Close Menu
Siyasi HaberSiyasi Haber

    Subscribe to Updates

    Get the latest creative news from FooBar about art, design and business.

    What's Hot

    Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

    27 Eylül 2026

    Baba Nizamettin Kabaiş: “Gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar”

    27 Eylül 2026

    17 yıldır adalet bekleyen Ceylan Önkol dosyası için çağrı: “Faili meçhul suçları araştırma daire başkanlığı gündemine almalı”

    27 Eylül 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    • Güncel
      • Ekonomi
      • Politika
      • Dış Haberler
        • Dünya
      • Emek
      • Kadın
      • LGBTİ+
      • Gençlik
      • Ekoloji ve Kent
      • Haklar ve özgürlükler
        • Halklar ve İnançlar
        • Göçmen
        • Çocuk
        • Engelli Hakları
      • Yaşam
        • Eğitim
        • Sağlık
        • Kültür Sanat
        • Bilim Teknoloji
    • Yazılar

      Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

      27 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

      26 Eylül 2026

      Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

      25 Eylül 2026

      Öfkenin filozofu Fanon -1- Öfkeyi hatırlamak

      24 Eylül 2026
    • Seçtiklerimiz

      “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

      21 Eylül 2026

      COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

      20 Eylül 2026

      Bunun adı cadı avı

      17 Eylül 2026

      Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

      15 Eylül 2026

      Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

      10 Eylül 2026
    • Röportaj/Söyleşiler

      DEM Partili Özgül Saki: “Hiçbir toplumsal kesim güvende değil”

      22 Eylül 2026

      NAZA’nın yönetmenleri: Gazze’de yaşananlara dair hâlâ büyük bir inkâr söz konusu

      14 Eylül 2026

      Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek

      17 Ağustos 2026

      Dr. Toros Korkmaz: “Çerçeve yasa çözüm için hukuksal zemin oluşturabilir”

      6 Ağustos 2026

      Eski FARC komutanı Lida Ortiz: “Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş, silah bırakmaktan çok daha zor”

      20 Temmuz 2026
    • Dosyalar
      • “Süreç” ve Sol
      • 30 Mart Kızıldere Direnişi
      • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2022
      • AKP-MHP iktidar blokunun Kürt politikası
      • Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
      • Ekim Devrimi 103 yaşında!
      • Endüstri 4.0 üzerine yazılar
      • HDK-HDP Tartışmaları
      • Kaypakkaya’nın tarihsel mirası
      • Ölümünün 69. yılında Josef Stalin
      • Mustafa Kahya’nın anısına
    • Çeviriler
    • Arşiv
    Siyasi HaberSiyasi Haber
    Anasayfa » 15-16 Haziran’ın öğrettiği: Başka bir sendikacılık mümkün!

    15-16 Haziran’ın öğrettiği: Başka bir sendikacılık mümkün!

    AZİZ ÇELİK BirGün için yazdı: 15-16 Haziran’a aşılması imkânsız bir destan ve nostalji olarak bakmak doğru değil. Asıl mesele dünün görkemli dayanışma ruhundan ders çıkararak, bugünün parçalı işçi direnişlerini ortak bir mücadele hattında birleştirmektir. 15-16 Haziran bize bugün nasıl bir sendikacılık yapılması gerektiğini konusunda eşsiz bir örnek sunuyor.
    Aziz Çelik15 Haziran 2026
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
    Share
    Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

    Bugün 15 Haziran, Türkiye tarihinin en büyük işçi direnişlerinden birinin, 15-16 Haziran 1970’te DİSK tarafından gerçekleştirilen görkemli işçi direnişinin yıl dönümü. Sendika seçme özgürlüğü ile DİSK’i ve sınıf sendikacılığını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir yasa değişikliğine karşı görkemli bir itirazın yıl dönümü. Her büyük toplumsal ve siyasal olayda olduğu gibi 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde de hem anma hem değerlendirme yapılır. Ben de bugün, 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde emek hareketinin durumunu ele almak istiyorum. Eylemin öyküsünü anlatmayacağım. Bu konuda en kapsamlı ve doğru kaynak, Zafer Aydın tarafından kaleme alınan İşçilerin Haziranı (2020) kitabıdır. Konunun meraklısına bu kitabı şiddetle tavsiye ederim. Kritik tarihsel olayları doğru kaynaklardan öğrenmek önemlidir. Ben bu yazıda, 15-16 Haziran’a bugünden bakmaya ve dersler çıkarmaya çalışacağım.

