Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gecesi’’ ve ‘’Binbir Gündüzü’’

    25 Temmuz 2026

    Özel sektör öğretmenlerinin direnişinde önemli kazanım: Bakanlık masayı kuruyor

    25 Temmuz 2026

    Neden KESK ?

    25 Temmuz 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gecesi’’ ve ‘’Binbir Gündüzü’’

      25 Temmuz 2026

      Lozan Antlaşması’nın paradigması

      24 Temmuz 2026

      Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

      23 Temmuz 2026

      Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

      22 Temmuz 2026

      Bir teşhir metni olarak Kefernahum

      16 Temmuz 2026
    • Seçtiklerimiz

      Neden KESK ?

      25 Temmuz 2026

      SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

      20 Temmuz 2026

      Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

      19 Temmuz 2026

      DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

      18 Temmuz 2026

      DEM Parti kongresine giderken-3 : Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

      17 Temmuz 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026

      Yıkıma karşı bir direniş ve yaşam alanı: 26. Evvel Temmuz Festivali

      16 Temmuz 2026

      İsviçre’de iltica belirsizliğine karşı direniş: Welat Aydın Federal Mahkeme önünde açlık grevinde

      3 Temmuz 2026

      Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden Hikmet Hazer: “Bu yasak yalnızca bir gemiyi değil, LGBTİ+’ların kamusal yaşam hakkını hedef alıyor”

      30 Haziran 2026

      “Açlık grevine biz karar vermedik, buna mecbur bırakıldık”

      27 Haziran 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gecesi’’ ve ‘’Binbir Gündüzü’’

    Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gecesi’’ ve ‘’Binbir Gündüzü’’

    ASYA ERDAL yazdı: Masalların cinsiyetçi evrenlerinin içinde bir ateş böceği gibi seçilen Binbir Gündüz Masalları,  edebiyat tarihini yazan erkeklerin yok sayma çabalarına rağmen bir şekilde kendini bugüne taşımış kadim bir kadın anlatısı olarak ele alınmayı fazlasıyla hak ediyor.
    Asya Erdal25 Temmuz 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Dünden bugüne tarih yazıcılığı daima bir tartışma konusu olmuştur. Mesele aslında özce şudur: Tarihi yazanlar egemenler olduğu için ana akım tarih ezilenlerin hikayelerini çoğu zaman kaydetmemiş veyahut da sansüre tabi tutup kendi uygun gördüğü kadarını not etmiştir. Bu açmazın içinde ezilenlerin ve ötekilerin tarihi ise bilhassa sözlü kültürde, halk anlatmalarında, masallarda ve edebi metinlerde kendine yer bulmuştur. Ve modern dünyada tarihin yok saydığı hikayelerin ve anlatmaların peşine düşmek son derece politik bir eylem haline gelmiştir. Bu yaklaşımın en önemli örneklerinden biri de feminist tarih okuması yönetimidir.  En kısa tarifi ile feminist tarih okuması, tüm tarihsel anlatıların ve metinlerin aslında taraflı olduğu ve belirli bir toplumsal cinsiyet iktidarına, yani patriyarkaya, çıkar sağlayacak şekilde kurulduğu savı ile hareket eder.

    Bu yönteme göre geleneksel olarak “evrensel” ya da “insanlık” adına konuştuğu varsayılan özne, aslında sadece egemenlerin deneyimlerini görünür kılmakla kalmaz; bunun yanında egemen olmayanların sesinin duyulmamasını ve susturulmalarını garanti altına alır. Bunun bir sonucu olarak bilhassa kadınlar tarihsel anlatılar içinde ya görünmezleşirler ya da erkeklerin uygun gördüğü makbul hallerle kaydedilirler.  Bunun karşısında feminist tarih okuması, bu görünmezleştirilen hikayelerin peşine düşen ve bunları açığa çıkaran bir mücadele yöntemidir. Beni bu yazıyı yazmaya iten temel pusula da tam olarak budur. Ben bu yazıda feminist tarih okuması perspektifi ile iki metni ele almayı amaçlıyorum: Binbir Gece Masalları ve Binbir Gündüz Masalları. Zira Lilith ve Adem’den beri süren bu savaşın en etkileyici cephelerinden birisi de bu iki külliyattır.

