Editör: Mehmet Murat Yıldırım, (SH)
“Biz emekçiyiz, yoksuluz ama eşit yurttaşlarız: Korkmuyoruz”
Erzincan İliç’teki Anagold Madencilik’e ait siyanürlü altın madeninde 9 işçinin katledildiği facianın ardından adalet arayışını sürdüren Uğur Yıldız’ın ailesi, AKP’li Binali Yıldırım’ın şikayetiyle emniyete ve adliyeye çağrıldı. Babanın ardından ifadeye çağrılan Uğur Yıldız’ın kardeşi, yaşanan hukuksuzluğa ve iktidarın patronları koruyan yaklaşımına karşı bir açıklama yaptı.
Daha önce duruşma salonundaki bir video kaydında “Bugün cumhurbaşkanına hakaret etsek bizi her gün gözaltına alırlar” dediğini ve bu durumun gerçekleştiğini belirten kardeş, ailenin sesini kısmak isteyenlere şu sözlerle seslendi:
“Bizi korkutmaya çalışıyorlar, bizi susturmaya çalışıyorlar. İstiyorlar ki biz bu davanın peşinden gitmeyelim. Adalet diye insanlara seslenmeyelim. Ama biz adalet aramaya devam edeceğiz. Bakın bu insanlar evlatlarını kaybetti, abimi kaybettim, otuz üç yaşında insan öldürüyorlar, adalet yerini bulmuyor. Katillerden bir tanesi beş yıldızlı otelde kalıyor. Biz acımızla, öfkemizle söylediğimiz sözlerden dolayı ifadeye çağrılıyoruz.”
“Anagold genel müdürü mahkemeye gelmiyor, patronlar korunuyor”
Sermayenin ve iktidar bloku temsilcilerinin yargı karşısındaki ayrıcalıklı konumuna dikkat çeken aile, Anagold Türkiye Genel Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin dahi mahkeme salonlarına gelmediğini vurguladı:
“Anagold’un Türkiye genel müdürü bir kere mahkemeye gelmiyor. Onların nezdinde eşit olmayabiliriz. Onların nezdinde bize her şey olabilir; ölebiliriz, tutuklanabiliriz. Onların gözünde hiçiz, farkındayız. Ama yasada, anayasada hepimiz eşitiz. Ve o haklar bizim elimizden alınamaz. Bugün sizin gönlünüz ama yarın evlatlarınızı biz bu adaletsizliklerin peşinden gideceğiz.”
“Kaybedecek neyimiz var? Evlatlarımızı toprağın altında çürüttünüz”
Binali Yıldırım’ın şikayetine ve baskı politikalarına karşı geri adım atmayacaklarını belirten Uğur Yıldız’ın kardeşi, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Sadece babamı değil, beni, annemi de ifadeye çağrıldılar. Bizden de şikayetçi olun. Bizleri tutuklayın. Müebbet verin. Hatta Bilal Yıldırım bizler için bir yasa çıkartın, sizler için çok kolay, idam edin bizi. Ne yaparsanız yapın, korkmuyoruz! Bizim kaybedecek neyimiz var başka? Ne yapabilirsiniz bize ya? Evlatlarını elli üç gün boyunca o toprağın altında çürüttünüz. Bizle başka ne yapabilirsiniz? Yaptınız zaten yapacağınızı. Tutuklayın bizi ama dokuz madencinin katillerini de tutuklayın. İşte o zaman eşit olursunuz. Susmuyoruz, korkmuyoruz!”
Ne olmuştu?
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Anagold Madencilik’e ait siyanürlü altın madeninde 13 Şubat 2024 tarihinde milyonlarca metreküp yığma liç toprağının kayması sonucu 9 işçi göçük altında kalarak katledilmişti. Geçmişte başbakanlık ve meclis başkanlığı yapmış olan AKP’li Binali Yıldırım, katliamın ardından bölgedeki doğa kıyımını ve denetimsizlikleri savunmuş, madenin bölgeye katkısı olduğunu öne sürerek köylülerin ve halkın tepkilerini “algı operasyonu” olarak nitelendirmişti. 9 işçinin yaşamını yitirdiği, katliamın sorumlularının ve şirket yöneticilerinin cezasızlıkla ödüllendirilip elini kolunu sallayarak gezdiği bu tablonun arkasında iktidarın bu korumacı politikaları yatarken; eski Başbakan Binali Yıldırım, duruşmada tepki gösteren yaşamını yitiren işçi Uğur Yıldız’ın babasından şikayetçi oldu. Sorumlular yargıdan kaçırılırken acılı ailenin adliye cenderesine alınması, iktidar-sermaye bloğunun suç ortaklığını ve adalet arayanlara karşı takındığı tavrı bir kez daha gözler önüne serdi.