    Yol gösterici bir deneyim

    Önce yöntemsel birkaç hatırlatma yapmakta yarar var. Her tarihsel olay kendi koşulları içinde ele alınmalıdır. Duraklama ve gerileme dönemlerinde geçmişteki görkemli eylemlere öykünme ve nostaljiye sık rastlanır. Dahası, bir daha neden böyle bir “altın çağ” yaşanmadığı gibi yakınmalar ve dövünmeler ortaya çıkar. Bunun bir yanılsama olduğunu düşünüyorum. Her dönemin ve mekânın koşulları kendine özgüdür ve tekrarlanamaz. Bu örneklerden sadece ders çıkarılır, deneyimden ilham alınır ve yeni döneme, yeni mekâna uygulanır. 15-16 Haziran, sanayi işçiliğinin şafağında ortaya çıkmış, o tarihin ve mekânın ürünü olan görkemli bir işçi eylemiydi.

    Öncü ve ayırt ediciydi, bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açtı. Emek hareketindeki yükselişinin habercisiydi ve yol gösterici oldu. Daha sonra 1976 DGM Direnişi, 1978 Faşizme İhtar Eylemi, 1989 Bahar Eylemleri, 2010 Tekel Direnişi ve 2015 Metal Fırtına, görkemli emek eylemleri olarak tarihe geçti. 15-16 Haziran, bu sürecin en önemli dönemeç noktası, başlangıcıydı. Bugün görkemli eylemlerin epeyce uzağındayız.

    Görkemli tarihsel olayları birer destan olarak değil, ortaya çıktıkları koşullarla birlikte ele almak lazım. Tarihin, güncel ihtiyaçlara göre yeniden yazımı büyük bir tehlikedir. Bu durum, olmadık beklentiler ve çarpık bir tarih bilinci yaratır. Fransız tarihçi Lissagaray’ın dediği gibi: “Halka devrimci efsaneler anlatanlar, onu duygusal öykülerle avutanlar, denizciler için uydurma haritalar çizen coğrafyacılar kadar ağır bir suç işlemiş olurlar.” 15-16 Haziran ve diğer sosyal eylemler konusunda da bu hatadan kaçınmak gerekir. Geçmişin başarısı kadar eksik ve hatalarını da anlamak lazım. Tarihi bugünün veya kendi ihtiyaçlarına göre yeniden kurgulayanlar uydurma haritalar çizen coğrafyacılar kadar tehlikelidir.

    Türkiye kapitalizminin şafağı

    15-16 Haziran, Türkiye kapitalizminin şafağında ortaya çıkmış İstanbul-Kocaeli eksenli bir sanayi işçisi hareketiydi. O dönemde imalat sanayisi işçileri bu bölgede yoğunlaşmıştı ve DİSK’in örgütlülüğü de esasen buradaydı. Bu iki kent, Türkiye’de kapitalizmin doğuşu ve yükselişinin beşiği oldu. Sanayi, yaşam alanlarıyla iç içeydi ve şehrin göbeğindeydi. Levent’te, Topkapı’da, Kadıköy’de, Kartal’da ve Çayırova’da şehirle bütünleşmiş fabrikalar vardı. Bu durum, direnişin toplumsal etkisini ve görünürlüğünü artırdı.