    Bir mizojini vesikası: Binbir Gece Masalları

    Muhtemelen herkes Doğu coğrafyasının en ünlü anlatısı olan Binbir Gece Masallarını duymuştur. Binbir Gece Masalları, kısaca hatırlatmak gerekirse kötü hükümdar kocası tarafından öldürülmemek için masallar anlatan Şehrazat’ın hikayesidir. Fakat Binbir Gece Masalları külliyatında anlatılan metinlerde en dikkat çekici unsur bazen açık bazen örtük olarak görünen mizojinidir.  Zira Binbir Gece Masallarında kadın karakterler genellikle kötücül ve hain olarak tasvir edilmiştir. Bunun yanında kadınlar bu metinde en az bunun kadar da hakir ve değersiz görülmektedir. Mesela daha çerçeve hikayede ona ihanet eden karısı yüzünden bütün ülkenin genç kızlarıyla evlenip sonra onları öldüren zalim hükümdar, Şehrazat ile evlenmiştir. Fakat bu noktada ne Şehrazat’ın ne de öteki genç kadınların rızasının hiçbir önemi yoktur. Çünkü Binbir Gece evreninde kadınların en ufak bir hakkı veya iradesi yoktur. Ve bu anlatılarda kelimenin tam manası ile edilgen bir kadın tasviri hakimdir. Bunun yanında Binbir Gece Masallarında kadınların, masum oldukları vakitlerde bile erkekler tarafından kötü görülmüş ve öldürülmüş oldukları da bir gerçektir. Yani mesele sadece kötücül kadın tasvirleri veya edilgenlik de değildir, Binbir Gece Masallarında buna ek olarak sık sık zuhur eden bir mizojini de vardır.

    Binbir Gece Masallarının kadın düşmanlığını tarifi bakımından gösterilebilecek en iyi hikayelerden biri de Üç Elma hikayesidir. Binbir Gece Masalları içindeki Üç Elma hikayesi, masum bir kadının vahşice öldürülüp, bir sandığa konulup nehre atıldığı gerçeği ile başlar. Bulunan sandıktaki bedenin kimin olduğu ve katilin aranması ile akan hikayenin sonunda öğreniriz ki katil kadının kocasıdır. Ve anlaşılır ki kadına bir köle iftira atmış ve kocası bu sebeple cinayeti işlemiştir. Ama masalın sonunda cinayet çözülse de katil suçlu görülmemiş, hatta yaptığı anlayışla karşılanmıştır.  Öyle ki suçlu olarak iftirayı atan kişi kabul edilmiş, karısını vahşice öldüren o koca ise fail sayılmadığı gibi bir de mağdur bulunmuştur. Hatta masal, sonunda katil ile empati kurdurmak için elinden geleni yapmış ve ölümün cezası faile değil iftira atan köleye kesilmiştir. Zira bu evrende namusuna laf gelen erkek, cinayet bile işlese fail değildir aksine mağdurdur. 

    Fakat bu hikayede daha da rahatsız edici olan şey şudur: Ortada iftira karşısında konu hakkında hiçbir şey sorulma gereği duyulmadan öldürülen bir kadın vardır. Yani bir kişi eğer kadınsa ölmesi için gerçek bir sebebe bile gerek yoktur, gerçeği sormaya bile gerek yoktur. Çünkü Binbir Gece Masallarında kadınların kötü olduğu adeta bir genel kabuldür. Tam da bu yüzden kadınların, olaylar hakkında kendilerine soru sorulma kaygısı bile güdülmeden öldürüldükleri ve bunun meşru kabul edildiği bir evrendir Binbir Gece Masalları. Sanırım Binbir Gece Masallarındaki mizojiniyi tarifi bakımından Üç Elma masalı yeterli olmuştur.

    Hülasa sanılanın aksine Binbir Gece Masalları, Alaattin ve Sihirli Lambasından veya Ali Baba ve Kırk Haramilerden ibaret masum bir masal külliyatı değildir. Zaten bu iki masal hiçbir orijinal el yazması nüshada da yoktur. Gerçekte Binbir Gece Masalları; şiddetin, kadın düşmanlığının ve cinselliğin gayet geniş bir yer tuttuğu bir anlatıdır. Tam da bu gerçeklerden hareketle bugünden bakıldığında Binbir Gece Masalları; erkekler tarafında yaratıldığı, anlatıldığı ve dinlendiği konusunda çok güçlü emareler içeren bir metindir. Ve yine erkekler tarafından kaydedilen edebiyat tarihine yerleşen binlerce diğer masal gibi Binbir Gece Masallarının da patriyarkaya çıkar sağlayacak kadın arketipleri etrafında örülmüş olması da şaşırtıcı değildir.

