3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD terör örgütü, Ezidilerin kadim yerleşim yeri olan Şengal bölgesine geniş çaplı ve koordineli bir saldırı başlattı. Saldırının ilk saatlerinde bölgeyi korumakla görevli Peşmerge ve Irak güvenlik güçlerinin hızla geri çekilmesi, yüz binlerce sivili tamamen savunmasız bıraktı. Kaçan binlerce Ezidi, kavurucu sıcak altında Şengal Dağı’na sığındı. Açlık, susuzluk ve ağır kuşatma koşulları altında mahsur kalan siviller için bölgedeki yerel direnişçiler insani koridor açtı. 2015 yılında Şengal’in kurtarılması sürecinde Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve kadın birimleri ön plana çıktı.
“Onlar Yok Etmeye Geldiler”
Katliamın ardından uluslararası kurumlar tarafından yürütülen incelemeler, saldırının sistematik bir yok etme amacı taşıdığını ortaya koydu. BM Suriye Araştırması Komisyonu, 2016 yılında yayımladığı “Onlar Yok Etmeye Geldiler” başlıklı raporda IŞİD’in eylemlerinin soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçları teşkil ettiğini belgeledi. IŞİD’in eylemlerini kanıtlayan UNITAD’ın (BM Soruşturma Takımı) çalışmaları da katliamın soykırım niteliğini destekledi.
“5 bin katledilen insan, 7 bin kaçırılan kadın ve çocuk”
Saldırının bilançosuna dair ortaya çıkan veriler bir halkın varoluşuna yönelik ağır yıkımı gözler önüne serdi. Paylaşılan veriler ve raporlar facianın boyutunu şöyle özetledi:
“En az 5 bin kişi katledildi; erkekler toplu infazlara, yaşlı kadınlar idamlara maruz bırakıldı. 6 bin ila 7 bine yakın kadın ve çocuk kaçırıldı, köle pazarlarında ‘satıldı’, sistematik cinsel şiddete ve işkenceye tabi tutuldu. Yaklaşık 400 bin kişi yerinden edilerek dağlara, Federe Kürdistan Bölgesi’ne veya Rojava’ya sığındı. Bölgede 90’dan fazla toplu mezar tespit edilirken, hâlâ açılmayan mezarlar bulunuyor ve binlerce kişi hâlâ kayıp durumunda.”