    Türkiye işçi sınıfının tarih sahnesine çıkışı bu mekânda gerçekleşti. Örneğin, Harem-Gebze minibüs hattı ile Haydarpaşa-Adapazarı banliyö tren hattı, işçilerin evleriyle fabrikalar arasındaki ana erişim güzergâhıydı. Ancak günümüzde, bir yandan hizmet sektörünün yükselmesi diğer yandan sanayisizleşme ile birlikte bu mekânlardaki sanayi işçisi ağırlığı azaldı ve sanayi çevre bölgelere kaydı. Bu güzergâhlarda yine işçiler var ama bu kez plazalarda çalışan hizmet sektörü işçileri var. Her iki kent de ücretlilerin, yani işçi sınıfının en güçlü olduğu kentler olmaya devam ediyor. Ancak sanayi işçiliğinin ve sendikal hareketin eski gücünde olmadığını kabul etmek gerekir.

    Günümüzde kent içi sanayi havzaları ortadan kalktı. Bunların yerini yeni ücretliler, hizmet sektörü çalışanları aldı. Bu kesimler işçi sınıfının bir parçası olmakla birlikte sanayi işçilerinden farklı özelliklere sahipler. Evet ücretliler, evet işçiler. Ancak çalışma ilişkilerinin özü aynı kalsa da zarf değişti. Ücretli çalışanların bileşimi, davranışları, yaşayışları ve beklentileri farklılaştı. Dün 15-16 Haziran’ın gerçekleştiği mekânlar bugün farklı sınıf deneyimlerine tanıklık ediyor. Bunu dikkate almaksızın üretilecek sınıf nostaljisi, yalnızca hayal kırıklığı yaratır.

    15-16 Haziran, Türkiye emek hareketinin 1960’larda başlayan tırmanışının zirvelerinden biriydi. Bir savunma veya geriye çekilme değil, ileri doğru bir atılımdı. Günümüzde ise bir yandan nicel ve nitel olarak zayıflamış bir sendikal hareketle, öte yandan gerileyen sendikal haklarla yüz yüzeyiz. 15-16 Haziran’ın üzerinden geçen yarım yüzyıldan fazla zaman, iklimi oldukça değiştirdi. Örgütlü emek hareketinin üzerinden küresel olarak neoliberalizm, Türkiye özelinde ise 24 Ocak kararları ve 12 Eylül darbesi adeta bir silindir gibi geçti. Bu karşı devrim dalgası bambaşka koşullar yarattı. 15-16 Haziran’ı bu koşullar içinde yeniden anlamak güne uygun biçimde örnek almak için şarttır.

    Zayıflayan sendikacılık

    15-16 Haziran direnişi, 1961 Anayasası ve 274 sayılı Sendikalar Kanunu ile sağlanan hakları ve güçlenen sınıf sendikacılığını ortadan kaldırma ve sendika seçme özgürlüğünü yok etme girişimine karşı verilmiş güçlü bir yanıttı. Hedef DİSK’ti, ancak DİSK’le birlikte sınıf sendikacılığının ta kendisiydi. Bugün sendikal hak ve özgürlükler, o günlerden çok daha geridedir. 15-16 Haziran’a sebep olan yasa ile getirilmek istenen sendikal barajlar, nihayet 12 Eylül darbesi sonrasında uygulandı. Bugün baraj oranları düşürülmüş olsa da işkolu barajı, sendikal mücadelenin önündeki en büyük engellerden biridir. Bunun yanında işyeri ve işletme barajları ile anti-demokratik toplu iş sözleşmesi yetki sistemleri, sendikaların ve işçilerin önünde devasa engeller oluşturuyor. 15-16 Haziran’da fiili ve meşru mücadele çizgisiyle kısmi bir genel grev gerçekleştiren işçiler, bugün “grev erteleme” adı altındaki fiili yasaklar nedeniyle grev hakkını etkin biçimde kullanamıyor.