    İşte anlatının patriyarkaya çıkar sağlamasını sağlayan edilgen veya kötücül kadın tasvirleri ve arketipleri, elbette sadece Binbir Gece Masallarına özgü değildir. Zira dünyanın birçok coğrafyasında yazıya geçirilmiş binlerce masalda da aynı tasvirler ve arketipler vardır. Tüm bu masalların kadın tasvirleri aynı formüle tabidir. Formül basittir aslında: edilgen, kötücül, hain veya her cefaya mağrur bir itaatkarlıkla boyun eğen makbul kadın. Ve patriyarka, masallarda kadınların görünmesine ancak bu formülasyona uyulduğunda izin vererek kendi iktidarını yeniden üretir. Tam da bu yüzden ister Pamuk Prenses ister Sindirella masallarında olsun kadınların kötü üvey anne, cadı veya zalim başka figürler olarak tasviri, halk bilimi derlemelerinde en sık tekrar eden şeylerden biridir. Ve bunun en doğal sonucu olarak masallar üzerine yapılan feminist okumalar, tam da bu yüzden tüm dünyada yazılıp çizilmeye ve teveccüh görmeye devam ediyor.

    Kadınların masalları nerede?

    Masallara yönelen tüm bu okumaların masallardaki toplumsal cinsiyet normları ve cinsiyetçilik üzerine yaptığı ifşaatın kıymeti ise elbette tartışılmaz. Ama masallardaki cinsiyetçiliğin ifşası kadar kıymetli olan bir şey daha var: “Tüm masallar böyle olabilir mi?” sorusu. Daha ilk soruşta saçma gelen cinsten bir soru bu. Elbette bütün masallar böyle olamaz. Masal anlatmak sadece erkeklere mahsus olmadığına ve masal denilen türün asli işlevi patriyarkayı yeniden üretmek olamayacağına göre başka masallar da olmalı. Aksi eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Peki o zaman kadınların masalları nerede? İşte tam burada yüzümüzü feminist tarih okumasına dönerek bir cevap bulabiliriz.

    Bugün elimize geçen masalların çok azının kadınların masalları olmasının son derece açık bir sebebi var aslında: patriyarka. Zira edebiyat tarihi yazıcılığı tüm dünyada erkeklerin iktidarına tahsis edilmişken en bilinen masalların hep erkeklerin işine yarayan masallar olması hiç de şaşırtıcı bir şey olmasa gerek. Bugüne gelen en ünlü masal külliyatlarından birisinin Binbir Gece Masalları olması da yine tam olarak bununla ilgili bir mesele.

    İşte bu gerçeklerden ötürü bugünden bakınca elimizde yaratıcısının kadınlar olduğunu düşünebileceğimiz çok az sayıda masal var. Çünkü edebiyat tarihini yazanlar, tam bir egemen tavrı ile patriyarkaya fayda sağlayan masalları müthiş bir özenle kaydettiler ve görünür kıldılar. Kadınların masalları ise çoğu zaman kaydedilmedi, yok sayıldı, görünmezleştirildi. Ve kadınların masalları ninnilere, zamana ve mekana karışarak seyreldikçe seyreldi. Lakin modern dünyada egemenlerin görünmezleştirdiklerini gün yüzüne çıkarmak, politik bir mücadele alanı haline geldiğinden beri eski metinler yeniden keşfediliyor. Ve bugüne dek saklı kalmış hikayeler terkedilmiş kütüphane raflarında veya unutulmuş el yazmaları içinde firari bir ıslık gibi yeniden doğuyor. İşte ‘kadınların masalları nerede’ sorusunun cevabı da biraz burada gizli. Ve Binbir Gündüz Masalları bu yeniden doğuşlara verilebilecek en iyi örneklerden biri.

    Başka bir Şehrazat mümkün: Binbir Gündüz Masalları

    Kısaca tanımlamamız gerekirse Binbir Gündüz Masalları, tıpkı Binbir Gece Masalları gibi yazarı bilinmeyen bir masal külliyatıdır. Coğrafi olarak Orta Doğu’da anlatılageldiği bilinen Binbir Gündüz Masalları, Elf’ün Nehar/Nehar ve’n-Nehar adıyla Mustafa Hami Paşa ve Ali Reşid Bey tarafından 1873 yılında Türkçeye aktarılmıştır. François Petis de la Croix tarafından derlenmesi ve yazıya geçirilmesi ise 1710 yılındadır. Fakat Binbir Gündüz Masallarını asıl önemli kılan ve bu yazıya konu eden yegane şey bu kategorik bilgiler değil, anlattıklarıdır. Zira Binbir Gündüz Masalları, Binbir Gece Masallarının tam olarak bir antitezi gibidir. Ve bu özellik yalnız isimleri arasındaki ironik zıtlıktan kaynaklı değildir. Asli olan şey anlatılarındaki zıtlıktır. Binbir Gündüz Masallarındaki anlatmalar silsilesinin temel gayesi, erkeklerin de iyi kimseler olabileceği üzerinedir. 

