Haber Merkezi, (SH)
Anayasa Mahkemesi (AYM), toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı, kadın istihdamının diplerde seyrettiği ve boşanma sonrası kadınların ekonomik şiddete maruz kaldığı Türkiye koşullarında, tarihi bir hak gaspına imza attı. Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin başvurusu üzerine harekete geçen Yüksek Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının “süresiz” bağlanmasını öngören hükmü oy çokluğuyla iptal etti.
İptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe gireceği açıklanırken, bu süreçte TBMM’nin nafaka süresini sınırlayacak yeni bir yasal çerçeve hazırlamasının önü açıldı.
Milyonlarca kadının güvencesi nafaka “yük” sayıldı
AYM kararının gerekçesinde, boşanma sonrası eşlerin yoksulluğa düşmesini önlemenin “meşru” olduğu kabul edilse de, nafakanın süresiz olmasının ödeyici taraf (çoğunlukla erkekler) üzerinde “ağır bir külfet” oluşturduğu savunuldu. Hâkime somut olayın şartlarına göre nafaka süresini belirleme yetkisi verilmediğini öne süren Mahkeme, kategorik olarak süresiz nafaka öngörülmesini Anayasa’ya aykırı buldu.
Ancak Yüksek Mahkeme bu kararı alırken; Türkiye’de kadınların ev içi bakım yükü nedeniyle iş hayatından uzaklaştırıldığı, erkek egemen toplumsal yapıda boşanma sonrası güvencesiz kaldığı ve asgari düzeydeki nafaka miktarlarının dahi tahsil edilemediği gerçeklerini göz ardı etti.
Kendi içtihatlarıyla çeliştiler: 2012’de reddedilen başvuru bugün kabul edildi
İptal kararı, AYM’nin geçmişte verdiği kararlarla olan çelişkisini ve yargıdaki muhafazakar dönüşümü de gözler önüne serdi. Aynı maddede yer alan “süresiz olarak” ifadesinin iptali talebiyle 2012 yılında yapılan başvuruyu reddeden ve nafakanın koruyucu işlevine vurgu yapan AYM, bu kez tam tersi bir tutum sergileyerek kadın örgütlerinin ve hukukçuların tepkisini çekti.
Hukuki boşluk ve kadınlar için yeni tehlike çanları
AYM’nin kararı, yasama organına (TBMM) yeni bir düzenleme yapması için 9 aylık bir süre tanıyor. Ancak iktidar blokunun uzun süredir “mağdur edilen erkekler” söylemi üzerinden nafaka hakkını hedef aldığı göz önüne alındığında, bu kararın kadınları evlilik içinde ve boşanma sonrasında şiddete, yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm edecek bir yasal değişikliğe zemin hazırlayacağı belirtiliyor.
Kadın hakları savunucuları, nafakanın “süresiz” olmasının her durumda ömür boyu ödendiği anlamına gelmediğini; zaten kanunda evlenme, iş bulma veya yoksulluğun ortadan kalkması durumunda nafakanın kaldırılmasına imkân tanıyan mekanizmaların bulunduğunu hatırlatarak, verilen kararın hakgasplarını meşrulaştıracağını vurguluyor.