    Öte yandan sendikalaşmada da hem nicel hem nitel bir erime görülüyor. Günümüzde resmi sendikalaşma oranları yüzde 14-15 bandında açıklansa da gerçek resim çok daha kasvetlidir. Bu veri yalnızca “resmi” sendikalaşma oranıdır; kayıt dışı işçiler hesaba katılmamıştır. Ayrıca bu oran, büyük ölçüde kamu işçilerinin ağırlığı nedeniyle bu düzeydedir. Bakılması gereken asıl yer özel sektördür. Sendikalaşma oranlarıyla ilgili gözden kaçırılmaması gereken en hayati husus ise toplu iş sözleşmesi kapsamıdır. Çünkü işçiye gerçek sendikal koruma, toplu iş sözleşmesiyle sağlanır. Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısı, sendikalı işçi sayısının çok daha altındadır. Özel sektörde bu oran yüzde 4-5 civarına kadar düşmektedir.

    Yeni zamanlar, yeni direnişler

    15-16 Haziran direnişi, kitlesel niteliğiyle farklı iş kollarından binlerce işçiyi yan yana getirebilmişti. Bugün de birçok yerde mevzii işçi mücadeleleri sürüyor fakat bu mücadeleler parçalı bir hatta ilerliyor. Bu durum, “Türkiye’de emek hareketi neden 15-16 Haziran gibi bir genel eylem veya genel grev çizgisine ulaşamıyor?” türünden sorulara ve yakınmalara yol açıyor.

    15-16 Haziran büyük ve tarihi önemi tartışılmaz bir işçi eylemidir. Ancak onun da sınırlılıklarını da görmek gerekir. Bölgesel bir eylemdi ve işçi sınıfının belirli bir bölümü ile sınırlıydı. Kısmi bir genel eylem niteliğindeydi. Topyekûn genel grev örnekleri, dünya tarihinde dahi oldukça sınırlıdır. Bu nedenle, özellikle günümüzün çalışma koşullarında topyekûn bir genel grev ve direniş beklentisi gerçekçi ve olanaklı değildir. Önemli olan, ülkenin dört bir yanına dağılmış çok sayıdaki tekil eylemi ortak bir mücadele hattında birleştirebilmektir.

    Şu an halihazırda çok sayıda mevzii eylem var. İhtiyaç duyulan şey; bu eylemlere öncülük edecek, güven verecek cesur bir sendikal irade ve odaktır. Bölünmüş, sessizliğe gömülmüş ve kendi içinde rekabet eden değil; dayanışma bilincine sahip bir emek hareketine ihtiyaç vardır. Tarihsel olaylar kendi koşulları içinde doğar. İhtiyaç, 15-16 Haziran’ın bir tekrarını beklemek değil; günümüzün dinamiklerine uygun yeni emek mücadeleleri yaratmaktır. Bugün süren tekil işçi eylemleri yol göstericidir ve mücadelenin nasıl örülmesi gerektiğini göstermektedir.

    Sendikacılık nasıl yapılır?

    15-16 Haziran’ın belki de en önemli dersi sendikal mücadelenin nasıl yapılması gerektiğidir. DİSK yönetimi ve kadroları devasa bir eylemi örgütlemiş ve öncülük etmişti. Burada, başlangıçtaki sendikal irade ve kararlılık önemliydi. Gerisi geldi ve hatta zaman zaman sendikal iradeyi de aştı.

    Bugün görkemli eylemler yok ancak çok sayıda işçi direnişi ve protestosu var. Son dönemde birçok kentte ve işçi havzasında irili ufaklı işçi eylemleri patlak veriyor. Bu eylemlere öncülük edenler çok ağır baskılarla karşılaşıyor. Fakat maalesef, bu eylemlerle ve eylemi omuzlayanlarla güçlü bir dayanışma örülemiyor.

    Hak arama eylemlerine yönelik baskılar her dönem var olmuştur, bunlar şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı ve üzücü olan, bu baskılar karşısında etkin bir sendikal dayanışmanın kurulamamasıdır. Meselenin özü tam olarak buradadır. Özellikle ana akım sendikalar bu konuda pasif bir izleyici konumunda kalmayı tercih ediyor. Oysa ülkenin dört bir yanındaki bu direnişler, sendikacılığın masa başında değil sahada nasıl yapılması gerektiğini gösteriyor. Mevcut sendikal statükonun bu çığlığa karşı sessiz ve ilgisiz kalması son derece manidardır.

