Kolombiya’da yarım asrı aşkın süren silahlı çatışmaların ardından 2016 yılında imzalanan barış anlaşmasıyla FARC-EP (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu) yeni bir döneme girdi. Ancak barış süreci, eski gerillalar için ne güvenli ne de sorunsuz bir siyasi yaşama geçiş anlamına geldi. Eski FARC komutanlarından Lida Ortiz, gerilla saflarındaki yıllarını, barış sürecinin eksikliklerini, siyasi mücadeleye geçişin yarattığı sorunları ve Kolombiya’nın bugünkü siyasal tablosunu Radio Résistance’e anlattı. Siyasi Haber için Türkçeye çevirdiğimiz röportajda Ortiz, barışın ancak toplumsal adalet, demokratik güvenceler ve kolektif örgütlenmelerin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini vurguluyor.
Radio Résistance’in 2025 sonbaharında, FARC-EP’in eski komutanlarından ve bugün İsviçre’de sürgünde yaşayan Lida Ortiz (Amanda Ríos) ile gerçekleştirdiği iki bölümlük röportajı, bütünlüğü korunarak tek metin halinde yayımlıyoruz. Ortiz, FARC’a katılışından Kolombiya barış sürecine, siyasi mücadeleye geçiş deneyiminden Gustavo Petro hükümetine kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulunuyor.
Üniversiteden gerilla kamplarına
Lida Ortiz’in FARC’la yolları 2000 yılında, Cali’deki Universidad del Valle’de öğrenciyken kesişti. O dönem öğrenci hareketi içerisinde aktif olarak yer alan Ortiz ve arkadaşları, üniversite öğrencilerinin hakları için mücadele ediyor, işçi mahalleleriyle dayanışma ilişkileri kuruyordu. Bu çalışmalar kısa süre içerisinde FARC’ın da dikkatini çekti.
Ortiz, ilk başlarda FARC’a mesafeli yaklaştığını anlatıyor. Kolombiya’da FARC hakkında dolaşan resmi söylem, örgütü yalnızca askeri bir yapı olarak tanıtıyordu. Ancak bir FARC kampını ziyaret ettiğinde bakış açısı tamamen değişmiş.
“Gerilla kampında kendimi büyük bir ailenin parçası gibi hissettim. Herkes ortak bir amaç için yaşıyor, birlikte üretiyor ve birlikte mücadele ediyordu. Özellikle kadınların örgüt içerisindeki güçlü konumu beni çok etkiledi.”
Artan siyasi baskılar, paramiliter tehditler ve öğrenci hareketine yönelik devlet baskısı sonucunda 2002 yılında FARC’a katılma kararı alan Ortiz, gerilla saflarında 14 yıl geçirdi.
FARC kamplarında gündelik yaşam
Ortiz’e göre gerilla yaşamı, disiplinli ve kolektif bir örgütlenmeye dayanıyordu. Gün sabahın erken saatlerinde başlıyor, haberler birlikte değerlendiriliyor, siyasi eğitim çalışmaları yürütülüyor ve savaşın koşullarına göre günlük görevler belirleniyordu.
Marksizm-Leninizm eğitimlerinden siyasi tartışmalara kadar pek çok başlık günlük yaşamın bir parçasıydı. Bununla birlikte askeri disiplin ve hiyerarşi de yaşamın önemli unsurlarındandı.
“Üniversitede felsefe ve tarih okumuştum. Her şeyi sorgulamaya alışkındım. Gerilla yaşamında ise askeri disiplin gereği bazı kararları sorgulamadan uygulamak gerekiyordu. Bu benim için en zor alışma süreçlerinden biriydi.”
Neden silah bırakıldı?
Ortiz, FARC’ın silah bırakma kararının yalnızca askeri koşullarla açıklanamayacağını vurguluyor. FARC’ın kuruluşundan itibaren farklı dönemlerde barış görüşmeleri yürütmeye çalıştığını ve siyasi çözüm arayışını hiçbir zaman terk etmediğini ifade ediyor.
ABD destekli “Plan Colombia” kapsamında gerçekleştirilen yoğun bombardımanlar ve savaşın giderek yıkıcı hale gelmesi, ne devletin ne de FARC’ın askeri olarak kesin bir zafer elde edebileceğini ortaya koydu.
“Bu savaşın kazananı olmayacaktı. Daha fazla ölüm ve yıkımdan başka bir sonuç üretmiyordu.”
Ortiz’e göre FARC’ın temel hedefi hiçbir zaman yalnızca silahlı mücadele yürütmek olmadı. Asıl amaç, Kolombiya’da demokratik siyasal alanın genişletilmesi ve toplumsal dönüşümün önünün açılmasıydı.