    Kısaca özetlemek gerekirse Binbir Gündüz Masallarının baş karakteri Keşmir hükümdarı Turan Bey’in kızı Ferahnaz’dır. Ferahnaz güzel, güçlü, akıllı ve özgürlüğüne düşkün bir sultandır ve bir gün bir dişi geyiğin tuzağa düşmüş bir erkek geyiği kurtardığı, fakat dişi geyik tuzağa düştüğünde ise erkeğin onu ölüme terk ettiği bir rüya görmüştür. Masal bu ya bu rüyanın üzerine Ferahnaz, erkeklerin tümünün hain olduğuna kanaat getirmiştir. Ve ömrü boyunca hiçbir erkeğe güvenmemeye ve asla evlenmemeye karar vermiştir. Ve bu kararının ardından Ferahnaz, babası Turan Bey’e de kendisi onaylamadığı sürece onu evlendirmek için hiçbir hamle yapmayacağına dair yemin ettirmiştir. İşte bu ahvalde güzel, zeki, becerikli ve akıllı Ferahnaz Sultan, bütün evlilik tekliflerini reddetmeye başlamıştır. Lakin Ferahnaz atıyla avlanmaya her çıkışında onu görenler ona divane olmakta, hatta bir kısmı yataklara düşüp ölmektedir. Ne kadar insan Ferahnaz’a aşık olursa olsun, Ferahnaz kimsenin aşkına ve sadakatine asla inanmamayı sürdürdükçe babası Turan Bey, duruma üzülmeye başlamış ve bu duruma bir çözüm aramaya koyulmuştur. Ettiği yeminle bağlı olan Turan Bey’in aslında yapacak pek bir şeyi de yoktur. Hikayenin bu noktasında Turan Bey çözümü Ferahnaz’ın dadısıyla birlikte yaptıkları bir planda bulmuştur. Plan şudur: O günden tezi yok dadısı, Ferahnaz’a erkeklerin de vefalı olabileceğini gösteren hikayeler anlatacak ve ona bütün erkeklerin hain olmadığını göstermeye çalışacaktır. İşte Binbir Gündüz Masallarının çerçeve hikayesi bu biçimdedir ve bunu birbiri ardına sıralanan hikayeler izler.

    Bu hikayeler yaygın olarak hamamda anlatılırlar ve genel itibariyle vefalı, yardımsever, sadık, onurlu, cömert ve iyi kalpli erkeklerin ve aşıkların hikayeleridir. Fakat benim bu yazıda asıl odaklanmak istediğim şey bu metinlerde erkeklerin değil, kadınların bulunduğu konum meselesidir. İşte tam bu noktada Binbir Gündüz Masalları pek çok açıdan başka masal külliyatlarından oldukça farklıdır. Zira Binbir Gündüz Masallarında kötücül veya edilgen kadın arketipi yerine bambaşka kadın tasvirleri vardır. Binbir Gündüz Masallarındaki kadınlar cesur, bilge, adil sadık, iyi kalpli, oldukça akıllı ve birçok örnekte erkekleri çok zor durumlardan kurtaran kişilerdir. Tam da bu özellikleri ile Binbir Gündüz Masallarının kadın karakterleri, Binbir Gece Masallarının karakterize ettiği kötücül olmakla kadın olmayı eşitleyen konumdan oldukça uzaktadır. Bu noktada elbette Binbir Gündüz Masalları bir feminist ütopyadır falan diyemeyiz. Fakat bu anlatıların yaratıldığı tarihi atmosfer de gözetildiğinde bu külliyatın çok güçlü feminist nüveler taşıdığı da reddedilemez.

