyin satılmasıdır… Üretim kâr etmek, sermayeyi büyütmek amacıyla yapılıyor… Bu yüzden de insanlar için gerekli olmayan zararlı, değilse saçma-sapan birçok şey üretiliyor, satılıyor, tüketiliyor… Tabii saçma sapan, ıvır zıvır şeyler üretilince, insan ihtiyaçları için vazgeçilmez olan şeyler de yeteri kadar üretilemiyor… Bu, varlık içinde yoksulluk demektir…

    • Üretimin yönü gerçek ihtiyaçlara döndürülünce sorun çözülmüş olur mu?

    Lüzumsuz, gereksiz şeylerin üretimi durdurulduğunda iki amaç birden gerçekleşebilir: Temel ihtiyaçlar karşılanır, açlık ve kötü beslenme sorun olmaktan çıkar… İkincisi, üretim azalınca doğa tahribatı, ekolojik yıkım da sorun olmaktan çıkar… Zira, bir şey üretmek, doğadan bir şeyler çekmek, eksiltmek demektir… Fakat üretirken de tüketirken de kirletmek de kaçınılmazdır… Aşırılığa izin vermemek gerekiyor… Şahsen üretimin yönü gerçek ihtiyaçlara döndürülerek, yüzde 20, yüzde 30 azaltılabileceğini düşünüyorum… Daha önce de defaten yazdığım gibi, mesela önümüzdeki beş yıl hiç giysi (konfeksiyon), ayakkabı, çanta, parfüm üretilmese mevcut stoklar yeterdi…

    Mevcut durumda kapitalizmin (sermayenin) kendini yeniden üretme (büyüme) ritmiyle, doğanın kendini yenileme ritmi arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor… İnsanlar her yıl doğanın bir yılda ürettiği yeni kaynaktan daha çoğunu harcıyor, tüketiyor, yok ediyor ki, şimdilerde ona Dünya Limit Aşımı Günü deniyor… Velhasıl doğaya borçlu yaşıyoruz ve her geçen yıl borcumuz artıyor… Bu saçmalık sürdürülebilir mi?

    Sermaye büyürken başka bazı şeyler küçülüyor, kirleniyor, yok oluyor ama insanlar küçülene, yok edilene değil, büyüyene bakıyor… İdeolojik yabancılaşma şeylerin anlaşılmasını, bilince çıkarılmasını engelliyor… Velhasıl bu yanlış üretim, saçma tüketim, anlamsız yaşam sürdürülebilir değil…

    • O halde bu durumdan nasıl çıkılacak?

    Paradigmayı vakitlice değiştirerek… Bunun için de sadece yönetenleri değil, yönetimi- sistemi de değiştirmek gerekiyor… Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor…

    • Size göre Türkiye’deki rejim neye benziyor?

    Adım adım İslamo-faşizmi kurumsallaştırılmaya çalışıyorlar ki, epey de yol aldılar… AKP’nin afişe edilmeyen bir ajandası var: Türkiye’yi alaturka bir İslam Emirliği yapmak istiyor… Bunun için de mevcut yapıyı dönüştürmeleri gerekiyor… Dikkat edersen devlet kurumları patinaj yapıyor…

    • Bu zorlamanın nedeni ne, neden böyle şeylere tevessül ediyorlar? Koskoca ülkenin tek adam tarafından yönetilmesi mümkün mü?

    İktidarlarının devamlılığını sağlamak, hep iktidar olmak, bu ülkenin varını-yoğunu yağmalamayı, talanı sürdürmek istiyorlar…

    • Türkiye’yi Suudi Arabistan, İran, Afganistan, Birleşik Arap Emirlikleri… gibi mi yapmak istiyorlar?

    Hiçbir rejim tıpa tıp başkasına benzemez. Her toplumun, tarihi, kültürü, siyaset üslubu farklıdır… Türkiye, Afganistan’a benzemiyor, o halde bir İslami rejim demek doğru olmaz… Sanıyorum insanlar bu tür anlayışa sahip… Bu da tepkiyi zayıflatıyor…

    • Son günlerde ‘Kürt Sorunuyla’ ilgili tartışmalar yeniden gündemde… Aslında ne yapılmak isteniyor… Soruyu başka türlü ifade edersek, AKP-MHP koalisyonu olan Cumhur İttifakı bu sorunla gerçekten yüzleşebilir, yüzyıllık bu sorunu çözebilir mi?

    Eğri oturup-doğru konuşmak gerekirse, asıl amaçları Kürt sorununu çözmek değil, iktidarlarını pekiştirmek, kalıcılaştırmak… Bunu ‘kutsal devletin’ bekası için yapmak istiyorlar… Kürt sorununu değil, kendi sorunlarını çözmek istiyorlar… Bu sorunla gerçekten yüzleşmek, yüz yıllık tarihle yüzleşmeyi gerektirir… “Biz yüz yıldır Kürtlere zulmettik, katlettik, tarihlerini, dillerini, kültürlerini yasakladık, haksızlık ettik, insanlık suçu işledik…” diyerek işe girişmeleri gerekirdi… Doğrusu bu rejimin cemaziyelevveline dair kafa yormuş biri olarak, ortada samimi bir niyet olduğunu sanmıyorum… Fakat unutulmaması gereken bir husus var: Artık sorun kendini dayatıyor, ertelenebilir olmaktan çıktı… Kürt hareketi ne yapmak istediğini biliyor… Siyasetin zemini değişmeden bu sorunla yüzleşmek kolay değil…

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

    27 Ocak 2026

    Öldürülen bir beden, yaşayan bir vicdan: Hrant Dink

    18 Ocak 2026

    Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

    14 Ocak 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Muhsin Dalfidan

    Sermaye karanlığının “sıradanlığına” karşı…

    Volkan Yaraşır

    Alt emperyalizm ve Türkiye kapitalizmi- 1

    Tuncay Yılmaz

    Rojava’da karşı-devrim hamlesi

    Ömer Bölüm

    Geçici ortaklıktan tasfiyeye: Suriye Demokratik Güçleri’nin yapısal yalnızlaşması

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ertuğrul Kürkçü

    Emperyalizm ve enternasyonalizm

    Ercan Jan Aktaş

    Dayanışma yaşatır: Rojava

    Kıvanç Eliaçık

    ABD’den genel grev manzaraları

    Tülay Hatimoğulları

    Yaşama yolculuk: Duygu ortaklığı ve duygu kırılmasının kesişiminde Rojava

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Migros eyleminin ardından BİM depolarında da iş bırakma eylemleri yayılıyor

    30 Ocak 2026

    Amazon’da büyük emek kıyımı: 16 bin çalışan işten çıkarılacak

    29 Ocak 2026

    YerDeniz Kooperatifi’nde kitap tanıtımı: “Filistin Direniş Ekonomisi”

    29 Ocak 2026
    KADIN

    İzmir’de kadın Cinayetlerine karşı yürüyüş: “Koruma, aklama, yargıla”

    29 Ocak 2026

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Rojava’da direnen Kürt halkının ve kadınların yanındayız

    20 Ocak 2026

    Kuşadalı kadınlar barış için buluştu

    16 Ocak 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.