Barış anlaşmasının beş temel maddesi
2016 yılında imzalanan barış anlaşması beş temel başlıktan oluşuyordu:
- Kapsamlı tarım reformu,
- Demokratik siyasal katılımın güvence altına alınması,
- Eski gerillaların sivil yaşama geçiş sürecinin düzenlenmesi,
- Uyuşturucu politikalarının yeniden yapılandırılması,
- Geçiş dönemi adaleti ve çatışma mağdurlarının haklarının güvence altına alınması.
Ancak referandum sürecinde aşırı sağın yürüttüğü kampanyalar sonucunda anlaşmanın önemli bölümleri budandı. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği ve geçiş dönemi adaletine ilişkin maddeler ciddi biçimde zayıflatıldı.
Silah bırakmak mı, demobilizasyon mu?
Ortiz, barış sürecinin en büyük sorunlarından birinin eski FARC üyelerinin kolektif yapılarının korunamaması olduğunu belirtiyor.
“Bize bunun klasik anlamda bir demobilizasyon olmayacağı söylenmişti. Oysa pratikte tam olarak bu yaşandı.”
Silahların Birleşmiş Milletler’e teslim edilmesinin ardından eritilmesi ve eski gerillaların bireysel olarak kapitalist yaşamın içerisine bırakılması, Ortiz’e göre sürecin en büyük eksikliklerinden biri oldu.
Yaklaşık 500 eski FARC üyesi öldürüldü
Barış anlaşmasının imzalanmasının ardından yüzlerce eski FARC üyesi suikast sonucu yaşamını yitirdi.
“Bugüne kadar yaklaşık 500 eski FARC üyesi öldürüldü. Bu sayı bile barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermeye yetiyor.”
Ortiz, barış anlaşmasının uygulanmasında özellikle aşırı sağ hükümetler döneminde ciddi sorunlar yaşandığını ve eski gerillaların hâlâ paramiliter grupların hedefinde olduğunu söylüyor.
Kooperatifler yeni yaşamın omurgasını oluşturuyor
Bugün eski FARC üyelerinin önemli bir bölümü Ecomun isimli kooperatifler aracılığıyla kolektif üretim faaliyetlerini sürdürüyor.
Kahve üretimi, tekstil atölyeleri, hayvancılık ve çeşitli üretim kooperatifleri, eski gerillaların toplumsal yaşama birlikte katılmalarını sağlıyor. Ortiz’e göre bu deneyim, barış sürecinin en önemli kazanımlarından biri.
“Bugün hâlâ gelecekteki toplumsal dönüşümün nüvelerini bu kolektif yapılarda görüyorum.”
“Silahlı mücadeleyi artık doğru bir yol olarak görmüyorum”
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Ortiz’in günümüzde silahlı mücadeleye ilişkin değerlendirmeleri.
Ortiz, bugün kendisini FARC geleneğinin devamı olarak tanımlayan bazı silahlı yapıların önemli ölçüde uyuşturucu ekonomisiyle iç içe geçtiğini ve tarihsel FARC deneyiminden uzaklaştığını belirtiyor.
“Kapitalizm savaşı da yozlaştırdı. Bugün savaş başlı başına bir ekonomik faaliyet alanına dönüşmüş durumda.”
Bu nedenle silahlı mücadelenin günümüz koşullarında devrimci siyasal dönüşümün aracı olmadığını savunan Ortiz, çözümün demokratik siyasal mücadele ve barış süreçlerinin güçlendirilmesinden geçtiğini ifade ediyor.
Gustavo Petro ve “Topyekûn Barış”
Ortiz, Gustavo Petro hükümetinin iktidara gelişini uzun yıllara yayılan toplumsal mücadelelerin bir sonucu olarak değerlendiriyor. Sosyal reform girişimlerini olumlu bulmakla birlikte, bütün silahlı aktörlerle aynı anda müzakere yürütülmesinin çeşitli zorluklar yarattığını düşünüyor.
Avrupa’ya dayanışma çağrısı
Röportajın sonunda Avrupa kamuoyuna seslenen Ortiz, Kolombiya’daki barış sürecinin uluslararası dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
“Eski savaşçılar bugün barışın aktif savunucuları olabilir.”
Yerli halkların, köylü hareketlerinin ve eski gerillaların yürüttüğü toplumsal mücadelelere destek çağrısı yapan Ortiz, Avrupa’da sürgünde yaşayan Kolombiyalıların da barış mücadelesinin önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor.
Kaynak: Radio Résistance (2025 Sonbaharı)
Çeviri ve editörlük: Siyasi Haber