    İşte tam da buradan hareketle şu soru çıkıyor karşımıza: Peki ya kim anlattı Binbir Gündüz Masallarını? Buna dair kesin bir hüküm vermek elbette mümkün değil, çünkü masal kadar kadim bir tür için bu neredeyse imkansızdır. Ama elimizde güçlü bir kadın kahramanın etrafında dönen ve içinde pek çok güçlü kadın karakter barındıran bir anlatı var. Tam da bu yüzden içindeki kadın düşmanlığından hareketle Binbir Gece Masalları büyük ihtimalle erkekler tarafından yaratıldı ve anlatıldı diyebiliyorsak, aynı akıl yürütmeyi Binbir Gündüz Masalları için de yapabiliriz. Tam da bu akıl yürütme ile Binbir Gündüz Masallarının belki de Binbir Gece Masallarının mizojinisine bir karşıtlık olarak kadınlar tarafından yaratılmış ve anlatılagelmiş kadim metinler olduğu da düşünülebilir. Zira bu masalların bilhassa hamam gibi kadınların sosyalleşme alanlarının başında yer alan bir mekanda anlatılması da bunu destekler nitelikte.

    Buradan hareketle masalların cinsiyetçi evrenlerinin içinde bir ateş böceği gibi seçilen Binbir Gündüz Masalları,  edebiyat tarihini yazan erkeklerin yok sayma çabalarına rağmen bir şekilde kendini bugüne taşımış kadim bir kadın anlatısı olarak ele alınmayı fazlasıyla hak ediyor. Fakat Binbir Gündüz Masallarının en etkileyici tarafı ise yüzyıllar önce dahi kadınların kendi özgür alanlarını, kendi edebiyatlarını ve kendi hikayelerini anlatmış olmaları. Tarih yazmasa da çok yakın tarihlere kadar yazıya geçirilmese de ve hatta bugün dahi bilinmezliğe itilmiş olsa da Binbir Gündüz Masalları, bazen bir fısıltı bazen bir çığlıkmışçasına hala kadınların gökyüzünde yankılanmayı sürdürüyor. Tam da bu yüzden Ferahnaz’ı 21. yüzyıla taşımak ve hatırlatmak, kadınların tarihini gün yüzüne çıkarmak ve bu günün mor bayrağına rüzgar devşirmek manasına da geliyor. Çünkü Ferahnaz, hepimize başka bir Şehrazat’ın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Tıpkı başka bir dünyanın da mümkün olduğu gibi.

    İşte bundan mütevellit Adem ile Lilith’ten bugüne süren bu savaşta patriyarkanın olmadığı bir dünyayı hayal edip ve o hayali gerçek kılmak için vuruşan ve her gün feminist mücadeleyi kuşanıp isyanın sesinde yeni ve gerçek masallar anlatan bizler, belki de yalnızca Lilith’in kızları değiliz. Belki de her birimiz Lilith’in kızları olduğumuz kadar da başka bir Şehrazat’ın yani Ferahnaz’ın kız kardeşleriyizdir. Ve belki de hepimiz Binbir Gece Masallarının kadın düşmanlığının karşısında Binbir Gündüz Masallarını anlatan, ismini tarihin yazmaya dahi lütfetmediği ama yok etmeyi de başaramadığı, o masal anlatıcısı kadınların büyük büyük torunlarıyızdır. 

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    Lozan Antlaşması’nın paradigması

    24 Temmuz 2026

    Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

    23 Temmuz 2026

    Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

    22 Temmuz 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Asya Erdal

    Lilith ile Adem’in savaşının ‘’Binbir Gecesi’’ ve ‘’Binbir Gündüzü’’

    Toros Korkmaz

    Lozan Antlaşması’nın paradigması

    Mehmet Murat Yıldırım

    Türkiye’nin ayrıştırıcı gücü: CHP

    Ömer Bölüm

    Bir cezaevi sevki değil, hukukun sessizliği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Özgür Müftüoğlu

    Neden KESK ?

    Bedri Tekin

    SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

    Fehim Taştekin

    Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

    Cengiz Çiçek

    DEM Parti Kongresi’ne Giderken (4) – Yeniden yapılanmanın toplumsal perspektifi: Komün

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    Özel sektör öğretmenlerinin direnişinde önemli kazanım: Bakanlık masayı kuruyor

    25 Temmuz 2026

    Doruk Madencilik’te işçilerin kararlı direnişi kazandı: Brikmiş alacaklar ödendi

    24 Temmuz 2026

    Çapa Tıp Fakültesi’nde işten çıkarılan işçilerin nöbeti 15’inci gününde

    24 Temmuz 2026
    KADIN

    AKP iktidarında kadın hakları ve can güvenliği raporu: Binlerce kadın katledildi

    22 Temmuz 2026

    Cezaevi izninde vahşet: Antep’te cezaevinden izinli çıkan şahıs, boşandığı kadını katledip intihar etti!

    13 Temmuz 2026

    KCDP 2026 ilk yarı raporunu açıkladı: 150 kadın katledildi, 151 şüpheli ölüm var!

    13 Temmuz 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.