    15-16 Haziran’ın kendisi, her şeyden önce dev bir dayanışma eylemiydi. Farklı iş kollarındaki, hatta farklı konfederasyonlara üye işçiler omuz omuza vermişti. Gençler ve öğrenciler, işçilerle dayanışma içindeydi. Bugün sendikal hareketin, bu dayanışma ruhuna yeniden ihtiyacı vardır.

    Bugün 15-16 Haziran’ı değerlendiren bizler, sadece 15-16 Haziran’ın değil, aradan geçen onca zamanın bilgisine de sahibiz. 15-16 Haziran’ı veya benzeri büyük toplumsal eylemleri, tam da bu teorik farkındalık ve tarihsel bilinçle değerlendirmek gerekir. Geçmişi tekrar etmeye çalışmak değil, ondan esinlenmek, bugünün diliyle yeniden tercüme etmek ve ondan ders çıkarmak zorundayız. Üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçen 15-16 Haziran’a, aşılması imkânsız bir destan veya bir nostalji olarak bakmak yerine, günümüz koşullarına uygun yeni hak arama biçimleri oluşturmak için bir referans, bir okul, eşsiz bir deneyim olarak görmek gerekir. Bugün yurdun çeşitli yerlerinde filizlenen sayısız işçi direnişi, kuşkusuz bir 15-16 Haziran görkemine sahip değil. Ancak o küçük direnişler, bize gerçek sendikal mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini öğretiyor.

    Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email

    İlgili İçerikler

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    21 Eylül 2026

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    20 Eylül 2026

    A101 Genel Merkezi önünde işçi eylemi: “İşçinin suyu ve yemeği üzerinden kâr hesabı yapılmaz!”

    17 Eylül 2026
    Destek Ol
    Yazılar
    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -4- Devrimci sınıf ya da devrimci özneye bakışı

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -3- İçindeki köleyi öldürmek

    İsa Can Artar

    Şimdi ne olacak? Berlin seçimlerinden sonra birkaç not ve Sahra Wagenknecht

    Volkan Yaraşır

    Öfkenin filozofu Fanon -2- Efendi-köle diyalektiği

    Bağlantıda Kalın
    • Facebook
    • Twitter
    Seçtiklerimiz
    Ercüment Çervatoğlu

    “Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim”

    Ümit Akçay

    COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

    Ohannes Kılıçdağı

    Bunun adı cadı avı

    Musa Özuğurlu

    Sürecin dili, Hatimoğulları’nın rolü

    Güncel Kalın

    E Bültene üye olun gündemden ilk siz haberdar olun.

    Siyasi Haber, “tarafsız” değil “nesnel” olmayı esas alır. Siyasi Haber, işçi ve emekçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, doğa ve yaşam savunucuları, ezilen etnik ve inançsal topluluklardan yanadır.

    Devletten ve sermayeden bağımsızdır.

    Facebook X (Twitter) Instagram YouTube Bluesky
    EMEK

    İş cinayeti: 17 yaşındaki MESEM’li motokurye hayatını kaybetti

    27 Eylül 2026

    BİM işçisi anlatıyor: “Beni zorla işten çıkardılar, Kod 46’dan çıkışımı verdiler”

    24 Eylül 2026

    “Güç bizimle olsun”: Karanlık çağda devrimci kitle siyaseti

    23 Eylül 2026
    KADIN

    Bir günde 2 kadın katledildi

    25 Eylül 2026

    Erkek şiddeti durmuyor: Sakarya, Konya ve Hatay’da 3 kadın katledildi!

    21 Eylül 2026

    Ayşe Tokyaz’ı katleden eski polis Cemil Koç’a ağırlaştırılmış müebbet

    9 Eylül 2026
    © 2026 Siyasi Haber. Designed by Fikir Meclisi.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.